Aldar Xelîl: Diyaloğa olduğu kadar halkımızı savunmaya da hazırız

Türkiye’nin ‘güvenli bölge’nin 32 km genişliğinde olması şartının, Özerk Yönetim’i ortadan kaldırma amaçlı olduğunu belirten Aldar Xelîl, “Türkiye’nin tehditlerinden korunmamız için bizim de güvenli bölgeye ihtiyacımız var. Diyalog ve çözüme olduğu kadar değerlerimize sahip çıkmaya ve halkımızı korumaya da hazırız” dedi.

TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, Türkiye-ABD görüşmeleri, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehditleri, sınır hattındaki askeri hareketlilik ile Türkiye’nin ‘Güvenli bölge’ girişimlerine ilişkin ANHA’ya önemli açıklamalarda bulundu.

Xelîl, değerlendirmelerine şu sözlerle başladı: “Erdoğan, yıllardır halkımızın mücadelesine ve demokratik sistemimize saldırılar gerçekleştiriyor. Tüm dünyanın gözü önünde Efrîn’e saldırdı ve işgal etti. Efrîn öncesinde de Bab, Ezaz ve Cerablus’u işgal etti. Şimdi de ‘Fırat’ın doğusunu işgal edeceğim’ diyor. Sadece Fırat’ın doğusu değil, Güney Kürdistan’ı da işgal etmek istiyor. Bununla beraber tüm dünyanın gözü önünde ‘Onları imha edeceğiz’ sözleriyle, ölümle tehdit ediyor. Dünya kamuoyu bu kadar mı kör ve sağır olmuş ki Erdoğan’ın tehditlerini izliyor? Erdoğan’ın Osmanlı saltanatına dönmek istediği açık. Bunun için de Halep’in çevresini almış ve Güney Kürdistan’daki Musul ve Kerkük’e de yerleşiyor. Erdoğan’ın önünde engel olan bir demokratik sistem burada (Kuzey ve Doğu Suriye) oluşuyor. Bu sistemin ortaya koyduğu güç DAİŞ’i yendi ve işbirlikçilerini de etkisiz hale getirdi. Erdoğan, bunun intikamını almak için tehditler savuruyor.”

‘Yönetim sistemimiz kimse için tehlike değil’

Özerk Yönetim sisteminin hiçbir ülke için tehlike oluşturmadığını vurgulayan Xelîl, şöyle devam etti:

“Suriye sınırları içinde demokratik projemizi uygulamaya koyuyoruz ve bunu yaparken de komşularımızla, bölge ülkeleriyle savaşa girme gibi bir amacımız yok. Hiçbir zaman, Suriye’yi parçalayacağımızı, ayrı bir devlet oluşturacağımızı söylemedik. Suriye’de nasıl demokratik bir sistem oluşturabiliriz sorusuna yanıt, her daim amacımız oldu. Suriye’ye komşu ülkelerin de bu çabadan memnun olması gerek. Demokratik olmayan bir sistem hedefimiz olsaydı bu bir endişe yaratabilirdi ama mevcut sistemimiz hiçbir ülke üzerinde tehdit oluşturmamaktadır.”

 ‘Tehditler şantaj değil’

Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye sınırı için güvenlik gerekçelerine ilişkin açıklamalarındaki çelişkiye dikkat çeken Xelîl, “Tüm insanlığın gözü önünde DAİŞ, Girê Spî gibi Türkiye sınırındaki birçok bölgeyi ele geçirmişti. Erdoğan sınır kapılarını çetelere açtı, onlarla ilişki içindeydi. DAİŞ, Türkiye için tehdit değil miydi, terörist değil miydi? DAİŞ, sınır üzerindeyken Türk devletinin herhangi bir güvenlik kaygısı olmuyordu. Ama şimdi sınırları üzerinde demokratik projeler gelişiyor ve bunu tehdit ediyor, saldırıyor. Bu tehditler şantaj değildir. Erdoğan bölgeyi işgal etmek istiyor ve bunun için gerekçe arıyor” dedi. 

 ‘ABD-Türkiye ittifakı birçok şeyi ortaya çıkaracak’

Xelîl, ABD’li ve Türk yetkililer arasındaki görüşmelere ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Koalisyon güçleri, Minbic döneminde ve şimdi de Fırat’ın doğusu için Türkiye’yle görüşmeler halinde. ABD bizim için değil, kendi çıkarları için girişimlerde bulunuyor. ABD-Türkiye arasında oluşacak ittifak birçok şeyi ortaya çıkaracak, Erdoğan’ın tehditlerini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini gösterecektir. Türkiye, bölgeyi işgal etmek için ısrarlı bir şekilde gerekçeler arıyor.”

 ‘Türkiye’nin tehditlerine karşı bizim de güvenli bölgeye ihtiyacımız var’

Kendilerinin de güvenli bölgeye ihtiyacı olduğunu kaydeden Xelîl, nedenini ise şöyle anlattı: “Güvenli bölge olmalı ki en azından bizi Türkiye’nin tehditlerine karşı korusun. Türk devleti de gerekçe olarak güvenli bölge olsun istiyor ama dertleri korunmak falan değil. Çünkü hiçbir zaman Türkiye’ye yönelik saldırımız olmadı ve Kuzey Kürdistan’ı, Türkiye’yi işgal edelim demedik. Erdoğan, bizim güvenli bölgeye hayır dememizi, kendisinin de bölgeyi işgal edeceğini hesaplıyor. Güvenli bölge bizim için sorun değil ancak bazı detayları var ki üzerine tartışmalar yapmamız gerekiyor. Örneğin bölgenin genişliği, içinde yer alacak güçler, devriyeler, Efrîn’in işgal ve demografi değişimi gibi meseleleri tartışmalıyız.”

‘Özerk Yönetim yok edilmek isteniliyor’

Türk devletinin güvenli bölge için öne sürdüğü 32 km şartını ise Aldar Xelîl şöyle değerlendirdi: “Türkiye güvenli bölge için 32 km şartı öne sürüyor ve bu kabul edilebilir değil. 32 km genişlikte bir bölgede Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi diye bir şey kalmıyor ki güvenli bölge oluşturulsun. Türkiye, ‘Benimle Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi arasında güvenli bölge olsun’ diyor ama 32 km’lik bölge zaten Özerk Yönetim bölgesi. Türkiye Özerk Yönetim’i ortadan kaldırmak için, bilerek bu şartı öne sürüyor. Biz de bu alanın 5 km kadar olmasının bizim için sorun olmayacağını söyledik. Bu mesafe içinde şehirler olmamalı, sınır üzerindeki şehirler de güvenli bölge dışında olmalı; bununla beraber sınır güvenlik güçleri bölge halkından olmalı. Bahsettiğimiz konu için tartışmalar sürmekle beraber Türkiye, kendi içinde bir anlaşmaya varamadı. Türk devleti, tehdit ve saldırılarla kendi isteklerini dayatmak istiyor.”

Serêkaniyê’deki provokasyon

Aldar Xelîl, Serêkaniyê’de yaşanan provokasyona da değinerek Türk devletinin saldırılar ve özel savaş temelinde direniş ruhunu kırmaya çalıştığını belirtti ve şöyle konuştu: “(Türk devleti) Askeri ve istihbarî saldırılarla, özel savaş yöntemleriyle bölgede karışıklık çıkarmak istiyor. Örnek verecek olursak Hakan Fidan bir süre önce, “Gerekirse Suriye'ye dört adam gönderirim. Türkiye'ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim” demişti. ABD’li heyetle görüşmeler yapıldığı esnada bazı kişi ya da kişiler Serêkaniyê’den Ceylanpınar’a top attı. Bu karışıklık çıkarma amaçlı bir provokasyondu, ABD heyetine ‘Bakın, bize saldırıyorlar’ mesajı vermek istediler. Bilinçli bir şekilde yapıldı ve Türkiye, bölgeye saldırmak için görüşmelerde ABD heyetine baskı oluşturmak istedi. Fakat yetkililer olaya ivedi bir şekilde müdahale etti ve bir kişiyi gözaltına aldı.”

‘MİT’in suikast planları var’

25 Haziran tarihinde ajansımız, yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre MİT’in Kuzey ve Doğu Suriye’de suikast planladığı haberini yayınlamıştı. Xelîl, konuya ilişkin, “Kuzey ve Doğu Suriye’de birçok kişi, Türk devletinin suikastlarıyla şehit edildi. Şimdi de MİT’in bazı önemli isimler için suikast planları var. Bu planlarla bölgede korku atmosferi oluşturmak ve halkın moralini düşürmek isteniyor” şeklinde konuştu.

‘Diyaloğa ve çözüme olduğu gibi halkımızı savunmaya da hazırız’

TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye sınırındaki yığınak ve askeri hareketliliğine ilişkin ise, “Tehdit altındayız ve bir düşman sınırımıza dayanmış. Bu tehditleri ciddi ele alıyoruz. Çözüm ve diyalog çözüme hazır olduğumuz kadar, değerlerimizi sahiplenmeye ve halkımızı korumaya da o kadar hazırız” vurgusunda bulundu.

ANHA


Diğer Haberler