Dêrna Qulinga’da işgale karşı bir direniş örneği: 65 yıldır aynı gelenek sürüyor

Türk devletinin mal ve mülklerini talan etmek amacıyla gerçekleştirdiği saldırıya karşı direnişe geçen Tirbespiyê’nin Dêrna Qulinga köyü sakinleri, 65 yıldır aynı geleneği sürdürüyor.

Kurulduğu tarihten bu yana farklı halk ve inançlara yönelik saldırılarını sürdüren Türk devleti, komşu ülkelere dönük hep yayılmacı bir politika izledi. Farklı halk ve inançları “düşman” olarak gören Türk devlet rejimi, yaklaşık 65 yıl önce Suriye’ye ilk adımını yine talan ve katliam amacıyla attı.

TALAN VE KATLİAMA KARŞI ORTAK DİRENİŞ MEVZİİ YARATILDI

Türk devleti, 1955-1956 yıllarında Qamişlo’nun Tirbespiyê ilçesinin 18 kilometre kuzeydoğusundaki Dêrna Qulinga köyüne saldırdı. Köy sakinlerinin kaçakçılık yaptığını ileri sürerek komşu Suriye ülkesi topraklarına giren Türk askerleri, köy sakinlerine ait tüm küçükbaş hayvan ve mallarına el koymak isterken tarihte iz bırakan bir direnişle karşılaştı. Türk askerlerinin talan ve katliam girişimlerine karşı Cizre Bölgesi’nde ortak bir yaşam sürdüren Kürt, Arap, Süryani, Ermeni ve Êzidî halklar ortak bir direniş mevzii yarattı.

SİVİLLERİN KAÇIRILMASI DİRENİŞİ BAŞLATTI

Köy sakinlerinin anlatımlarına göre direniş kıvılcımı, Türk askerlerinin Tirbespiyê’nin sınır hattında bulunan Kerdîn köyündeki tarım arazilerini ateşe vermesiyle başladı. 1955 yılının Temmuz ayının gece saatlerinde tarım arazilerinin ateşe verilmesi üzerine bölgedeki tüm köy sakinleri bölgeye akın ederek yangını söndürmek istedi. Ancak halka saldıran Türk askerleri, aralarında 3 çocuğun da bulunduğu 42 kişiyi gözaltına alarak Türkiye’ye kaçırdı.

Türk askerlerinin o dönem ateşe verdiği tarım arazilerinden birinin sahibi olan Kerdîm köyü sakinlerinden 90 yaşındaki Sebrî Elî Ehmed, yangını söndürmek için gittiklerinde bölgede bekleyen Türk askerleri tarafından gözaltına alındıklarını anlatıyor. Yakalanmalarının ardından Kuzey Kürdistan’ın Barûdê köyüne götürüldüklerini belirten Ehmed, “Osman adında bir Türk komutanı vardı. Biz oradayken Dêrna Qulinga köyüne saldıracaklarını söylüyordu” dedi.

‘1 KOMUTAN VE 3 TÜRK ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ’

Dêrna Qulinga köyüne dönük saldırının tanıklarından Seyd Îsmaîl Osman ise o günleri şöyle anlatıyor: “Türk askerleri, koyunlarımızın kaçakçılara ait olduğunu iddia ederek köye saldırdı. Köy sakinleri de silahlanarak, mal ve mülklerini talan etmek isteyen Türk askerleriyle çatıştı. Yaşanan çatışmalarda 1 Türk komutanı ve 3 Türk askeri öldürüldü. Diğer askerler de bölgeden kaçmak zorunda kaldı”

FARKLI HALK VE İNANÇLAR BİR ARADA DİRENDİ

Osman, bölge sakinlerinin sergilediği direnişe Süryani Şamûn Morî, Mîrzayê Êzidî, Yûsif Haco, Xelîl Silê ve Elî Mirêd gibi farklı halk ve inançlardan isimlerin öncülük ettiğini söyledi. Köyde yaşanılanların duyulmasıyla birlikte Dêrik’ten Amûdê’ye kadar tüm köy sakinlerinin ferdi silahlarını alarak köye geldiğini anlatan Seyd Îsmaîl Osman, Süryani bir otobüs sahibinin köyleri gezerek halkı köydeki direnişe katılmaya getirdiğini söyledi.

‘SÖZLER TUTULMADI’

Türk askerlerinin öldürülen komutan ve askerlerin cenazelerini istediğini aktaran Osman, “Köy sakinleri de yangın söndürmeye giderken yakalanan sivillerin serbest bırakılmasını istedi. O dönem Suriyeli yetkililerle de görüşmeler gerçekleştirildi. O dönem bir Türk valisi, sivillerin bırakılacağına dair “Türk devletinin onuru” üzerine yemin etti. Köy sakinleri de Türk askerlerinin cenazeleri teslim etti ancak sivillerin bırakılması için verilen sözler tutulmadı” diye anlattı.

37 GÜN BOYUNCA İŞKENCE EDİLDİ

O dönem yakalanarak Türkiye’ye götürülenlerden Sebrî Elî Ehmed, “Cezaevinde tutulduğumuz 37 gün boyunca her türlü işkenceye maruz kaldık. Türk komutanının öldürülmesi ile suçlanıyorduk. Sigaralarını sürekli üzerimizde söndürüyorlardı. Cezaevi zemininde kanlar akıyordu” diye yapılan işkenceyi anlattı.

Nusaybin’de “Sınır ihlalinde bulundukları” gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldıklarını söyleyen Ehmed, mahkemede bile fiziki işkenceye maruz kaldıklarını ifade etti. Dêrna Qulinga köyü sakinlerinin sivillerin serbest bırakılmaması halinde eylemlerine devam edeceklerini açıklaması üzerine kaçırılan tüm siviller 37 gün sonra serbest bırakıldı.

Köy sakinleri, 65 yıl önce Türk devletinin talanına karşı sergiledikleri direnişi bugün de farklı halk ve inançlarla birlikte Türk devleti ve çetelerine karşı sergiliyor.

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler