​​​​​​​DAİŞ eski günlerine mi dönüyor?

Son dönemlerde Suriye, Irak ve Mısır'da saldırıları yeniden yükselişe geçen DAİŞ’in tekrardan eski günlerine mi döneceği sorusu ön plana çıkıyor. Analistler ve uzmanlar ise, DAİŞ ve artığı mukabilindeki çete yapılanmalarının tümden tasfiyesi için uluslararası bir ortak mücadelenin yürütülmesi görüşünde.

DAİŞ çeteleri son dönemlerde değişik yöntemler geliştirerek, Suriye, Irak ve Mısır’da saldırılarına hız verdi. 2019’da Derazor’un Baxoz kasabasından toprak hakimiyetine son verilen DAİŞ çete yapısı, özellikle uyuyan hücreleri yoluyla Suriye ve Irak’ta yeniden saldırılarını yoğunlaştırmaya başladı.

DAİŞ SURİYE VE IRAK’TA SALDIRILARINI YOĞUNLAŞTIRIYOR

DAİŞ, Irak’ta birçok etmeni bir araya getirerek, saldırılarını yoğunlaştırmada kullandı. ABD’nin askeri üslerini Irak’tan çekmesi, ABD-İran gerilimi, Koronavirüs salgınından kaynaklı sokağa çıkma yasağının ortaya çıkardığı de facto durum başlıca etmenler oldu.

ABD istihbarat raporlarına göre, mevcut durumda 2500 ile 3000 arası DAİŞ çete üyesi Irak’ta bulunuyor. Yine aynı raporlarda, son dönemlerde Suriye’den Bağdat’a 500 dolayında çetenin geçtiği belirtiliyor. Irak hükümetinin 2017 yılının Aralık ayında DAİŞ’in tümden tasfiye edildiğini duyurmasına rağmen son günlerde yaşanan saldırılar, DAİŞ ve artığı çete yapılarının halen canlı olduğunu ve faaliyetlerini yürüttüğünü gösteriyor. Öyle ki, son günlerde Irak güvenlik güçlerine dönük kaçırma, tuzak ve idam olmak üzere çok sayıda saldırıları gerçekleştirildi. Yine özellikle kırsal kesimlerde bulunan köylere baskı uygulayarak, paralarına zorla el konuldu.

Çetelerin saldırılarının yoğunlaştığı yerlerin başında Irak’ın Selahaddin kenti geliyor. Selahaddin’de bulunan güvenlik güçlerine saldıran çeteler, 10 güvenlik üyesini katletti. DAİŞ, bu şekilde toprak hakimiyetini kaybetmesinin ardından Irak’ta en büyük saldırısını da gerçekleştirmiş oldu. DAİŞ ve artıklarına karşı operasyonlarını hız veren Irak güvenlik güçleri karşı hareketine rağmen Haşdi Şabi’den yapılan açıklama, DAİŞ’in özellikle kent merkezlerine uzak ve kırsal kesimlerdeki yerleşkelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Çete saldırılarının yoğunlaştığı yerlerin başında ise, Selahaddin, Kerkük ve Bağdat’ın batısında bulunan Ceref ilçesi geliyor.

DAİŞ Suriye’de ise Tedmur ve Derazor kırsal alanları başta olmak üzere Suriye rejim güçlerinin denetimindeki alanlarda saldırılarına hız vermiş durumda. Ancak aynı şekilde, Kuzey ve Doğu Suriye bölgesinde, özellikle de cezaevlerinde bulunan çetelerin son dönemlerde sürekli karışıklık çıkarması ise dikkat çeken bir diğer olgu olarak öne çıkıyor. DAİŞ’in son dönemlerde görece artan bu hareketliliğini ve saldırılarını değerlendiren uzmanlar, dünyanın özellikle koronavirüs pandemisiyle uğraştığı bir dönemde saldırı durumunda artış olduğunu ve mutlaka tedbirlerin alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.

SALDIRILARDAKİ ARTIŞIN PERDE ARKASI

Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz Uluslararası Radikalleşme Araştırmaları Merkezi (ICSR) yöneticilerinden Dr. Anne Catherine Spechard, “ABD güçlerinin 2019’da Suriye’den çekilmesiyle DAİŞ yeniden aktif hale geldi. Sonrasında Demokratik Suriye Güçleri (QSD) denetimindeki zindanlarda bulunan çeteler karışıklık çıkarmaya başladı. Hatırlayalım, DAİŞ Irak’ta ilk oluştuktan bir süre sonra zindanlarda bulunan birçok cihadist kaçma girişiminde bulundu. Hatta DAİŞ’in etkinliğinin artmasıyla birlikte bundan faydalanarak zindanlardan çıkan ya da kaçan çok sayıda çete oldu. Şimdi de aynı şekilde zindanlardan kaçmaya çalışıyorlar” dedi.

‘TÜRK DEVLETİ DAİŞ’E HAREKETLENME OLANAĞI SUNDU’

Dr. Anne Catherine Spechard, ayrıca Türk devletinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük işgaline de dikkat çekerek, bu durumun DAİŞ’in yeniden hareketlenmesine ve bölgenin istikrarsızlığa kaymasına neden olduğunu, kaydetti. Catherine Spechard, ortaya çıkan durumun QSD’nin bölgede güvenliği sağlamasında ciddi olumsuz etki yarattığını belirterek, bu durum olmasaydı QSD’nin, bölgeyi işgal eden Türk devletinin denetimindeki çetelere karşı daha aktif bir mücadele yürütebilecek durumda olabileceğini söyledi.

‘İŞGAL SALDIRILARI DAİŞ İLE MÜCADELEYİ SEKTEYE UĞRATTI’

Dr. Anne Catherine Spechard, devamla “İşgalci Türk devletinden destek alan çeteleri, Eyn İsa Kampı’na saldırarak çok sayıda çete üyesinin kaçmasına neden oldu. Türk devleti o dönem Derik’te bulunan zindana da saldırı geçekleştirdi. Bu durumda QSD, çetelerin olası firarları ve sivillerin bulunduğu alanlara geçerek tehlike yaratma olasılığına karşın zindanları kapatmak zorunda kaldı” diye konuştu. Catherine Spechard, QSD güçlerinin denetimindeki bölgelerde ABD güçlerinin olduğu döneme işaret ederek, o dönem gelişen tüm DAİŞ saldırılarına rağmen bölgenin görece daha güvenli durumda olduğunu söyledi. Mevcut durumda çete saldırılarının giderek artış göstermeye başladığını belirten Spechard, ABD askeri gücünün bölgeden çekilmesi ve ardından Türk devletinin DAİŞ artığı diğer çete gruplarıyla bölgeye işgal saldırılarını başlatmasıyla DAİŞ’e karşı mücadelenin sekteye uğradığını kaydetti.

‘DAİŞ’İN YENİDEN AKTİFLEŞMESİNE DİKKAT KESİLMELİYİZ’

Dr. Anne Catherine Spechard, mevcut durumda daha güvenli zindanların yapımına ihtiyaç olduğunun altını çizerek, bu zindanları iyi korumak ve buraların güvenliğinde yer alacakların da finansmanına ihtiyaç olduğunu ancak aynı zamanda Koronavirüs’e karşı tedbirlerin de bu zindanlarda alınmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Catherine Spechard, Irak’ta yaşanan duruma ilişkin ise, “Anlaşılan o ki, DAİŞ hem sayıca hem de güç anlamında giderek bir büyüme durumunu yeniden yaşıyor. Şimdi, bu durumda ABD güçlerinin bölgede azaltılmasının bu duruma nasıl etki edeceğine bakmamız gerekir” dedi.

Koronavirüs salgını ve Türk devletinin işgal saldırılarından güç alan DAİŞ’in büyümesine dikkat kesilmesi gerektiğini ifade eden Spechard, “DAİŞ, Suriye ve Irak’ta yeni saldırılar başlatabilir. Bu ülkelerde halen birçok sorunla karşı karşıyayız. Daha önce olduğu gibi DAİŞ konusuna sorumsuzca yaklaşılmamalı. Çünkü DAİŞ, bu sorumsuzca yaklaşımları kullanarak hiç beklenmedik bir anda ‘Hilafet’ ilan etti. Bu tekrarlanmamalı” diye konuştu.

MISIR’DA DA SALDIRILARI ARTTI

Mısır’da 2020 yılının ilk dört ayında terör saldırılarında artış yaşandı. Buna karşılıkta Mısır ordusunun Sina’nın kuzeyinde teröre karşı operasyonları hız kazandı.

DAİŞ, 9 Şubat günü Sina’nın kuzeyindeki Mısır ordusuna ait bir güvenlik noktasına saldırdı. Saldırıda çete ait araç imha edilirken, 10 çete üyesi de öldürüldü. Saldırıda Mısır ordusundan 2’si komutan 7 asker de yaşamını yitirdi.

15 Nisan günü, başkent Kahire’nin doğusundaki Emiriye bölgesinde çete grubunun hücre yapılanması ve Mısır güvenlik güçleri arasında 4 saat süren çatışma yaşandı. Çatışmanın ardından Mısırlı yetkililerden yapılan açıklamada, 7 teröristin öldürüldüğü ve Mısır ordusundan Muhammed Fevzi El Hofi isimli komutanın yaşamını yitirdiği ve 3 askerin de yaralandığı aktarıldı.

30 Nisan günü, Sina’nın kuzeyinde Mısır güvenlik güçlerine ait zırhlı bir aracın geçişi esnasında mayın patladı. Mısır ordusundan 8 askerin yaralandığı patlamayı DAİŞ üstlendi.

Mısır Silahlı Kuvvetleri yaptığı açıklamada, Mayıs ayı içerisinde Sina merkezi ve kuzeyindeki yerleşim merkezlerinde DAİŞ’e yönelik 22 ev baskını ve 16 özel operasyon düzenlendiğini ve 126 çete üyesinin öldürüldüğünü açıkladı. Açıklamaya göre, hava kuvvetleri çete üyelerinin kullandığı 228 noktayı bombaladı ve 116 aracı imha etti.

Mısır Silahlı Kuvvetleri ayrıca DAİŞ’in saldırılarda bulunduğu bölgelerde 630 mayının etkisiz hale getirildiği, 8 tünelin tespit edilerek kullanılamaz hale getirildiği, 56 araç ile 226 motosiklete el konulduğu ya da imha edildiğini açıkladı. Ayrıca 226 çete üyesi şüphelisi de tutuklandı.

‘PANDEMİYİ FIRSAT BİLİP SALDIRIYORLAR’

Mısırlı Terör Uzmanı Munîr Edîb, DAİŞ’in bölgedeki son saldırılarında yaşanan artışın nedenlerine ilişkin ANHA’ya konuştu. Saldırıların ilk sebebinin Koronavirüs salgını olduğunu belirten Edib, “Koronavirüs salgını Mısır da dahil olmak üzere birçok ülkede siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları da beraberinde getirdi. Terör grupları bu krizleri fırsat bilerek saldırıyor” diye konuştu. Edib devamla şunları belirtti: “Terör örgütleri, kriz atmosferinde çalışırlar ki hem mevcut krizi derinleştirmek hem de sürekli hale getirmek için uğraşırlar. Bu yüzden Koronavirüs pandemisinden fırsat kolladılar ve terör gruplarının ileri dönemde birçok Avrupa ülkesinde saldırılar gerçekleştireceği tahmin ediliyor. Uluslararası toplum bir an önce harekete geçmez ise şiddet yanlısı grupların çıkaracağı krizlerin yılı olacaktır.”

Edîb, saldırıların artmasındaki ikinci sebebi ise şöyle nitelendirdi: “Ramazan ayı, şiddet yanlısı grupların saldırılarını yoğunlaştırması için gerekçe oluyor. Özellikle bu aydaki ‘kafirlere karşı kazanılan Bedir savaşı’ da şiddet yanlısı gruplar için bir gerekçe. Çünkü bu gruplar saldırı düzenledikleri kişi veya toplulukları ‘kafir’ olarak görüyor. Bu nedenle Ramazanlarda terör saldırıları her zaman artmıştır.”

‘SİYASAL İSLAM PROJESİNE SARILAN TÜRKİYE TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK OLUYOR’

Türk devletinin ‘Siyasal İslam’ projesine sarıldığını ve bu nedenle cihatçı çete örgütlerine destek verdiğini belirten Mısırlı uzman, Libya’da Fayiz El Serrac hükümeti ve milislerine verilen desteğin nedeninin de bu olduğunu söyledi.

‘DÜNYA ÇOK SERT BİR SÜRECE HAZIR OLMALI’

Uluslararası toplumun çok sert bir sürece hazır olması gerektiği uyarısında bulunan Mısırlı terör uzmanı Munîr Edîb, DAİŞ’in devlet ilan ettiği 29 Haziran 2014 sonrasından da daha yoğun bir dönemin yaşanabileceği konusunda uyardı. Bu sürecin 2020 sonu veya 2021 başlarında başlayabileceği tahmininde bulunan Edîb, şiddet yanlısı gruplara karşı uluslararası topluma, harekete geçme çağrısı yaptı.

ANHA


Diğer Haberler