Ortadoğu'dan Afrika'ya yeniden tehdit konumuna gelen ​​​​​​​DAİŞ'e kim yardım ediyor?

Yayınlanan birçok uluslararası rapor, DAİŞ’in yeniden tehdit edici bir güç konumuna geldiğine işaret ederken, uzmanlar da DAİŞ'in özellikle Afrika'da büyük tehdit oluşturduğuna ve DAİŞ'in "Sina Devleti" projesine dikkat çekiyor.

Dünyanın en barbar ve vahşi terör örgütü olan DAİŞ, Irak, Suriye ve birçok Afrika ülkesinde yeniden tehdit olmaya başladı. 2020 yılının başlarında ABD öncülüğündeki koalisyon uçaklarının DAİŞ’in sözde emiri Ebu Bekir El Bağdadi’yi öldürmesinin ardından DAİŞ’in yeniden canlanma girişimleri de arttı. BM Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan bir rapora göre DAİŞ, 2020 yılının başından bu yana örgütlenmesine hız verdi. Raporda 2019 yılında DAİŞ’in saldırılarının artmasına da dikkat çekildi.

SURİYE VE IRAK’TAN SONRA EN TEHLİKELİ YER AFRİKA

Bazı kaynaklara göre Irak ve Suriye’de 10 bine yakın silahlı DAİŞ militanı bulunuyor. Terör saldırılarını gerçekleştiren bu çeteler, fidye ve şantaj yoluyla çoğunlukla ekonomik olarak finanse oluyorlar. Uluslararası raporlara göre DAİŞ’in yüz milyon doların üzerinde parası bulunuyor. DAİŞ’in terörist grup olarak kabul edildiği batı Afrika’da yaklaşık 3 bin 500 DAİŞ militanı bulunuyor. Uluslararası kurumlar, Afrika’yı Suriye ve Irak’tan sonra DAİŞ konusunda en tehlikeli yer olarak değerlendiriyor. 

Orta Afrika ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde DAİŞ aktif bir şekilde örgütleniyor. BM tarafından Kongo’da istikrarın sağlanması için gönderilen heyet, DAİŞ tarafından saldırıya uğradı. Bazı raporlara göre DAİŞ hilafetini Mozambik’te kurmayı planlıyor. Kuzeydoğudaki Cabo Delgado bölgesinde DAİŞ’in birçok eylemi oldu. Bir grup DAİŞ çetesi 11 Ağustos’ta Mocimboa da Praia şehrine saldırarak limanın kontrolünü ele geçirmişti. Yemen’de de bölgedeki silahlı gruplar üzerinden örgütlenen DAİŞ, saldırılar gerçekleştiriyor. Nesrat El İslam ve El Mislimin gruplarıyla ortak hareket eden DAİŞ, burada da oldukça aktif durumda.

Nesrat El İslam ve El Mislimin grupları, BM’nin raporunda Burkina Faso, Mali ve Nicere sınır hattında bulunan en tehlikeli örgütler olarak yer almıştı. DAİŞ, son olarak Maldiv Adaları’na kadar ulaştı. Geçtiğimiz 15 Nisan’da Maldiv hükümetine ait 5 gemiyi ateşe veren DAİŞ, ülkedeki ilk bombalı saldırıyı da üstlenmişti.

Raporda DAİŞ’in Afganistan’daki faaliyetlerine de yer verildi. Başkan Eslem Faruqi’nin öldürülmüş olmasına rağmen DAİŞ’e bağlı silahlı bir grup 2 Ağustos’ta Celal Ebad şehrindeki cezaevine saldırarak 270 tutukluyu kaçırdı. Afganistan’daki barış harekatından da güç almak isteyen DAİŞ, Şubat ayında gerçekleşen ABD-Taliban anlaşmasına karşı olan Taliban üyelerini yanına çekmeye çalışıyor.

’60 BİN ÇETE ÜYESİ BÖLGEYE DAĞILDI’

DAİŞ’in yeniden örgütlenmesini değerlendiren Mısırlı Araştırmacı Samih Eyd, DAİŞ’in bitmediği uyarısında bulundu. DAİŞ’in ideolojik olarak dönüştüğünü belirten Eyd, “DAİŞ devleti, Bağdadi’nin ortadan kaybolmasından ölümüne kadar olan süreçte son buldu. Geriye 80 bin kişilik bir DAİŞ örgütü kaldı. Bu çetelerin yaklaşık 20 bin tanesi öldürüldü, ancak kalan 60 bin çete Suriye, Irak ve Libya’daki çöllere dağıldı” dedi.

Erdoğan’ın Suriye’deki milisleri silahlandırmasının ardından DAİŞ’in Nijerya ve Mali gibi Afrika ülkelerinde örgütlenmeye başladığını belirten Eyd, bölgedeki istikrarın da her geçen gün bozulduğunu ifade etti. Mısır’daki Sina bölgesinin DAİŞ tarafından "Sina Devleti" olarak adlandırıldığını belirten Eyd, DAİŞ tehlikesinin eskiden daha tehlikeli bir şekilde yeniden ortaya çıkabileceği uyarısı yaptı. 

 ‘ULUSLARARASI ÇIKAR ÇATIŞMALARINDAN FAYDALANDI’

Mısırlı Terör Uzmanı Münir Edip de DAİŞ’in son bulmadığını dikkat çekerek, DAİŞ’in silahlı saldırılar gerçekleştirebileceğini ve gücünü yitirmediğini kaydetti. DAİŞ’in 2019 yılında Musul’da 139 silahlı saldırı gerçekleştirdiğini hatırlatan Edip, bunun DAİŞ’in varlığının sürdüğüne kanıt olduğunu vurguladı.

DAİŞ’in Afrika’nın birçok yerine yayıldığını dile getiren Edip, ekonomik olarak büyük bir güç elde ettiğini söyledi. Uluslararası koalisyon sayesinde Kuzey ve Doğu Suriye’de DAİŞ’in etkisinin düştüğünü ifade eden Edip, “DAİŞ’in azalan etkisi Türkiye’nin bölgede yayılmasına fırsat verdi. Türkiye, Efrîn ve Serêkaniyê başta olmak üzere birçok Suriye kentini işgal etti. Kürtler, yaşadıkları bölgeleri teröristlerden temizleyerek güvenli bir yer haline getirmişti” dedi.

‘UYUYAN HÜCRELER TEHLİKE SAÇIYOR’

DAİŞ’in yeniden bölgeyi tehdit eden bir güç haline gelmesini ABD’nin etkisinin düşmesine bağlayan Edip, “DAİŞ’in uyuyan hücreleri onu daha tehlikeli bir hale getiriyor. 22 Mart 2019’da sahadan silindikten sonra kendini daha tehlikeli olacak şekilde yeniden örgütlemeye başladı. Artık daha çok hücre yapılanmasına gidiyor ve bu hücreleri takip etmek kolay değil” ifadelerini kullandı.

DAİŞ’in Türkiye’den büyük bir güç aldığını dile getiren Edip, “Türkiye’nin büyük desteği DAİŞ’in birçok yere yayılmasını sağladı. Türkiye’nin savaş bölgesine gönderdiği çoğu çete DAİŞ’in yapılanmasına katıldı” ifadelerini kullandı.

 ‘DAİŞ’İN YARATTIĞI KARGAŞA TÜRKİYE VE İRAN’A HİZMET EDİYOR’

Iraklı siyasi araştırmacı ve Terör Uzmanı Xanim El Abid, uluslararası raporlara işaret ederek tüm raporların DAİŞ’in yeniden örgütlendiğine dikkat çektiğini hatırlattı. Irak-Suriye sınır hattında DAİŞ hareketlenmesinin arttığını söyleyen Abid, “Türkiye ve İran çıkarlarını gerçekleştirmek için DAİŞ’i kullanmaya çalışıyor. Her iki devlet de DAİŞ’in yarattığı kargaşanın kendilerine alan açtığını görüyor. Türkiye ve İran, DAİŞ’in yarattığı tehlikeyi bahane ederek toprak işgal ediyorlar” şeklinde konuştu.

‘DAİŞ TÜRKİYE’YE BAĞLI’

Yemenli Hukukçu Hanû El Eswedî de DAİŞ’in net bir şekilde Türkiye’ye bağlı olduğunu ifade ederek, ABD’nin gözleri önünde DAİŞ çetelerinin Türkiye tarafından Libya’ya gönderildiğini anımsattı.

Afrika’ya DAİŞ çetelerinin gönderilmesinin stratejik bir plan olduğunu kaydeden Eswedi, “Bu şekilde başta Mısır olmak üzere Arap devletlerin güvenliğini tehdit etmek istiyorlar. Ülkenin doğusunda DAİŞ’e büyük darbeler vuruldu. Bu nedenle DAİŞ, batıdan Mısır’a saldırmak istiyor. Mısır, Libya’da ulusal güçlere destek vererek terörün karşısında savaştığını gösterdi. BM’nin de Akdeniz’i güvene almak için bu konuyu ciddiye alması gerekiyor” yorumunda bulundu.

(rr/eyl)

ANHA


Diğer Haberler