Başûrê Kürdistan’da MİT-PARASTIN işbirliğiyle TC işgali kalıcılaşıyor

Üç aydır sonuç alınamayan "Pençe-Kaplan" saldırısında farklı yöntemler devreye konularak adeta Başûrê Kürdistan işgali kalıcılaştırılmaya çalışılıyor. KDP desteğiyle kurulan askeri ve özel savaş merkezlerinde MİT elemanları cirit atıyor. 

Türkiye, Başûrê Kürdistan’a bağlı Heftanîn bölgesine yönelik 17 Haziran’da başlattığı “Pençe-Kaplan” işgal saldırısında istenilen sonucu alamayınca, yeni yöntemleri devreye koydu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) sonuç alamadığı operasyon bölgesinde MİT, KDP tarafından kurulan özel bir birim ve Parastın desteğiyle adeta cirit atıyor.

Başûrê Kürdistan parçası hem uluslararası sistemlerin hem de bölge devletlerinin sürekli ilhak planlarını devreye sokmaya çalıştığı bir bölge konumunda olmuştur. Başûrê Kürdistan’a yapılan saldırıların “işgal “olduğu artık çok net biçimde belli olmasına rağmen KDP yöneticilerinden ve bölge hükümetinden ses çıkmıyor. Bu da yetmezmiş gibi her gün yeni kirli ittifaklar yaparak Kürt Özgürlük Hareketi’ne düşmanca saldırılar gerçekleştiriyor. Yakın tarihe baktığımızda Türk devleti KDP’nin ipleri iyice elline geçirince, gerek askeri ve gerekse de istihbarat güçlerini bir bütünen bölgeye soktu.

TÜRK DEVLETİ KALICI OLARAK YERLEŞTİ

Bu temelde işgalci Türk devleti, 1991 yılında Medya Savunma Alanları'na düzenlediği "sınır ötesi" operasyonlar adı altında özellikle Hewlêr-Duhok-Zaxo hattında kurduğu gizli istihbarat kamplarını, zamanla askeri üslere çevirerek, binlerce asker ve zırhlı araç yerleştirdi. Mevcut durumda Türk devleti’nin Bamernê, Şeladizê, Batufa, Kanimasi, Kiribî, Sinekê, Sirî, Kubkê, Kumri, Koxê Spî, Serê Zêr, Geliyê Zaxo ve Amediyê’de askeri üsleri bulunuyor. Bu kamplarda tank, top ve ağır silahlarla donatılmış binlerce asker varlık gösteriyor. Yine işgalci Türk devleti Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmak için 2014 yılından sonra Başika, Soran ve Kalaçolan alanlarına bir çok kamp kurdu ve buraya kalıcı olarak yerleşti. Musul–Kerkük zenginliklerinden pay almak ve Başûrê Kürdistan’ı kendi topraklarına katmak için her gün saldırıları genişleterek sürdürüyor.  Her ne kadar bu işgal saldırılarına yer yer tepkiler geliştiyse de Türk devleti bölge hükümetinden de aldığı destekle yeni Osmanlı hayallerini peşinde koşmaya devam ediyor.

İŞGAL SALDIRILARINA KDP‘DEN TAMPON DESTEĞİ

İşgal operasyonları hız kesmeden devam ederken KDP merkezli Başûr hükümeti işgal saldırılarına çok açık destek vermeye devam ediyor. KDP’nin desteği olmadan Başûrê Kürdistan’ı işgal edemeyeceğinin iyi bilen işgalci Türk Ordusu yeni planlar devreye sokarak gerillanın direnişi karşısında giremediği alanlara KDP’nin MİT denetimde kurduğu karakol ve gözlem noktalarıyla yerleşmeye çalışıyor. Bu plan çerçevesinde geçtiğimiz günlerde KDP; Bradost, Lelikan ve çevresindeki Peşmerge Destek Gücü 1. Komutanı Sihan Barzani öncülüğünde yeni merkez ve gözetleme noktaları kurdu. Bu gözlem noktalarına MİT elamanları yerleştirildi. Kurulan bu gözlem noktalarından gerilla noktalarını gözetlemek, hareket tarzını izlemek, silah depolarını ve finans kaynaklarını öğrenmek amacıyla Parastın ile birlikte geniş faaliyetlere başlandı. Tabi işgalci Türk devletinin amacı bununla sınırlı değildi. Bu planın bir diğer ayağı daha vardı ki, o da geniş bir Tampon bölge oluşturma ve bölgede stratejik öneme sahip birçok geçiş noktasını denetime almaktı. Bunun için KDP komutanlarından oluşan bir heyet Dohuk MİT Temsilcisinin katılımıyla 23 Ağustos’ta Mesife bağlı Kore köyünde birçok toplantı gerçekleşti ve burada planın nasıl işleyeceği hangi, alanlarda kimlere ne görevler düşeceği gibi hususlar tartışılarak karara bağlantı.

SURİYE’DEN DEVŞİRİLEN ÇETELERLE BÖLGEYİ KUŞATMA PLANI

Tampon Bölge oluşturma stratejisi çerçevesinde KDP peşmerge güçlerine oluşturulacak yeni sınır şeridinde duvar görevi verildi. Aynı zamanda MİT denetimindeki KDP  karakollarında  Suriye’den çeteler getirildiğine dair ciddi iddialar var. Son dönemde Musul çevresinden toplanan Sünni Arap ve Türkmen çetelerinin de Batufa, Bamerne ve Amediye kamplarına yerleştirildiği bu şekilde Haftanin ve Metine bölgeleri kontrol altında tutulmaya çalışıldığı da dolaşan bilgiler arasında. Tampon Bölge oluşturma amacının Gare, Zebare, Metina ve Haftanin alanlarının kesişme yollarını denetimine almak istediği biliniyor. MİT denetimde oluşturulacak Şeladize’den Habur suyuna kadar bölgede bir km aralıklarla peşmerge karakollarının inşa edileceği de yoğunca konuşulan bir konu. Bu planın bir başka boyutu ise, Bamerne'nin karşısında bulunan Kanîmasî sınır kampıyla Heftanîn bölgesi kıskaca alma burada gelişen direniş hattını kırma, bölgeye kalıcı yerleşmedir.  Yine Heftenîn ve Metîna'nın hemen doğusunda yer alan Amediye, Dêrelûk ve Şeladizê kamplarıyla da Zap ve Zagros alanlarının kontrol altına alınması hedefleniyor. Bilindiği gibi  bu bölgede işgalci Türk devleti gerilla direnişi karşısında ağır darbeler aldı ve büyük kayıplar verdi.

MİT ELEMANLARI CİRİT ATIYOR!

Başûrê Kürdistan, birçok yönü ile MİT ve Türk özel kuvvetlerinin ana üssü haline gelmiş durumda. MİT her ülkeye iki-üç personel konumlandırırken, Başûr’da geçici görevle gelenler dışında daimi olarak 7-8 personelini konumlandırmıştır, bu sayı şimdi iki katına da çıkmıştır. Hewler’deki konsoloslukta resmi MİT mensupları dışında gayri remi olarak konumlandırılanlar da bulunmaktadır. Süleymaniye’de Titanik otel yerleşkesinde T.C. adına vize işlemlerinin yapıldığı merkezde üç MİT personeli görev yapmaktadır. Hewler ‘deki konsolosluk, Hewler’de kaplan isimli MİT temsilciliği, Kerkük’te Mili Türkmen cephesi merkezi ve şubeleri ile Behdinan ve Başika’daki askeri üsler, Haşti Vatani grubu ve Roj Peşmergelerinin üslenme alanları -merkezleri tamamen MİT ve Türk özel kuvvetlerinin üslendiği, alanda ajan ağını sevk-idare ettiği, Kürdistan halkına karşı savaştığı birer merkezdirler. MİT, ayrıca Hewler ‘in Mesif bölgesindeki Leşkeri Taybet (Özel Kuvvetler) isimli KDP özel askeri birliğinin bulunduğu yerleşkede Türk özel kuvvetler komutanlığı yanında kalıcı küçük bir birime de sahiptir.

Buralarda üslenen-kurumsallaşan MİT ve Türk özel kuvvetleri medya savunma alanları, Başûrê Kürdistan geneli, Şengal, Rojava ve Irak’ta Kürdistan halkına karşı bilgi toplama, saflardan savaşçıları kaçırtma, bombalanacak yerlerin koordinatlarını elde etme, Suikast ve sabotajlar düzenlemektedir. Bu merkezler üzerinden oluşturduğu örgütlenme ağı esas olarak ikili bir karakterdedir. Birincisi bizzat kendisinin oluşturduğu örgütlenme aracılığıyla yürüttüğü faaliyetlerdir. Bu amaçla Parastın, bünyesinde birçok yönetici ve çalışan devşirmiş ve çalıştırmaktadır. Ayrıca sivil halktan para karşılığı, suç örgütlerine Türkiye üzerinden uyuşturucu, insan kaçakçılığı yapmalarına göz yumma karşılığında çalıştırmaktadır. Bunları bizzat kendisinin oluşturup-yönettiği Milli Türkmen Cephesi, Haşti Vatani ve Roj peşmergeleri aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler tamamlamaktadır. En son bu halkanın zirvesini ise Parastın ile geliştirilen kurumsal ilişkiler oluşturuyor. Parastın; hedef, çalışma alanları ve diğer uygulamaları ile tamamen MİT’in bir şubesi haline gelmiştir. Gerillanın üslenmesi, hareket tarzı, silah ve cephane depoları, finans kaynakları, ilişki ağını deşifre etme, darbeleme, ele geçirme ise Parastın’ın en temel çalışmasıdır. Bu faaliyetleri sadece medya savunma alanları ile sınırlı değil, Bakur alanına da uzamaktadır. Parastın’ın MİT ile kurumsal ilişkileri haftalık toplantı ve bilgi alış-verişi, saflardan kaçanların ortak sorgulaması, sorgu tutanaklarının paylaşılması ve stratejik hedeflere dönük uzun vadeli ortak çalışmalar yürütme biçiminde yürütülmektedir. Bu toplantılarda Parastın, PKK’nin yanı sıra YNK-Zanyari ve İran hakkında da topladığı bilgileri MİT ile paylaşmaktadır.

SİVİL YERLER HEP HEDEFTE

Türk devletinin Başûrê’de bombalamadığı, saldırı yapmadığı herhangi bir alan kalmamış durumda. Maxmur’dan Süleymaniye’ye, köy, kasaba ve sivil yerleşim yerlerine tereddütsüz saldırılar yapılıyor ve onlarca sivil katlediliyor. Şimdilerde köy boşaltmalar da alabildiğine artmış, resmi rakamlara göre sadece son bir yılda 500 den fazla köy ve yerleşimin yeri boşaltılmış durumda. Gerillanın olmadığı alanlarda dahi köyler bombalandı, siviller katledilerek yılgınlık yaratılmaya ve halkı göç etmeye zorlandı. Sivil yerleşim yerlere yapılan bombardımandan dolayı 37 sivil yaşımını yetirdi ve onlarcası yaralandı. Bunlar rakamlar ise sadece belgelere yansıyanlar. Türk devleti bu alanları aralıksız bombalayarak insansız bir coğrafya haline dönüştürülmek, halkı göçe veya işbirliğine zorlamak istiyor.

MİT İLE PARASTIN’NIN YAKIN İŞBİRLİĞİ

MİT ile KDP'nin istihbarat örgütü Parastin'ın yakın işbirliği içerisinde olduğu biliniyor. Bir yandan askeri işgal saldırıları devam ederken, istihbarat ağıyla da bölgeyi komple denetime alarak, içeriden işgal etme hedefleniyor.

Bu anlamda Türk devletinin Başûrê Kürdistan'daki diğer bir silahı ise son yıllarda artış gösteren Türk firmaları. Başta inşaat sektörü olmak üzere bin 350'den fazla Türk şirketi Başûrê Kürdistan'da faaliyet yürütüyor. Bu firmalardan birçoğunun paravan olduğu ve direkt MİT'e çalıştığı bilinen bir gerçek. MİT ‘nin Başûrê Kürdistan’da kurumsallaşarak faaliyet yürütüğü Hewlêr’deki Türk konsolosluğu, kurum, resmi bina ve iş yerilerinin yanı sıra Hewlêr’de KAPLAN isimli temsilcilikte örgütlendiği buradan yoğun bilgi kaynağı sağladığı daha biliniyor. MİT’in Parastın ile birlikte yurtsever halka dair bilgi toplama, PKK saflarından savaşçıları kaçırtma, bombalanacak yerlerin koordinatlarını elde etme, Suikast ve sabotaj yapma konusunda birlikte hareket ettikleri ve bir çok kişi üzerinden ajan ağı geliştirdikleri bilgisi mevcut. Bu şekilde Parastın’ın hedef, çalışma alanları ve diğer uygulamaları ile tamamen MİT’in bir şubesi haline geldiği açıktır.

BÖLGE HALKI ARTIK PATLAMA NOKTASINDA

Tüm bu gelişmeleri göz önüne aldığımızda şunu çok net görüyoruz ki; KDP-Barzani çizgisi Türk devletiyle girdiği ihanet toplumsal düzeyde teşhir olmuş durumda. Yakın tarihte yaşanan Şengal Êzidi soykırımı, Kerkük ihaneti Barzanilerin ve KDP’nin ne olduğunu tüm yönleriyle halkın gözünde ortaya çıkartmış. Türk sömürgeciliğinin bölgedeki işgali,köy boşaltmalar,tarım arazilerine verilen zararlar ekonomik anlamda halkta  büyük sıkıntılar yarattı. Halk siyasi gidişattan  ve işgalden girişiminden oldukça rahatsız. Yine bütün bu işgal saldırılarının sadece PKK’ye değil tüm Kürdistan’a ve Kürt ulusuna karşı bir saldırıların söz konusu olduğunun artık herkes farkında.

ANHA


Diğer Haberler

Agitleşmek