EFRÎN

Erdoğan, söylediği şeylerin yalan olduğu tüm dünya bildiği halde yalan üretme politikaları sürdürüyor, tüm dünyanın da yalanlarına inanmasını istiyor. Son dönemde ise Kuzey ve Doğu Suriye’yi ‘kurtarmak’ ve Kürt halkını ‘korumak’ ile tehdit ediyor. Ancak, yine aynı iddialarla işgal ettiği Efrîn’de yaşananlar, Türk devletinin ve Erdoğan’ın gerçek niyetini açıkça gösteriyor.

Bu açıklamaların aynısını Erdoğan, Efrîn için yapmış ve kendi literatüründe gerçek tercümesi işgal olan ‘kurtuluş’ ve soykırım ile göç ettirme anlamına gelen ‘korumak’ sözlerini sarf etmişti. Ancak, işgal sonrası asıl amaç gün yüzü gibi ortaya çıkmıştı. İşgalci Türk devletinin ordusu ve çeteleri Efrîn halkına yönelik tüm insanlık dışı uygulamaları gerçekleştirdi. Bu haberde, Türk işgal güçleri ve çetelerinin ‘kurtardık’ dediği Efrîn’de yaşanan insanlık dışı uygulamaların ve zulmün bazı örneklerini veriyoruz.

Soykırım, kaçırmalar ve göç ettirmeler

İşgalci Türk ordusu ve çeteleri, savaş uçakları başta olmak üzere tüm askeri tekniğini kullanarak Efrîn’e saldırdı. Bu saldırılarda tespit edilebilen 12 toplu katliam olayı yaşandı. Cizre Bölgesi İnsan Hakları Örgütü, Dünya Kobanê Günü ve İnsan Hakları Günü vesilesiyle geçtiğimiz yıl düzenlediği bir toplantıda, Türk ordusunun bombardımanları ve saldırıları sonucu Efrîn’de 783 kişinin yaşamını yitirdiğini, işgal sonrasında ise 36’sı kadın, 54’ü çocuk 153 sivilin çeşitli şekillerde katledildiğini açıklamıştı.

Bununla birlikte işgal döneminde, toplamda tespit edilemeyenlerin haricinde toplamda 207 kadının katledildiği belgelendi.

Diğer yandan işgal sonrası aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu kaçırılan 3 bine yakın sivilin ise akıbeti halen bilinmiyor. Bölgede ayrıca işgalci Türk ordusu ve çetelerinin 55 tecavüz vakası da belgelendi.

Türk işgalciliğinin saldırılarından dolayı binlerce Efrînli, topraklarını terk etmek zorunda kalarak Şehba Kantonu’ndaki kamplara yerleşti.

Efrîn doğasının katli, altyapının yıkımı

İşgalci Türk ordusu Efrîn’deki evler, iş yerleri, sivil kurumların binaları, su ve elektrik kurumları, fırınlar, zeytin imalathaneleri, tarihi mekanları ve birçok yapıyı harabeye çevirdi.

Bununla da yetinmeyen Türk ordusu ve çeteleri binlerce zeytin ağacını kökünden söktü, geniş ormanlık alanları ateşe verdi. Tarihi mekanlardaki antik parçaları yağmalayarak Türkiye’deki kaçakçılara sattı.

Güven ve huzur yok!

Türk ordusu ve çeteleri, Efrîn’deki güvenli ve huzurlu ortamı da işgalle beraber ortadan kaldırdı. Kentte çeteler rahat bir şekilde sivillere ait evleri yağmalıyor, hırsızlık yapıyor. Buna karşın sivillerin yaşamına baskı ve kısıtlamaları dayatan işgalciler, halktan zorla haraç da alıyor. Bu da yetmezmiş gibi çeteler, halktan çaldıkları ve gasp ettikleri ‘ganimetler’ için birbiriyle çatışıyor, bu çatışmalarda yine siviller mağdur oluyor.

Demografik doku değiştiriliyor

Hazırlanan ve BM Güvenlik Konseyi’ne gönderilen raporlarda, Türkiye’nin Efrîn işgaliyle stratejik amacının bölgenin yerli halkını göç ettirip yerine çeteleri ve ailelerini yerleştirerek Efrîn’in demografik dokusunu değiştirmek.

Türk devleti, kentteki yerleşim yerleri, kurumlar ve meydanların isimlerini de Türkçeleştirerek, Türkçe kimlikler çıkararak, okullarda ve yaşamın her alanında Kürt’e ve Kürtçeye dair ne varsa ortadan kaldırarak demografi değiştirme politikalarını sürdürüyor.

Erdoğan’ın ‘kurtuluş’ ve Kürtleri ‘koruma’ sözlerini, burada belirtilenler az da olsa tanımlıyor. Bugün yine aynı sözleri tekrarlayarak dünyayı kandırmak istiyor.

(cj)

ANHA