Dünya Barış Günü’nde Türkiye: Rojava’yı savaş sahasına çevirmek istiyor

Dünyanın dört bir tarafında 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlanırken, işgalci Türk devleti ise Kuzey ve Doğu Suriye halklarına karşı işlediği suçlarla uluslararası yasaları ihlal ediyor. Çocuk, kadın demeden binlerce sivili katleden, kadınlara tecavüz eden, halkı zorla göçerten Türk devleti, Kuzey Suriye haklarına karşı en kirli ve vahşi uygulamalarını gün geçtikçe arttırarak sürdürüyor.

İşgalci Türk devleti, Efrîn başta olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye bölgelerinde sivillere dönük işlediği insanlık ve savaş suçlarıyla, insan hakları kanunlarını çiğneyen devletler listesinin ilk sırasında yer aldı. Uluslararası ve bölgesel birçok kuruluş, hazırladıkları raporlar ile işgalci Türk devleti ve çetelerinin insanlık suçları ve hak ihlallerini belgeledi.

Sınır hattında yüzlerce sivil katledildi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) işgalci Türk devletinin sınır hattında gerçekleştirdiği katliamlara ilişkin 2 Kasım 2018’de yayınladığı rapora göre, Türk askerleri tarafından sınır hattında 75’i çocuk olmak üzere aralarında kadın ve yaşlılarında bulunduğu 414 sivil katledildi. Türk askerlerinin kurşunlarından kurtulan siviller ise ağır işkencelere maruz kaldı.

6 yaşındaki çocuk kafasından vuruldu

Hawar Haber Ajansı (ANHA), işgalci Türk devletinin 2018-2019 yılları arasında Kobanê, Girê Spî, Serêkaniyê, Tirbespiyê ve Dêrik kentlerinin sınır hattında yaşayan sivillere yönelik saldırılarının birçoğunu belgeledi. 1 Kasım 2018’de işgalci Türk askerleri, Girê Spî’de 6 yaşındaki Sara Mustafa adlı çocuğu doğrudan başından hedef alarak katletti. Öte yandan Türk devletinin saldırılarını takip eden 2 muhabirimiz ve bir sivil, Türk askerlerinin açtığı ateş sonucu yaralandı.

Çiftçiler hedef alınıyor

Sınır hattındaki tarlalarında çalışan siviller de Türk devletinin saldırılarına maruz kalıyor. Türk askerlerinin ateş açması sonucu onlarca sivil yaralanırken, tarım arazilerinde büyük çapta yangınlar çıktı. Tirbespiyê ilçesinin sınır hattında bulunan Til Cîhan köyünde yaşayan Kürt, Süryani ve Hristiyan halklar, 2 yıl içinde Türk askerlerinin 10 ihlali ile karşı karşıya kaldı. Türk askerlerinin ateş açması sonucu köyde ve tarım arazilerinde çalışan onlarca sivil yaralandı.

Tirbespiyê’nin Til Xatûnikê, Kîl Hesnak ve Mele Ebas köyleri, Çilaxa beldesine bağlı Batirzan köyü, Dêrik’in kuzeydoğusundaki (Dicle nehri çevresi) köyler ile Rimêlan’ın kuzeyindeki Sirmisax köylerinde yaşayan siviller, her gün Türk askerlerinin saldırı ve engellemeleriyle karşılaşıyor. Bölgedeki tarım arazilerinde çalışan çok sayıda sivil, Türk askerlerinin ateş açması sonucu yaralandı.

Efrîn’de 17 aydır insanlık suçları işleniyor

Suriye krizinin başından bu yana suç işleyen Türk devleti, 17 ay önce işgal ettiği Efrîn’de de talan, hırsızlık, tecavüz, kaçırma, işkence ve katletme gibi insanlık ve savaş suçlarını işlemeye devam ediyor.

İşgalci Türk devleti ve ona bağlı binlerce çete tarafından Efrîn’e dönük yapılan işgal saldırılarında, 2 bin 765’den fazla sivil yaşamını yitirirken, 300’ü çocuk ve kadın olmak üzere 5 bin 329 kişi yaralandı ve tutuklandı. Aynı şekilde 2 bin 600’den fazla sivil kaçırıldı, kaçırılanların çoğunun akıbeti henüz bilinmiyor.

İşgalci Türk devleti ve ona bağlı çete gruplarının vahşice uygulamaları sebebiyle yaklaşık 400 bin Efrînli göç etmek zorunda kaldı. Demografik değişim projesini devreye sokan işgalci Türk devleti, Kürtlerden boşalan bölgelere Doğu Guta, Dera, İdlib ve Hama’dan getirdiği çete ailelerini yerleştirdi. Çetelerin ailelerine Türk kimliği verilirken, Efrîn’in stratejik yerlerinde de Türk bayrakları asıldı. İşgalci çeteler bölgede Türkleştirme politikalarını sürdürüyor.

Uluslararası Af Örgütü, 2 Ağustos 2018’de yayınladığı raporunda, Türk devletini ‘işgal gücü’ olarak adlandırmıştı. Aynı zamanda raporda, Türk devleti ve çetelerinin Efrîn halkına dönük talan, tutuklama ve okullara el koyma gibi ihlaller gerçekleştirdiği belirtilmişti.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki insan hakları ve hukuk kurumları, Türkiye’nin Efrîn başta olmak üzere sınır hattının tamamına ördüğü işgal duvarını durdurma çağrısı yapmış, zorla yerinden etme ve katletme gibi vahşice uygulamalarının uluslararası yasalara aykırı olduğunu belirtmişti.

Efrîn Hak Savunucuları Platformu, işgalci Türk devletini işlediği suçlardan ötürü uyararak, uluslararası kamuoyundan bir komitenin oluşturulup Efrîn’de çalışma yürütmesi talebinde bulundu. İşgalci Türk devlet, Efrîn halkının maddi kaynaklarını talan edip çalmakla da yetinmedi, bölgedeki tarihi eserleri de çalarak Türkiye’ye kaçırdı.

Türk devletinin Kuzey Suriye dönük işgal politikaları

İşgalci Türk devleti, çeteleri aracılığıyla Suriye’deki terör ve krizi derinleştirmeye dönük girişimlerini ve suçları işlemeye devam ediyor. Bölgedeki işgalini meşrulaştırmaya çalışan Türk devleti, İdlib ve Şehba bölgesindeki kentleri terör yuvasına çevirdi. Bölgenin huzur ve güvene kavuşmasını istemeyen Türk devleti, DAİŞ ve Cebhet El Nusra çeteleri ile bölgede demografik değişimler yaratarak bölgeyi işgalinde tutmaya çalışıyor.

Efrîn, Cerablus, Bab ve Ezaz’da yaptığı gibi bölge halkını göçertip çetelerinin bölgeye yerleştirmeyi hedefleyen Türk devleti, bu doğrultuda “Güvenli bölge” konusunu gündeme getirdi. İşgalci devlet, Minbic, Girê Spî ve Serêkaniyê’de bu işgal politikalarını tekrarlayarak bölge halkına karşı yeni bir savaşa girmeyi amaçlıyor.

ANHA


Diğer Haberler