​​​​​​​Bitmeyen tehlike: DAİŞ -1

Baxoz’da toprak hakimiyetine son verilen DAİŞ, halen en tehlikeli terör örgütü

QSD tarafından Dêrazor’un Baxoz kasabasında toprak hakimiyetine son verilen DAİŞ, aradan geçen bir yıla rağmen, küçük gruplar ve hücre yapılanmalarıyla gerçekleştirdiği saldırılarla bölgede ve dünyada halen tehlikeli bir örgüt olduğunu gösterdi.

Uluslararası koalisyon ve QSD güçleri 23 Mart 2019’da Dêrazor’un Heqil Umer köyünde düzenlediği törende DAİŞ’in son kalesi olarak kabul edilen Baxoz’un da özgürleştirildiğini duyurdu. Açıklamada QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdi, “DAİŞ’e karşı mücadelenin yeni bir aşamaya evirildiğini bütün dünyaya duyuruyoruz. DAİŞ’in hücre yapılanmaları da yok edilene kadar bütün dünyada DAİŞ tehlikesi sürüyor olacak” demişti.

Suriye topraklarında yaşayan 5 milyon kişiyi ve 52 bin kilometrekare toprağı DAİŞ’ten özgürleştirdiklerini açıklayan, Ebdi’nin bu sözlerinden 7 ay sonra DAİŞ’in lideri Ebu Bekir El Bağdadi, İdlib’de Türk devleti ve çeteleri tarafından kontrol edilen bir yerde QSD ve uluslararası koalisyon ile ortak olarak düzenlenen bir operasyonda öldürüldü.

DAİŞ’İN ORTAYA ÇIKIŞI

2003 yılında Irak’ta Ebû Miseb El Zerqawî tarafından ‘Tevhit ve Cihat’ adlı örgüt kuruldu. Çeşitli aşamalardan geçen örgüt, 2006 yılında Umer El Bağdadi liderliğinde ismini ‘Irak İslam Devleti’ olarak değiştirdi. Umer El Bağdadi’nin öldürülmesinin ardından örgüt yönetimi tarafından Ebu Bekir El Bağdadi örgütün yeni lideri seçildi.

Arap baharını fırsat bilen El Bağdadi, Suriye’de bulunan çetelerine emir vererek El Kaide’ye bağlı bir örgütün burada kurulmasını istedi. Suriye’de kurulan bu örgüte de Cebhet El Nusra ismi verildi.

9 Nisan 2013 tarihinde bir ses kaydı yayınlayan El Bağdadi, Irak İslam Devleti ve Cebhet El Nusra’nın Irak Şam İslam Devleti (DAİŞ) adı altında birleştirildiğini duyurdu. Bu duyurunun ardından DAİŞ, 2014 yılının başında Irak topraklarını işgal etmeye başladı. 2013 yılında Kuzey Suriye’nin Girê Spî kentini işgal eden DAİŞ, 2014 yılının başlarında Reqa, Eyn Isa, Minbic ve Dêrazor’u işgal ettikten sonra 2015 yılında Kobanê’ye yöneldi.

SONUN BAŞLANGICI KOBANÊ

DAİŞ’in geliştirdiği barbar saldırılar ve insanlık dışı uygulamaları nedeniyle Irak ve Suriye’de hiçbir güç DAİŞ’in karşısında duramadı. Kobanê’de sert kayaya çarpan DAİŞ, ilk en ağır yenilgisini YPG ve YPJ’den aldı. Kobanê’den kaçmak zorunda kalan DAİŞ’e Suriye ve Irak’ta yenilgi yolu açıldı.

Kobanê’deki tarihi direniş sayesinde uluslararası koalisyon DAİŞ’le mücadele etmeye başladı. 79 devletin yer aldığı DAİŞ’le mücadele uluslararası koalisyonu 11 Eylül 2014’te kuruldu.

Kobanê’deki yenilginin ardından DAİŞ’in tasfiyesini hızlandıran bir diğer gelişme ise, 10 Ekim 2015’te QSD’nin kurulması oldu.

QSD’nin kurulmasının ardından DAİŞ, Hol, Şedadê, Minbic, Tebqa ve Dêrazor’a kadar birçok yerde yenilgiye uğradı. DAİŞ’in son kalesi ise Dêrazor’un Baxoz kasabası da 23 Mart 2019’da özgürleştirildikten sonra DAİŞ’le mücadele başka bir aşamaya girdi.

DAİŞ’İN SON ASKERİ YENİLGİSİ: BAXOZ

Dêrazor’un Bûkemal bölgesinde bulunan Baxoz kasabası Fırat Nehri’nin kenarında bulunuyor. DAİŞ’in son askeri yenilgisini aldığı Baxoz, o zamana kadar çok bilinen bir yer değildi. Baxoz’daki yenilginin ardından QSD’nin yanı sıra Kürt ve Arap basını DAİŞ’in tamamıyla yok olmadığını DAİŞ tehlikesinin halen sürdüğünü ısrarla söylemeye devam etti.

DAİŞ’in ideolojik yapılanmasına işaret eden QSD ise, tutuklu DAİŞ’li ailelerinin tehlike arz etmeye devam ettiğini her fırsatta söyledi.

GERİDE 19 BİN 225 ÇETE AİLESİ KALDI

DAİŞ yok olmadan önce Suriye’de binlerce çocuğun zihnine şiddet ideolojisini aşıladı. DAİŞ çetelerinin etkisi altında bulunan binlerce kadın dünyanın farklı yerlerine dağıldı. Binlerce DAİŞ’li kadın da Hol ve Roj kamplarında kalmaya devam ediyor.

DAİŞ çetelerinin ailelerinin kaldığı kampların güvenliğinden sorumlu Eylûl Rizgar, “Kuzey ve Doğu Suriye’de DAİŞ çetelerinin aileleri için iki özel kamp (Hol ve Roj) oluşturduk. DAİŞ tehlikesinin önünü alan bu kamplar DAİŞ’in yeniden ortaya çıkmaması için çalışmalar yapıyor” dedi.

Kamplarda kalan aile sayısının 19 bin 225 olduğunu ifade eden Rizgar, 53 farklı uyruktan kişilerin kampta tutulduğunu söyledi.

Baxoz’un özgürleştirilmesinden bu yana kampta kalan DAİŞ’li ailelerin kamplardan kaçma girişiminde bulunduğunu ifade eden Rizgar, “Bazı aileler halen kamptan kaçma girişiminde bulunuyor. Bazı aileler de kamp içerisinde örgütlenme çalışmalarına devam ediyor. Bazı aileler de DAİŞ’ten ayrılmak isteyen kişilerden hesap soruyor ve katletme girişiminde bulunuyor. Kampta vatandaşı bulunan devletler vatandaşlarını alarak yargılamalı. Bunu yapmayan devletler uluslararası bir mahkemenin kurulması için çalışmalıdır” diye konuştu.

BAXOZ’UN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİNDEN SONRA 40 DAİŞ’Lİ ÖLDÜRÜLDÜ 137 ÇETE TESLİM OLDU

QSD ve uluslararası koalisyon tarafından DAİŞ’in yenildiğinin duyurulmasının ardından DAİŞ’le mücadele aralıksız şekilde sürerken, hücre yapılanmalarına ağırlık veren DAİŞ, bölgede tehdit oluşturmaya devam etti. DAİŞ’in hücre yapılanmalarına karşı verilen amansız mücadelenin sekteye uğraması için işgalci Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılar başlattı. DAİŞ çetelerinden devşirdiği sözde Suriye Milli Ordusu çetelerini Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırtan Türk devleti, DAİŞ’le mücadeleyi yavaşlattı.

DAİŞ’e karşı mücadelenin yeni aşaması ile ilgili bilgi veren Anti-Terör Komutanı Mezlûm Hesen, “Geçtiğimiz yıl tüm önlemlere rağmen DAİŞ çeteleri 83 terör eylemi gerçekleştirdi. Bu eylemlerde 40 DAİŞ çetesi öldürülürken 137 çete de tutuklandı. Türk devletinin saldırıları DAİŞ’le mücadeleyi aksattı. Türk devletinin saldırılarının ardından Reqa, Dêrazor ve Tebqa’da DAİŞ hücreleri aktif hale gelmeye başladı” şeklinde konuştu.

19 BİN DAİŞ TUTUKLUSU DÜNYAYI TEHDİT EDİYOR

Arap baharının başladığı sıralarda sadece DAİŞ’e bağlı çete üye sayısı toplamda 700 civarındaydı. Suriye ve Irak’ın büyük bir bölümünü işgal eden DAİŞ’in 19 bin çetesi şu anda QSD’nin elinde tutuklu bulunuyor. DAİŞ’lilerin tutulduğu cezaevlerinden sorumlu Rûbar Hesen, “Kuzey ve Doğu Suriye’deki cezaevlerinde 12 bin Suriyeli 5 bin Iraklı ve  binden fazla da yabancı uyruklu DAİŞ çetesi tutuklu bulunuyor. Bu sayı DAİŞ’in kurulduğu ilk günden Baxoz’un özgürleştirilmesi hamlesine kadar yakalanan çetelerden oluşuyor. DAİŞ tehdidini oluşturan tüm unsurlar tutukludur. Bazen bu çeteler isyan çıkarma girişiminde bulunuyor. Türk devletinin saldırılarının başlamasının ardından birçok çete cezaevlerinden kaçma girişiminde bulundu" ifadelerini kullandı.

DAİŞ İDEOLOJİSİ TEHDİT OLUŞTURMAYA DEVAM EDİYOR

DAİŞ çetelerinin yargılanması Kuzey ve Doğu Suriye’de en temel sorunların başında geliyor. Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eş Başkanı İlham Ehmed, DAİŞ’in kontrolden çıkmaması için Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin uygun bir çözüm arayışında olduğunu söyledi.

QSD, 11 Ekim 2019 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada Türk devletinin saldırıları nedeniyle 5 DAİŞ çetesinin cezaevinden kaçtığını, duyurdu.

Bazı Avrupa ve Asya devletleri ise tüm girişimlere rağmen DAİŞ’e katılıp QSD tarafından tutuklanan vatandaşlarını geri almayı reddetti. ABD de, DAİŞ’e katılan vatandaşlarının isimlerini duyurduğu açıklamayı geri çekti. Fransa, Belçika, Almanya ve İsveç gibi ülkeler ise, çeşitli bahanelerle vatandaşlarını geri almaya yanaşmadı.

Devletlerin sorumluluklarını yerine getirmekten kaçtığını dile getiren hukukçular, bunun DAİŞ’e destek anlamına geldiğinin altını özellikle çiziyor. Uluslararası bir mahkemenin kurulması gerektiğini dile getiren hukukçular, DAİŞ çetelerinin uluslararası bu mahkeme tarafından yargılanması gerektiğini ifade ediyor.

Hukukçu Rîma Berekat, “DAİŞ tehlikesinin kendi ülkesinde yayılmasından korkan devletler DAİŞ’e katılan vatandaşlarını geri almaktan kaçıyor” ifadelerini kullandı.

DAİŞ tehlikesinin en uygun çözümünün uluslararası bir mahkemenin kurulması olduğunu söyleyen Rewda Xelîl, DAİŞ çetelerinin ailelerinin de rehabilite edilerek topluma kazandırılması gerektiğini vurguladı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile QSD’nin tüm çağrılarına rağmen uluslararası mahkeme kurulması için şimdiye kadar hiçbir adım atılmadı. Türk devletinin devam eden işgal saldırıları da DAİŞ tehlikesinin kontrolden çıkmasına neden olabilir.

ANHA


Diğer Haberler