Bahoz Erdal: Rojava halkı kazanımlarına sahip çıkmalı

Rojava’ya dönük tehditlerin sona ermediğini belirten Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı üyesi Dr. Bahoz Erdal, Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı üyesi Dr. Bahoz Erdal, “Rojava’nın savunması sadece YPG ve QSD’nin görevi değildir. Bütün Rojava halkının görevidir. Rojava halkı kendi kazandığı kazanımlara sahip çıktığı sürece değil Türk devleti kimse bu kazanımlara saldıramaz” dedi.

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı üyesi Dr. Bahoz Erdal, Xakurkê’de devam eden işgal operasyonunun Kürdistan’ı işgal konseptinin bir parçası olduğunu belirterek şu önemli bilgiyi verdi: “İran’a dönük amaçları var. ABD güçlerini İran sınırına yerleştirmek istiyorlar. Bu her iki amacı gerçekleştirmek için ise saldırılara PKK’yi bahane ediyorlar. Kürt Özgürlük Hareketini zayıflatmak istiyorlar.”

PKK olarak Güney Kürdistan’ın huzur ve refahını çok önemsediklerini belirten Erdal, huzuru bozan tarafın kendileri olmadığını, gerillanın Kuzey Kürdistan’da savaştığını ancak Türk devletinin savaşı Güney Kürdistan’a taşıyan ve huzur ile güvenliği bozan taraf olduğunu belirterek ekledi: “Kürdistan’ın geleceği, refahı ve huzuru Kürt ittifakına bağlı. Bütün Kürt örgütlerini ulusal birlik temelinde bir araya gelmeye, toplanmaya çağırıyoruz.”

Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlarından Bahoz Erdal, Stêrk tv’de yayınlanan özel programda Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına başlatmış olduğu askeri operasyonları, Güney Kürdistan Hükümetinin tutumunu, Hewlêr’de Türk istihbarat teşkilatının bir sorumlusunun öldürüldüğü eylemi, Güney Kürdistan’da yaygınlaştırılmaya çalışılan ajanlık faaliyetlerini ve gündemdeki konulara dair soruları yanıtladı.

Türk devletinin Xakurkê saldırıları yaklaşık iki aydır devam ediyor. Neden Xakurkê, Türk devleti bu saldırılarla neyi hedefliyor?

Yaklaşık iki aydır Xakurkê’de çok yoğun bir savaş devam ediyor. Sömürgeci Türk devletinin geniş kapsamlı saldırıları var. Bütün bu saldırılara karşı Kürdistan özgürlük gerillalarının çok büyük bir direnişi de var. Kuşkusuz hem halkımız hem de kamuoyu buradaki savaşı takip ediyor. Türk devletinin Xakurkê üzerindeki saldırılarının elbette sebepleri var. Neden Xakurkê ve Xinere hatları üzerinde ısrar ediyorlar?

‘Türkiye, Xakurkê’den gerillaları çıkarıp ABD’li grupları yerleştirmek istiyor’

Buradaki bölgelere saldırmalarının üç sebebi var. Birincisi İran’la bağlantılıdır. Yani İran sınırı üzerinde ısrar ediyorlar. İran’ın o bölgedeki sınır hattı üzerinden Güney Kürdistan topraklarına girmek istiyorlar. Xakurkê, Xinere ve sınır boyunca PKK gerillalarını oradan çıkarıp Amerikalı bazı grupları oraya yerleştirmek istiyorlar. Buradan da hedef İran üzerindeki ambargonun daha da derinleştirilmesini sağlatmaktır. O kadar kayıp vermelerine rağmen orada ısrar etmelerinin birinci sebebi budur. İkinci sebep ise sömürgeci Türk devleti bir karış bile olsa Kürdistan topraklarını sömürgesi yapmak istiyor. Gerek Rojava’da gerek Başur’da bir köy için bile fırsat bulduğunda sömürgeleştirmek istiyorlar. Bu saldırı da sömürgeci Türk devletinin bir konseptidir. Ve bu çerçeve de bu bölgeyi sömürgeleştirmek istiyorlar. Üçüncü sebep ise hedefleri PKK’dir. PKK’yi bu amaçlarını gerçekleştirmek için bahane ediyorlar. Sözde PKK için buralara geliyorlar, hedefleri PKK ile savaştır. Kamuoyuna açıkladıkları boyut budur. Doğrudur sadece bir sebep PKK’dir. Kürdistan Özgürlük hareketini zayıflatmak istiyorlar. Kürdistan’daki en etkili Kürt gücü PKK’dir ve PKK’yi zayıflatmak istiyorlar. Bir hedefleri de budur. Bunun için Xakurkê’deki saldırıları bölgesel gelişmelerin bütünü içerisinde ele almak gerekir. PKK ve Kürdistan özgürlük gerillaları olarak bu saldırılara karşı gereken cevabı saldırılara karşı direnerek veriyoruz.

Osman Köse diplomat mı, MİT’in operasyon şefi mi?

Son dönemlerde Hewlêr’de bazı olaylar oldu. Türk yetkililer Osman Köse adlı bir diplomatlarının öldürüldüğünü söylüyor. Şimdi herkesin merak ettiği PKK’den gelecek açıklama. Siz bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Konuya dair sıcağı sıcağına açıklama yapmadık. Biz de bu olayın tüm gerçekliklerini öğrenmek istedik. Bu olaya bağlı olarak bazı araştırmalar yaptık. Ulaştığımız sonuç şudur: Birincisi bu öldürülen şahıs (Osman Köse) diplomat değildir. MİT’in Güney Kürdistan sorumlusudur. Yani MİT’in hareketimize karşı faaliyet sürdüren örgütlemesinin sorumlusudur. MİT bünyesinde bir bölüm var; amaçları ve görevleri özellikle yönetimimize karşı faaliyetler organize etmek ve yönetimimizi hedeflemektedir. Saldırı ve suikast planları ve istemi var. Bu öldürülen şahıs hareketimizin yönetimine karşı suikast düzenlemek isteyen MİT’in Güney Kürdistan’daki biriminin sorumlusudur. Bu faaliyetlere liderlik yapan kişidir.

‘Helmet arkadaşımızı şehit eden saldırıyı bu şahıs (Osman Köse) planladı’

Son olarak Helmet (Diyar Xerib) arkadaşa yapılan saldırı sonucu Helmet ve iki arkadaşımızın şahadetinin sorumlusu da bu şahıstır. Saldırıyı planlayıp istihbarati bilgileri servis ettikten sonra Helmet arkadaşın bulunduğu yere saldırı gerçekleşiyor ve burada Helmet arkadaş iki arkadaşla birlikte şehit oluyor. Yine Güney Kürdistan’daki birçok saldırıyı bu şahıs koordine etmekteydi. Ulaştığımız sonuçlardan biri budur.

İkinci önemli husus; Türk devleti ilk günlerde öldürülen şahsın kimliğini bile açıklamadı. Ama sonra mecbur kalıp açıkladılar. Ancak bu sefer yine bazı bilgileri sakladılar. Cenaze törenine bütün devlet yetkilileri katıldı. Yine MİT Müsteşarı katıldı cenaze törenine. Yani cenaze töreninden de anlaşılıyordu ki, sıradan biri değil. Hakikatleri ters yüz etmek istediler, diplomatmış gibi lanse etmek istediler.

‘Bu değerli eylemi yapan gençleri kutluyoruz’

Yaptığımız tüm araştırmalar ve ulaştığımız sonuca göre bu eylem bazı yurtsever gençlerin eylemidir. Hareketimize gönülden bağlı olan bazı gençlerin eylemi gibi gözüküyor. Çünkü gerillanın eylemleri daha profesyonelce olur. Örneğin Sakine Cansız operasyonu gerillanın MİT yönetimine karşı gerçekleştirdiği özel bir operasyondu. Bu eylem de ise bazı amatörlükler var. Ama bu eylemi kim yapmışsa iyi ve başarılı bir eylemdir. Ellerine sağlık diyor ve eylemcileri kutluyoruz. Çünkü kan emici bir MİT sorumlusunu cezalandırdılar. Helmet arkadaşın katilini öldürdüler ve yine Kürtlere karşı yapılan birçok saldırının failini cezalandırdılar. Değerli bir eylemdir. Ve bu eylemi yapan yurtsever gençleri kutluyoruz.

‘Helmet arkadaş için başsağlığı bile dilemeyenler bir katil için kıyamet koparıyor’

Bu saldırı sonrası Güney Kürdistan yönetiminin bazı açıklamaları oldu. Siz bu açıklamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Güney Kürdistan yönetimi öldürülen bu katil MİT mensubu için birçok açıklama yaptı. Bir terör eylemi olarak dillendirdiler. Bu öldürülen şahıs Kürt katilidir. Hewlêr’deki Türk konsolosluğu Kürdistan özgürlük gerillalarına karşı adeta bir saldırı karargahı haline gelmiştir. Gerçekten hem hareket olarak hem de halk olarak Güney Kürdistan hükümetinin şehit Helmet arkadaş için bir başsağlığı açıklaması yapması yönünde bir beklentimiz vardı. Sadece Helmet arkadaş için değil Güney Kürdistan topraklarında birçok sivil yurttaş Türk devletinin saldırıları sonucu katledildi. En azından bu sivil yurttaşlar için bir tutum belirlemesi gerektiği en azından bir açıklama yapması beklentimiz vardı. Ama maalesef hiç sesleri çıkmadı. Diyar Xerib ve diğer arkadaşlar için bir başsağlığı bile dilemediler. Gelin görün ki bir Kürt katili MİT üyesi öldürüldü diye neredeyse kıyameti koparacaklar. Bu doğru bir tutum değil. Yanlıştır, hatta büyük bir ayıptır. Nasıl olur da bu kadar kıyameti koparıyorlar anlamış değiliz. Yani öldürülen kişi Kürt katilidir. Onlarca insanın katilidir. Bu kadar açıklama bu kadar Türk yanlısı tutum doğru değildir. Bir de bu olayı bahane ederek bu kadar saldırmaları da doğru değildir. Hewlêr’de ne kadar Kuzeyli halkımız varsa hepsini gözaltına almış durumdalar. Maxmur kampını kuşatmışlar. Hangi Maxmurlu Hewlêr’e gidiyorsa tutukluyorlar. Bu yanlıştır. Maxmur halkından ne istiyorsunuz? Mülteci bir halktır. Ve Türk devletinin terör, zülüm ve baskılarından dolayı kaçıp buraya gelmişler. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de sizler saldırıyorsunuz. Ne alakaları var bu olayla? Maxmur halkının bu olaylarla hiçbir alakaları yok. Güney Kürdistan yönetiminin daha soğukkanlı olması gerekir. Kürt ve Kürdistani bir tutum içerinde olması gerekir. Halkımızın beklentileri bu yöndedir. Yaptıkları açıklamalar çok abartılıdır. Ve bu kadar mana yüklemelerine de hiç gerek yoktu.

‘Güney Kürdistan’ın huzur ve refahını Türk devleti bozuyor’

Bazı çevrelerce bu eylemin Güney Kürdistan’ın refahını bozmaya yönelik bir eylem olduğu dillendiriliyor. Siz ne diyorsunuz?

Bu tür açıklamalarla bizi suçlamak istiyorlar. Türk devletinin Güney Kürdistan topraklarına yönelik gerçekleştirdikleri saldırıları meşru hatta reva göstermek istiyorlar. Bu saldırıların sebebinin PKK olduğunu göstermek istiyorlar. Bu doğru değildir. Gerçekleşen bütün bu saldırıların sebebi PKK değildir. Güney Kürdistan’da olası tehlikelerin ve huzursuzluğun sebebi PKK değildir. Hem Güney Kürdistan’ın hem de bütün Kürdistan’ın refahının bozulmasının, istikrarın ortadan kalkmasının sebebi Türk devletidir. MİT’in Hewlêr Konsolosluğunu savaş karargahına çevirmesi, yine onlarca Türk özel kuvvetlerinin askeri üslerinin Güney Kürdistan topraklarında kurulup işgalci konumda olmaları, her gün onlarca savaş uçağının Güney Kürdistan şehirlerinden geçip Kürdistan dağlarını ve köylerini bombalamaları ve onarca sivil halkımızın öldürülmesi mı refah ve güvenlik? Bütün bunlar Güney Kürdistan’ın huzurunu bozmuyor da gerillaların kendisini, halkımızı ve topraklarımızı koruması mı huzuru bozuyor? ne alakası var? Bunların vicdanla, hakikatle ve yurtseverlikle hiçbir alakası yoktur.

‘Her türlü fedakarlığı yaptık’

Bilakis bizler Kürdistan Özgürlük Hareketi olarak onlarca defa söylemişiz ki Güney Kürdistan’ın refahı, huzuru ve savunmasını kendi görevimiz olarak görüyoruz. Ve Kürdistan özgürlük gerillaları olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmişizdir. Ne fedakarlıklar bizden istenmişse yapmışızdır. Bunun onlarca örnekleri vardır. Açık olan şudur ki sömürgecilerin saldırıları var ve bizi suçlayanlar bir defaya mahsus Türk sömürgeciliğini suçlasınlar. Saldırgan Türk devleti her gün Kürdistan’ın coğrafyasına saldırıp, her yeri yakıp yıkıp, sivilleri katledip sizin kendi Kürt kardeşlerinize saldırdıklarında acaba hiç mi bir suçları yok? Şimdi bazıları diyorlar ki Güney Kürdistan kazanımları bütün Kürtlerin kazanımıdır ve bütün Kürtlerin bu kazanımlara sahip çıkması gerekiyor. Doğrudur. Biz de hareket olarak aynen bunları söylüyoruz. Yani Güney Kürdistan halkı da çok büyük fedakarlıklarla ve çok bedel ödeyerek bu kazanımları elde etmiştir. Kuzey Kürdistan halkı da hep yanlarında durarak büyük katkıda bulundular. Rojava ve Rojhilat halkı da büyük katkı sundular Güney Kürdistan’ın kazanımlarına. Bütün Kürdistani hareketler büyük yardımlarda bulundular, doğrudur. Ve kazanımlar ulusal kazanımlardır.

‘Kürdistan’ın geleceği Kürt ittifakına bağlı’

Peki bu bağlamda beklentileriniz nedir?

Güney Kürdistan yönetiminin buna göre yaklaşması gerekir. Madem Güney Kürdistan ulusal kazanımdır onların da ulusal yaklaşım içerisinde olmaları gerekir. Onların Kuzey Kürdistan siyasetine zarar verecek bir tutum sergilememeleri gerekir. Bizler Güney Kürdistan halkının refahından yanayız. Ama Kuzey Kürdistan halkına da refah, huzur ve özgürlük lazım değil mi? Türk devleti ve Tayyip Erdoğan bütün Kürt ve Kürdistan’ın düşmanıdır. O zaman Güney Kürdistan yönetimi Türk devletine karşı tutum almalıdır. Onlarla istihbarati ve askeri anlaşmalara girmemelidir. Şimdi net olarak söyleyebiliriz ve tarih de bunu ispatlamıştır ki; Kürdistan’ın refah ve huzuru Türk devleti ile kuracakları ittifaktan geçmiyor. Bu kesindir. Türk devleti ile ittifak refahı sağlamaz aksine Güney Kürdistan’ı bozan bu ittifaklardır. Güney Kürdistan’ın refahı ancak Kürdistan birliğinden geçecektir. Yakın zamanda bir fotoğraf çıktı. Gerilla ve peşmerge beraber cephede. Ve en ön safta DAİŞ’e karşı savaştılar. Bütün Kürdistan halkı bundan büyük moral, cesaret ve inanç elde etti. İşte Kürdistan halkının isteği buydu. Bu fotoğraf neyi gösterdi? Kürdistan halkının birliğini, Kürt ittifakını gösterdi. Bu fotoğraftaki ittifakla Kürtler kazandı. Güney Kürdistan’da, Kuzey Kürdistan’da da Rojava’da da her yerde Kürtler kazandı. Güney Kürdistanlı kardeşlerimizin bunu görmeleri gerekir. Kürdistan’ın geleceği de huzuru da Kürt ittifakına bağlıdır.

‘Güney Kürdistan’ı savaş alanına çeviren Türk devletidir’

‘PKK neden gidip Kuzey Kürdistan’da savaşmıyor?’ diyenler var.

Doğru biz de bunu söylüyoruz. Ve nitekim Kürdistan özgürlük gerillaları Kuzey Kürdistan’da tarihi bir savaş sürdürüyor. Türk devletinin en gelişkin teknolojisine karşı ve bütün saldırılarına karşı PKK gerillaları dışında başka bir güç olsaydı belki bir ay bile dayanamazdı. Botan’da, Amed’de, Dersim’de hatta Türkiye’de her yerde savaşıyoruz biz. Güney Kürdistan’ı savaş alanı yapan Türk devletidir. Ve onların işgal girişimlerine sessiz kalanlardır. Eğer bir tutum takınılması gerekiyorsa bunlara karşı tutum takınılması gerekir, PKK’ye karşı değil. Yani gerçekten de Güney Kürdistan’ın bu zayıf tutumu ve sessizliği Türk devletine cesaret veriyor. Ve onlar da buradan aldıkları cesaretle pervasızca Güney Kürdistan topraklarına saldırıyorlar. Güney Kürdistan’ın bu kadar Türk devletinden korkmasına hiç gerek yok. Gerçekten Türk devleti herkesle sorun yaşıyor ve herkesçe dışlanmış durumdalar. Çok zor durumdalar. Bu sessizlikleri Güney Kürdistan’ın savaş sahasına dönüşmesine sebep oluyor. Uzun lafın kısası birlik diyoruz biz başka da bir şey demiyoruz. Ancak birlikle biz bu savaşı kazanabiliriz. Bu defalarca da ispatlanmıştır.

Güney Kürdistan halkına çağrı

Bir de halkın içinde ajanlaştırma politikaları var. Siz bu ajanlık politikalarına nasıl bakıyorsunuz?

Türk devleti son dönemlerde bilinçli bir şekilde köylerin içlerini bombalamaktadır. Hem PKK gerillaları Amediye şehrinden geçiyor bahanesi ile orayı bombaladılar hem de Çemanke beldesine bağlı Spindare köyünü bombaladılar. Bu bombardımanlarda sivil köylüler yaralandı. Savaş uçakları birçok köyü ve yerleşim yerini bombaladı. Neden Amediye neden Spindare Köyünü bombalıyorlar? Gerilla dağlardadır. Ve her gün Kuzey Kürdistan’da eylem de yapıyorlar. Neden sivil yerleşim alanlarını köyleri, kasabaları, şehirleri bombalıyorlar? Türk devletinin bu bombardımanlarla yapmak istediği Kürtleri birbirine düşürmek! Ve yine kendi yanlarına çektiği Kürtlerle Kürtleri birbirine düşürüp birbirlerine karşı savaştırma amacı güdüyorlar. Osmanlı devletinden bu yana Türklerin Kürtlere karşı temel politikaları böyledir. Güney Kürdistanlı siyasi partilerin, liderlerin halkın bu hakikatleri iyi görmesi gerekiyor. Türk devletinin bugün Güney Kürdistan yönetimi ile bir ilişkileri varsa bu şu anlama gelmiyor; onların varlıklarını ve statülerini kabul ediyor demektir. Bu Kürtler içerisinde çelişki oluşturmak içindir. Bu Kürt birliğinin oluşmasını engellemek içindir. Güney Kürdistan halkımız yurtsever ve duyarlı bir halktır. Güney Kürdistan halkımıza çağrımızdır: Hiç kimse Türk devletinin bu ajanlaştırmak politikalarına alet olmamalıdır. Türk devletinin bu saldırılarının amaçlarını iyi bilince çıkarın. Ve sizleri tutum sahibi olmaya davet ediyoruz.

‘Gerillaların yerini soran kişilerin bilgilerini bize ulaştırın’

Ve çağrımız hatta ricamız Güney Kürdistan halkımızdan şudur; kim olursa olsun, gerilla yerlerini kendilerinden istedikleri zaman anlasınlar ki o isteyen kişi ajandır ve Türk MİT ile bağlantıdadır, kötü niyetlidir. Bu tür kişileri direkt olarak gerillaya haber vermeleridir. Tekrar söylemek isterim ki hangi partiden olursa olsun ve yine rütbesi ne olursa olsun bilin ki gerilla noktalarını sizlerden isteyenler sizin de elinizi Kürt kanına bulaştırmak isteyenlerdir. Mit için çalışıyorlardır. Ve sizin ellerinizle suç işlemek istiyorlardır. Sizlerden isteğimiz bu konuda gerillayı direkt bilgilendirmenizdir. Gerillaya vereceğiniz haberle düşmanın oyunlarını direkt boşa çıkartabiliriz.

Ulusal birlik çağrısı

Güney Kürdistan yönetimi için de tecrübeler son dönemlerde yaşanan pratiklerle açığa çıktı ki Kürt birliği ne zaman iyi olmuşsa bütün Kürtler kazanmışlardır. Bunun tarihsel örnekleri çoktur. 2005 -2011 yılları arasında iyi ilişkilerle bütün Kürtler kazandılar. Yine 2014 yılı DAİŞ’e karşı birlik olunduğu zaman yine Kürtler kazandılar. Parti yönetimimizin yine çağrıları var. Gelin Kobanê, Şengal ve Maxmur ruhuyla tekrar birlik olalım. Bu bizim çağrımızdır. Ve bütün halkımız bunu gördü. Bu temelde gelin beraber oturup tartışalım. Anlaşacağımız, uzlaşacağımız noktalarımız ayrışacağımız noktalardan çok daha fazladır. Bu dönemde Ortadoğu’da herkes birbirleri ile diyalog içerisindedir. Gelin bizler de diyalog kuralım. Birbirleri ile savaşanlar bile birbirleri ile diyalog içerisine girebiliyorsa neden Kürtler kendi aralarında bir diyalog geliştiremiyor? Neden bundan kaçıyorsunuz? Gelin Güney Kürdistan’ın geleceği ve huzuru için masaya oturalım. Açık yapılacak şeyleri açık yapalım gizli kalmasını istediğiniz diyalogları da gizli tutalım. Dört parça Kürdistan için de bu diyaloğu geliştirebiliriz. Gerekirse kararlar alıp uygulamaya koyabiliriz. Siyasi, güvenlik ve diplomasi boyutlarında birbirimizi nasıl tamamlayabiliriz tartışalım, biz hazırız. Devletlerle ilişkilenmeyin demiyoruz. Kürt kanı üzerinden kurulacak ilişkilere biz karşıyız. Kürdistan’ın yararına olmayan ilişkilerden kaçının diyoruz. Bir kez daha bu çağrımızı yineliyoruz. Sömürgeci Türk devletinin gerillaya karşı sürdürdüğü savaşta Türk devletinin yanında yer almayın. Gerilla kurbanlık koyun değildir. Onlar bu ülkenin gerillalarıdır. Gerilla kanına bulaşan insanlardan eninde sonunda hesap sorulacaktır. Bu böyle bilinmelidir.

‘Rojava halkı devrime sahip çıkmalı’

Son günlerde Rojava’ya yönelik Türk devletinin yoğun tehditleri var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Türk devletinin Suriye politikaları, DAİŞ ile ilişkileri ya da diğer çete örgütleri ile ilişkileri üzerinde birçok şey söyleyebiliriz. Ama inanıyoruz ki tüm halkımız bunu biliyor. Türk devletinin Kürt kazanımlarına saldırı tehditleri hep olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Ancak Rojava halkımızın şunu iyi bilmesi gerekir ki Rojava’da gerçekleşen devrim tarihi bir devrimdir. Yine bu temelde Şehit Xebat, Şehit Arin Mirkan şahsında Rojava devriminin yıldönümünü kutluyoruz. Rojava’da büyük bedeller verildi. Büyük kazanımlar elde edildi. Ve halkımızın bunun bilincinde olması gerekir. Rojava devrimi siyasi tüm argümanlardan daha büyük bir devrimdir. Rojava devrimi hangi parçadan olunursa olunsun ve siyasi görüşü ne olursa olsun bütün Kürdistan’ın ve bütün Kürtlerin devrimidir. Siyasi partiler bugün var ama yarın olmayabilirler. Ama Rojava kazanımları sonsuza kadar olacaktır. Bir diğer husus Rojava halkımızın bunu iyi bilmesi gerekir ki tüm Ortadoğu’da bir savaş var. Suriye’de savaş var. Ve Rojava üzerindeki tehditler bitmiş değildir. Rojava’da her türlü faaliyetleri halkımız geliştirebilir. Ama en önemli faaliyetlerinin öz savunma bilinci olması gerekir. Oradaki halkımızın savaş gerçeğini iyi analiz etmesi gerekir. Bu gerçeğe göre hareket etmesi gerekir. Rojava’nın savunması sadece YPG ve QSD’nin görevi değildir. Bütün Rojava halkının görevidir. Rojava halkı kendi kazandığı kazanımlara sahip çıktığı sürece değil Türk devleti kimse bu kazanımlara saldıramaz.


Diğer Haberler