Bir yurttaşın gözünden dünden bugüne Girê Spî

“Kürtlere ait evler talan edilerek kadınların boyun ve ellerindeki altınları bile zorla gasp edildi. Göçe zorlandılar, evleri ve malları ise çetelere ve ailelerine dağıtıldı.”

Kuzey Doğu Suriye’nin Girê Spî kenti, son beş yılda birkaç kez işgal, savaş ve yönetim değişikliğine tanıklık etti. Bu değişimleri birebir yaşayan bölge halkı her dönemin kendine göre zorlukları olduğunu, ancak 2015 yılı itibariyle YPG’nin kenti özgürleştirmesi ve demokratik yönetimin inşasıyla bu sorunların giderek azaldığını belirtiyor.

Girê Spî’de yaşayan Mihemed Şêx Elî isimli yurttaşın bu dönemlerde yaşadıklarını duymak ise, bir ilçenin tarihine tanık olmaya eşdeğer… Baskı, yok sayma ve asimilasyonla başlayan bu tanıklık işgal, savaş ve zülüm patikasını arşınlayıp sonunda özgürlüğe varan soluksuz bir yolculuk…

Rejim dönemi; ‘Vatandaşlık hakkı yoktu’

Esad rejiminin hakimiyeti döneminde vatandaş olduklarına dair kimlik kartlarına dahi sahip olmadığını dile getiren Mihemed Şêx Elî hikayesine şöyle başlıyor:

“Yaklaşık 40 yılı aşkın bir süre Suriye rejimi tarafından çok zulüm gördük. Girê Spî’de yaşayan halk ve özelde Kürt halkı hiçbir hakka sahip değildi. Örneğin fırına ekmek almaya bile giderken çoğu kez elimiz boş dönebiliyorduk ya da evimize ekmeği bin bir zorlukla götürebiliyorduk. İlçede tapusunu kendi adımıza yapabileceğimiz bir ev veya arsa bile alamıyorduk. Yani kendi topraklarımızda hiçbir hakka sahip değildik.”

Bölgede rejim dönemi uygulamalarından biri de Arap Kemeri adıyla bilinen asimilasyon politikası…

Konuşmasında buna da değinen Mihemed Şêx Elî, “Girê Spî’nin doğusunda bulunan Şergirak köyüne kadar 40 km’lik Arap Kemeri politikası uygulamaya konulacaktı. Daha sonra Suriye rejiminde sorun yaşandığı için durduruldu” diyor ve bölgede halklar arasında nasıl fitne oluşturulduğunu anlatarak devam ediyor;

“Bilindiği üzere 2004 yılında Qamişlo kentinde Suriye rejimi tarafından futbol turnuvaları esnasında Arap ve Kürt halkı arasında fitne ve düşmanlık oluşturmak için çatışma çıkarıp katliam yaptılar. Gire Spî’de de Türkmen, Kürt ve Arap halklarının arasında fitne çıkarmak amacıyla, Suriye’nin Baas rejimine bağlı olanlara silah dağıtılarak çatışmaların yaşanmasını hedeflediler. Birçok bölgede çatışmalar yaşandı da. Bölgedeki kanaat önderlerimiz ise Ermeni, Türkmen, Arap ve Kürtlerin de katılımıyla büyük bir toplantı düzenleyerek hepimizin kardeş olduğunu ve birbirimize karşı savaşmanın doğru olmadığını söylediler. Ve bu oyunlara gelmememiz için uyarılarda bulundular. Bölge halkının duyarlılığı sonucunda bu politikanın önü alındı.”

Ceyşul Hur dönemi; ‘Gasp ve talana uğradık’

Suriye iç savaşının başlamasıyla Girê Spî’nin kaderi bir başka yol ayrımına uğruyor. Bu dönem Özgür Suriye Ordusu ismiyle ortaya çıkan güçler, Girê Spî’yi rejimin elinden alarak kendi despotik yönetimlerini uygulamaya koyuyorlar. Bu uygulamalar Mihemed Şêx Elî’nin hafızasında yer ettiği biçimiyle şöyle;

“Suriye devriminin başlamasıyla halkın yaşamış olduğu zulümden kurtarmak için kimi radikal güçler öne çıktı. Bu güçlerin içerisinde en güçlüleri ve halka yönelik baskı ve zulmüyle bilinen El Faruk Taburu, Ehrar El Şam ve Cebhet el Nusra’dır. Bu güçler kendilerini ilçede askeri teçhizat olarak ve sayı olarak kısa zamanda büyüttü. O dönemde Ehrar El Şam çeteleri Girê Spî’de camilerde yaptıkları anonslarla, 10 dakika içerisinde Kürt halkının bölgeyi terk etmelerini, aksi takdirde hepimizi öldüreceklerini söylediler. Halk kendi topraklarında yaşamakta ısrar edince 700 kişi yakalandı ve işkenceye maruz kaldılar. Ardından Kürtlere ait evler talan edilerek kadınların boyunlarındaki ve ellerindeki altınları bile zorla gasp edildi. Kürtler zorla göç ettirildi, evleri ve malları ise çetelere ve ailelerine verildi.”

DAİŞ dönemi; ‘Göçe zorlanıp katledildik’

Bir karabasan gibi halkların üzerine çöreklenen DAİŞ çetelerinin Girê Spî’deki varlığı ise neredeyse geçmiş dönemlere rahmet okutacak cinsten. Mihemed Şêx Elî DAİŞ döneminde ilçe halkının yaşadıklarını şöyle anlatıyor;

“21 Temmuz 2013 tarihinde Cebhet El Nusra ve El Kaide çetelerinin arasından çıkan yaklaşık 50 kişilik bir grup kendilerini DAİŞ örgütü olarak ilan edip hızla örgütlenip bölgeyi kontrol altına aldı. Ehrar El Şam çeteleri Girê Spi’den kaçtı. Cebhet El Nusra çete grupları bölgede varlığını artık DAİŞ olarak sürdürdü. Özünde Cebhet El Nusra çete grupları bölgede ilk Selefilik düşüncesinin temsilini yapanlardı. DAİŞ ile Cebhet El Nusra arasında aslında hiçbir fark yok. DAİŞ çeteleri bölgeyi kontrol altına alıp işgal ettikten sonra, Suriye rejimi ve diğer çete gruplarından kat be kat daha fazla Girê Spi halkı üzerinde işkence katliam, talan, gasp, baskı ve zulüm uyguladılar. Halkın ibadet yerlerinden biri olan kiliseleri bile işkence yerlerine ve zindanlara dönüştürdüler. Onlar da bölgede kalan Kürt halkını göçe zorlayıp birçoğunu katletti.”

DAİŞ’in işgali sırasında ilçede bulunan sınır kapısının açık olduğunu ve DAİŞ çete üyelerinin rahatlıkla Türkiye’ye girip çıktığını söyleyen Mihemed Şêx Elî sözlerini şöyle sürdürüyor;

“O dönemde zaten Girê Spî sınır kapısı sonuna kadar açıktı. Herkes de biliyor ki, DAİŞ, Cebhet El Nusra ve AKP arasında sınır yoktu. Çeteler açık bir şekilde sınır kapısından Akçakale ilçesine gidip geliyorlardı. Çete gruplarının geçişlerini, araçlarını, silahlarının sevkiyatını tedavi ihtiyaçlarının çoğu Türkiye üzerinden sağlanıyordu. Özcesi Gire Spî ilçesi DAİŞ çete grupları için stratejik bir geçiş hattı ve nefes borusu gibiydi.”

Demokratik Özerklik dönemi; ‘Kardeşçe yaşamaya başladık’

Mihemed Şêx Elî ilçe halkının yaşadıklarını anlatırken, YPG güçleri tarafından ilçenin DAİŞ çetelerinden alınmasıyla özgürlüğe kavuştuklarını söylüyor ve devam ediyor;

“15 Haziran 2015 tarihinde DAİŞ çeteleri kontrolündeki Girê Spî tamamen özgürleştirildi. Binlerce yaralı ve şehidin sayesinde bölge DAİŞ çetelerinin işgalinden ve zulmünden özgürleştirilerek halkların kardeşliği düşüncesiyle yaşanmaya başlandı. DAİŞ, Cebhet El Nusra, Suriye rejimi ve Ehrar El Şam çete gruplarının bölgede yaşayan halklar arasında yaratmak istedikleri fitne ve nifak tohumlarını boşa çıkarmak için geçmişi unutup kardeşçe yaşamaya başladık. Mesela o dönemde çete gruplarına katılıp benim evimi talan eden kişiyi bile affedip kardeşçe yaşamak için evine dönmesine razı oldum.”

“Kürt halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ulus projesi 5 yıldır Girê Spî’de geliştirilmeye ve yaşanmaya çalışılıyor. Bugün bütün dünya Ermeni, Arap, Türkmen ve Kürt halkı olarak kardeşçe yaşadığımıza tanıklık ediyor. Burada birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz” diyen Mihemed Şêx Elî, bu düzenin “baskı ve sömürü içermeyen adil bir düzen” olduğunu vurguluyor.

Ve şimdi; ‘İşgale karşı duracağız’

Girê Spî ilçesi, bugünlerde Türk devletinin işgal ve saldırı planlarıyla karşı karşıya. Ancak tüm bu yaşananlardan çıkarılan bir sonuç var ve bu sonucu Mihemed Şêx Elî şöyle özetliyor;

“Türk devleti tekrar bölge üzerinde tehditler savurarak geliştirilmeye çalışılan kardeşçe yaşamı bozmayı ve işgal planını devreye koymayı hedefliyor. Türk devletinin uyguladığı bir özel savaş yöntemidir. Suriye rejimi, Cebhet El Nusra ve DAİŞ gibi çetelerin fitne yaymak için İslamiyeti kullanma çabalarını, Türk devleti günümüzde tekrarlamak ve başarmak istiyor. Bizler de bölge halkı olarak artık bu tür kirli politikaların farkındayız ve bu tür oyunlara alet olmayacağız.”

“Türk devleti işgal planıyla, tehditleriyle ve sınırdaki hareketliliğiyle halkta korku yaymaya çalışıyor. Geçmişte Türk devletinin en ufak bir tehdidi olduğu zaman, kendi çocuklarım ve eşim bile korkuya kapılarak bölgeyi terk etmemizi istiyorlardı. Şimdi ise ailem de bölge halkı da sahibi olduğumuz toprakları asla terk etmeyi düşünmüyoruz ve gelişebilecek saldırılara karşı da direnerek zaferi elde edeceğimiz inancındayız.”

ANHA


Diğer Haberler