Aldar Xelîl: 2021 yılında mücadelemizi büyüteceğiz

Aldar Xelîl: Gelip bu yönetime dâhil olmak istiyorsan seçimler yapılmalıdır. Hep birlikte seçime gidelim, böylece yönetime dâhil olun, dedik. Onlar seçim olmadan yönetime dâhil olmakta ısrar ediyor.

PYD Eşbaşkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, ulusal birlik çalışmalarında gelinen aşamayı, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yönelik Türkiye’den geliştirilen saldırıları ve yönetimin diplomatik çabalarının durumunu Yeni Özgür Politika’ya değerlendirdi.

Değerlendirmenin bir kısmı şu şekilde:

HEP BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK ÇALIŞILMALIDIR

Ulusal birlik çalışmalarının Kürt Halkı için bir kazanım olacağına değinen Aldar Xelîl, “Ulusal birlik, mücadelenin gelişmesi ve yüzyıldır mücadele eden halkımız için kazanımlar elde etme açısından şüphesiz çok önemli bir gelişmedir. Her zaman birlik ihtiyacımız öne çıkıyor ancak birliğin nasıl olması gerektiğini iyi tanımlamak gerekir. Kürt toplumunun bütün tarafları birlik içerisinde yer almalı, toplum dinamiği içerisinde aktif olmalı ve hep birlikte mücadele ederek çalışmalıdır. Diğer taraftan bakılırsa aslında böyle birliğin bir düzeye kadar oluştuğunu söyleyebiliriz. Özellikle Rojava Devriminde dikkat edilirse bölgedeki tüm halk bileşenleri 2011 yılından bu yana çalışmaların geliştirilmesi için birlikte hareket ediyor ancak bu durum daha da geliştirmek istenirse bu, tüm siyasi partilerin katılımıyla olur.

Birliğin güçlendirilmesi ve geliştirilmesinin de bir takım ölçüleri, kuralları vardır. Bu birliğe katılmak isteyenlerin bazı konularda net olması gerekiyor. Bu doğrultuda büyük adımlar atıldı. Rojava Kürdistan’daki Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) özellikle 2014 yılından itibaren Kuzey-Doğu Suriye yönetimi içerisinde yerlerini alıyor ve ortak çalışma yürütüyor ancak bir taraf eksik kalmıştı: Başurê Kürdistan’daki KDP’nin uzantısı ve destekçileri olan ENKS partileri.

İki boyut önemlidir: Bir taraftan Kürdistan genelinde bir kongrenin gerçekleştirilmesi önemlidir. Rojava düzeyinde de bir adım atılacaksa o partiler de PYNK partileriyle ittifak yapmalıdır. Bu durumu genel ulusal birlik olarak adlandıramayız ancak bazı partilerin ittifakı olarak adlandırabiliriz. Birlik dışında kalan bazı partilerin ittifakıdır. Bu partilerle bir süredir görüşmeler ve çalışmalar yürütülüyor. Özellikle bu çalışmalar 8 aydan fazla süredir devam ediyor. Adımlar atıldı, siyasi konularda ortak görüşlerimiz ortaya çıktı. Siyasi konularda çıkarılması gereken ortak görüşleri ortaya koyduk. Onun dışında Rojava’da Kürt merciinin olması için bazen birlikte kararlar verelim, diyalogumuz olsun, ortak çalışmalarımızı yürütelim konularında da anlaştık.

ENKS DEMOKRATİK ÖZERK YÖNETİM ANLAŞMASINI DEĞİŞTİRMEK İSTEDİ

Biz, Kürt Yüksek Mercii ile yönetimin yüzde 40’ının PYNK, yüzde 40’ının ENKS partilerinden oluşması gerektiğini; geriye kalan yüzde 20’lik kısmın da yüzde 10’unun PYNK, diğer yüzde 10’unun ise ENKS tarafından belirlenmesi gerektiğini söyledik. Yüzde 20’lik kısım, bu taraflar dışından belirlenecek. Aynı zamanda bu tarz genel anlaşmalar oldu ancak ENKS bazı sorunlar çıkardı. Onlar daha önceden üzerine anlaşmaya varılıp kurulan Demokratik Özerk Yönetim anlaşmasını değiştirmek istediler. Biz bunu doğru bulmadık. Bu anlaşmanın bölgedeki tüm halk bileşenlerinin iradesiyle oluşturulduğunu, toplumun iradesiyle yapıldığını, Kürt, Arap ve Süryanilerin ortak olduğunu söyledik. Birkaç siyasi partiyle bir araya gelip bu durumu değiştirmenin doğru olmadığını belirttik. Bunlar bu durumu şart yaptı, halen de bunu gerçekleştirmek istiyorlar. Halen de bu durum değişmeden anlaşmayı imzalamayacaklarını söylüyorlar. Biz de bu durumu yanlış gördük ki bu gerçekten bir sorun.

Hatta onlara bu anlaşmayı değiştirip yerine ne yapmak istiyorsunuz, bunu anlamak istiyoruz, diye de sorduk. Onların görüşlerinde mevcut yönetimin aksi şeyler var. Bu, yönetimin güçlenmesine değil bozulmasına sebep olur. Birlik ve ittifak üzerine tartışıldığında insanın aklına bozmak değil, “Ortada bir durum var ve anlaşarak onu güçlendirelim” geliyor ancak onlar “Yok, sizinle anlaşmamız için mevcut olanları bozun” diyorlar. Örneğin öz savunma görevini ve anadilde eğitim sistemini durdurmak, eşbaşkanlık sistemini de değiştirmek istiyorlar. Hatta projemizdeki bazı kavramlarda da ortak görüşe sahip değiliz. Onlar Demokratik Ulus’u fazla önemsemiyor. Bu durumlar şüphesiz bir sorun. ABD’nin Suriye temsilcisi seçimler dolayısıyla buradan gittiği için görüşmeler de doğal olarak durdu. ABD temsilcisi halen dönmediği için görüşmeler başlamış değil” ifadelerini kullandı.

SEÇİM OLMADAN YÖNETİME DÂHİL OLMAKTA ISRARLILAR

ENKS’nin görüşmelerdeki sunduğu şartlarına değinen Xelîl, “Yönetime dâhil olmak istediklerini söylediler, biz de bunu çok iyi bulduğumuzu söyledik. “Şimdiye kadar düşmanla çalışıyordunuz, Türk devleti maşasındaki ve büyük ölçüde Müslüman Kardeşler’den oluşan Suriyeli muhalifler koalisyonunun tarafı oldunuz. Siz bu cephedesiniz. Eğer gelip bu yönetime dâhil olmak istiyorsanız bu aslında iyi bir gelişmedir” dedik. Ancak bunun bazı şart ve kuralları da vardır. Gelip bu yönetime dâhil olmak istiyorsan seçimler yapılmalıdır. Hep birlikte seçime gidelim, böylece yönetime dâhil olun, dedik. Onlar seçim olmadan yönetime dâhil olmakta ısrar ediyor. Hatta biz onlara bazı yerlerde kendi üyelerinizi çalışmalara alabilirsiniz ancak tamamını kabul etmiyoruz, dedik. Onlar bunu da kabul etmiyor. Yönetimi yarı yarıya paylaşmak istiyorlar. Seçimsiz ve yarı yarıya kabul edilemez. Bunun için bu tartışmalar şimdilik durdu. Bazı konular daha var ancak şimdiye kadar gündeme alınmadı. Sonraki görüşme ve toplantılarda gündeme getirilecekler. Roj peşmergelerinin getirilmesi durumu mesela. Onlar aslında peşmerge değil çetedir. Türk devleti elinde çete olmuşlar. Nerede isterlerse onları kullanıyorlar. Şengal’de YBŞ güçlerine saldırdıklarında onlar aracılığıyla saldırıldı. Başûrê Kurdistan yolunu kapatmak istediklerinde Güney Kürdistan peşmergeleri değil onlar gönderilip yol kapatıldı. Yine Metina ve Gare’de gerillanın üzerine gönderilen güçler onlardı. Yani artık Erdoğan nasıl Suriyeli muhalifleri Libya ve Azerbaycan gibi bölgelere gönderiyorsa, bunları da Kürt özgürlük hareketlerine, gerillaya ve bize, karşı gönderiyor. Yani çete olmuşlar. Bu şekilde çetelerin kabul edilmesi mümkün değildir. Çete faaliyetleri yürütenlerin Rojava’da askeri görev yürütmesi mümkün değildir” dedi.

QSD GERÇEKTEN BÜYÜK VE TARİHİ DİRENİŞ SERGİLEDİ

İşgalci Türk devletinin Eyn Îsa ve Til Temir bölgelerine yönelik saldırılarını değerlendiren Aldar Xelîl, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Türk devleti hiçbir kural ve anlaşmayı tanımıyor. Özellikle Erdoğan-Bahçeli tarafından oluşturulan Türk devlet sistemi, işgalci bir sistemdir. Çevresindeki tüm alanları işgal etmek istiyor. Onların adlandırdıklarına göre “Büyük Türkiye” oluşturmak istiyorlar. Ellerinden gelse aslında sadece Eyn Îsa ve Til Temir değil Rojava’nın tamamını almak isterler ancak dikkatli bakılırsa güçleri bölge ve uluslararası dengeyi karşılayacak düzeyde değil. Türkiye içeride ekonomik kriz, komşu ülkelerle de siyasi kriz yaşıyor. Türk devletinin şu anda tüm Arap ülkeleriyle sorunu var. Türk devletinin Ermenistan, Libya, Mısır ve Avrupa’yla, Avrupa Birliği’nin tamamıyla sorunları var. Türk devleti, bölgedeki krizlerin kaynağı konumuna gelmiştir. Onun için eskisi gibi geniş saldırı imkanı görmüyor ancak boş ve kriz arz eden zamanları kullanarak varlığını kabullendirmek ya da bazı şeyler yapmak istiyor.

Yanıldıkları nokta ne oldu? Aralık ayının ortalarında tüm dünya yılbaşı ve tatil hazırlıklarıyla uğraşırken, kimse görevde yokken, ABD’deki görev değişimi boşluğundan faydalanmak istediler. Saldırarak 1-2 günde o bölgeleri alabileceklerini tahmin ediyorlardı ancak doğrudan QSD’nin direnişiyle karşılaştılar. QSD gerçekten büyük ve tarihi direniş sergiledi. Buradan tüm QSD savaşçılarını selamlıyorum. 1 aydır saldırılarla birlikte direniş de devam ediyor. QSD savaşçıları onların bir adım bile ilerlemesine izin vermedi. Halkımız da saldırılara karşı durdu. Böylece planları gerçekleşmedi.”

DEMOKRATİK ÖZERK YÖNETİMİ HEDEFLENİYOR

Son zamanlarda Qamişlo’da yaşanan bazı karışıklıklara değinerek Kuzey-Doğu Suriye’de eş zamanlı olarak saldırıların gerçekleşmesinin paralel olduğunu belirten Xelîl, “Bu meselede sadece Türkiye değil, Rusya, Suriye rejimi, İran ve ABD de var. 73 devletten oluşan Uluslararası Koalisyon da burada var. Birçok ülke Suriye’de önemli etkiye ve role sahip. MİT yöneticisi Hakan Fidan’ın Rusya aracılığıyla Şam’a geldiği bilgisi var. Türk devleti Eyn Îsa ile Til Temir’e saldırırken Şam rejimi de Qamişlo’da karışıklık çıkaracak ve böylece Demokratik Özerk Yönetimi köşeye sıkıştıracaklar... Buna dönük anlaşma yaptıkları bilgisi bize geldi ancak ne Eyn Îsa, ne Til Temir, ne de Qamişlo planları başarıya ulaştı. Başarıya ulaşmadı derken kriz bitti demiyorum, halen karışıklıklar ve sorunlar devam ediyor ancak planları başarısızlığa doğru gidiyor” dedi.

2021 YILINDA İŞLGAL BÖLGELERİNİ ÖZGÜRLEŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ

Türk devlet çetelerince işgal edilen bölgelerin özgürleştirilmesini hedeflediklerini belirten Aldar Xelîl, “Türk devleti, Kuzey ve Doğu Suriye’de normal bir işgalci gibi değildir. Normal işgalciler bir yeri işgal ettiklerinde askerlerini getirip bölgeyi alıyor ancak ülkenin sistemi eskisi gibi kalıyor ancak Türk devletininki öyle değil. Coğrafyayı ele geçirdikten sonra halkını da bölgeden çıkarıyor. Diğer işgalciler, doğru, dili falan değiştirmek istiyorlar ancak halkı çıkarmıyorlar. Türk devleti işgal ettiği bölgelerde yaşayan halkın büyük çoğunluğunu çıkarıyor, tutukluyor ve işkence ediyor. Normal, bilinen işgal siyasetinin yanında dilde değişiklik, demografik değişiklik, kültürel ve tarihi değişiklik yaparak kendi kültürünü ve sistemini getiriyor. Bölge halkına karşı büyük zulüm ve zorbalıklar yapıyorlar. Bunu sadece izlemek ve müdahale etmemek doğru değildir. O bölgelerin özgürleştirilmesi için mücadele büyütülmelidir. Bu doğrultuda mücadelelerimiz var ancak 2021 yılında mücadelemizin rengini daha da büyütmek istiyoruz. Örneğin hukuki ve diplomatik mücadele, hak ihlalleri konusunda bilgi paylaşımı ve uyarı boyutlarında mücadele gerekiyor. Hatta işgal altındaki yerlerde halkın mücadelelerinin örgütlendirilmesi önemlidir. Her yönüyle -askeri yönü de dâhil olmak üzere- hesap yapmamız gerekiyor. Bu bölgelerin özgürleştirilmesi konusunda kararlıyız. Artık ne şekilde olursa olsun, bir şekilde bu bölgeler özgürleştirilmelidir. Gelişmeler ve atılacak adımlarla 2021 yılının Efrîn’den Serêkaniyê ve Girê Spî’ye kadar olan bölgenin özgürleştirilme yılı olmasını umuyoruz” dedi.

(zd)


Diğer Haberler