Arap aşiretleri DAİŞ’ten kurtulduktan sonra bir araya getirildi

Derazor’un doğusundaki Arap aşiretleri, DAİŞ işgali döneminde toplumsal rolünden alıkonulmuş, kanaat önderleri göç etmek zorunda kalmıştı. Özgürleştirmenin ardından geçen bir yılda aşiretler Derazor Sivil Meclisi’nin desteğiyle bir araya getirildi.

Derazor’un doğusu, özellikle de Basira ve Baxoz beldelerinde toplum, aşiret yapısıyla tanınıyor. Baas rejimi tarafından sosyal rolü önemsenmeyen aşiretler, bölge halkının toplumsal sorunlarını çözüme kavuşturma rolünü yıllarca korudu.

El Hinafir aşireti kanaat önderlerinden olan Baxoz Belde Meclisi Üyesi Hevas El Casim, sosyal role sahip aşiretler arasındaki ilişkiyi, “Derazor’un doğusundaki aşiretler arasında denge, sıkı ilişki ve dayanışma bağları var. Buradaki aşiretler geleneksel yapılarını uzun yıllar korudu” sözleriyle özetliyor.

Aşiretlerin bölge toplumunun temelini oluşturduğu nitelemesinde bulunan Casim, bölge toplumunda sorunların aşiretler ve kanaat önderleriyle çözüldüğünü söyledi.

Derazor’un Baxoz beldesinde 7 aşiret bulunuyor. Bölgenin en büyük aşireti El Mirasim olurken, onu sırasıyla El Cebur, El Mitlivin, El Agidat, El Denden, El Hinefir ve El Miraşde aşiretleri izliyor.

Bölge aşiretlerinin yapısı hakkında da bilgi veren Casim şunları belirtti: “Her bir aşiretin içinde farklı bölüm (ya da şube) var ve her birinde bir kanaat önderi bulunuyor. Kanaat önderleri aşiretin başında bulunduğu bölümüyle olağan toplantılarını gerçekleştirir, bölgede yaşanan çelişkileri ve sorunları çözüme kavuşturur. Bu binlerce yıldır var olan bir özelliktir ve öyle kolay kolay bırakılamaz.”

9 yıldır devam eden Suriye’deki savaş toplumun birçok yapısını olduğu gibi aşiretleri de etkiledi. Casim, birçok aşiretin mensuplarıyla birlikte kanaat önderlerinin de yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kaldığını ifade etti.

DAİŞ AŞİRETLERİ PARÇALADI

Suriye krizinin başından 2014 yılına kadar bölgedeki aşiretler tüm savaş koşullarına rağmen geleneklerini korumayı başardı. Fakat devamındaki olayları ise Casim şöyle anlatıyor: “2011-2014 arası savaşta aşiretlerin toplum üzerinde belirli bir etkisi vardı. 2014’te DAİŞ’in Derazor’u işgal etmesiyle aşiretlerin toplumdaki rolü ve etkisi zayıfladı. DAİŞ’in uygulamaları aşiretlerin örf ve adetlerine aykırıydı. Bir yıl önce bölgemizin işgalden kurtarılmasıyla aşiretler toplumsal rolüne kavuştu. Fakat hâlâ topraklarına dönemeyen kanaat önderleri var.”

El Mirasim aşiretinin kanaat önderlerinden Zib Helef Davut ise DAİŞ çetelerinin işgal dönemine ilişkin şunları belirtiyor: “DAİŞ, bölgemizde toplumun temelini oluşturan aşiretleri yok saydı. O dönem kanaat önderleri olarak halkın sorunlarını çözmek için rol oynayamadık. Kanaat önderlerinin göç etmek zorunda olması da aşiretlerin yapısını olumsuz etkilemişti.

Bölgenin özgürleştirilmesiyle birlikte aşiretlerin Derazor Sivil Meclisi aracılığıyla toplumsal rolüne yeniden kavuştuğunu belirten Davut, Meclis’in toplum örgütlenmesinde aşiretlere önem verdiğini söyledi.

Aşiretlerin ve kanaat önderlerinin toplumsal etkisinin farkına varan bazı kesimler siyasi çıkarlarını hayata geçirmek ve fitne yaymak için girişimlerde bulunsa da hiçbir kanaat önderi bu oyuna gelmeyerek plancılara prim vermedi.

Davut bu duruma ilişkin, “Kimi kesimler çıkarları için bölgenin kanaat önderlerini kullanmak ve kendi taraflarına çekmek istedi. Bu kesimlere pabuç bırakmayan aşiretler Derazor Sivil Meclisi ile dayanışma içindedir” ifadeleriyle sözlerini noktaladı.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler