Diktatörlerin olmazları 

Delil Zilan

Diktatörler bize yabancı değillerdir. Onları biz yaratırız. Yarattığımızı yok edemiyorsak eğer, o vakit onların bizden alacakları da olacaktır.

İşin doğrusu bütün diktatörler aptaldır gibi bir önerme yoktur. Beyinleri çalışır. Oyunlarını da çok dikkatli oynarlar. Fazla sabır ve tahammülleri yoktur. Peki, bu durumda onlara entelektüel kişilikler denir mi? Elbette denilemez. İşte diktatörlerin ortak noktası tam da budur.

Kuşku yok ki, gücü ele geçiren ve diktatörleşen kişi ne pahasına olursa olsun gücü elinde tutmayı birinci amaç edinir. Bir de diktatörler gücün zirvesine çıkarken düşman edindiklerinin farkındadırlar ve onları da iyi tanırlar. Tayyip Erdoğan’da (nam-ı diğer Reis) öyle bir durum var mı? Tartışma götürür bir durum. Aklı etrafındaki dalkavuklarca sulandırılmıştır. Bu hal onun fazla da düşünmesine izin vermez.

Kürdistan’da, Suriye’de, Irak’ta ya da Ortadoğu’nun farklı bir ülkesinde koca bir toplumun nasıl çöktüğüne tanık olmuşsanız, topraklarından göçertilen 5-6 milyon insanın çektiği acıları da görmüş olursunuz. Bu durum halk için ölüm, yokluk ve gözyaşı anlamını taşırken, diktatör için ‘’çok şükür” denilen bir nimettir.

Ortadoğu'da savaşla gelen ölüm, yıkım ve gözyaşı Reis'i son derece mutlu etmiştir. Reis'in ilk icraatı ise özgürlükleri ve demokrasiyi rafa kaldırmak oldu. Ama bu durumun meşru kılıfa büründürülmesi de zorunluluktur. Onun için sıkça duyduğumuz, “Mücadele veriyoruz, insanlar ölüyor, birlik ve beraberlik zamanı, milli değerler elden gidiyor, bölündük bölüneceğiz, dış güçler, beka sorunu vs.’’ sözleri döner durur.

Erdoğan’ın bir diğer özelliği de özgürlük ve demokrasi kavramlarını dilinden düşürmüyor olmasıdır. Efrin’e zeytin dalı, Fırat’ın doğusuna barış koridoru… Serekaniyê ve Gre Spi’ye Barış Pınarı, Afganistan’a NATO’dan nöbet devri vb.

Düşünsenize meydanlarda ne kadar güzel konuşuyor. Sevimli mi sevimli. "Size demokrasi getireceğim, ama demokrasi barışsız olmaz onu da getiririm" diyor. Halkımıza böyle bir şeyi getirmek isteyen biri tabii ki de alkışlanır... ve alkışlıyor bazılarımız.

"Hoş Geldin Kaos"

Güvenlik, beka sorunu ve kaos diktatörlerin temel gıdasıdır. Çevrelerindeki kişiler onları eleştirmekten uzak, onun duymak istedikleri şeyleri söyleyen dalkavuklardan oluşuyorsa, lider de gerçeklikten uzaklaşıyor demektir.

Her şeyi yapabilme gücüne erişebileceklerini sanan diktatörler, artık yukardakiyle (tanrı) kendilerini eşit görmeleri de saygıyla karşılanmalıdır…

Çünkü tek başına ülkelerindeki her şeyi yönetebilme kudretine ulaştıklarını sanırlar. Etraflarındaki dalkavuklardan edindikleri yalan bilgilerle, ‘’Sadece siz yönetebilirsiniz ve sizi kimse engelleyemez’’ övgüleriyle zıvanada çıkar ve ülkeyi batırır.  Reis dedikleri Erdoğan da böyle değil mi?

Ne iş yapıyorsanız yapın, sürekli olarak size harika olduğunuzu, bu işin en iyisi olduğunuzu, işiniz konusunda uzman olduğunuzu söyleyenler varsa sonuçta buna inanırsınız. Dalkavuklar, ‘’Reis’e’’ sürekli olarak, “Sen harikasın, zaten fıtratında da var.” Hal böyle olunca sonrası malumunuz oluyor. Dıkı dık. Dıkı dık dıkı dık. Reis artık bir diktatördür.

Bundan birkaç yıl önce, şimdilerde İç işleri bakanı sıfatı verilen Süleyman Soylu, " Recep Tayip Erdoğan, başkanlık sistemini kendisi için istememektedir. Vallahi de istememektedir, billahi de istememektedir. Türkiye'nin geleceği için istemektedir” demişti.

“Ayrıca Onun başkan olmaya ihtiyacı yoktur ki. O zaten ebediyen Türkiye'nin başkanıdır” diyordu. Zira bu dalkavuk takımı sürekli olarak bir gaz verme modundadırlar. Eee bir reis olacaksa dalkavukları da olmak durumundadır. 

Soslu Makarna Tarifi!

Şu diktatörlerimizi biraz tarif edelim mi? Özellikleri nedir ne yerler ne içerler, nasıl giyinirler, nerede ve nasıl otururlar... 

Her diktatörün sorunu aynıdır. Bütün görüş ayrılıklarına rağmen, çevresindeki herkes belli bir süreden sonra hayatlarından endişe eden dalkavuklara dönüşür. Sonuç olarak diktatör tecritle gelen bir bilgisiz risk altında kalır.

Bitmedi... diktatörlerin, politik güçleri var, ekonomik güçleri var, en önemlisi de sanki toplumdaki diğer herkesten ayrı bir sosyal kategoriye mensuplar ya da kraliyet ailesindenmiş gibi davranırlar. Cumhuriyetlerin birçoğunun bir çeşit kraliyet sistemine dönüştüklerini bilinir.

Ve bu sistemle dünyadaki güçlü ve zengin kişiler ya da yapılarla sürekli iletişim halinde olurlar. Diktatörler bölgedeki soylularla ilişkiler kurup, Avrupa kraliyet aileleriyle, yurt dışındaki güçlü ve zenginlerle iletişime geçmeye çalışır, böylelikle kendi ülkelerinin realitelerinden koparlar. Ama bu Reis öyle değil, ee ne de olsa cebinde kefeni var...

Bir Diktatörün Başlıca Özelikleri

Bir diktatörün toplumsal imajı çok önemlidir. Halkı için ideal süper bir kahraman olmalıdır. Her zaman genç, her zaman sağlıklı ve her zaman iyi giyinmelidir. Halkının her zaman olmak istediği ve asla olamayacağı türden olmalıdır. Yoksa nasıl sürdürebilir kendi düzenini.

Diktatörlerin çoğu hiç ölmeyeceklerini düşünür. Narsizmin bir yönü de aşırı kibirdir. Kibrin de bir parçası dış görünüştür, kibirli birinin sahip olmadıklarıyla ilgilidir. Takdir edilme, bakım, sevgi ve destek için duyulan çok büyük bir açlık vardır içlerinde.

Bu kişiler için bu durum hayatın her alanında geçerlidir. Bu özeliklere sahip bir diktatör asla sarayı olmadan yaşayamaz. Ne kadar çok oda ve solon olursa o kadar iyidir onlar için. Hava atmak bütün diktatörler için bir hayat tarzıdır. Erdoğan’ın bin odalı sarayı var ya işte tam da öyle.

4. Güç!

Mutlak güç bütün medya üzerinde mutlak bir kontrol gerektirir. Gazete, tv ve bir bütün olarak medya organları çok yakından izlenip takip edilmelidir. Hatta biraz özgün ve özgür olan internet hatları da sansürlenmelidir. Hatırlarsanız zat bir konuşmasında şunları demişti. "Ne oluyor yahu, twitter miwiter, fecabook mecebook, yutup mutup evet evet hepsinin kökünü kazıyacağız. Efendim, Uluslararası camia şöyle der böyle der, bu hiç beni ilgilendirmiyor." Nasıl ilgilendirsin ki, ilgilendiriyor olsaydı, o zaman sözünü ettiğimizi kategoriye dahil olmazdı.

Ve Son olarak, gücü ele geçiren ve sonrasında da gücünü garantiye alan, fakat ölümsüz olmadığını anlayan diktatörler, artık kendi yerlerine kimin geçeceğine karar aşamasına geldiklerinde demokrat olmaları beklenir.

Bütün diktatörler kendilerini bekleyen sona yaklaştıklarında günlerinin sayılı olduğunu görürler. Dolayısıyla da daha önce elde edemediklerini, bir diktatör açısından tecrübe edilmesinin imkânsız olduğu şeyleri yapmaya başlarlar. Sona yaklaştıkça sınırları daha fazla zorlayan diktatörler gördük elbette. Sanırım Erdoğan’ın da bayram vesilesiyle uykulu gözlerle yaptığı konuşma bir tür veda konuşmasıydı.