Doktorlar: Açlık grevleri hayatî tehlike evresine girdi

Süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcilerin durumunu takip eden doktorlar eylemcilerin sağlık durumlarında ciddi risklerin ortaya çıktığını, gerekli tedbirlerin alınmaması durumunda organ kayıpları gibi kalıcı sağlık sorunlarının yaşanabileceğine dikkat çekti.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridi kırmak amacıyla Kürdistan, Türkiye, Avrupa’da açlık grevi eylemcilerin sağlık durumlarını takip eden doktorlar ajansımız ANHA’ya konuştu.

Diyarbakır Tabipler Odası Başkanı Dr. Mehmet Şerif Demir 164 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde bulunan Leyla Güven’in sağlık durumun oldukça kritik bir aşamaya girdiğini, 126 gündür cezaevlerinde grevde olan tutsakların sağlık durumlarıyla ilgili ise iyi bilgiler alınamadığını kaydetti.

Leyla Güven’in durumu riskli

Hekim heyeti tarafından yaptıkları son ziyarette Demir; Leyla Güven'in devam eden açlık grevi eyleminde zihinsel olarak erken yorulma, yeni bilgilerin unutulması gibi bulguların daha önceki ziyarete göre belirgin bir semptom olarak kendini gösterdiğini aktardı. Işıktan rahatsız olma, geçmeyen baş ağrıları, bulanık görme şikâyetlerinin devam ettiğini kaydetti.

Demir, Güven’in durumuna ilişkin, “Kas-iskelet sisteminde uzun süren kramplar ve yaygın ağrıların olduğu görülmektedir. Günlük kan basıncı, ateş, nabız ölçümleri yapılan Leyla Güven’in tansiyon değerlerinin düşük izlemeye devam ettiği görüldü. Beslenmemeye bağlı mide-bağırsak sisteminde yoğun şikâyetleri bulunmaktaydı. Bu şikâyetlere ağız içi yaraların eklendiği görüldü. Özellikle beslenmesi için ek sıkıntı oluşturan bu durumun bağışıklık sisteminin zayıfladığının ve enfeksiyon açısından riskli bir durum oluşturduğu tespit edilmiştir” şeklinde konuştu.

Türkiye’de basına yansıdığı kadarıyla sayı net olarak bilinmemekle birlikte 5000’in üzerinde tutsağın açlık grevinde olduğunu hatırlatan Demir, cezaevlerine başta hekimler olmak üzere bağımsız heyetlerin ziyaretine izin verilmediğini belirtti. Tutsakların sağlık durumlarıyla ilgili sağlıklı bilgiler alınamadığını, sadece avukatlar ve ziyarete giden tutuklu yakınlarından edinilebilen kısıtlı bilgiler ile takip etmeye çalıştıklarını aktardı.

Cezaevlerinde B1 vitamini verilmiyor

Eylemcilerin aileleri ve avukatlarından alınan bilgilere göre tutsakların sağlık durumlarında ciddi sorunların başladığını belirten Demir şunları ekledi: “Eylemcilerde ciddi kilo kaybı, bitkinlik, yorgunluk, yürümekte güçlük, görme bozuklukları, tansiyon düşüklüğü, baş, eklem ve kas ağrıları, bulantı-kusma, uykusuzluk, ses ve gürültüye karşı hassasiyet gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkmış durumdadır. Özellikle açlık grevine ilk başlayan tutuklularda bu şikâyetlerle birlikte aşırı karın ağrıları, kas spazmı ve kanlı ishal bildirimleri, oldukça riskli olduğu ve kritik eşiğin aşıldığını işaret etmektedir. Kimi cezaevlerinde yaşamsal önemde olan B1 vitamininin verilmediği, sıvı, tuz, şeker alınımının düzensiz olduğu ve kimi yerlerde yetersiz verildiği, açlık grevi eylemcilerinin yaşamı için risk oluşturan tek kişilik hücrelerde tutulduğu da gelen bilgiler arasındadır. Yetersiz, kontrolsüz şeker, su, tuz vb. alımı, B1 vitamininin alınmaması, hareketsizlik, yatak yaralarının açılmasına ve ölüme giden sürecin hızlanmasına yol açacağı bilinmektedir.”

Kilo kayıpları artıyor

Uzun süreli açlığın insan vücudundaki tüm sistemler üzerinde çok olumsuz etkilerinin olduğunu vurgulayan Demir: “Eylemcilerde günler ilerledikçe kilo kaybı da artmaktadır. Vücut Kitle İndeksinin (kilonun boy değerinin karesine bölünmesi: kg/m²) 15 altına düşmesi kritik sürece girildiğini, yıkımın iskelet sisteminden organlara kaymaya başlayacağını işaret eder. Leyla Güven’in vücut kitle indeksi şu an 19’a yakındır. Bu da ciddi sağlık sorununun başladığını göstermektedir. Giderek kalıcılaşan organ hasarları ölümü yakınlaştırdığı gibi, açlık grevi bırakıldıktan sonra da ciddi sağlık sorunlarının devam etmesine kaynaklık eder” dedi.

‘Ölüm değil, yaşam kazansın’

Herkese duyarlı ve sorumlu davranma çağrısında bulunan Dr. Mehmet Şerif Demir, açlık grevlerinin hiç kimsenin yaşamına sebep olmadan çözülmesinin mesleki, insani ve vicdani sorumlulukla davranılması gerektiğine dikkat çekerek, “Umarız ve dileriz ki; bu kez ölüm değil, yaşam kazansın” dedi.

151 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan Nasır Yağız’ın doktoru Dur Ürün, Nasır Yağız’ın sağlık durumunda riskli sürece girdiğini ve 20 kilo kaybının olduğunu aktardı.

Nasır Yağız geceleri uyuyamıyor

Dur, Nasır Yağız’ın görme bozukluğunun başladığını ve sol kulağının duyma fonksiyonunu yitirmeye başladığını aktararak şunları söyledi: “Konuşmada zorluk çekmektedir. Zihinsel olarak agresiflik söz konusudur. Eylemi sinir sistemi güçlü bir biçimde etkilemiş durumdadır. Hiçbir şekilde ilaç alımını kabul etmemektedir. Uykusuzluk büyük oranda artmış. İki gecedir uyuyamıyor. Terleme de aynı şekilde oluşmaktadır. Şu ana kadar 20 kilo kaybı yaşanmıştır.”

Taleplere kulak verilsin

Nasır Yağız’ın sağlık durumunun ağırlaşması üzerine ziyaretleri çok fazla kabul edemediğini belirten Dur; sağlık durumunun çok ciddi bir boyutta olduğunu vurguladı. Dur, eylemcilerin taleplerinin bir an önce karşılanması çağrısında bulunarak şahadetlerin yaşanmaması için bir an önce eylemcilerin taleplerine kulak verilmesi gerektiğini dile getirdi.

Strasburg eylemcilerinin sağlık sorunları derinleşiyor

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecridi protesto etmek amacıyla Fransa’nın Strasburg kentinde 15 Kürdistanlının süresiz-dönüşümsüz açlık grevi 125’inci gününde.

Dâhiliye Uzmanı Dr. Fahrettin Gülşen eylemcilerin son durumunu değerlendirdi.

Gülşen eylemcilerin sağlık sorunları günden güne arttığını belirterek şunları söyledi: “Kardiyak belirtiler ve yakınmalar, bu yakınmalar kendini düşük tansiyon, kalp ritim bozukluğu bu ritim bozukluğunda en önce çıkan da nabız yüksekliğidir. Baş dönemleri, sistem yakınmaları bağırsaklarda ciddi gaz birikimi ve bağırsak kanamaları, makatta (anüs) oluşan hemoroitlerin kanaması, ishallerde bir hayli yaygındır. Üriner sistem belirti ve yakınmaları ise genellikle enfeksiyon oluşması biçiminde ortaya çıkmaktadır. Tabi durum böbrekleri ciddi bir risk altına sokmaktadır. Buna örnek verecek olursak Kerem Solhan isimli eylemci ciddi bir hayatı bir risk taşımaktadır. Solunum sistemindeki yakınmaların başında ise üst solunum yolu enfeksiyonu gelmektedir. Bu da beraberinde bronşit, astım ve akciğer iltihaplanması yol açar ki ciddi hayati bir risk oluşturmaktadır. Buna örnek verecek olursak Mustafa Sarıkaya ve Yüksel Koç isimli eylemciler bu riski taşımaktadırlar.”

‘Aşırı kilo kayıpları ciddi sorun oluşturuyor’

124 gündür Strasburg’da açlık grevi yürüten eylemcilerinin aşırı kilo kayıpları ciddi risk yaratıyor. Gülşen tek tek eylemcilerin kilo kayıplarına ilişkin ise: “Dilek Öcalan 21 kilo, Nülgün başaran 20 kilo, diğer eylemciler de ortalama 18 kilo vermiş durumdalar. Galler’de imam Şiş 21, Almanya’da Mustafa Tuzak 20 kilo, Ömer Bağdu ve Cemal Kobanê 17, Kanada’da Yusaf İba 18, Hollanda’da Hüseyin Yıldız ve Hasbi Çakıcı 15, İtalya’da Erol Özdemir 8, Cenevre’de Mehmet Ali Koçak ise 15, Avusturya’da Şivan Ağaoğlu ve Sultan Yiğit 16 kilo kaybetmiştir” derken, “Londra’da Ali Poyraz, Nahide Zengin ve Mehmet Sait isimli eylemcilerde ise 36’ncü gün itibarı ile verdikleri kilo ciddi boyutlar olup, ileriki günlerde hayati risk tehlikesi yaşana bilinir” bilgisini verdi.

Tüm eylemcilerde Nörolojik sorunlar yaşanıyor

Gülşen, eylemcilerde ayrıca denge bozukluğunun tüm eylemcilerde yaşandığını belirten Gülşen, eylemcilerin ayağa kalkma ve yürümede zorluk çektiklerini belirtti.

“Birilerinin yardımı olmadan yataktan kalkamıyorlar. Işığa karşı aşırı duyarlılık, görmede bulanıklık, bir hayli ilerlemiş durumdadır. Bu da A vitaminin eksikliğine bağlı gelişmektedir. Örneğin Kardo Bokani, Kerem Solhan ve Ayvaz Ece bu durumdan çok etkilenen eylemcilerin başında geliyor. Kokuya karşı aşırı duyarlılık hemen hemen bütün eylemcilerde bu yaşanmaktadır. Tabi bu da beraberinde mide bulantısı, kusmaları getirmektedir. Eylemcileri aşırı derecede zorlanmaktadır. Örneğin tekrar Kardo Bokani ve Mustafa Sarıkaya bu durumda etkilenen eylemcilerin başından gelmektedir. Sırta başlayan, boynundan kafatasına geçen kas ağrıları ciddi anlamda bütün eylemcileri etkilemektedir. Gülistan İke eylemcilerin içerisinde bu kas ağrısından en fazla etkilenen kişilerin başında geliyor. Bu durum Gülistan İke’yi yatağa bağlı hale getirmiştir.

Son 3 haftadır, bütün eylemciler uykusuz sorununu çok derin yaşamaktalar. Günlük olarak 2-3 saat bir uyku ile geçiriyorlar. Bu da beraberinde yorgunluk, baş ağrısı, kas kramplarını yoğun bir şekilde getirmektedir ki, ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kulakta ciddi boyutta çınlamalar oluşmuş, duyu organları işitmede oranı da düşmüştür.”

Eylemciler tedavi kabul etmiyor

Gülşen açlık grevine bağlı olarak ortaya çıkan sorunların tedavi edilmemesi durumunda organ kaybı gibi kalıcı sağlık sorunlarına neden olabileceğini, hayati risklerin yaşanabileceğini kaydetti. Gülşen ayrıca eylemcilerin günlük olarak; B1 vitamini, su, tuz, karbonat ve şeker, verilmekte olduğunu bunların dışında herhangi bir şeyi kabul etmediklerini, tedaviye ret cevabını verdiklerini ifade etti.

‘Avrupa Konseyi ve CPT, grevlerin taleplerine kulak ver’

Gülşen, eylemlerin 3’ncü haftasından itibaren tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına birer mektup göndererek, eylemcilerin sağlıkların yerinde incelenmesi için talebinde bulunduklarını, ancak bugüne kadar ciddi bir cevap alamadıklarını belirtti.

Uluslararası sağlık kurumlarına eylemcilerin durumunu yerinde inceleme çağrısında bulunan Gülşen şöyle konuştu, “Açlık grevi eylemcilerin ciddi bir hayatı tehlikesi evresine girdiğini söyleyebiliriz. 2019 yılında Avrupa’nın merkezinde masumane bir talep ile insanlar ölüyorsa bu Avrupa hukuku, demokrasisi için utanç verici bir durumdur. Başta Avrupa Konseyi ve CPT olmak üzere Avrupa kurumlarına zaman kaybetmeden grevlerin taleplerine kulak vermeleri çağrısında bulunuyoruz.”

ANHA


Diğer Haberler