​​​​​​​Dera’da aralıksız süren savaş ve hesaplar

YEHYA EL-HEBÎB

Son zamanlarda gözler Suriye’nin güneyinde bulunan Dera’da yaşanan gelişmelerde. Suriye krizinde gösterilerin başladığı Dera’da aralıksız bir şekilde devam eden savaş bu kentin önemini ve yapılan anlaşmaların başarısız olduğunu gösteriyor.

Suriye’de gösterilerin başladığı Dera, stratejik bir öneme sahip olmakla birlikte, yıllar boyunca medya kuruluşlarının haberlerinde birinci sırada yer aldı. Gösteriler bu kentte başlayıp, Suriye bölgelerinin geneline yayıldı. Rusya ile yapılan anlaşmalar dahi kentteki silah seslerini ve ölümleri durduramadı. 

Dera siyasi olarak iki bölüme ayrılıyor; Hükümet güçlerinin egemenliğinde kalan Dera El Meheta  ve Dera El Beled.

RUSYA, SURİYE’NİN GÜNEY BÖLGELERİNİN STRATEJİK ÖNEME SAHİP OLMASINI KULLANIYOR

Rusya’nın,  Türkiye ve İran ortaklığıyla Astana adı altında Suriye topraklarına doğrudan müdahalesi ardından,  4 Mayıs 2017’de Rusya, Türkiye, İran ve Suriye arasında “çatışmasızlık bölgeleri” anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre “çatışmasızlık bölgeleri” olarak adlandırılan 4 bölge oluşturuldu. Bu bölgeler; İdlib vilayeti ile Lazkiye, Hama ve Halep’in Humus-Doğu Guta-Dera ve Suriye’nin güneyindeki  Quneytra gibi bölgeleri.

Uluslararası taraflar Suriye’nin güneyini kapsayan “çatışmasızlık bölgeleri” anlaşmasını kabul etseler de anlaşmanın uygulanmasında zayıflık yaşanıyor.

Uluslararası siyasi arabuluculuk ve doğrudan ABD sponsorluğunda ve İsrail'in gözetiminde ülkenin güneyine ilişkin varılan bu anlaşmanın kabul edilmesi, Suriye'nin güney bölgesinin önemli bir parçasıdır.

Ancak güney bölgesi İsrail için büyük öneme sahip. Rusya’nın bu bölgeyi ABD, batılı devletler ve İsrail ile müzakerelerinde kullandığı da gözönünde bulundurulması gereken bir husus. 

Anlaşmanın tarafları, İran güçlerinin bölgeye yayılmasını engellemek amacıyla birçok toplantı gerçekleştirdi. İlk anlaşma Rusya, İsrail ve ABD arasında Kudüs Güvenlik Zirvesi'nde yapıldı. Anlaşma gereği, İran güçleri, İsrail sınırından 80 km uzakta tutulacaktı. 

Rusya bu anlaşmayı kullanarak, oradaki müzakerelerde uluslararası alandan onay almış oldu. Yine, Dera’da, Şam hükümeti ile muhalif gruplar arasında bir ateşkes anlşamasına varılmıştı. Anlaşma gereği, Şam hükümeti bölgede hizmet vermeye devam edecek, silahlı gruplar ise askeri ve sivil varlıklarını korumaya devam edeceklerdi. 

SURİYELİLER, GÜÇLÜ DEVLETLERARASINDA YAŞANAN SAVAŞTA ARAÇ OLARAK KULLANILIYORLAR

Anlaşmaların bir kez daha gösterdiği gerçek, küresel güçler arasında yaşanan savaşa, Suriye halklarının kurban edilmesiydi. 

bu savaşın temel hedeflerinden biri, ki sonra pratiğe de geçirildi, Dera halkı Türk devlet işgali altında bulunan kuzey bölgelerine göç ettirilecekti. Bu göçle amaçlanan ülke içindeki demografik dağılımla oynamaktı. Türk devleti işgal alanlarına çetelerin de sevkiyatını gerçekleştirecek, istediği zaman bu çeteleri Kuzey ve Doğu Suriye, Libya, Azerbaycan, Afganistan vb. savaşlarıda rahatlıkla kullanacaktı. Öyle ki, pratik olarak yaşanan da bunun ta kendisiydi.

Ancak Rusya'nın sürece dahil olması yeni ve iç içe daha katmanlı bir durum yarattı. Rusya, durumu kontrol etmek amacıyla 5’inci Tugay adı altında muhalif güçleri silahlandırarak, ABD ve İsrail ile müzakerelere bekleyen bir pozsiyon aldı. 

Bu durum adeta İran'ın elini kolunu bağlamış oldu. Dera sınırına yerleşen İran yanlısı güçler sürekli Rusya ile anlaşmazlık yaşamaya başladı. 

İran, İsrail sınırına yakın alanlarda İsrail’i tehdit ederek; Suriye krizi, Nükleer Anlaşma, Irak dosyası gibi konuları ABD ile müzakerelerde bir koz olarak kullanmaya başladı. 

MEVCUDUN AYIRT EDİCİ ÖZELLİĞİ NE?

Şam hükümeti yaşanan gelişmeleri, Suriye krizinin ilk başladığı yerde yeniden eski gücünü kazanmada kullanmak için bir fırsat olarak gördü.

Dolayısıyla da mevcut çatışmalı durumu eskisiyle aynı görmek yanılgılı olabilir Özellikle Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim'inden sonra Süveyda’da ortaya çıkan Özerk yapı, Dera ve Süveyda’da eş zamanlı olarak böylesi bir durumun yaşanması ihtimali ve yaratacağı etki dikkate değerdir. Zira böylesi bir durum, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim tecrübesi de birleştiğinde Suriye iç krizinin çözümünde son derece etkili olabilir. 

ÜRDÜN KRALI, İRAN’IN ENDİŞELERİNİ ARTTIRDI

Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın ABD ziyareti ve ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmesinde Esad’ın orada iktidarda kalacağına ilişkin açıklamaları ardından İran’ın endişelerini de arttırdı. 

Bu ziyaret ve açıklamalar 2004’te “Şii Hilali” uyarısında bulunan Ürdün Kralı’nın, Rusya’dan, ABD’ye İran’ın bölgedeki varlığına ilişkin bir mesaj ulaştırdığı ihtimalini gündeme getiriyor. 

Şöyle ki birinci ihtimal, ya Rusya durumu kontrol edebilecek, ya da Şam hükümeti İran desteğiyle kente saldıracaktır. Diğer bir ihtimal ise, Rusya, Şam ve İran’ın güçlerini toplamasına ve kenti tehdit etmesine izin verebilir ve böylece ABD’nin Suriye konusunda ve Şam hükümetine karşı ekonomik yaptırımlara ilişkin müzakerelere yeniden başlamasını sağlayabilir.

Ürdün Kralı'nın Washington ziyaretine denk gelen Suriye sınırındaki Nasib Kapısı'nın açıldıktan sonra yeniden kapanması, Şam ve İran'ın Dera'ya saldırmak için ısrar etmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bu, bölgesel güçler arasındaki pazarlığa işaret ediyor.

DERA  BİR SINAVDAN GEÇİYOR

Bütün bu gelişmeler Türkiye ve İran’ın yerine getirmediği Rusya ile yapılan anlaşmaların siyasi ve askeri taktikler olduğunu ve söz konusu devletlerin bölgedeki egemenliğini garanti altına almak ve Suriyelileri küçük düşürmek amaçlı olduğunu gösteriyor.  Aynı zamanda her an savaşın, ölümlerin ve göçün başlayabileceğine de işaret ediyor.

Suriye’de bombardıman altında müzakere yürütme politikası yeni değildir. Daha önce aynı politika “silahsız bölgeler” adı altındaki Halep, Dera ve Goğu Guta’da yürütüldü. Bu bölgelerin halklarına ve kendilerini devrimci olarak gösterenlere hakaret edidl, sonrasın da ise, Türk devlet işgalindeki Suriye’nin kuzey bölgelerine sürüldüler. Bu şekilde kendilerini devrimci olarak adlandıranlar Türk devletinin çeteleri haline getirilip Libya, Azerbaycan ve şimdi de Afganistan’da savaştırılıyorlar.

Aynı politika Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne karşı da yürütüldü. Rusya ve ABD’nin verdiği onay ardından Türk devleti Efrîn’i daha sonra ise Girê Spî ve Serêkaniyê’yi işgal etti. Rusya ise bir yandan bölge halkını ama bir yanda da Kuzey ve Doğu Suriye yönetimini teslim almak istedi. Kürtlere karşı Türk devletini kullanarak, saldırıların önünü açtı. Ancak tüm oyun ve saldırılara rğamen, bölge halkları ve Özerk Yönetim teslim alınamadı.

Suriye krizinin devam ettiği yıllar boyunca Suriye’ye dönük uluslararası kirli politikalar, demokrasi ve insan  haklarını koruduklarını iddia eden güçlerin gerçek yüzleri ve yürüttükleir siyaset defalarca belgelerle ortaya çıktı. 

Suriye krizi, üzerinden geçen 10 yıldan sonra, Dera'da ve Kuzey ve Doğu Suriye’nin bütün bölgelerinde yaşanan savaşta, kimin ne yapmak istediği aslında netleşmiştir. Yaşanan paylaşım savaşında güçler arası pazarlıklara kurban edilen halklar gerçeğidir.  

ANHA