​​​​​​​Aldar Xelîl: PYNK, ENKS ile sandalye paylaşımı yapacak

PYNK’nin Özerk Yönetim’deki sandalyelerini ENKS ile paylaşmaya hazır olduğunu belirten Aldar Xelîl, Rojava sınırına peşmerge güçlerinin sevk edilmesini eleştirdi, Jeffrey’in ziyaretini ise “sembolik” olarak nitelendirdi.

PYD Eş Başkanlık Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ve ENKS arasındaki birlik görüşmeleri, James Jeffrey’nin bölge ziyareti ve KDP’nin Rojava-Başurê Kürdistan sınırına güç sevkiyatına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Kamuoyunun merak ettiği Kürt Yüksek Merciine ilişkin detayları ve ENKS’nin Özerk Yönetim içinde yer alabileceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Xelîl, “PYNK Özerk Yönetim’deki sandalyelerini ENKS ile paylaşmaya hazır olduğunu belirtti” dedi. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin bölgeye yaptığı ziyarete de değinen Xelîl, ziyaretin sembolik olduğunu, Jeffrey’in açıklamalarına bel bağlanmaması gerektiğini söyledi.

Xelîl, KDP’nin Rojava sınırındaki askeri hareketliliğini ilişkin ise “Bizim için çelişki yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Röportajın içeriği şöyle:

* PYNK ve ENKS, birlik çerçevesindeki görüşmelerini gerçekleştirdi. Son görüşmenin seyri hangi düzeydeydi? Hangi konular üzerinde anlaşmaya varıldı?

PYNK ve ENKS arasında yapılan görüşmeler, siyasi çözüm çerçevesinde gerçekleşti. Daha önceki görüşmeler PYD ile ENKS arasında yapılıyordu. Ardından toplantılar, ortak siyasi görüş temelinde, aralarında PYD’nin de bulunduğu 24 partinin temsilini yapan PYNK ile yapılmaya başlandı. Görüşmelerin ikinci aşaması bu şekilde yapılıyor.

İkinci aşamada ele alınan başlıca konular Kürt Yüksek Mercii, yönetim ve savunma oldu. Mercii konusunun tamamlandığını ve önünde ciddi bir engel kalmadığını belirtebiliriz. Kürt Yüksek Mercii’nin misyonu, Kürtlerin temsili olacak. Özellikle Rojava’daki Kürt kamuoyunun temsilciliğini rolünü üstlenecek.

Merci içinde herkesin yer almasını istedik. Bu temelde PYNK’nin ve ENKS’nin yüzde 40’ar temsiliyetle, geri kalan yüzde 20’lik kotanın ise PYNK ve ENKS dışındaki partilerden oluşması konusunda mutabık kaldık. Bu yüzde 20’lik kısmın belirlenmesine ilişkin birçok tartışma yürüttük. Son olarak kalan kotanın yarı yarıya PYNK ve ENKS tarafından önerilen isimlerle belirlenmesi konusunda anlaştık.

Sayı olarak belirtecek olursak Merci’deki toplam üye sayısı 40 olarak. 16’şar kişi PYNK ve ENKS’den olacak. Kalan 8 kişinin de 4’ü PYNK, 4’ü de ENKS tarafından belirlenecek.

Bu konunun tamamlanmasının ardından yönetim konusunu ele aldık. Bu konuyu açmadan önce ENKS’nin geçen yıllar içinde bölge dışında olduğuna hatırlatmak istiyorum. Şimdi de yıllardır var olan bir yönetime dahil olacaklar. Dolayısıyla bu konu uzunca tartışıldı. Biz, seçim yapılması ve sonuçlarına göre ENKS’nin Özerk Yönetim’e katılımının belirlenmesini uygun gördük. Fakat ENKS yöneticileri seçimlerin kendileri için zorlu olacağını, çünkü şimdiye kadar hazır olmadıklarını belirttiler. Bu nedenle seçim öncesi Yönetim’de yer almak istiyorlar.

Seçimlerin ne zaman olacağı belirlenmelidir. Örneğin seçimler 9 ay ya da bir yıl sonra olacak ise, bu süre içinde ENKS temsilcilerinin Özerk Yönetim’de nasıl yer alacağı, seçimlerin ardından hangi kurumlarda bulunacakları tartışmaları yapılabilsin. Tabi ki bu belirlemeler Kürtlerin sandalyeleri üzerinde olacak. Bu belirlemelerin başarılı bir şekilde sonuçlanması için Özerk Yönetim’in yardımı gerekli. Öte yandan PYNK de kendi sandalyelerini ENKS ile paylaşmaya hazır olduğunu belirtti. Ancak yine belirtiyorum; bu konuda tartışmalar devam etmektedir ve herhangi bir anlaşmaya varılmamıştır.

Bu tartışmalar başarılı bir şekilde tamamlanırsa ENKS temsilcilerinin yasama ve yürütme meclislerinde nasıl ve hangi yöntemlerle yer alacağı tartışılacaktır.

* Bazı basın mecraları iki tarafın anlaşamadığını belirtiyor. Görüş ayrılıklarının yaşandığı noktalar nelerdir? ENKS’nin isteklerine Kuzey ve Doğu Suriye halkları tarafından sıcak bakılıyor mu?

Kabul edilen ve edilecek olan birçok konu var. Özerk Yönetim sadece Kürtlere ait değildir. İçinde Araplar, Süryaniler ve Türkmenler de var. Bu Yönetim büyük kazanımlar elde ettiği gibi Yönetim’in kendisi de bölge halkları için büyük bir kazanımdır. Eş başkanlık, kadın özgürlüğü, halkların kardeşliği ve ortak yaşam hâlâ üzerinde tartışılan konulardır ve hepimiz, Özerk Yönetim’i geliştirmek için ortak çalışıyoruz. Eğer onların Yönetim’e ilişkin önerileri olacaksa tartışabiliriz. Yönetim’e ilişkin tartışma süreci halen bitmiş değil ve tamamıyla üzerinde anlaşmaya varılmadı.

Güvenlik ve askeri durum üçüncü aşamadır ve bu konu tartışılmadı. Bu aşamaya ulaşırsak eğer birçok konu tartışılacaktır. Çünkü bölgede iki askeri gücün bulunması durumunda sorun çıkmaması mümkün değil.

* ENKS, Türkiye’yi Suriye topraklarında işgalci olarak görüyor mu?

ENKS ile Türkiye arasında var, doğru. Bununla birlikte ENKS hâlâ itilafın (Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu) bir üyesi. Bu yüzden, Kürt tarafları arasında diyalog sürerken Türkiye’ye karşı bir tutum sergileyeceklerine inanmıyorum.

ENKS, itilaf ve Türkiye ile ilgili konulardan uzak durmaya çalışıyor. Biz de diyalogun geliştirilmesi ve önümüze çıkan sorunları aşmak için bir mekanizma bulmaya çalışıyoruz. Hassasiyetle üzerinde durduğumuz bazı konular var. İlerleyen dönemde bunları çözüme kavuşturmaları için topu ENKS tarafına attık.

* Birlik görüşmeleri ile KDP güçlerinin Sêmalka Sınır Kapısı yakınlarında konuşlanması arasında bir ilişki var mı?

Kürt güçlerini ortak bir paydada buluşturmak için çalışma yürüttüğümüzde Türk devleti, Başur ve Bakurê Kürdistan sınırında, Kürdistan dağlarındaki devrimci güçlere saldırıyor. Bununla birlikte işgalcilerin Başur köylerine yönelik saldırıları öyle bir hal aldı ki halk, tarlalarına bile gidemiyor. Başur-Rojava sınırında peşmerge hareketliliği var. Gerçeği söylemek gerekirse bu hareketliliğin nedenini bilmiyoruz. Tüm bunlar, Kürt birliği için çabaların yoğunlaştığı bir dönemde oluyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi, beklentilerimiz farklıydı. Görüşmelerin başlangıcından bu yana Başurê Kürdistan’dan ümit ettiklerimiz, hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Bütün bu olan bitenler bizim için çelişki yaratıyor.

* Görüşmelerle eş zamanlı olarak ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey bölgeyi ziyaret ederek her iki tarafla görüştü. Jeffrey ile yapılan görüşmeler hangi konular konuşuldu?

Jeffrey'in ziyareti sembolik bir ziyaretti. ABD sadece medya üzerinden konuya değiniyor. Tartışmaların da konusu buydu ve öneli bir şey yoktu.

Bildiğimiz gibi Jeffrey net konuşmuyor. Ziyaretinde taraflar arasındaki görüşmelere desteğini yineledi fakat Türkiye’nin tehditlerine ilişkin yanıtları diplomatikti. Yani sembolik bir ziyaretti. Bu ziyareti Ruslara, Türklere, rejime ya da bize bir mesaj olarak anlayabiliriz. Veyahut ABD Dışişleri Bakanlığı’nın siyasi mesajı olarak görebiliriz. Bunun dışında DAİŞ’e Karşı Uluslararası Koalisyon ve bazı diğer konularda koordinasyon sürüyor. Bu ziyareti bir nevi bu koordinasyonun sürmesine destek olarak nitelendirebiliriz.

Tekrar belirtmek gerekirse Jeffrey’in ziyareti, Kürt tarafları arasındaki görüşmelere destek içindi. Bu ziyaretten çıkarabileceğimiz başka bir net bulgu yok.

* Ziyaret sonrası bazı çevreler Jeffrey’nin, Türkiye’nin bölgeye saldırmayacağı konusunda garanti verdiğini iddia etti. Bu iddiayı Türk devletine karşı savunmayı gevşetmek için bir özel savaş argümanı olarak görebilir miyiz?

Jeffrey, Türkiye’nin bölgeye saldırmasına izin vermeyeceklerini söylemedi fakat Amerika’nın böyle dediğini belirtti. Sizin de bildiğiniz gibi Türkiye Serêkaniyê ve Girê Spî’ye saldırdığında ateşkes üzerinde anlaşma yapıldı. ABD her zaman bu anlaşmayı dile getiriyor ve ihlal edilemeyeceğini belirtiyor. Bu yüzden bu tür açıklamalara umut bağlayamayız. Bu açıklama sürekli dile getirilebilir fakat tamamen umut bağlanamaz.

Mevcut aşamada önemli olan, bizim olası her duruma karşı hazırlıklı olmamız, Kuzey ve Doğu Suriye’deki insanlarımızı bu temelde yönlendirmemizdir. Çünkü hepimiz biliyoruz ki Erdoğan bölgeye saldırmak ve işgal etmek için girişimlerde bulunacaktır.

* Toplantının ardından ENKS’den bir heyetin Moskova’ya gideceği söylendi fakat sonrasında bu heyetin İstanbul’da olduğu ortaya çıktı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

ENKS heyetinin Moskova ya da İstanbul ziyaretine dair elimizde net bir bilgilendirme yoktur. Medya aracılığıyla haberdar olduk. Bu konuda kendileri bize herhangi bilgilendirmede bulunmamıştır.

ENKS’nin yurtdışında toplantı ve görüşmeleri tabi ki olabilir fakat bu görüşmelerin Kürt halkının çıkarları hesap edilerek yapılmasını ümit ediyoruz. Bununla birlikte, Kürt tarafları arasındaki görüşmelerin pazarlık konusu olmayacağı ümidindeyiz. Türkiye’nin Kürt halkına karşı olumlu bir tutum alacağına inanmadığımızı da belirtiyoruz. 

* Şam hükümeti ve Suriye’ye müdahil dış taraflarla ilişkileriniz nasıl?

Herkesin bildiği gibi biz, üçüncü çizgiyi temsil ediyoruz ve bu çizgideki projelerimiz biliniyor. Yaşananlar, bütün tarafların katıldığı bir Üçüncü Dünya Savaşı’dır ve bu yüzden bütün taraflarla ilişkimiz var. Suriye’ye müdahil tüm çevrelerle, taraflarla ve partilerle ilişkilerimizde Suriye krizinin çözümü için çabalıyoruz. Şam ve ona destek veren Rusya’nın sahada güçleri bulunuyor ve ayrıca küresel alanda da etkiye sahip.

Rusya’nın yanında 78 ülkenin yer aldığı Uluslararası Koalisyon ile de ilişkilerimiz var. Geçtiğimiz günlerde MSD heyeti Rusya’yı ziyaret etti ve Rus Dışişleri Bakanı ile görüştü. Ziyarette Rusya’ya yakın muhalif bir taraf ile anlaşma imzalandı. Rusya ziyaretindeki mesajlar, demokratik ve barışçıl çözüm için olumlu bir tutumdu. Bizim tüm taraflar arasında böyle bir yaklaşımımız var. Rejim için belirtecek olursak da şimdiye kadar herhangi bir toplantı veya görüşmemiz olmadı.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler