Adım adım ‘ateşkes’e nasıl gelindi?

Türk devleti ve ona bağlı çetelerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları uluslararası bir planın parçasıydı. Sahadaki direniş ve bu direnişin ortaya çıkardığı baskı ile Trump ve Erdoğan yeni bir ‘anlaşmayla’ işgalin başka türlü yürütülmesi için bir ara süreç oluşturdu.

ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, 8-9 Ekim tarihlerinde Gire Spi ve Serekaniye başta olmak üzere sınır hattı boyunca güçlerini 30 km derinliğinde geri çekti. Bu uluslararası bir plana ve Türk devletinin işgal saldırılarının başlayacağına işaret ediyordu.

Türk devleti ve ona bağlı çeteler 9 Ekim’de Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarına başladı.

Direniş, planı boşa çıkardı

QSD öncülüğünde bölge halkı işgal saldırılarına karşı Serekaniye ve Gire Spi başta olmak üzere sınır hattı boyunca muazzam bir direniş sergilerken, bu direniş masadaki planları bozan en büyük etken oldu. Türk devleti birkaç gün içinde hava saldırılarıyla şok etkisi yaratarak, işgali gerçekleştirmeyi planlıyordu. Ancak, özellikle sınıra sıfır kilometre mesafede Serekaniye’ye de yürütülen akıl ve irade dolu direniş planları bozdu. Direniş büyüdükçe Avrupa’da birçok ülke Türkiye’ye işgali durdurması ve askerlerini çekmesi için çağrıda bulunmaya başladı.

14 ülke silah satışını durdurdu

Başta Avrupa Birliği olmak üzere Fransa, Almanya, İngiltere, Norveç, İsveç, İsviçre, İtalya, Hollanda ve İspanya, Türkiye’yi kınayarak işgali derhal sonlandırmasını istedi. Türkiye karşıtı cephenin giderek büyümesi ve 14 ülkenin Türkiye’ye silah satışını durdurması hem Trump hem Erdoğan için ciddi bir baskıya yol açtı.

“DAİŞ’e karşı savaşan Kürtlerin yalnız bırakılması siyasi ahlak açısında bir çöküştür” belirlemesi ile tüm dünyada oluşan yankı özellikle ABD kamuoyunda yoğunca tartışıldı.

Trump ya geri adım atacaktı ya da yeni bir plan yapacaktı

ABD'de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Trump’ın Suriye’den asker çekme kararını, 60’a karşı 354’e gibi ezici bir çoğunlukla reddetti. Trump’ın, Gire Spi ve Serekaniye’deki ABD askerlerini çekmesi ABD’de büyük tepki topladı. Kendi partisinden senatör Lindsey Graham öncülüğünde birçok senatör, Türkiye’ye yaptırım kararları için çalışıyordu.

Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörlerin ortak tutumu Trump ve yönetimini zorda bıraktı. Ya bu karar geri alınacak ya da yeni bir girişimle karara sahip çıkılacaktı.

ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert O'Brien ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey'den oluşan ekibin Türkiye ziyareti, ABD’deki Kürt gündemini kapatarak Trump yönetimi üzerindeki baskıyı azaltma amaçlıydı.

Heyet 15 Ekim akşam saatlerinde Ankara’ya geldi. Aynı saatlerde gazetecilerin sorularına yanıt veren Erdoğan, önce heyetle görüşmeyeceğini söyledi, ardından da Pence ile yan yana poz verdi. 4 saat süren toplantının ardından yapılan açıklama ABD ve Türkiye arasında bir anlaşmaya işaret ediyordu ama ‘ateşkes’ anlamı taşımıyordu.

Amaç Rovava dayanışmasını dağıtmak

ABD ile Türkiye arasında 17 Ekim’de yapılan anlaşma, ele alınan başlıklar ve içeriği bakımından, Türkiye’nin DAİŞ çeteleri ile birlikte Rojava işgalini meşrulaştıran bir anlaşma niteliğinde. Anlaşmada Türkiye’nin işgali sonlandırmasına ilişkin hiçbir hüküm bulunmuyor.

ABD-Türkiye anlaşması, Türk işgaline karşı, uluslararası kamuoyu, basın, ulusal parlamentolar ve hükümetlerin, Türk işgaline karşı geliştirdikleri ve her geçen gün büyüyen Rojava dayanışmasını dağıtmayı amaçlıyor.

Zira 9 Ekim’de saldırıların başladığı günden bu yana başta Güney ve Doğu Kürdistan olmak üzere dünyanın 58 ülkesinde Kürtler ve dostları alanlara çıkarak hükümetlere ‘işgali durdurun’ çağrısı yaptı.

Amaç işgalciye nefes aldırmak mı?

Özetle işgalcinin, baskılar karşısında nefes almak için ortaya attığı ‘ateşkes’ hem Türk devleti hem de sahadaki direnişçi halk için bir ara sürece işaret ediyor. Dün akşam Pence’in duyurduğu anlaşmanın ardından Ronahi TV’ye konuşan QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdi’de bu duruma işaret ediyor: “Bu bir başlangıç, TC işgalciliği böyle durmayacaktır. Halkımız, siyasi güçlerimiz mücadeleyi geliştirmeli, Kürt siyasi güçleri birliklerini geliştirmeli, güçlendirmelidir.”

Aynı şekilde Sterk TV’de katıldığı programda TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelil ise, özerk yönetimin yetkili organlarının gerekli tartışma ve istişareler sonucunda ateşkese dair tutumunu açıklayacağını, kaydetti. Xelil aynı zamanda varılan ateşkes anlaşmasının Serekaniye direnişinin sonucunda geliştiğini ve bu direnişin uluslararası işgal planlarını boşa düşürdüğünü kaydetti.


Diğer Haberler