Belediyelerin gasp edilmesine her kesimden tepki

AKP rejimi tarafından Amed, Mêrdîn ve Wan büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesi, Türkiye’deki sendika, hukuk örgütleri ve siyasi partiler tarafından tepkiyle karşılandı.

Amed (Diyarbakır), Wan (Van) ve Mêrdîn (Mardin) büyükşehir belediye eşbaşkanları, Türk İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırıldı. Gasp edilen belediyelere kent valileri kayyım olarak atandı. Belediyelerin gasp edilmesi, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler tarafından tepkiyle karşılandı.

KESK: Siyasal darbe

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), AKP’nin seçimleri anlamsızlaştırmaya ve ortadan kaldırmaya çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:

"(...) Üç büyükşehir belediye başkanının da yüzde 50’lerin çok üzerinde oy aldığı düşünüldüğünde vahim bir siyasal darbe ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. Biliyoruz ki, kayyum politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Bu durum rejimin temel bir özelliği haline gelse de demokrasiye yapılan darbeleri kabul etmedik, etmeyeceğiz. Alışmadık, alışmayacağız, alıştıramayacaklar. Bu hukuksuz, bu antidemokratik zihniyete karşı, tüm kutuplaştırma ve düşmanlaştırma çabalarını aşarak, demokratik bir ülkeyi inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz.”

DİSK: Hepimizin görevi...

DİSK Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu tarafından yapılan açıklamada, "Dört ay önce halkın sandığa giderek seçtiği Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanması, demokrasiye, adalete, seçme ve seçilme hakkına yönelik yeni bir darbe olarak tarihe geçti" dedi.

Açıklamada şunlar da belirtildi:

"Yoksul, emekçi halkın kaynaklarını belediye binalarında kendilerine küçük saraylar inşa etmek için harcayanlar 31 Mart 2019’da halkın oylarıyla sandığa gömülmüş, ancak 19 Ağustos 2019’da İçişleri Bakanlığı atamasıyla yeniden yönetime getirilmiştir.

Dört ay önce aday olmalarında hukuki bir engel bulunmayan ve halkın ezici bir çoğunlukla seçtiği belediye başkanlarının, herhangi bir yargı kararına dahi dayanmadan bir gecede görevden alınabildiği bir ülkede, hiçbir hakkımızın güvence altında olmadığı ortadadır.

Halkın seçme ve seçilme hakkını ortadan kaldıracak girişimlere karşı, ülkemizi, geleceğimizi, demokrasiyi, adaleti ve toplumsal barışı savunmak hepimizin görevidir."

EMEP: Mücadeleyi ortaklaştıralım

EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan imzasıyla yayımlanan açıklamada, gasp, 'iktidarın seçimle alamadığına kayyumla el koyma çabası' olarak yorumlandı. Operasyonlar ve kayyım sürecinin kabul edilemez bir demokrasi ihlali olduğu belirtilen açıklamada, tek adam rejimine karşı demokrasiyi daha çok savunma ve mücadeleyi ortaklaştırmanın gerektiğine dikkat çekildi.

YEŞİL VE SOL PARTİ: Kararlı mücadele zamanı

Yazılı açıklama yapan Yeşil Sol Parti, "Halkın oylarıyla seçilmiş insanların haksız ve hukuksuz bir şekilde görevden alınması açıkça bir irade gasbıdır ve demokrasiden daha da uzaklaştıran yeni bir darbedir" dedi.

Açıklamada şöyle denildi:

"Şimdi iktidarın antidemokratik uygulamalarına karşı durma, demokrasiden yana olan tüm güçlerle meşru zeminde, demokratik yöntemlerle ortak ve kararlı bir şekilde mücadele etme zamanıdır."

ÖHD-TİHV: İşlem hukuksuz

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından yapılan açıklamada, "Anayasa’nın 38. maddesinde masumluk hakkı düzenlenmiş olup kesinleşmiş mahkeme kararı ile hüküm giymedikçe kimsenin suçlanamayacağı kuralı bulunmaktadır. Bugün gerçekleştirilen görevden alma ve belediyeye el koyma operasyonu Anayasa’ya mutlak aykırı olup siyasi iktidarın seçimlerle ele geçiremediği belediyeleri anti-demokratik yasa ve yetkilerle ele geçirme operasyonudur" denildi.

Gasp için "tam anlamıyla bir OHAL işlemi" vurgusunda bulunulan açıklamada, "Halk iradesine bu kadar fütursuzca müdahale edilmesi çeşitli barış çabalarının yapılmak istendiği bir döneme denk getirilmiştir. HDP’nin DTK ve HDK ile birlikte 4 Ağustos 2019 tarihinde kamuoyuna barış çağrısı yapmıştır. Keza, avukatları ile en son 7 Ağustos 2019 tarihinde görüşen Abdullah Öcalan da yeni bir barış süreci için inisiyatif alabileceğini duyurmuştur. Böylesi dönemlerde siyasi iktidarın tamamen güvenlikçi politikaları devreye sokması anlaşılır değildir" denildi.

İHD-TİHV açıklamasında şunlar da kaydedildi: "Siyasi iktidarı bu müdahaleden vazgeçmeye ve seçilmiş belediye başkanlarını göreve iade etmeye, tüm demokrasi güçlerini siyasi iktidarın bu müdahalesine karşı çıkmaya davet ediyoruz: Çünkü halkın/seçmenin iradesine sahip çıkmak, barış ve demokrasiyi korumak, yurttaş olmayı sürdürebilmek için herkesin görevidir.”

MÜLKİYELİLER: Demokratik düzeni ortadan kaldıran karar

Mülkiyeliler Birliği Yönetim Kurulu da "Demokrasinin cılızlaştırılmış halini dahi askıya alan siyasi bir karardır” derkeni şunları da kaydetti:

"Bugün sabah saatlerinde Diyarbakır, Mardin ve Van illerindeki üç büyükşehir belediyesine atanan kayyumlar aracılığıyla demokrasinin en temel ilkeleri bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. İçişleri Bakanlığı’nın seçmen iradesini gasp eden bu kararı, siyasi iktidar tarafından makbul görülmeyen tüm muhalif belediyeler için ağır bir tehdit oluşturmaktadır. Çünkü bu karar, demokrasinin cılızlaştırılmış halini dahi askıya alan siyasi bir karardır!

(...) Kayyum kararları Türkiye’de demokratik düzeni ortadan kaldıracak niteliktedir."

ÖHD: 19 Ağustos darbesi

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), "AKP/MHP iktidarının hiçbir hukuk kuralını tanımadan yaptığı uygulamalara 19 Ağustos darbesi olarak geçecek bir suç pratiği daha eklenmiştir” dedi.

Açıklamada, gasbın, Anayasa'da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) tanınan seçme ve seçilme hakkına, demokratik toplum esaslarına açıkça aykırı olduğuna dikkat çekildi.

ÖHD, "Kürt halkının iradesine sahip çıkmak için her türlü hukuki girişimde bulunacağımız gibi bu sürecin sonuna kadar da takipçisi olacağız" mesajını verdi.

ÇHD: Kürt halkının yanında olalım

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), "Tam 3 yıl önce 28 HDP’li belediyeye el konmuş ve seçilmiş belediye başkanları görevden alınarak yerlerine kayyumlar atanmıştı. O gün Çağdaş Hukukçular Derneği olarak yapılanın adeta bir 'haydutluk' olduğunu belirtmiştik. Aradan geçen 3 yılın ardından bugün tekrar Diyarbakır, Mardin ve Van belediyelerine el konulup yüzlerce belediye çalışanı gözaltına alındı; belediye başkanlarının görevlerine son verilip valiler belediyelere kayyum olarak atandı” dedi.

Açıklamada şöyle denildi: "Bu durum, siyasal iktidarın Kürt halkına yönelik imha ve asimilasyon politikalarına tekrar hız vereceğinin kanıtı mahiyetindedir. Kürt coğrafyasına yapılması planlanan kapsamlı operasyonlar ve işgal stratejileri birlikte değerlendirildiğinde baskıların artacağı, kayyum atamalarının artarak devam edeceği anlaşılmaktadır. Kürt halkının oyları ile seçilen belediyelere el konması siyasal iktidarın yeni hazırlıklar içerisinde olduğunu göstermektedir."

ÇHD, tüm halkı dayanışmaya çağırarak, "Kürt halkının yanında olduğumuzu bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” dedi.

URFA BAROSU: Demokrasi yerle bir edildi

Urfa Barosu Başkanı Abdullah Öncel, kayyum atanmalarını “halk iradesine yapılan bir darbe” olarak değerlendirdi.

Öncel, şunları kaydetti:

“Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerinin seçilmiş Belediye Başkanlarının görevden alınarak, yerine kayyum atanması halkın iradesine yapılmış bir darbedir.

15 Temmuz Darbesi sonrası yaşadığımız hukuksuzluklar tekrardan devreye konulmuştur. Demokrasi, hukuk bir kez daha askıya alınıp yerle bir edildi. Görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanlarının derhal görevlerine iadesini talep ediyoruz."

ANHA


Diğer Haberler