Başlangıçtan bitişine DAİŞ… Türkiye’ye bağlı gruplar da aynı zihniyette - 4

Kobanê Direnişi, DAİŞ’e karşı mücadelede tarihi bir evre oldu. İstediği her yeri barbarca saldırılar ile işgal edebilen DAİŞ, Kobanê’de deyim yerindeyse duvara tosladı. YPG/YPJ savaşçıları daha sonra QSD ve Uluslararası Koalisyon tüm dünyayı tehdit eden DAİŞ çetelerini bitirdi. Ancak Suriye’de halen aynı zihniyeti taşıyan birçok terör grubu, Türkiye’nin desteğiyle ayakta duruyor.

HESEN REMO/HABER MERKEZİ

DAİŞ’in bitişi ve Türkiye’ye bağlı grupların endişesi

Kobanê’nin 2015 yılının başlarında DAİŞ çetelerinden özgürleştirilmesiyle artık DAİŞ, işgal altında tuttuğu alanları bir bir kaybetmeye başladı. Irak’ta da aynı durum söz konusu olsa da DAİŞ birçok devlete çetelerini gönderebildi. Türkiye’de dağılmaya başlayan DAİŞ çetelerinden birçok yeni radikal terör grubu kurmaya başladı. Dosyamızın son bölümünde DAİŞ’in bitişini ve Türkiye’nin kurduğu terör gruplarının yaşadığı endişeyi ele alacağız.

Kobanê’de yenilen DAİŞ işgal alanlarını kaybetmeye başladı

DAİŞ çeteleri, 15 Eylül 2014 tarihinde Kobanê’ye yönelik ağır saldırılarda bulunmaya başladı. YPG ve YPJ savaşçılarının 134 gün sergilediği tarihi direniş ile kentin tamamı özgürleştirilirken, artık DAİŞ için de bitiş dönemi başlamış oldu.

YPG ve YPJ güçleri ile DAİŞ ile mücadeleye sonradan dahil olan QSD ve Uluslararası Koalisyon, Suriye’nin birçok merkezinde DAİŞ’e yönelik operasyonlar düzenlemeye başladı. Yapılan operasyonlarla Suriye adım adım DAİŞ çetelerinden özgürleştirildi:

Cizre Bölgesi’nin Til Hemîs ilçesi 27 Şubat 2015 tarihinde özgürleştirildi. Cizre Bölgesi’nin Til Berak ilçesi de 28 Şubat 2015 günü özgürleştirildi.

Kobanê’nin Yukarı ve Aşağı El-Şiyûx beldeleri 5 Mart 2015 tarihinde özgürleştirildi.

YPG/YPJ güçleri, Til Temir, Hesekê ve Serêkaniyê halkının talebi üzerine 6 Mayıs 2015 tarihinde Cizre Kantonu’nun batı kırsalını özgürleştirme hamlesi başlattı. Hamle, 12 Mayıs gününden itibaren Komutan Robar Qamişlo Hamlesi adıyla devam etti. İki aşama şeklinde sürdürülen hamlede 21 Mayıs günü Kizwan Dağı’nın yanı sıra Til Temir ve Serêkaniyê’nin köyleri özgürleştirildi. Hamlenin ikinci aşamasında da 27 Mayıs günü Mebrûka ve Silûkê kasabaları özgürleştirildi. Hamle, 15 Haziran 2015 tarihinde stratejik öneme sahip ve Türkiye’nin DAİŞ’e destek kapısı olarak görülen Girê Spî’nin özgürleştirilmesiyle büyük bir başarıya ulaştı.

Eyn Îsa 93’üncü Tugay yerleşkesi 23 Haziran ve Reqa’nın 55 kilometre kuzeydoğusundaki Eyn Îsa 7 Temmuz günü DAİŞ çetelerinden özgürleştirildi.

Özgürleştirme hamlesinin sürdüğü 24-25 Haziran tarihinde kimi kirli ittifak ve oyunlar oynandı. Suriye rejimi DAİŞ çetelerine yardım ederek 24 Haziran günü Hesekê’ye girmesini sağladı. DAİŞ çeteleri Suriye rejiminin de desteğiyle kentin bir bölümünü tekrardan işgal ederken, YPG ve YPJ savaşçıları sergilediği direniş ile 16 Temmuz günü bu alanları tekrardan özgürleştirdi.

25 Haziran günü ise yaklaşık 80 DAİŞ çetesi, Türkiye tarafından Kobanê’ye sokuldu. DAİŞ çeteleri kentte 253 sivilin katledildiği bir katliam gerçekleştirdi. YPG ve YPJ savaşçıları bunun üzerine 1 Temmuz günü Kobanê katliamının intikamı için yeni hamle başlattı. Hamle kapsamında 27 Temmuz günü Sirîn beldesi DAİŞ çetelerinden özgürleştirildi.

Fırat’ın doğusunu kaybeden DAİŞ çeteleri, 2015 yılının Mayıs ayında Palmira’yı tekrardan işgal etti. Kent 10 ay sonra Suriye rejimi tarafından DAİŞ çetelerinden kurtarıldı. DAİŞ 2016 yılının Aralık ayında Palmira’yı tekrardan işgal ederken, kent bir süre sonra tekrardan rejim tarafından DAİŞ’ten özgürleştirildi.

QSD’nin kuruluşu ve DAİŞ’i bitirme hamlesi

Kuzey ve Doğu Suriye’deki devrimci askeri güçler, 15 Ekim 2015 tarihinde bir araya gelerek Demokratik Suriye Güçleri’ni (QSD) kurdu. Bölge halk ve topraklarını özgürleştirme sorumluluğunu üstlenen QSD, 31 Ekim günü Hesekê’nin köylerine yönelik ilk özgürleştirme hamlesini başlattı. 15 Kasım günü ise Hol özgürleştirildi. 23 Aralık 2015 tarihinde Kobanê’nin güneyindeki köyleri özgürleştirme hamlesi başlatan QSD, 7 gün içerisinde stratejik öneme sahip Tişrîn barajına kadar uzanan alanı özgürleştirdi.

16 Şubat 2016 tarihinde Şedadê bölgesinin özgürleştirilmesi için Habur Gazabı Hamlesi’ni başlatan QSD, 19 Şubat günü bölgeyi özgürleştirdi.

QSD güçleri, Minbic Askeri Meclisi’nin talebi üzerine 1 Haziran günü Minbic’i özgürleştirme hamlesi başlattı. Hamle, daha sonra şehit düşen Şehit Feysel Ebû Leyla ismiyle devam etti ve 15 Ağustos günü kentin özgürleştirilmesiyle sona erdi.

QSD, 6 Kasım 2017 günü DAİŞ sözde başkent ilan ettiği Reqa’ya yönelik geniş kapsamlı bir özgürleştirme hamlesi başlattı. 5 ayrı süreç şeklinde süren hamlede Reqa tamamen özgürleştirildi. Hamle kapsamında ilk olarak kırsal köyler, stratejik önemdeki Tebqa kenti ve Tişrîn barajı 10 Mayıs 2017 tarihine kadar tamamen özgürleştirildi. Reqa kent merkezi 17 Kasım günü DAİŞ’ten özgürleştirilirken, kentin özgürleştirildiği yapılan temizlik çalışmalarının ardından 3 gün sonra resmi olarak ilan edildi.

QSD, 9 Eylül 2017 tarihinde Derazor kırsalını özgürleştirme hamlesini başlattı. Ancak hamle, Türkiye’nin 2018 yılının Ocak ayında Efrîn’e yönelik işgal saldırılarına başlamasıyla durduruldu. Eylül 2018 tarihinde hamleyi tekrardan başlatan QSD, bölgeyi DAİŞ’ten özgürleştirdi.

DAİŞ Irak’taki işgal alanlarını da kaybetmeye başladı

Irak’taki Şia güçler ve Uluslararası DAİŞ Karşıtı Koalisyon, DAİŞ’in başkent Bağdat’a ulaşmasını engellemek için harekete geçti. Irak güçleri ve milislerinin de harekete geçmesiyle DAİŞ’e karşı yoğun bir mücadele başladı ve 1 Nisan 2015 günü Tikrit kenti özgürleştirildi.

Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ), Halk Savunma Güçleri’nin (HPG) desteği ile 13 Kasım 2015 günü Şengal’i DAİŞ çetelerinden özgürleştirdi.

Irak güçleri, 28 Aralık 2015 günü El-Remadî, 26 Haziran 2016 günü El-Felûca ve 22 Eylül 2016 tarihinde Şerqat kentini özgürleştirdi.

Irak’ta DAİŞ ile yürütülen mücadelenin dönüm noktası 17 Ekim 2016 tarihinde başlatılan Musul’u özgürleştirme operasyonu oldu. Operasyonda 9 ay boyunca kentte çok şiddetli çatışmalar yaşandı. Çatışmalarda adeta yerle bir olan kent, 10 Temmuz 2017 tarihinde DAİŞ çetelerinden özgürleştirildi.

Irak güçleri, 2017 yılının Kasım ayında Suriye sınırında bulunan El-Qaim kentini özgürleştirdi. 9 Aralık 2017 tarihinde açıklama yapan dönemin Irak Başbaşkanı Heyder El-Ebadî, ülkenin DAİŞ’ten tamamen özgürleştirildiğini söyledi. Ancak bu açıklamaların aksine halen Irak’ta DAİŞ saldırıları yaşanıyor. Ülkedeki güvenlik açığını büyük fırsat olarak gören DAİŞ çeteleri, bomba yüklü araçlar ve farklı patlamalar ile katliamlar gerçekleştiriyor.

DAİŞ birçok dünya devletine yayıldı

Türkiye ve Katar gibi devletlerin desteği sayesinde DAİŞ Suriye ve Irak’ta yayılma imkanı bulduğu gibi dünyanın birçok devletinde de varlık gösterdi. Şu an yaklaşık 20 devlette DAİŞ ile bağlantılı radikal terör grupları bulunuyor. Tüm dünya için büyük tehdit oluşturan bu grupların bir kısmı şöyle:

Irak’ta bulunan Ensar El-Îslam ve Ensar El-Îslam ya Kurd. Suriye’de bulunan Horasan grubu ile Cund El-Eqsa. Mısır’da bulunan Ensar Beyt El-Meqdis. Gazze’de bulunan Mücahit Şura Meclisi. Filistin’de bulunan Dewleta Îslamî ya Beet El-Meqdis ve Ensar El Dewle El-Îslamiye. Yemen’de bulunan Mucahîdûn. Pakistan’da bulunan Cemaat Tehrîk Taliban. Özbekistan İslami Hareketi. Lübnan’da bulunan Ehrar El-Sune. Afganistan’da bulunan Cemaat Ehrah ve İslam Örgütü. Cezayir’de bulunan Cemaat Cinûd El-Xîlafe ve Cemaat Ebu Ebdela El-Asimî. Fas’ta bulunan El Huda Taburu. Hindistan’da bulunan Ensar El Tewhîd.

Libya’da bulunan Îbin Mihcin El-Tayfî Taburu, Cemaat El-Mucahîdûn ve Cemaat Ensar El-Şerîa. Filipinler’deki Ensar El-Xîlafa cemaati, Basencemoro İslam savaşçıları ve Ebu Seyaf cemaati. Endonezya’daki El-Mucahîdûn, İslam Şeriatı Eylemcileri, Tewhîd El-Mucahîdun hareketi, El-Islah El-İslamiye hareketi. Mali’deki Ensar El-dîn cemaati. Nijerya’daki Boko Haram. Sudan’daki El-Îtisam hareketi. Somali’deki Mücahit Gençlik Hareketi. Tunus’taki Uqbe Bin Nafiî ve Ensar El-Şeria.

DAİŞ’e bağlı ve aynı zihniyeti barındıran bu kadar çok örgütün varlığı bu örgütün tekrardan toparlanma tehdidini de barındırıyor. DAİŞ’e destek veren Katar ve Türkiye gibi devletlerin bu örgütler ile kurduğu ilişkiler, DAİŞ’in yeniden toparlanması ve tüm dünyaya yayılması tehdidini güçlendiriyor.

Türkiye’ye bağlı gruplara karşı dikkatli olunmalı

DAİŞ’in işgal alanlarının özgürleştirilmesiyle biteceğini düşünenler, bu azılı terör grubunun yaratılmasını ve desteklenmesini iyi görmeli. DAİŞ zihniyetinin varlığı, tekrardan mali ve silah desteğiyle ve askeri eğitimlerin tekrardan başlanmasıyla DAİŞ yeniden türeyebileceğini gösteriyor.

Türkiye’nin Suriye’de desteklediği silahlı gruplar DAİŞ ile aynı zihniyeti taşıyor. Önceden sözde Özgür Ordu içerisinde faaliyet yürüten bu grupların komutanları, ilerleyen süreçte birer DAİŞ çetesi olmuştu. DAİŞ’in Suriye’de bitirilmesiyle Türkiye’ye geçen çeteler, yine Türkiye tarafından farklı grup ismi ve üniformalarıyla yeniden Suriye sahnesine sürüldü. Değişen sadece grubun ismi ve üniforması oldu. Bu gruplar, Türkiye çatısı altında sergilediği pratikleri ile DAİŞ’in sürdürücüsü oldu. Türkiye, ilk günden bu yana dünyanın dört bir yanından gelen DAİŞ militanlarını koruma ve karşılama görevi yaparken, DAİŞ’in Suriye ve Irak’ta yayılmasındaki ana aktör oldu.

Türkiye şimdi de İdlib’de kurduğu 12 gözlem noktası ile bu grupları koruyor. Bu alanda Horasan grubu, Türkistan İslami Partisi ve Heyet Tehrîr El-Şam (Cebhet El-Nusra) bulunuyor. Yine Türkiye’nin işgal altında tuttuğu Suriye kentlerin İslam ve Türk isimleriyle kurulan birçok radikal örgüt bulunuyor. Dünya kamuoyu, Türkiye’nin Suriye, Irak ve Libya’da DAİŞ zihniyeti taşıyan gruplara verdiği desteğe karşı duyarlı olmalı.

ANHA


Diğer Haberler