AP’deki Rojava konferansı ikinci gününde: Erdoğan savaş suçlusu, yargılanmalı!

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) gerçekleştirilen Rojava konferansının ikinci gün oturumunda, Türk devletinin işgalciliğine ve işlenen savaş suçlarına dikkat çekildi. Konferansta, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın savaş suçlusu olduğu ve yargılanması gerektiği belirtildi.

Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Rojava konferansı ikinci gününde devam ediyor. Konferansta Türk devletinin işgal saldırıları ve bu saldırıların sebep ve sonuçları üzerinde duruldu. Mısırlı bir gazeteci, Erdoğan’ın savaş suçlusu olduğunu ve böyle yargılanması gerektiğini söyledi.

İkinci günün ilk oturumunda Türk devletinin işgalciliği, insan hakları ihlalleri ve uluslararası hukuk boyutu ele alındı. Demokratik Suriye Meclisi’nden Majdolen Hasan’ın moderatörlüğündeki birinci oturumda, Süryani Birlik Partisi’nden Nazire Gewriye, Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılarının nedenleri üzerinde durdu.

'AMAÇ TERÖRİSTLER İÇİN GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURMAK'

Gewriye, Kuzey ve Doğu Suriye’de hayata geçirilen projeyi anlatırken, bu projenin insan haklarının garantörü olduğunu kaydetti. Bu projenin bölgedeki tüm halklara umut verdiğini ifade eden Gewriye, “Müslümanlar, Êzidîler ve Hıristiyanlar arasında gerçek bir eşitlik sağlıyor” dedi. Kadının edindiği yer, devrimdeki rolü ve öncülüğüne de dikkat çeken Gewriye, DAİŞ’e karşı başta gençler olmak üzere binlerce kişinin kendisini feda ettiğini söyledi. Gewriye, “Türkiye terörizmi ihraç eden bir ülke oldu” diyen, Türkiye’nin her zaman özerk yönetimi vurmayı amaç olarak belirlediğinin altını çizdi. Gewriye, “Bu projeyi, milliyetçi olan tek bir doktrine dayalı Türkiye tarafından bir tehdit olarak değerlendirildi” diye konuştu. Gewriye, Türk işgal saldırılarında sivil ve savaşçı ayrımı yapılmadığını anlatırken, “Bu saldırı birçok bölgede sürerken, bu gerçek bir tehdit oluşturuyor. Türk devletinin Suriye Milli Ordusu olarak adlandırdığı ordu, çok negatif bir rol oynuyor. Bu grup, tüm mallara el koyuyor. Bu bir barış operasyonu değil, terör operasyonudur. Türkiye’ye DAİŞ’e yeniden can veriyor. Amaç teröristler için güvenli bölge oluşturmaktır” dedi.

Devlet tarafından terörizmin ve terörist grupların meşrulaştırılması ile Türk devletinin desteğindeki “Suriye Milli Ordusu”, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin kurucusu ve müdür Rami Abdul Rahman tarafından değerlendirildi.

ABDUL RAHMAN: İHLALLER ERDOĞAN’IN EMRİYLE YAPILIYOR

Ancak önce “görmezden gelinen” Efrîn konusuna değinmek istediğini söyleyerek sözlerine başlayan Abdul Rahman, “Türkler askeri operasyonlarla, uluslararası hukuku ihlal etti” dedi. Abdul Rahman, “Bu ihlaller sadece sivillere ve mallarına zarar vermekle kalmadı, mirası da hedef alarak, bölgenin kimliğini değiştirdi” diye konuştu.

İhlallerin hiç durmadığı ve sürekli devam ettiğini kaydeden Abdul Rahman, “Suriye Milli Ordusu, Suriyelilere karşı suç işlemek için de kullanıldı. Bu ihlaller, Erdoğan’ın yönetiminde ve emriyle yapılıyor.  Bu şekilde, bir yer değiştirme yaşanıyor. Amaç demografik değişimdir” şeklinde konuştu.  Efrîn’in işgalinden sonra başlatılan yeni işgal operasyonunu anlatan Abdul Rahman, Kürtlerin kendi topraklarına sahip olmasının engellenmek ve tüm bölgenin işgal edilmek istendiğini söyledi. 

Abdul Rahman, ihlal listesinin çok uzun olduğunu kaydederken, “Bu ihlalleri durdurmak için harekete geçmek gerekiyor” dedi ve Efrîn’deki ihlallerin hiç Avrupa Birliği kurumların tarafından dile getirilmediği tepkisinde bulundu.

HÜSEYİN: DAİŞ’İ DİRİLTMEK İSTİYORLAR

Türk devleti ve güdümündeki “cihatçı milisler” tarafından Kuzey ve Doğu Suriye’de kadına karşı sistematik suçlar başlığı altındaki sunumu Serêkaniyê Kanton Meclisi’nden araştırmacı Jiyan Hüseyin yaptı. Hüseyin, Efrîn’deki pratiklerin, işgal edilen diğer alanlarda da tekrarlandığını belirtti.

Türk devletinin bahsettiği “güvenlikli bölgelerin”, gerçekte “işgal edilen bölgeler” olduğunu söyleyen Hüseyin, özellikle Serêkaniyê bölgesine yönelik saldırıları değerlendirildi. Türk devletinden önce DAİŞ ve El Nusra çetelerinin saldırılarının olduğunu belirten Hüseyin, kurtarılan kentte daha sonra sekiz yıl boyunca istikrar, güvenlik ve barışçıl yaşam sunulduğunu kaydetti. Ancak bu kez Türk devletinin “Barış Pınarı” adıyla “terör” estirdiğini dile getiren Hüseyin, Türk devletinin kentte işlediği suçlar, göçertme, yağma, gözaltı ve tutuklama, cinayetler ve eğitimden yoksun bırakılan öğrencilere ilişkin rakamlar verdi. Hüseyin, “Türk işgalinin amacı, DAİŞ’in yeniden diriltmektir” dedi.

NAISSE: TÜRK İŞGALİ TÜM BÖLGE HALKLARINI TEHDİT EDİYOR

Demokratik Suriye Meclisi’nden Hayat Naisse, Türk devletinin son işgal saldırılarının nedenleri, sonuçları ve perspektifler başlığı altında değerlendirmelerde bulundu. Kendisinin bir Suriyeli Arap olduğunu ve Demokratik Suriye Meclisi’nde yer aldığını belirten Naisse, “Açık ki Türk devletinin askeri işgali, ülkede ve bölgede bir dönüm noktası oldu” dedi.  Naisse, “Bu, özerk yönetim deneyimini tehdit ediyor. Sadece Kürtleri değil, tüm Suriye halklarını tehdit altına alıyor. Türk devleti Kürt düşmanlığı hastalığına yakalanmış” dedi.

Naisse, Türk askeri varlığı ve işgali ile diğer güçlerin bölgedeki varlığı arasındaki farkı, Türk devletinin bölgede kalıcı yer almak ve sömürgeci bir işgalcilik anlayışı içerisinde olmakla açıkladı. Bu operasyonların amacının özellikle “Kürt halkının Suriye’deki özerkliğini yok etmek ve Suriye halklarının Kuzey ve Doğu Suriye’deki deneyimini yok etmek” olduğunu belirten Naisse, Türkiye içerisinde ise milliyetçi ve ırkçı bir propaganda yürütüldüğünü ve tüm muhaliflerin susturulmaya çalışıldığını söyledi.

'ÖZERK YÖNETİM EN KAPSAYICI MODEL'

Naisse, alevler arasındaki bir ülkede, Özerk Yönetim’in sadece Kürtler için değil, tüm bölge için ilerici, eşitlikçi ve en kapsayıcı çözüm modeli olduğunun altını çizerek konuşmasına son verdi.

ELHEEDY: BİR TÜRK İMPARATORLUĞU KURMAK İSTİYORLAR

İlk oturumun son değerlendirmesini, Mısırlı Gazeteci Nashet Elheedy yaptı. Elheedy, Türk devletinin Arap dünyasındaki saldırgan müdahaleleri başlığında değerlendirmelerde bulundu. Elheedy, detaylara girmeyeceğini çünkü gerçeğin çok açık olduğunu belirterek, “Neden Erdoğan bu şekilde davranıyor?” sorusunu yöneltti. Tarihin derslerle dolu olduğuna dikkat çeken Elheedy, Türk devletinin yayılmacı bir anlayış içerisinde olduğunu kaydetti. By yayılmacılığın kanlı ve soykırımlarla gerçekleştiğini söyleyen Elheedy, Ermeni soykırımını hatırlattı. Irkçılığa dayalı bir ideolojinin hayata geçirilmek istendiğini dile getiren Elheedy, “Erdoğan, Kürtler ve Arapların zararına yeni bir Türk imparatorluğu, bir Osmanlı imparatorluğu kurmak istiyor” tespitinde bulundu. Erdoğan’ın Mısır’ın da etkisini azaltmak istediğini söyleyen Elheedy, Mısırlıların bunun farkına vararak Müslüman Kardeşler’i iktidardan uzaklaştırdığına dikkat çekti.

'LİBYA’YI ERDOĞAN’A SATTILAR'

Erdoğan’ın amaçlarından vazgeçmediğini belirten Elheedy, Trablus merkezli Libya hükümeti ile Türkiye arasında yapılan tartışmalı askeri-deniz anlaşmasının altını çizdi. Elheedy, Libya’da Erdoğan ile anlaşma yapan taraf için “Libya’yı Erdoğan’a sattı” dedi. Türk devletinin Somali ve Cibuti’de askeri üsler açtığını belirten Elheedy, yine Katar ve Irak’ta da bu üslerin olduğunu hatırlattı. “Ne yapmamız gerekiyor?” diye soran Elheedy, uluslararası toplumun Erdoğan ile ikiyüzlü bir ilişki içerisinde olduğunu hatırlatmak gerektiğini vurguladı.

'ERDOĞAN BİR SAVAŞ SUÇLUSU'

Elheedy, “Avrupa Parlmentosu’nda güçlü bir şekilde haykırmamız gerekiyor; Kim bu ihlallere son verecek, kim Erdoğan’a dur diyecek?” şeklinde konuştu. Türklerin de mağdur olduğunu belirten Elheedy, “Neden Erdoğan’a oy veriyorsunuz?” diye sordu.  Elheedy, “Erdoğan bir savaş suçlusudur ve öyle yargılanmalı. Elleri kanlıdır” ifadelerini kullandı. Elheedy, buna karşı uluslararası örgütlerin ikiyüzlülük içerisinde olduğu ve devletlerin kendi çıkarlarını esas aldığı tepkisinde bulundu.

ANHA


Diğer Haberler