Efrîn'de TC vahşetinin resmi: 50 yaşındaki kadına 26 gün aralıksız işkence

Türk devleti ve çeteleri tarafından 3 yaşındaki kızıyla beraber kaçırılarak ağır işkencelere maruz kalan E.A.’nın 50 yaşındaki annesi M.A. da 26 gün çetelerin vahşetine maruz kaldı. Yaşadıklarını anlatan M.A., kadınların bedenlerine elektrik verildiğini söyledi.

Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’deki zindanlarda esir tuttukları kadınlara uyguladıkları ağır işkenceler ortaya çıkmaya devam ediyor. 3 yaşındaki kızıyla beraber bir yıl boyunca maruz kaldığı işkenceyi anlatan E.A. yaşanan vahşeti gözler önüne sermişti. Fidye karşılığında serbest bırakılan E.A ve kızı, annesi ve babasıyla bir hafta önce Şehba’ya ulaşabilmişti.

Fidye aracılığıyla kurtulan aile fertlerinden E.A’nın 50 yaşındaki annesi M.A. da kaçılarak götürüldüğü Ticaret Okulu’nda, 26 gün boyunca maruz kaldığı işkenceyi ve kadınların yaşadığı vahşeti anlattı.

KAÇIRIMA, İŞKENCE, TALAN VE GÖÇ

2019’un Haziran ayında, kendilerini “askeri polis” olarak tanıtan Türk devlet çeteleri, M.A.’yı mahalle komününe üye olduğu gerekçesiyle evinden kaçırır. Kızı E.A. ve torununun kaçırıldığından habersiz olan M.A., işkencehaneye dönüştürülen Ticaret Okulu’na götürülür. Kızı ve torunuyla işkencehanede karşılaşan M.A. büyük bir şaşkınlık yaşarken, kendisi de 26 gün boyunca her türlü işkenceye maruz kalır.

Bin dolar fidye karşılığında serbest kalabilen M.A., daha sonra kızını kurtarabilmek için uğraşır. Kızı ve torunu da fidye karşılığında kurtulabilen aile tekrar çetelerin baskı ve talanıyla karşı karşıya kalır. Bu kez evlerini basan çeteler, aileye ait para ve eşyaları çalarak evlerini talan eder. Duruma daha fazla dayanamayan aile fertleri Şehba’ya gitmeye karar verirler.

‘KADIN, YAŞLI, ÇOCUK DEMEDEN İŞKENCE YAPIYORLAR’

M.A. yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı: “Ebu Haydar, Ebu Arap, Ebu Sayir ve Ebu Ziyad isimli çeteler kaçırdıkları insanları sorguluyordu. Benim sorugum her gün saatlerce sürüyordu. Sürekli mahalle komününde ne yaptığımı, Özerk Yönetim’le ilişkimin ne olduğunu soruyorlardı. Hiçbir ilişkimin olmadığını ve çalışmadığımı söylediğimde ise su hortumuyla beni dövüyorlardı.”

“Yaşım itibariyle bana bu kadar ağır işkence etmelerini beklemiyordum” diyen M.A., işkencecilerin kadın, çocuk, yaşlı gözetmeden ağır işkence uyguladıklarını belirtti.

‘26 GÜNDE 19 KİLO VERDİM’

İşkencenin psikolojisini, bedenini ve sağlığını ciddi şekilde etkilediğine dikkat çeken M.A., şunları dile getirdi: “26 gün esir kaldım ve işkenceye uğradım. Ancak o 26 gün benim için sanki 26 yıl gibiydi. Sürekli hakarete uğruyorduk. Su hortumlarıyla dövüyorlardı ve bedenimize elektrik veriyorlardı. Gördüğüm işkenceden dolayı 26 günde 19 kilo verdim.”

‘İŞKENCE GÖRENLERİN ÇIĞLIKLARINDAN UYUYAMIYORDUM’

M.A. işkence günlerini şöyle anlatıyor: “İşkence gece yarısı saat 12’de başlıyordu sabah saat 4’e kadar devam ediyordu. Her gece işkenceden dolayı kadın ve çocukların çığlıkları eksik olmuyordu. Çığlıklar yüzünden uyuyamıyordum. Kaçırılan kadınlar Ehdar İbrahim adlı çete üyesi tarafından işkence ediliyordu. Ehdar, kadınları bir odada asıyor ve bedenlerine elektrik veriyordu.”

‘TECAVÜZ EDİP UYUŞTURUCU MADDE VERİYORLAR’

Çetelerin Efrîn’de birçok zindan kurduğunu ve burada esir aldıkları kadınlara vahşet yaşatıldığını söyleyen M.A, “Maratê, Ticaret Okulu ve Kawa Kavşağı zindanlarında işkenceye uğrayan yüzlerce kadın var. Kawa Kavşağı zindanında başta kadınlar olmak üzere sivillere karşı vahşice suç işleniyor. Bu zindanlarda kadınlara tecavüz ediliyor ve uyuşturucu madde veriliyor” dedi.

‘AİLELERE AĞIR VERGİLER DAYATILIYOR’

Efrîn’de kalan ailelerin durumuna da dikkat çeken M.A., “Çeteler ailelere ağır vergiler dayatıyor. Bu yüzden aileler evlerinde iyi bir yemek pişirmeye dahi korkuyorlar. Bir aile çerez aldı diye çeteler aileye 10 bin Suriye lirası vergi dayattı. Türk devleti ve çeteler sürekli elektrik tellerini çalıyorlar. Bu tellerin geri alınmasını da bahane ederek ailelere ağır vergiler dayatıyorlar. Aynı zamanda dolar ve Türk parasının kullanımını da zorunlu kılıyorlar. Artık eczanelerde sadece Türk parasıyla ilaç alınıyor. Herkese Türk kimlik kartını da dayatıyorlar” sözleriyle bölgede yaşanan vahşeti anlattı.

(şo/rr)

ANHA


Diğer Haberler