Arap uzmanlar: Türkiye DAİŞ’e alternatif radikal bir örgütün temelini atıyor

Türkiye’nin Arap devletleri ve Kuzey Afrika’yı da kapsayacak bir “Radikal İslami kemer” oluşturmayı hedeflediğini belirten Arap gazeteci ve uluslararası terör uzmanları, kurulacak kemerin DAİŞ’e alternatif olacağını ve Erdoğan’ın bunun üzerinden Neo-Osmanlı hayallerini gerçekleştirmeye çalışacağını vurguladı.

Türkiye, Arap devletlerinde 2010 yılında başlayan halk ayaklanmalarından bu yana Müslüman Kardeşler (İhvan) eliyle Arap devletlerine müdahalelerde bulunmaya başladı. Türkiye, iç karışıklığın yaşandığı hemen hemen her ülkede çete grupları kurdu. Türkiye, özellikle Suriye’de başlayan iç kriz ile birlikte kendi topraklarında eğittiği çete gruplarını Şam hükümetine karşı silahlandırdı ve ardından Rojava’da Kürtlere saldırttı.

LİBYA VE YEMEN’DEN SONRA ÇETELER AZERBAYCAN’DA

Suriye’de bu çete gruplarını yıllar boyunca kendi politikaları çerçevesinde kullanan Türk devleti, Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek için aralarında DAİŞ çetelerinin de bulunduğu binlerce çete üyesini Libya’ya gönderdi. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, Türkiye şu ana kadar 19 bin Suriyeli çete üyesini Libya’ya gönderdi. Türk devleti, Libya’nın yanı sıra Ehrar El-Şerqiya, Sultan Murat, Nuxba û Semerkant isimli çete gruplarına üye en az 600 çete üyesini Yemen’e gönderdi.

ANHA daha önce güvenilir kaynaklarına dayandırarak verdiği haberlerde, Türk devletinin “Suriye Milli Ordusu” adını verdiği çete grubu üyelerini Azerbaycan’a göndermek üzere Efrîn ve İdlib’ten Türkiye’ye götürdüğünü aktardı. Güvenilir kaynaklar, şu ana kadar en az 275 radikal çete grubu üyesinin Türkiye tarafından Azerbaycan’a götürüldüğünü belirtiyor.

‘TÜRKİYE ÇETELERLE VAR OLMAYA ÇALIŞIYOR’

Konuya ilişkin ANHA’ya konuşan Kahire'de faaliyet gösteren Arap Araştırmaları Merkezi'nden Hani Süleyman, Türk devletinin “Komşularla sıfır sorun” politikasını asla hayata geçirmediğin, bu politikayı dünyaya karşı iyi bir fotoğraf vermek amacıyla dillendirdiğini kaydetti. Süleyman, şöyle devam etti; “Ancak Türkiye, bu politikasının aksine kendisini bambaşka bir durum karşısında buldu. Tunus ve Mısır başta olmak üzere bölgede radikal İslami örgütler üzerine yaptığı hesapların boşa çıkmasıyla, bölgedeki uzun süreli politikaları adeta yıkıldı. Bu yüzden bulunduğu tüm ülkeleri tehdit eden bir politika yürütmeye başladı. Bu temelde de Suriyeli çete gruplarını kullandı. Bu çete grupları eliyle Libya, Yemen ve son olarak Azerbaycan örneğinde varlığını sürdürmeye çalıştı.”

Türk devletinin mevcut politikalarının başta Ortadoğu olmak üzere dünya devletleri için büyük tehdit oluşturduğunu ifade eden Süleyman, “Çete gruplarının yanı sıra mülteci kozuyla da sürekli Avrupa’yı tehdit ediyor. Türkiye, her süreçte bu politikasının bedelini ödeyecek” diye konuştu.

‘ERDOĞAN İSLAMİ CİHATLA NEO-OSMANLI’YI KURMAK İSTİYOR’

Mısırlı Gazeteci ve Uluslararası Terör Uzmanı Münir Edip ise, Türkiye’nin siyasi İslam ve radikal çete gruplarına verdiği destekle radikal çete yapılanmalarıyla sıkı bir ilişki yakaladığını söyledi. Radikal çete gruplarının tamamının ortak noktasının “İslami cihat” olduğunu ve Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “İslami cihat” adı altında Neo-Osmanlı’yı kurmayı hayal ettiğini ifade eden Edip, “Erdoğan, radikal çete grupları içerisinde bulunan gençlerin ‘cihat’ hayallerini kendi politikalarını gerçekleştirmek amacıyla kullanıyor. Bu gruplar da Erdoğan’ı ideolojilerini yaymak için kullanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘RADİKAL BİR ÖRGÜTÜN TEMELLERİ ATILIYOR’

Türk devletine bağlı çete gruplarının yarattığı tehdide değinen Edib, “Bu radikal çete grupları içerisinde bulunan gençler, gelecek için büyük tehdit oluşturuyor. Bu gençler, ileride kurulacak El-Kaide’den daha radikal bir örgütün temellerini atıyor” dedi. Afganistan’da El-Kaide’nin temellerini oluşturan “Mücahit gençler” örneğini veren Edib, şimdi de Türkiye’nin kendisine bağlı çete grubuna üye gençler eliyle El-Kaide, DAİŞ ve İhvan’dan daha radikal bir örgütün temelini attığını söyledi. Erdoğan’ın Arap gençlere önem verdiğinin belirten Edip, bunun sebebini ise “Çünkü Erdoğan, bu gençleri Arap ülkeleri ile Avrupa’nın güvenliğini yok edebilecek bir ateş olarak görüyor. Ayrıca bu gençlerin yaşadığı trajediyi kullanarak çok kolay bir şekilde kendi safında tutabileceğini görüyor” sözleriyle açıkladı.

Hani Süleyman da aynı konuya ilişkin Afganistan’da Sovyetlere karşı harekete geçen radikal gençleri örnek vererek, bu gençlerin ardından Arnavutluk gibi cihadist örgütlerin bulunduğu ülkelere giderek Avrupa başta olmak üzere dünya güvenliğini tehlikeye attığını hatırlattı. Süleyman, Türk devletine bağlı çete gruplarına üye radikal gençlerin tıpkı El Kaide gibi ilerleyen süreçte tüm dünya için büyük tehdit yaratacağını söyledi.

‘GÜÇLÜ DEVLETLER DE KULLANIYOR’

Uluslararası kamuoyunun Türk devletinin bu politikaları karşısındaki sessizliğine dikkat çeken Edip, “Dünya devletleri, radikal çete gruplarının kurulması karşısında net bir tavır sergilemedi. Niye sessiz kaldılar? Bu da, tüm bu devletlerin de söz konusu radikal çete gruplarını bir raddeye kadar menfaatleri doğrultusunda kullandığını gösteriyor. Güçlü devletler, bu grupları Ortadoğu’daki politikalarında kullanmak istiyor” diye konuştu.

‘RADİKAL İSLAMİ KEMER OLUŞTURULUYOR’

Türkiye’nin DAİŞ çetelerinin menfaatleri doğrultusunda nasıl kullandığını hatırlatan Edip, “Türkiye’nin siyasi menfaatleri var. Tüm radikal örgütler, Türkiye’nin güvenlik ve ulusal taleplerini temsil ediyor. Çünkü Türkiye, bu gruplar olmadan hiçbir amacına ulaşamayacağını iyi biliyor. Türkiye, bu grupları da İslami Hilafetin geri döneceği hayaliyle kontrol etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin Ortadoğu’yu kontrol etmeyi ve “Radikal İslami bir kemer” oluşturmayı hedeflediğini belirten Edip, “Türkiye’nin kurmayı planladığı radikal İslami kemer, DAİŞ’in alternatifi olacak. Türkiye, DAİŞ’in yenilmesinin can alıcı sonuçlarından kaçmaya çalışıyor. Bu yüzden Libya başta olmak üzere Kuzey Afrika ve diğer Arap devletlerinde bir radikal İslami kemer oluşturmaya başladı” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin hayalini kurduğu kemerin gerçekleşmesi halinde tüm dünyayı tehdit edeceğini ifade eden Edip, bu politikanın bölgedeki terör gruplarını güçlendirdiğini aktardı.

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler