​​​​​​​DAİŞ, Suriye çöllerinde örgütleniyor

DAİŞ çeteleri, Suriye kırsalının coğrafik yapısından yararlanarak yeniden örgütleniyor. Şam hükümeti ve ona bağlı milis gruplara yönelik saldırılarını arttıran DAİŞ, bu yönlü tezleri doğruluyor.

Demokratik Suriye Güçleri (QSD), DAİŞ çetelerini Kuzey ve Doğu Suriye’nin birçok yerinden ve özellikle başkent olarak ilan ettikleri Reqa’dan temizledikten sonra, çeteler bu kez Dêrazor’un Suriye-Irak sınırında yer alan kırsal alan ve köyleri üzerinden eleman ve silah geçirmek suretiyle yeniden aktif olmaya başladı.

‘DEVLETLERİN SALDIRLARI DAİŞ’İ YENİDEN CANLANDIRIYOR’

QSD, DAİŞ çetelerini coğrafik açıdan yok etti ve son kalesi olan Baxoz’u 23 Mart 2019’da özgürleştirdi. Fakat işgalci Türk ordusunun 9 Ekim 2019’dan beri devam eden saldırıları çetelerin yeniden aktif olmasına yol açtı.

QSD, işgalci Türk devleti ve çetelerinin Girê Spî ile Serêkaniyê’ye yönelik saldırılarına karşı mücadele verirken, çeteler, DAİŞ üyeleri ve ailelerinin kaldığı Eyn Îsa’daki kampa yönelerek 900’den fazla kişiyi kaçırmaya çalıştı.

Türk devletinin devam eden saldırıları da QSD’nin Uluslararası Koalisyon Güçleri’nin iş birliği ile DAİŞ’in hücrelerine yönelik başlattığı güvenlik hamlesine önemli ölçüde etki etti. Bu durum DAİŞ çetelerinin rahat hareket etmesinin önünü açarak yeniden toparlanmalarına ve farklı bölgelerde tekrardan etkileşime geçmelerine neden oldu.

DAİŞ çeteleri, Türk devletinin saldırılarının dışında dünyanın koronavirüs (Covid-19) salgınını önleme kapsamında yürüttüğü çalışmalardan da faydalanarak saldırılarını arttırdı ve bölgedeki gücünü yeniden aktif etmeye çalıştı.

Öte yandan Fırat Nehri, Rusya ve İran’ın destekçisi olduğu Şam hükümetinin kontrolü altındaki bölgeler, DAİŞ çeteleri için yerleşmesi ve saklanması için merkezi alanlar haline geldi. DAİŞ çetelerinin kırsal bölgelerde aktif olması bir süre içinde saldırılarda bulunması Şam hükümetine ve destekçilerine büyük zarar verdi.

NEDEN SURİYE KIRSALI?

Çöl bölgeleri neredeyse Suriye yüzölçümünün yarısına (80 bin km2) tekabül eder. Yine çöl kadar bölge coğrafyasının geri kalan kısmının dağlık ve vadilik alanlardan müteşşekil ve gizlenmeye elverişli olması, çetelerin yeniden toparlanarak askeri eğitim yapmasına, hızlı manevrayla yer değiştirmesine ve stratejik yerlerde konumlanarak yeniden saldırılar gerçekleştirmesine imkan sağladı. 

Suriye çölleri, Dêrazor, Hama, Reqa, Humus, Halep, Şam köylerini ve Siwêdayê’yı, Irak’ın doğu sınırına, Ürdün’ün güney sınırına, Reqa ve Dêrazor’un çevresine bağlayan geniş ve son derece stratejik bir önem arzediyor. 

‘DAİŞ’İN YENİ STRATEJİSİ’

Coğrafya kadar, DAİŞ'in yeniden saldırılar gerçekleştirebilmesinin bir diğer nedeni ise elinde bulunan yeni askeri tekniğe sahip olmasıdır. Örneğin elinde bulundurduğu gelişmiş silah tekniğiyle gruplar halinde saldıralar gerçekleştirebiliyor. Yine mevcut durumda konumlanma şekli, ilk dönemlerdeki gibi cephe oluşturma, bazı bölgeleri ele geçirme şeklinde gelişmiyor. Daha çok gizli hücreler şeklinde örgütlenen ve yer altına çekilen çete grubunun temel taktiği, yer altında hedef belirlemek, buna göre hazırlanmak, saldırı gerçekleştirip tekrar yer altına çekilmek oluyor.

Son dönemlerde Şam hükümet güçlerinin geçiş güzergahında yaptığı saldırılar daha çok stratejik geçiş yerlerinde pusular kurmak, hedefini bu pusulamalar yoluyla vurmak ve yeniden geri çekilmek şeklinde geliştiğini gösteriyor.

Son derece geniş alanları kapsayan çöl bölgeleri kontrol açısından zorluklar yaratırken, bu aynı zamanda çete grubunun saldırılarına da olanak sunuyor. Zira, Suriye çölü Tahran’dan Şam’a ve oradan da Lübnan’a kadar uzanan güvenli ve ana koridor işlevi görüyor. Tahran, askeri üslerini kurmak için kırsala yayılmak istiyor. Bunun için de gruplarını kırsal boyunca yayarak bölgenin zenginliği ve Şam-Bağdat arasındaki stratejik yolları kontrolü altına almak istiyor. Bu durum halen tam olarak kontrol altına alınmamış bu bölgelerde DAİŞ için stratejik hedef haline gelmelerini de beraberinde getiriyor. 

FİNANSMAN 

Washington Savaş Araştırmaları Enstitüsü, Ocak ayının başında DAİŞ’in yeniden aktif hale geldiği uyarısı yaparak, DAİŞ’in 600 milyon dolardan fazla bir parayla finanse edildiğini ve bununla yeniden saldırılarda bulunacağını açıkladı.

Enstitüye göre, DAİŞ silah, cephane ve lojistiğini zor olsa da sistemli bir şekilde saklamayı başardı. Bu durum Suriye kırsalında yeniden toparlanmasının ve ani saldırılar gerçekleştirmesinin de önünü açtı. 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin El Kaide ve DAİŞ’i cezalandırma komitesi raporuna göre, DAİŞ’in resmi olmayan maddi ağlarla dışarıdan para aldığı, yaklaşık 10 bin Suriyeli ve Iraklı çete üyesini bünyesinde tuttuğu olduğu tahmin ediliyor.

‘ŞAM HÜKÜMETİ GÜÇLERİNE YÖNELİK SALDIRILAR’

Geçtiğimiz Ocak ayında Suriye kırsalında, Şam hükümet güçleri ve ona bağlı gruplara yönelik iki büyük saldırı gerçekleşti. Söz konusu rapoların ortaya koyduğu veriler bu saldırılarda öldürülenlerin sayısı ve saldırıların gerçekleştirildiği alanlar göz önünde bulundurularak elde ediliyor. İlk saldırıda, Dêrazor’dan Humus’un doğusunda bulunan Tedmur köyü istikametine doğru giden 30’dan fazla Şam hükümet askeri öldürüldü.

İkinci saldırı ise, ilk saldırıdan 48 saatten daha az bir zamanda gerçekleşti. Saldırı, DAİŞ’in kırsalda saklandığı noktalardan Hama’nın Selemiyê şehrinin yakınlarına yapıldı.

DAİŞ’in devam eden saldırıları Moskova’nın bölgeye müdahale etmesine zemin sağladı. Şam hükümet güçleri 22 Ocak’ta El Sehra El Beyda (Beyaz Kırsal) adı altında, savaş uçakları, Rus güçleri, binlerce üyesi ve yüzlerce İran yanlısı grupla askeri bir hamle başlattı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre, 24 Mart 2019’dan 25 Şubat 2021’e kadar Şam hükümet güçlerinin bin 353’ten fazla üyesi öldürüldü. Bunlardan en az 2 kişi Rus ve 145 kişi ise İran yanlısı grup üyeleri. Bunlar çetelerin Dêrazor, Humus ve Siweyda’da ki saldırı, patlama ve tuzakları sonucu öldürüldü.

SOHR’a ayrıca 789’dan fazla DAİŞ üyesinin saldırı ve bombardıman sonucu öldürüldüğünü de belgeledi.

‘GÜVENLİK ÖNLEMLERİNİN GEVŞEMESİ DAİŞ’İ AKTİFLEŞTİRİYOR’

DAİŞ’in kırsalda aktifleşerek varlığını ispat etmeye çalıştığını belirten İslami Cihatçı Terörist Gruplar Uzmanı Mustefa Emîn Amir, DAİŞ’in uyuyan hücrelerinin canlanmasındaki en önemli etkenin bölgede gevşeyen güvenlik önlemleri ve QSD’nin üzerindeki baskı olduğunu kaydetti.

Mustefa Emîn Amir, “Suriye kırsalı, Irak sınırına açık ve Suriye’nin bütün kentlerine yakın bir bölgedir. Bundan dolayı güvenlik kontrolü oldukça zahmetli. Güvenlik güçlerinin geniş bir alana yayılması gerekir. Ancak bu, Suriye ordusunun mevcut durumu gözetildiğinde mümkün olmayan bir durumdur” ifadelerini kullandı.

‘TÜRK DEVLETİ, SURİYE VE IRAK’TAKİ BÜTÜN TERÖR BAŞARILARININ ORTAĞIDIR’

DAİŞ’in, Suriye’deki uyuyan hücrelerini yeniden canlandırmasına dikkat çeken Mustefa Emîn Amir, “Bunların çoğu Baxoz ve Reqa’daki savaştan kaçan üyelerdir. Suriye’deki güçler anlaşmasının bir kısmı olarak kalmaya devam edecektir” dedi.

Mustefa Emîn Amir konuşmasını, “Türk devleti, Suriye’deki cihatçı grupları çıkarlarına hizmet etmesi için kullanıyor. Bundan dolayı Suriye ve Irak’taki bütün terör saldırılarının ortağıdır” sözleriyle tamamladı.

(ff/rr)

ANHA


Diğer Haberler