Efrin işgal günlerinde işkence ve zulüm

"Sürekli telefonlarımızı dinliyorlardı. Sosyal medya üzerinden yaptığımız tüm paylaşım ve görüşmeleri hemen silmek zorunda kalıyorduk. Çünkü işgalci Türk devleti ve çeteler bizi tutuklamak ve işkence etmek bunu gerekçe yapıyorlardı.”

Binlerce Efrînli gibi M.A.'ya da işgalci Türk devleti ve çeteleri tarafından işkence yapılır. Sadece kendisine değil, komşusu da gözleri önünde işkenceden geçirilir. işkence yetmez evine de el konulur. 

Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’i işgal ettiği 18 Mart 2018’den bu yana kentin asıl sahibi olan Efrîn halkına yönelik insanlık dışı uygulamalar sınır tanımaksızın devam ediyor. Her gün işgalcilerce sivillere yönelik katliam, işkence, kaçırma, gasp ve talan yapılan kentte doğa ve tarih katliamı da yapılıyor.

Efrîn’den çıkabilen ve Halep’e yerleşen M.A., işgal altındaki kentte yaşadıklarını ANHA’ya anlattı. Efrîn’de kalan ailesi ve akrabalarının can güvenliği için kimliğini ve köyünün ismini gizleyen M.A., işgalin ilk gününde Türk ordusu ve çetelerinin köylerdeki sivilleri camilere topladığını, saatlerce telefonlarını kontrol ettiğini, ikinci gün ise köydeki evleri kontrol ettiğini söyledi.

Yolları kapattılar, çıkışları engellediler

“İşgalcilerin bir süre sonra tüm köy yollarını kapatmasıyla köylerde yaşam koşulları kötüleşti. Köy, artık zindana dönmüştü" diyen M.A. yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Aradan bir ay geçtikten sonra tarlaların arasında gizli bir geçiş yolu açtık. Bunları rahat konuşamıyorduk. Sürekli telefonlarımızı denetliyorlardı. Sosyal medyadan kiminle iletişime geçtiysek direkt siliyorduk. Çünkü işgalci çeteler bizi tutuklamak ve işkence etmek için gerekçe arıyordu.”

İşgalden 4 ay sonra ana yolların ulaşıma açıldığını kaydeden M.A.: “Yollara kontrol noktaları kurup gençleri kaçırmaya, sivillerin eşyalarını talan etmeye başladılar. Çeteler, kurdukları seyyar kontrol noktalarıyla sivilleri kaçırıyorlardı. Ben hastalanmıştım, eczaneye gidip ilaç almam gerekiyordu. İlaç ihtiyacımı Halep’teki bazı kişilerden gizli bir şekilde temin ettim” diyor. 

Akıbeti bilinmeyenler

M.A., işgalci Türk ordusu ve çetelerinin Efrîn’de bir aile fertlerinden çoğunun kaçırıldığını ve kaçırılanların akıbetinin bilinmediği bilgisini vererek, şu bilgileri paylaştı: “Ruken Mele Mihemed ve eşi Kawa Umer yaklaşık bir yıl önce kaçırıldı ve akıbetleri halen bilinmiyor. Roşan Emonî adlı bir sivil de kaçırılmıştı, kimse nerede olduğunu bilmiyor. Efrîn’de böyle onlarca akıbeti bilinmeyen onlarca sivil var.”

Kaçırılanlara kurulan zindanlarda işkence ediliyor

M.A., işgalci Türk devletine bağlı çetelerin köylerindeki 2 evi zindan ve işkencehane olarak kullandığını, söz konusu yerlerde gençlerin işkenceden geçirildiğini ve ailelerinden fidye istendiğini de ekledi.

'Evime el konuldu'

Çetelerin evini nasıl gasp ettiğini ise M.A. şöyle anlattı: “Evde tek olduğum ve çocuklarımın Halep’te olduğu şeklinde bir bilgi çetelere ulaşmıştı. O gün kardeşimin evindeydim ve çetelerin evime girdiğini duydum. Hemen eve gittim ve çetelere kendi evim olduğunu söyledim. Bana evimin kendileri için stratejik olduğunu ve el koyduklarını söylediler. Eşyalarımı çıkarmak istediğim de ise izin vermediler. Tüm eşyalarımı darmadağın ettiler. Yöneticilerinin yanına gittiğim de o da izin vermedi ve sadece kıyafetlerimi çıkarabileceğimi söyledi. 2 ay boyunca her gün gözümün önünde evimi yağmaladılar.”

 ‘Amaçları demografik değişim' 

Efrînli M.A., işgalci Türk devleti ve çetelerinin doğrudan sivilleri hedef aldığına dikkat çekerek, “Bunu da Efrîn’in demografisini değiştirmek için yapıyorlar. İşgalciler, Kürtlerin Efrîn’den çıktıklarını duyunca mutlu oluyor. Onun için de halkın malına el koyuyor, Efrîn’den çıkmaları için baskı yapıyor.”

(cj)

ANHA


Diğer Haberler