HABER MERKEZİ

Dünya Ermeni Konferansı Temsilcisi Hamo Meskiva, bölge halklarının hep birlikte Türk devletinin işgal tehditlerine karşı duracağını söyledi.

Dünya Ermeni Konferansı Temsilcisi Hamo Meskivan, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal tehditlerine ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*Türk cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kürt, Arap, Ermeni, Süryani, Asuri halklarının yaşadığı Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditlerinin amacı nedir?

Osmanlı sultanı Abdulhamid, bölge halklarını katliamlardan geçirmişti. Özellikle 1896-1897’de 300 bin Ermeni yapılan saldırılarda katledilmişti. Erdoğan da kendisini Osmanlı devletinin yeni sultanı olarak gösteriyor. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Osmanlı’dan kopan Kuzey Suriye’yi ve Suriye topraklarını halen Osmanlı toprakları olarak görüyor ve artık bu toprakları yeniden almanın zamanının geldiğini düşünüyor. Bunun için de terör bahanesiyle, hep birlikte teröre karşı savaşan Kürt, Ermeni, Süryani ve Êzidileri yok etmeye çalışıyor.

*Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırmasında kimlerin çıkarı var?

Kuzey Suriye’nin işgal edilmesinde çıkarı olanlar, Türkiye’nin müttefiki olan ve DAİŞ ile İhvanı Müslimin’e destek veren kimi Arap ülkeleridir. İslam devleti kurulması için yıllarca DAİŞ’e yardım ettiler. Ayrıca Suriye rejimi, Rusya ve bazı batı devletleri de Erdoğan’ın bölgeye saldırarak, halka yönelik katliamlarla kendi çıkarlarını sağlamak istiyor. Ama Erdoğan saldırır ve bölgeyi işgal ederse, halkı katliamdan geçirecek ve herkes altında kalacaktır.

*Kuzey ve Doğu Suriye halkları 4 yıldır Uluslararası Koalisyonla birlikte DAİŞ’e karşı savaşıyor. Bu tehditlere karşı Koalisyon’dan beklenen nedir?

Maalesef Uluslararası Koalisyon’un niyeti hala bilinmiyor. Ancak artık karar vermesi ve bölgenin hava sahasını kapatmalıdır. Bölgeye yaptığım ziyaretlerde her kesimin yönetimde yer aldığını, kendi anadilinde eğitim gördüklerini, bölge halklarının eşitçe bir arada yaşadığını gördüm. Koalisyon da Türkiye’nin katliamlarını engellemek için ciddi bir tavır göstermelidir. Herkes Türkiye’nin birinci dünya savaşında bölgede Hristiyanları katletmek için çeteleri kullandığını biliyor.

*Türkiye’nin Suriye’de işgal ettiği Cerablus, Bab, Ezaz, İdlib ve son olarak da Efrîn gibi bölgelerde güvenlik yok. Buna göre Türkiye’nin istikrar sağladığını ya da istikrarsızlık getirdiğini düşünüyor musunuz?

Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Ermeni halkını soykırımdan geçirdi. Türkiye, başından bu yana bölgedeki istikrarsızlığın esas sebebidir. Avrupa ülkeleri şunu iyi bilmeli ki, Türkiye’nin binlerce ajanı Irak ve Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’da katliamlar yaptıktan sonra Almanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerine kaçtı. Bunun Avrupa’daki istikrarı darbelediğini, ölümlerin yaşandığını görüyoruz. Orta Asya’dan Ortadoğu’ya, oradan da Avrupa’ya kadar katliamlar gerçekleştiren bu ajanlar, rahat bir şekilde Avrupa ülkelerine gidiyor.

*Türk devletinin Cerablus, Bab ve Suriye’nin diğer bölgelerine yönelik saldırıları karşısında BM’nin sessiz kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Birleşmiş Milletler halklara uygulanan soykırım ve katliamlar karşısında her zaman sessiz kalmıştır. Soykırımlar gerçekleştikten sonra çıkıp açıklama yapıyorlar. BM’nin sessizliğini sürdürmesi, halklara yönelik soykırımların artmasına sebep oluyor.

*Osmanlı’nın soykırımına uğrayan Kuzey ve Doğu Suriye’deki Ermeni halkının, Türk devletinin bölgeye yönelik tehditleri karşısındaki tavrı nedir?

Ermeni halkı, birçok defa Türkiye ve çetelerinin soykırımlarına maruz kaldı. 1911 sayımına göre Türkiye’nin nüfusu 11 milyondu ve bunun 4 milyonu Ermeni’ydi. Ancak Birinci Dünya Savaşı sonrası Ermenilerin nüfusunda bir milyondan fazla bir azalma oldu. Bugün Kuzey Suriye’de Kürtler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Asuriler ve Êzidîler bir arada yaşıyoruz. Kuzey Suriye’yi iki defa ziyaret ettim ve tüm halklardan insanlarla bir araya geldim.

*Bu tehditler karşısında bölge halklarının yapması gereken nedir?

Bölge halkları, hep birlikte tehditlere karşı durmalı ve tarihi birliklerini oluşturmalıdırlar. Böylece 400 yıldır bölge halklarını köle olarak göre Türk devleti karşısında zaferlerini ilan edebilirler.

ANHA