​​​​​​​Arapça basın gündeminde geçen hafta

Arapça basın gündeminde geçtiğimiz hafta; Derazor’da Arap aşiret liderlerine dönük suikastlar ile İsrail’in Suriye’ye bombardımanları, Beyrut’ta yaşanan patlama ile Türkiye’nin Arap ülkeleri ile Doğu Akdeniz’deki yayılmacı politikaları öne çıkan başlıklar oldu.

SURİYE

Suriye’nin doğusunda Arap aşiret kanaat önderlerine dönük saldırıların yanı sıra İsrail’in bombardımanları ile İdlib’deki gelişmeler, geçtiğimiz hafta boyunca Arapça basın gündeminde geniş yer buldu.

3 Ağustos tarihli El Beyan gazetesi, “Derazor’da cinayet vakaları artıyor” başlıklı haberinde, “Son süreçte DAİŞ çetelerinin Derazor vilayetinde tehdit ve cinayet olaylarında artış yaşanıyor. Yine bölgedeki birçok ileri gelen de tasfiye edildi” dedi. Derazor’un doğusundaki El-Dehla Beldesi’nde Şeyh Ali El-Wis ve Egêdad aşiretinin kanaat önderi Süleyman El-Kessar’ın Buseyra ilçesindeki evinin önünde uğradığı saldırı sonucu öldürülmelerine yer veren gazete, “DAİŞ sadece kanaat önderlerine değil QSD savaşçılarına da saldırıyor. Aktivist Ehmed Nayif, DAİŞ’in son süreçte sivillere ve bazı askeri isimlere yaptığı saldırılarla bölgede karışıklık çıkarmak istediğini vurguladı” ifadelerini kullandı.

4 Ağustos tarihli Şarkul Avsat gazetesi, “İsrail, Suriye’nin güneyini ve doğusunu bombalıyor” başlıklı haberinde, “İsrail Suriye’nin güneyindeki Colanê kentinde mayın döşemeye çalışan 4 kişilik bir grubu savaş uçakları ile bombaladıklarını açıkladı. Açıklamasında Suriye’yi suçlayan İsrail, Hizbullah milislerinin Suriye tarafından korunduğunu vurguladı. İsrailli kaynaklar da mayın döşemeye çalışan grubun Lübnan’a bağlı Hizbullah milisleri olduğunu ve Colanê’yi İsrail ile savaş merkezi haline getirmeye çalıştıklarını belirtti” diye aktardı.

5 Ağustos tarihli El Beyan gazetesi “Türkiye’nin saldırılarının yeni yüzü; Irak ve Suriye’ye karşı su savaşı” başlıklı haberinde; Türk devletinin Irak ve Suriye’ye akan Dicle ve Fırat nehirlerinin sularını kesmesini gündeme aldı. Haberde, “Uluslararası kanunları çiğnemek artık Türkiye’nin bir özelliği haline geldi. Fırat ve Dicle nehirlerinin suyunun kesilmesi Irak ve Suriye’de krize neden oldu ve halka etkisi ağır oldu” ifadeleri kullanıldı. Türkiye’nin Dicle ve Fırat nehirlerinin suyunu keserek Irak ve Suriye’ye ekonomik tehditte bulunduğu ve her iki nehir havzasında bulunan bölgelerin boşaltılmasını hedeflediğinin vurgulandığı haberde, “Türkiye’nin nehir sularını bir savaş aracı olarak kullanması ilk değil” denildi.

Aynı tarihli Şarkul Avsat gazetesi ise “Tel Aviv’den Suriye’ye tehdit” başlıklı haberinde, İsrail’in Suriye’ye yönelik bombardımanına yer verdi. Haberde, “İsrail uçaklarının Suriye’nin güneyini bombalaması ardından açıklama yapan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, İsrail'e yönelik herhangi bir tehditte bulunması halinde Suriye rejimini cezalandıracağı konusunda uyardı. İsrail'e ait savaş uçakları ve helikopterleri Suriye'nin başkenti Şam'ın güneyindeki Suriye ordusuna ait hedefleri vurdu. İsrail tarafından yapılan açıklamada, Golan bölgesinde yapılan sızma girişimine karşılık olarak, Suriye ordusuna ait gözlem noktaları, istihbarat ekipmanları, uçaksavar bataryaları ve komuta ve kontrol noktalarının vurulduğu duyuruldu” ifadelerine yer verildi.

LİBYA

Libya’da Türk devletinin müdahaleleri de geçtiğimiz hafta boyunca Arapça basın gündeminde geniş yer bulan bir diğer başlık oldu.

3 Ağustos tarihli Şarkul Avsat gazetesi, “Afrika’da da bir İdlib kurulması endişesi var” başlıklı haberinde, “Türk devleti Suriye’den Libya’ya çete transferine devam ediyor. Bununla birlikte Libyalılar ve uzman araştırmacılar, Libya’da Afrika İdlib’inin kurulmasından endişe duyuyor. SOHR’un geçtiği bilgilere göre, Türk devleti Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek için Suriye’den Libya’ya yaklaşık 10 bin çete gönderdi. Libya Selfiyom Araştırmalar Merkezi Başkanı Cemal Şelûf da Türkiye’nin Libya’yı terörist yuvası haline getirdiğini söyledi” ifadelerini kullandı.

4 Ağustos tarihli Şarkul Avsat gazetesi, “Sirte savaşı uluslararası toplumun anlaşmasına bağlı” başlıklı haberinde, “Libya’daki çatışmaların ve Sirte’nin durumu, önümüzdeki birkaç günlük süreçte uluslararası toplumun aracılığı ile yeni bir noktaya gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.

LÜBNAN

Libya’nın başkenti Beyrut’ta yaşanan patlamanın yanı sıra ülkedeki siyasi gelişmeler de geçtiğimiz hafta boyunca Arapça basın gündeminin konusu oldu.

4 Ağustos tarihli El Arap gazetesi “ Lübnan Dışişleri Bakanı batan gemiden istifa etti” başlığıyla verdiği haberinde, “Lübnan Dışişleri Bakanı Nasif Hitti’nin, Başbakan Hassan Diyab'a istifasını sunduğu bildirildi. İstifasının ardından yazılı bir açıklama yapan Hitti, etkin, hür ve bağımsız olduğuna inandığı Lübnan için bir vizyon görünmediğini ve ülkesinin içinde bulunduğu kritik koşullarda görevini yerine getiremediğini ifade etti” dedi.

5 Ağustos tarihli El Arap gazetesi “Beyrut’ta kanlı bir gün, dünyadan Beyrut’a destek” başlıklı haberinde, “Lübnan Başbakanı Hasan Diyab yaptığı açıklamada, Lübnan'da yaşanan felaketin sorumlularından hesap sorulacağını belirtti. Patlama sonunda maddi ve manevi zararlar meydana geldi. Birçok ülke Lübnan’a yardım eli uzattı. Patlamanın meydana geldiği Lübnan, siyasi, ekonomik, toplumsal krizin yaşandığı günlerden geçiyor. Hizbullah’ın destek verdiği hükümet mevcut durumu değiştirebilecek potansiyelde değil” ifadelerini kullandı.

8 Ağustos tarihli Şarkul Avsat gazetesi “Lazkiye Limanı Beyrut Limanı’nın yerini alacak mı?” başlıklı haberinde, “Gözler şimdi Şam’a çevrilmiş durumda. Patlama nedeniyle, Suriye’den Lübnan’a insani yardımın gidebilmesi için Rusya’nın Hmeymim Üssü’ne yakın olan Lazkiye limanından Lübnan’a insani koridor açılması konusu gündeme gelebilir. Suriye Başbakanı Halid El-Azim, Lazkiye Limanını 1950'lerin başında Beyrut'u desteklemek için inşa etmişti.Beyrut limanının yıkılmasının Suriye'ye yapılan yardımı olumsuz etkileyeceğini kaydeden BM, Lazkiye Limanı’nın Beyrut Limanı’nın yerine geçmesine ilişkin önerileri düşündüklerini kaydetti” aktarımında bulundu.

TÜRKİYE

İşgalci Türk devletinin Arap devletlerinin yanı sıra Doğu Akdeniz’de sürdürdüğü yayılmacı politikalar ile bu politikalara dünya devletlerinin tepkileri, Arapça basın gündeminde geniş yer buldu.

3 Ağustos tarihli El Arap gazetesi, “İran ve Türkiye ortaklaşıyor” başlığıyla verdiği haberinde, “İran ve Türkiye, bölgedeki siyasi, güvenlik ve basın gibi birçok noktada ortaklaşıyor. Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy ve İranlı mevkidaşı Ebas Mosoy geçtiğimiz Çarşamba ilk kez video konferans ile bir toplantı gerçekleştirdi. Gözlemciler bu görüşmeleri, İran ve Türkiye’nin Yemen konusunda anlaştığına işaret olarak yorumluyor. Türkiye’ye yakın İslah ve İhvan partileri ile İran’a bağlı Husilerin yakınlaşması başarılı bir şekilde gerçekleşmesi, Suudi Arabistan’ın etkisizleştirilmesi için yeni bir cephe açmış oldu” dedi.

4 Ağustos tarihli El Beyan gazetesi “Avrupa Türkiye’nin yayılmasının durmasını istiyor” başlıklı haberinde, Türkiye ve Avrupa ülkeleri arasında yaşanan çelişkilere yer vererek, şunları aktardı; “Avrupalı diplomatlar, Türk yetkililerin özelikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açıklamalarının Türkiye’nin nasıl bir çembere girdiğini işaret ettiğini vurguluyor. Türk yetkililer dış ülkelerde çıkardığı çelişkiler ve çatışmalardan kaçıyor. Yetkililer, Akar’ın uluslararası toplumdan ciddi refleks beklediğini, Ortadoğu ve Akdeniz’de sorunların büyüdüğünü belirttiğini ancak diğer taraftan Avrupalı devletlerin çıkarlarını tehdit ettiğine dikkat çekti.”

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler