Efrîn işgalinin yıldönümünde… savaş suçları, Türkleştirme politikası ve kültürel asimilasyon-2

Türk devleti Efrîn’i işgal ettikten sonra sadece insanlara karşı suç işlemedi. Bölgenin doğasını ve tarihi yapısını harap eden Türk devleti ve çeteleri, birçok yerin ismini değiştirmek suretiyle yoğun bir asimilasyon girişti.

İşgalci Türk devleti Efîn’i işgal ettikten sonra burayı Misaki Milli sınırlarına dahil etmek için kendisine bağlı çetelerle birlikte kapsamlı bir soykırım ve asimilasyon hamlesi başlattı. Bu dosyada Türk devletinin Efrîn’de gerçekleştirdiği tahribatlar ve uygulamaya koyduğu asimilasyon politikalarını ele alacağız.

‘TÜRK DEVLETİNE BAĞLI MECLİSLER’

Türk devleti Efrîn’i işgal ettikten sonra kenti kendisine bağlı paramiliter “Geçici Suriye Hükümetine” bağladı. BBC’nin 7 Mart 2019’da bir çete lideri ile yaptığı röportajda Efrîn’in Hatay iline bağlı olduğunu iddia ediliyordu.

Yine Türk delveti işgalin ilk gününden başlayarak sınır tanımaz şekilde Efrin'de suç işlmeye başladı. Ancak bu işlerini gizlemek için ise, Efrîn’in sözde Suriye Muhalefeti tarafından idare edildiği savını geliştirmeye başladı. Ancak ortaya çıkan tüm kanıtlar Efrîn’i işgalin ilk gününden başlayarak Türk istihbarattı MİT tarafından yönetildiğini net bir şekilde ortaya koydu. 

‘BETON BLOKLAR YERLEŞTİRDİLER’

Efrîn işgal edildikten sonra Xuta, Hama, İdlib’deki çete aileleri Efrîn’e yerleştirildi. Yine birçok Türkmen Şera ve Bilbilê ilçelerine getirildi. Türk devleti demografik yapıyı değiştirmek istiyor. Efrîn İnsan Hakları Örgütü’nün verdiği bilgilere göre Türk devleti Şera ve Bilbile ilçelerine yerleştirdiği Türkmenlere para ödedi.  Efrîn’in bir bölümünü Türkiye sınırına dahil eden Türk devleti Efrîn’in etrafına da beton bloklar yerleştirdi.

‘TÜRKMEN BÖLGESİ OLUŞTURMAK İSTİYORLAR’

Konuyu değerlendiren İngiliz araştırmacı Dewin Hawzi, “Türk devletinin desteği sonucu El-Emşat gibi Türkmen gruplar güçlendir. Türk devleti SADAT’ın eli ile bir Türkmen bölgesi oluşturmak istiyor. Oluşturulan bölge ile Arapları yönetmeyi hedefliyor” dedi.

Türk devleti uluslararası yasaları ayaklar altına alarak Efrîn’deki yer isimlerini ve tabelaları değiştiriyor. Kürtçe isimleri kaldıran Türk devleti her yere Türkçe isim verdi. Örneğin Qestal Cindo köyünün ismini Selçuk Abbasi, Kotenli köyü Zafer Abbasi ve Kurzele köyünün ismi de Cafer Abbasi olarak değiştirildi.

‘HER YERİ TÜRKÇELEŞTİRDİLER’ 

Türk devleti Efrîn kent meydanındaki Azadi meydanın ismini Atatürk meydanı, Newroz kavşağının ismini Selahattin Eyübü, Netewi kavşağının ismini 18 Mart kavşağı, Kawa Hesinkar kavşağının adını Zeytin Dalı kavşağı, Saray meydanın adını Erdoğan meydanı olarak değiştirdi. Ayrıca her yere Erdoğan ve Atatürk fotoğrafları asıldı.

‘BÖLGENİN TARİHİ YAPISINA SALDIRDILAR’

Türk devleti 28 tarihi yapı il 78 tarihi yeri harap etti. Efrîn Kantonu Tarihi Eserler Yönetiminin verdiği bilgilere göre 29 Ocak 2018 tarihinde Türk devletinin bombalamaları sonucu Eyn Dara tepesindeki tarihi eserlerin yüzde 70’nin zarar gördüğü dile getirildi.  Daha sonra Türk devletine bağlı El-Hemzet çeteleri bu tarihi yeri kazdı. Efrîn’den çalınan birçok tarihi eser ise Türkiye’ye götürüldü.

El-Emşat çeteleri Şiyê ilçesinin Tirmişa köyüne bağlı “Xirebi Reza” yerini talan eden çeteler oradaki tabloları çaldı. El-Hemzet ve Sultan Murat çeteleri de Şêrawa’daki Berada köyünde tarihi yapıları kazdı. Çeteler Mor Maron kilisesini tahrip etti. Cindiresê’deki tarihi tepeyi de askeri karakol yaptılar.

Şera ilçesinin Girê Hilûbiye, Birc Ebdelû, Kefer Rûmê, Girê Şorba, Girê Laq köyleri Cindirese ilçesine bağlı Til Dûderî ,Meydankî, Girê El-Caciye Dêr Belûtê, Til Sindiyankê köyleri Bilbile’ye bağlı Girê Ibêdan köyü de Türk devleti ve çetelerinin hedefi oldu.

‘KÜRTLER VE HRİSTİYALARA AİT HER YER TAHRİP EDİLDİ

Konuya ilişkin konuşan Suriyeli arkeolog Yasir El-Şohan, “Türk devleti bilinçli olarak bölgenin kültürel kimliğini ortadan kaldırmak için suçlar işledi. Tarihi yerlerin bombalanası ve askeri karargah yapılması bunu gösteriyor. Türk devletinin saldırıları karşısında sağlam kalan Duderiye mağarasının ise demir kapısı çeteler tarafından çalındı. Bu saldırılar Türk devletinin medeniyet düşmanı oluğunun kanıtıdır.  Eyn Dara’yı bombaladıktan sonra ortadan kaldırdılar. Arekolojik yerlerin bombalanması da savaş suçudur. Ancak Türk devleti Kürtlerin ve Hristiyanların tarihini yansıtan tüm yapılara saldırdı. Beradê’nin batısındaki Hristiyan kalıntılarını ortadan kaldırmaya çalıştılar. Papaz Moran’ın mezarını tahrip ettiler. 6 milyon insan için orası hac yerine sayılıyordu” dedi.

El-Şohan,  Türk devletinin bölgeyi Türkleştirmek istediğini kaydederek, “zorla yer isimleri değiştirilip halka Türkçe dayatılıyor. Halkın gerçek kimliğini asimile ediliyor. Türk devletinin özelikle Kuzey ve Doğu Suriye’de bu suçları işlediğini dile getirdi” diye belirtti.

‘DİNİ YERLERİN HARAP EDİLMESİ’

Dini yerlerde Türk devleti ve çetelerinin saldırılarına maruz kaldı. İbadethaneleri toplarla yıkan Türk devleti ve çeteleri tüm kutsalları ayaklar altına aldı.

Türk devleti tarafında yıkılan bazı dini yerler şunlar: “Henan mezarlığı, Barsa Xatun, Şêx Hemîd, Qere Cornê. Şêra’daki Çil Xanê, Efrîn’deki Şêx Zêd, Cindirêsê’deki Şêx Cinêd ve Şêx Mihemed, Raco’daki Şêx Mûs, Şiyê’deki Elî Dada.”

Türk devletinin bölgenin tarihini değiştirmeye çalıştığını ifade eden arkeolog Yasir El-Şohan ise, “Carablus’u Birikmiş, El-Rayi Çoban Bey, Cib El-Dek köyünü Qinquri, Kürt camisinin adını Türk camisi yaptılar. Binyıllardır var olan isimleri asimilasyon için değiştirdiler” dedi.

İngiliz araştırmacı Dewin Hawzi ise şunları kaydetti: “Efrîn’de Êzidilere karşı büyük suçlar işleiyor. Suriye Milli Ordusu adı altındaki çeteler Êzidilerin kutsal yerlerini yıkıyor. Özelikle Feyleq El-Şam örgütü Êzidileri kaçırıyor. Türk devleti de bu çetelere destek veriyor.”

‘EFRÎN’İN GERÇEK SAHİPLERİ EVLERİNE DÖNMELİ’

Uluslararası toplumun Efrîn konusunda hiçbir şey yapmadığını belirten Amerikalı aktivist Megan Bodet, “Herkesin gözü önünde demografik yapı değiştirildi. Êzidilerin kutsal yerleri harap edildi. Ama kimse bir şey yapmadı. BM ve AB bu haksızlıkları kınadı. Ancak bunun da pek etkisi olmadı. BM 2020 yılında Türk devletinin Efrîn’de işlediği suçlara ilişkin bir rapor hazırladı. Ancak veto yetkisine sahip 5 devlet olduğu için bu rapor geçemedi. Her 5 devletin Suriye’den çıkarları var. BM üzerine düşeni yerine getirmiyor. Oysa bir an önce Türkiye Efrîn’den çıkarılmalıdır. Bu toprakların gerçek sahipleri evlerine dönmelidir. Halkı zorla yerinden eden insanlar cezalandırılmalıdır. Kimse Kuzey ve Doğu Suriye’yi işgal eden Türk devletine silah satmamalıdır.

Türk devletinden hesap sorulması gerektiğini dile getiren arkeolog Yasir El-Şohan şu ifadeleri kullandı: “Uluslararası toplum da dini ve kültürel yerlere karşı suç işlendiğini kabul ediyor. Ancak gerekli adımlar atılmıyor. Sorumluların cezalandırılması için çağrıda bulunuyoruz.”

1907 yılında imzalanan Lahey anlaşmasının birinci maddesin göre dini, kültürel, sanatsal, bilimsel ve tarihi yerlere zarar verenler cezalandırılmalıdır. İkinci maddesine göre ise bu tür yerler hakkında tedbir alınmalıdır. Herhangi bir zarara uğratılmamalıdır.

(cno)

ANHA


Diğer Haberler