Adı gibi özgürdü Azad Musa

Ülke topraklarını korumak onun için özgürlüğün olmazsa olmazıydı. Çünkü özgürlüğün, ülke toprağına, diline ve kültürüne bağlı olduğunu biliyordu. Bu inançla devrim saflarına katılan Azad Musa, özgürlük ve ülke topraklarını savunmak uğruna şehadete kadar mücadele etti.

Özgürlük yaşamın en büyük gerekliliği ve isteğidir, özgürlük olmadan yaşam da doğru yaşanmaz. Kimisi bu sözleri sadece söylemde kullanırken kimisi de zihninde ve yüreğinde özgürlüğü içselleştirir ve yaşar. Özgürlük her ne kadar kutsal bir insanlık değeri ise tarih boyunca uğruna canlar verilecek kadar da bedeli ağırdır.

Özgür insan hiçbir zaman egemenlere ne köle ne de esir olur. Onlardan biri de Rojava Devrimi’nin öncülerinden olan Azad Musa.

Baran kod adlı Azad Musa, Til Temir’de yurtsever, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelir. Ortaokula kadar okuyan Azad, eğitimini yarıda bırakır ve büyük kardeşi Salih’le beraber inşaatlarda çalışır.

Annesi Nura, özgürlüğü hissetmesi için oğluna ‘Azad’ ismini verdiğini söylüyor.

Arkadaşı Şoreş de onunla Xabur çayının kıyısında akşam saatlerine kadar koyun otlattıklarını, oyun oynadıklarını söylüyor.

Azad, 18 yaşına geldiğinde Suriye rejiminin askerliğini yapmak zorunda kalır. Askerlik bittiğinde ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’a, 6 yıl boyunca çalışmak için gider ve ailesine destek olur. Beyrut’ta bulunduğu süre içinde Suriye krizi ve Rojava Devrimi yeni yeni başlamaktadır.

Devrim sürecinin başlamasıyla birlikte Azad Til Temir’a geri dönerek savunma faaliyetlerinde yerini alır. Kentin kontrol noktalarında nöbet tutar, halk içinde askeri ve siyasi örgütlenme çalışmaları yürütür.

Tercihi özgürlükten yana oldu

Azad’ın mücadele arkadaşı Birûsk Til Temir, ondan bahsederken şunları söylüyor: “Rojava Devrimi’nin başlamasıyla beraber Azad Lübnan’dan döndü ve kontrol noktalarında mahallesini savundu. Ardından tekrar Lübnan’a gitti ve işlerini tamamlayıp bir ay sonra geri döndü. Artık tamamen devrim saflarındaydı.”

Azad’ın Rojava’ya geri dönüm devrime tekrar katılacağını sözünü yerine getirdiğini belirten Birûsk Til Temir, onun çetelere karşı birçok hamleye katıldığını, savaş cephelerinin güç ve moral kaynağı olduğunu söylüyor.

Arkadaşı Şoreş, Azad’la yaşadığı bir anıyı şöyle dile getiriyor: “Til Temir’de DAİŞ ve El Nusra çetelerinin bulunduğu noktayı ablukaya aldığımızda Azad da bizimle birlikteydi. Azad hem disiplinli hem de moralli bir şekilde savaşıyordu. O, her zaman bizim hal ve hareketlerimizi gözlemlediğini, çatışmaların ardından gözlemlerine göre eğitim vereceğini söylüyordu.”

Güler yüzlü bir veda

Azad’ın kardeşinin eşi Rokan, onun son 17 Temmuz 2013’te eve uğradığını, gülerek ‘Herkese selam söyle’ deyip gittiğini söylüyor.

Vedalaştığı aynı gün Hesekê’nin Salihiye mahallesi cephesindeki savaşa gitmek ısrar eder. Ardından arkadaşlarıyla Dawûdiyê köyündeki direnişe katılır ve son mermisine kadar kahramanca savaşarak şehit düşer.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler