Beşar Esad son açıklamalarıyla neyi amaçlıyor?

Yaptığı açıklamayla Kürt sorununu inkâr eden ve Kürtlerin Türk işgalciliğine tek kurşun sıkmadığını iddia eden Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, bu sözleriyle birkaç yıl önceki açıklamalarını yine kendisi yalanlamış oldu. Peki Beşar Esad, bu söylem değişimiyle neyi amaçlıyor?

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın gerçeği çarpıtma stratejisi artık gizlenemeyecek bir gerçek olmaktadır. Bir kez daha aynı siyasetle ortaya çıkan Esad, bu defa sadece günceli değil tarihsel gerçekleri de çarpıttı.

5 Mart 2020’de Russia 24 haber kanalına konuşan Esad, Kürt sorunuyla ilgili sarf ettiği sözlerle eleştirilerin odağı oldu.

Daha önceki açıklamalarında Kürtlerin Suriye’nin bir etnik parçası olduğunu ve Suriye’deki çok renkliliğin önemli bir bölümünü oluşturduğunu söyleyen Esad, son açıklamalarında kendini açık bir şekilde yalanlamış oldu. Bu söylem değişikliğinin kimlere hizmet ettiği ise akıllarda yeni soru işaretlerine neden oluyor.

Esad verdiği mülakatta, “Suriye’de Kürt sorunu diye bir şey yok. Kürtler, Türk devletinin zulmünden kaçarak Suriye’ye geldiler ve biz de onlara kapılarımızı açtık” dedi. Bu sözleri sarf ederken daha önce söylediği sözleri ya unuttu ya da unutmuş gibi yaptı.

Tabi burada en önemli soru; Hangi Esad’a inanalım, hangi Esad doğruyu söylüyor sorusu olarak öne çıkıyor.

‘KÜRTLER OLMADAN SURİYE’NİN BİRLİĞİ SAĞLANAMAZ’

Suriye’de Kürt yoktur, sözlerini sarf eden Esad, 15 Ekim 2015’te Rusya’nın RT kanalına “Kürtler, bu topraklarda yabancı değil. Kürtler de Arap, Çerkez, Ermeni ve diğer halklar gibi Suriye’deki mozaiğin bir parçasıdır. Bütün bu halklar Suriye’de bir arada yaşıyor. Bu halklardan bir tanesi dahi olmadan Suriye’de birlik sağlanamaz” demişti.

Şimdi ise bu sözlerinin tersini Russia 24’te söyleyen Esad, “Suriye’de Kürt sorunu olarak adlandırabileceğiniz hiçbir sorun yoktur. Kürtlerin Suriye’ye geldiği tarihe bakıyorsunuz, Türk devletinden kaçtıkları için Suriye’ye gelmişler. Türk devletinin vahşetinden sonra Ermeniler ve birçok azınlık halk Suriye’ye geldi. Kürtler de Ermeniler ve diğer toplumlar gibi Suriye’deki halklar mozaiğinin bir parçası olmuştur. Örneğin Suriye’de Ermeni sorunu diye bir şey yoktur. Suriye’de büyük birçok renklilik vardır. Hiçbir halkla sorunumuz yoktur. Kürtlerle neden sorunumuz olsun. Bizim sorunumuz farklı yol ve yöntemleri kendine amaç edinen gruplarla vardır. Türk devleti Kürtleri katlettiğinde biz Kürtlerin mücadelesinin yanında yer aldık” ifadelerini kullanmıştı.

FRANSA İŞGALİNE KARŞI DİRENEN KÜRT BAKANI UNUTTU

Bunları söyleyen Esad, Kürtlerin Suriye’de yaşayan halkların en önemli ikinci bileşeni olduğunu görmezden geldi. 1918-1920 arası dönemde Şam'da kurulan Faysal hükümeti döneminde ordunun başına getirilen Yusuf El Azma, Fransa’nın Suriye topraklarına işgal girişimlerine karşı direniş sergiledi. 24 Temmuz 1920 tarihinde Fransa’nın Şam’a saldırması sırasında El Azma, Kral Faysal’ı uyardı. Bu uyarı tarihte Guru İkazı olarak bilinir. O sırada Yusuf El Azma, gösterdiği direnişle Fransa ordusunun Suriye’ye girmesine izin vermedi. El Azma’nın yaşamını yitirmesiyle, Fransa Suriye topraklarına girdi. Kürtlerle ilgili sözlerini sarf eden Esad, o dönem bakanlık yapan Kürt Yusuf El Azma’yı da görmezden geldi.

Esad, sarf ettiği sözlerle aynı zamanda Fransa işgali ve sömürgeciliğine karşı sergilenen direniş liderlerinden Kürt İbrahim Hanano’yu da unuttu. Hanano, Meysalûn Savaşı’nda Suriye ordusunu Fransa’ya karşı yöneten isimdir. Fransa silahlı güçleri tarafından yakalanan Hanano’nun yargılandığı sırada Fransa Cumhurbaşkanı Yardımcısı, “Eğer Hanano’nun 7 başı olsaydı. Yedisinin de kesilmesini isterdim” demişti. Daha sonra Fransa yargısı Hanano’yu serbest bırakarak yargının bağımsız olduğunu göstermişti.

HALKLARI BİRBİRİNE KIRDIRTMA SİYASETİ

Şimdi de Kürtlerin demokratik projeleri ile kendilerini yönettiğini görmezden gelen Esad, bir arada yaşayan Arap, Kürt, Ermeni, Süryani, Çerkez ve diğer halkların arasına fitne sokmaya çalışıyor. Kuzey ve Doğu Suriye halklarını vahşi DAİŞ çetelerinin eline teslim ederek kaçan Esad ve ordusu, halkların kendi topraklarını çetelerden özgürleştirmesini kabullenmiyor. Şu an işgal altında olan Serêkaniyê’den Dêrazor’un Baxoz köyüne kadar halklar, DAİŞ çetelerini temizleyerek kendi demokratik yönetimlerini oluşturdu. Kürtler, bölgede yaşayan diğer halklarla kurduğu hukuk ile Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması için mücadele ediyor.

ERDOĞAN’A MESAJ MI VERİLİYOR?

Şimdi herkes Esad’ın bu açıklamalarının amacının ne olabileceğini soruyor. Bölgeyi yakından takip edenler, bu açıklamaların Kuzey ve Doğu Suriye’de bir arada yaşayan halklar arasına fitne sokarak bölgedeki huzuru bozmaya çalıştığını ifade ediyor. Diğer yandan bazı yorumcular da yapılan açıklamaların farklı bir aşamaya geçildiğini gösterdiğini, Suriye topraklarını işgal etmek isteyen Erdoğan’a mesaj olduğu yorumu yapılıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’de faaliyet gösteren 30 siyasi parti 6 Mart’ta açıklama yaparak, Esad’ın açıklamalarının sahadaki gerçeklikle alakası olmadığını söyledi. Siyasi partiler, Suriye hükümetine çağrı yaparak, Suriye’nin birliğini parçalamaya çalışanları iyi tanımasını istedi.

Özcesi; bölge ulus devletlerinin yüzyıllık Kürt inkâr siyaseti iflas etmiş ve tarihin çöp kutusuna atılmıştır. Kürtlerin bundan sonra varlıklarını ispatlama gibi bir sorunları olmadığı gibi, ulus devletlerin bu siyasetten yeni sömürge olanağı bulmaları da mümkün değildir.

Yürütülen yüzyıllık mücadele inkâr edilen ve soykırımlarla yok edilmeye çalışılan Kürtlere özgürlük kapılarını açmıştır. Bu mücadele sadece Kürtlerin değil, tüm bölge halklarının demokratik ulus sistemi etrafında bir araya gelerek, her türlü despot, tekçi, retçi ve inkarcı iktidar sistemlerin halkları egemenlikleri altında tutmasının önüne geçmektedir.

“Kürt yoktur” tezinin altında yatan sadece Esad’ın değil, tüm ulus devletçi ve tekçi, retçi iktidar odaklarının zaman aşımına uğramış, kaybetmeye mahkûm olmuş mantalitelerinin olduğu açık iflasıdır. Bu eskimiş inkarcı zihniyetle, Kürtlerin öncülüğünü yaptığı halkların özgürlük mücadelesini geriye çekmeye çalışmak, hele hele tasfiye etmeye çalışmak artık mümkün değildir. Miadı dolmuş bu siyasetin çökmeye yüz tutmuş, ulus devletçi tekçi sistemleri kurtarması ise artık mümkün değildir. 

(rr/eyl)

ANHA


Diğer Haberler