Başlangıçtan bitişine DAİŞ… Türkiye’ye bağlı gruplar da aynı zihniyette - 3

DAİŞ’in kendine karşı olanların kafasını kestiği, bomba yüklü araçlarla saldırdığı haberleri çok çabuk yayıldı. Uluslararası medya kuruluşları ve sosyal medya üzerinden DAİŞ’in vahşiliği hızlı bir biçimde yayıldı. Başta Türkiye olmak üzere uluslararası güçler hücre yapılarını DAİŞ’in içine yerleştirdi ve kendi amaçları için kullanarak, Suriye ve Irak’taki Kürt bölgelerinde, vahşi katliamlar gerçekleştirdi.

HESEN REMO/HABER MERKEZİ

DAİŞ’in büyümesinde bölgesel ve uluslararası güçlerin rolü var

DAİŞ, Suriye ve Irak’ta birçok Avrupa devletinden daha büyük yüzölçümüne sahip alanları işgal etti. Uluslararası ve bölgesel güçlerin de desteğiyle çeteler yüklü miktarda silah ve cephane temin etti.  DAİŞ’in bölgedeki en büyük destekçisi Türkiye, DAİŞ’e finans sağlamak için petrol ticaretine sınırlarını açtı. Türkiye sadece petrol için değil, DAİŞ teröristlerin Suriye ve Irak’a geçişi için sınırlarını ‘güvenli’ haline getirdi. Katar ve Türkiye, DAİŞ çetelerinin Kürt bölgelerine saldırı başlatması için toplantılar yaptı. Bu saldırılarda anlaşan DAİŞ ve Türkiye, ‘hilafet devleti’ meşru göstermeye çalıştı. O zaman ki Türkiye dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu DAIŞ çetelerini ‘öfkeli Müslüman gençler’ olarak tanımlamıştı.

Amman toplantısı… DAİŞ Suriye’ye yayılıyor

Özgür Gündem gazetesinde yer alan ve özel kaynaklara dayandırılan bir haberde, 1 Haziran 2014 günü Ürdün’ün başkenti Amman’da bir toplantı düzenlenmişti. Toplantıda birçok uluslararası güç ve Türkiye ve KDP’yi temsilen heyetler bulunuyordu. Habere göre bu toplantıda DAİŞ’in Suriye ve Irak’a yönelik saldırıları planlandı ve tarafların kendi çıkarları doğrultusunda Suriye ve Irak’a müdahalesi gelişti.

Türkiye başından sonuna kadar Kürtleri yok etmek, Misak-ı Milli hayallerine gerçekleştirmek amaçlı Suriye’de Halep ve Cizre bölgeleri ile Irak’ta Musul ve Kerkük’ü işgal etmek istiyordu. Türkiye, KDP’ye dayanak bölgede etkinlik kurmak istedi. KDP’nin başını çektiği ‘bağımsızlık referandumu’da da ortaya çıktı ki, Türkiye’nin Kürt bölgelerine saldırında KDP’i piyon olarak kullandı, kullanıyor.  

DAİŞ, Reqa vilayetinin tamamını işgal etti

4 Mart 2013 günü Suriye rejiminin Reqa’dan çıkmasıyla birlikte DAİŞ çeteleri, El Nusra çetelerinin Reqa’da bulunmasından faydalandı ve başta ortak bir yönetim oluşturdu.  Ebubekir El-Bağdadi, Nisan 2013’te El Nusra ile Irak İslam Devleti’ni birleştirip Irak Şam İslam Devleti’ni, yani DAİŞ’i ilan etti. El Nusra’nın Reqa’da bulunan üyelerinin çoğu DAİŞ’e katıldı. Bölge de bulunan diğer çete gruplarının çoğunluğu DAİŞ’a katılarak Ocak 2014’te Reqa kentini tamamen işgal etti.

Sonrasında Reqa çevresine yönelen DAİŞ Eyn İsa’da bulunan 17’nci tümeni 17 Temmuz 2014’te, 93’üncü tugayı da 7 Ağustos 2014’te işgal etti. Son olarak 24 Ağustos 2014’te de Tebqa askeri havalimanını işgal ederek vilayetin kontrolünü tamamen ele geçirdi, yüklü miktarda silah ve cephaneye el koydu.

Musul’u işgal etti, Selahaddin ve Kerkük’e yayıldı

2014 yılının ortalarında DAİŞ, Irak’ın büyük kentlerini işgale başladı. Amman toplantısının ardından 9 Haziran 2014’te, çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Ninova vilayetine bağlı Musul kentine saldırdı. On binlerce asker ve polis ve ağır askeri mühimmatı bulunmasına rağmen Irak ordusu birkaç yüz çeteye karşı direnemedi ve 10 Haziran 2014’te DAİŞ, Musul’u işgal etti. Sonrasında Musul çevresine yönelerek Telafer’i işgal bölgelerine kattı.

DAİŞ ‘hilafet devleti’ ilan etti

DAİŞ çeteleri Suriye ve Irak’ta geniş bir alanı işgal ederek arasındaki sınırları kaldırdı. 29 Haziran 2014 günü bir ses kaydıyla DAİŞ, elindeki bölgelerde (Suriye ve Irak’ta) ‘İslam devleti’ ilan ettiğini duyurmuştu. ‘Irak Şam İslam Devleti’ adını ‘İslam devleti’ olarak değiştirdi ve liderliğinde bulunan Ebubekir El Bağdadi de ‘Müslümanların halifesi’, Reqa vilayeti ise ‘hilafetin başkenti’ olarak ilan edildi. Aynı günlerde DAİŞ’in sözcüsü Ebu Muhammed El Adnani 20 Ağustos 2016’da Efrîn çevresinde YPG savaşçıları tarafından öldürüldü. Bu YPG-YPJ’nin DAİŞ’e başka bir darbesiydi.

Şengal’e yönelik soykırım saldırıları

DAİŞ kendi ‘devletini’ ilan etti ve Musul’u da işgal etti. Bir senaryo ile Türkiye istihbaratı DAİŞ’in Türkiye’nin Musul konsolosunu ve 48 konsolosluk çalışanını rehin aldığı haberleri yayıldı. O dönem dikkat çeken en önemli nokta, DAİŞ’in, Türkiye’nin Osmanlı toprakları olarak gördüğü bölgelere saldırmasıydı. Tabi bir diğer dikkat çeken husus ise bu bölgelerin Kürt bölgeleri olmasıydı.

3 Ağustos 2014 günü DAİŞ, Güney Kürdistan’daki Şengal bölgesine saldırdı. Saldırı öncesi Güney Kürdistanlı yetkililer ile Türkiye hükümeti arasında görüşme gerçekleşmişti. Bu sebeple KPD, Şengal’deki güçlerini çekmiş ve DAİŞ’in katliam ve soykırım saldırılarına kapı açmıştı.

HPG soykırıma dur dedi

DAİŞ, Şengal’de Êzidîlere karşı soykırım uyguladı, on binlerce Êzidî göç yollarına çıkarak Şengal dağına sığındı. Şengallileri kurtarmak ve savunmak için YPG-YPJ savaşçıları ile HPG ve YJA Star gerillaları Şengal dağına yöneldi ve halkı Rojava’ya ulaştırmak için güvenlik koridoru oluşturdu.

DAİŞ çeteleri oluşturulan güvenlik koridoruna yoğun saldırılar düzenliyordu. Güney Kürdistan’daki Rabia beldesi ile Rojava’nın Cizre bölgesine bağlı Cezaa beldesinde şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda yüzlerce çete öldürüldü. Rabia beldesi YPG-YPJ savaşçıları ile HPG ve YJA Star gerillaları tarafından 2 Ekim 2014 günü tamamen kurtarıldı ve YPŞ’nin içinde oluğu Iraklı güçlere devredildi.

Yabancı gazeteciler öldürüldü

DAİŞ çeteleri vahşet uygulamalarını yabancı gazeteciler üzerinde de uyguladı. 2014 yılının Temmuz ayında, Londra aksanıyla İngilizce konuşan Muhammed Amuzi adlı bir DAİŞ çetesi, ABD’li gazeteci James Foley’in başını keserek vahşice katletmişti.

Olayın ardından bir hafta sonra peş peşe ABD ve İngiltereli Steven Sotloff, David Haines, Alan Henning ve Peter Kassig adlı gazeteciler ve insani yardım kuruluşu görevlilerinin katledilme görüntülerini yayınlandı. Bu katliamları gerçekleştiren Muhammed Amuzi, QSD savaşçıları tarafından yakalanmıştı.

Şengal’in ardından Kobanê’ye saldırı

DAİŞ çeteleri Şengal’i işgal ettikten sonra 15 Eylül 2014’te Türkiye’nin ‘isteği üzerine’ Kobanê Kantonu’na saldırdı. 17 Eylül günü Türk devleti, saldırılarda çetelere destek olarak tanklar ve cephene gönderdi. Saldırılar devam ederken Türk devleti de DAİŞ çetelerine olan personel (çete) ve lojistik desteğini sürdürdü.

20 Eylül günü DAİŞ Türkiye’nin Musul konsolosluğunda ‘rehin’ aldığı 49 kişiyi serbest bıraktı. Tüm dünyanın gözü önünde DAİŞ çetelerinin 49 kişiyi Girê Spî’de sınıra getirip Türkiye’ye vermesine ve Türk devletinin de 180 DAİŞ çetesini vermesine rağmen Erdoğan, konsolosun ve konsolosluk çalışanlarının istihbarat tarafından düzenlenen bir operasyonla ‘kurtarıldığını’ açıklamıştı.

Bu olayla birlikte özellikle Türk askerleri ve polislerin Kobanê Direnişi’ne destek için bir araya gelen halka saldırmasıyla tüm dünya, DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırısında AKP ve Erdoğan’ın parmağı olduğunu gördü.

DAİŞ çeteleri karşılaştıkları direniş karşısında Kobanê’yi işgal edemeyince Türkiye, topraklarını DAİŞ çetelerine açarak Kobanê’ye saldırmasını sağladı. 29 Kasım 2014 günü DAİŞ çeteleri, bomba yüklü araçlar ve bombalı intihar saldırganlarıyla Mürşitpınar Sınır Kapısı’na saldırdı. Çeteler, Kobanê’nin doğusundan, sınırın Türkiye tarafından kente saldırdı. DAİŞ çeteleri sınırın Türkiye tarafından girerek bomba yüklü araç patlattı. Sonrasında ise iki intihar saldırganı çete kendine patlattı ve patlamaların ardından çeteler kente yoğun bir saldırı başlattı. Saldırılarla birlikte şiddetli çatışmalar yaşandı. YPG-YPJ savaşçıları sınırın Türkiye tarafına girerek çetelerin peşine düştü ve imha etti. O çatışmalar ait görüntüler ANHA objektiflerine yansımış ve kaydedilmişti.

Uluslararası Koalisyon başlarda müdahale etmedi

DAİŞ çeteleri Suriye ve Irak’ta geniş bir alanı işgal ettikten sonra 7 Ağustos 2014’te ABD’nin Irak’taki çetelere yönelik hava saldırıları başladı. 11 Eylül 2014’te ise ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile bazı Avrupa ve Asya ülkelerinin dışişleri bakanları bir toplantı düzenledi ve DAİŞ’e karşı uluslararası koalisyonun kuruluşunu ilan etti. DAİŞ’e destek vermesine rağmen Türk devletinin dışişleri bakanı da toplantıda yer almış ancak 2 yıl boyunca koalisyona katılmamıştı.

Uluslararası koalisyon DAİŞ’e karşı sadece Irak’ta savaşmıyordu. 23 Eylül 2014 günü koalisyon güçleri Suriye’de de hava saldırıları gerçekleştirmiş ancak Kobanê’de DAİŞ’e karşı verilen mücadelede hava desteği sağlamamıştı. Fakat YPG-YPJ savaşçılarının gösterdiği direniş ve uluslararası baskılar, koalisyonu Kobanê Direnişi’ne destek vermeye zorladı ve 29 Eylül 2014’te ilk kez, az da olsa Kobanê’de DAİŞ çetelerine karşı hava saldırısı düzenlemişti.

DAİŞ birçok ülkeye yayıldı… Libya’da kafa kesmeler, Suudi Arabistan’da saldırı

13 Kasım 2014’te Ebubekir El Bağdadi, yayınladığı bir videoda sözde hilafetinin Yemen, Suudi Arabistan, Libya, Cezayir ve Mısır’a ‘ulaştığını’ ilan etmişti. 15 Şubat 2015’te DAİŞ bir video yayınladı. Görüntülerde çeteler, Libya’da 21 Mısırlı Kıpti Hristiyan’ın kafasını keserek katlediyordu.

Öte yandan 22 Mayıs 2015’te ise DAİŞ çeteleri Suudi Arabistan’da ilk intihar saldırısını gerçekleştirdi. Şii camiine yapılan saldırıda 20 kişi yaşamını yitirmişti.

Yarın: DAİŞ’in bitişi ve Türkiye’ye bağlı grupların endişesi

(cj)

ANHA


Diğer Haberler