​​​​​​​Efrîn’deki cezaevlerinden kurtulan genç anlattı: Ebu Garip’ten daha kötüydü

Türk devletinin işgal ettiği Efrîn’de 2 buçuk yıl cezaevinde kalan İ.H. adlı genç yaşadıklarını anlattı. İ.H. Efrîn’deki cezaevlerinin Ebu Garip’ten daha kötü olduğunu ifade etti.

Kuzey ve Doğu Suriye’den Türkiye’ye göç eden yurttaşlar Türk devletinin yoğun baskısına maruz kalıyor. Türk devleti savaş sonrası geçimlerini sağlamak için Türkiye’ye gelen bu kişileri sınır dışı etmek istiyor. Uluslararası kuruluşlar bu yönde çok rapor yayınladı.

‘TUZAK KURDULAR’

2013’te çalışmak için İstanbul’a giden Efrînli İ.H. adlı gencin yaşadıkları bu tarz binlerce olaydan sadece birisi oldu. Efrîn’e yönelik işgal saldırıları başladığında bir grup Türk gencinin kendine tuzak kurduğunu belirten İ.H. şunları kaydetti: “Benden sigara ve telefonumu istediler. Sonra da bana saldırdılar. Efrînli olduğumu biliyorlardı. Kavga esnasında hemen polisi aradılar. Polisler gelip beni gözaltına aldılar. 2 ay cezaevinde kaldım. Daha sonra 16 kişi ile bizi Bab El-Hewa sınır kapısından zorla sınır dışı ettiler. Bize kağıt imzalattılar. Sanki kendimiz istiyoruz gibi gösterdiler.”

‘CEZAEVİ MÜDÜRÜ İŞKENCE YAPTI’

Efrîn’e gittikten sonra Sultan Murad çeteleri tarafından Özerk Yönetim ile ilişkili olduğu ve bir patlamada ilgisi olduğu gerekçesiyle tutuklandığını ifade eden İ.H. konuşmasına şöyle devam etti: “27 gün boyunca kaldığım cezaevinde müdür Ebu Leys bana işkence yaptı. Daha sonra Ebu Xalid adlı çete beni sorguladı.”

Oradaki geçirdiği 27 günden sonra kendisinin Firqet El-Hemzat adlı çete grubundan Ebu Ebdo El-Boşi olarak bilinen Ehmed Zekur’a teslim edildiğini belirten İ.H., “Burada hem çeteler hem Türk devletinin istihbaratı bana fiziksel ve psikolojik işkence uyguladılar. Bulunduğum yerde Coq köyünden olan Dr. Riyad Mele de vardı. Yine burada bulunan 24 tutuklunun serbest bırakılması için ailelerinden fidye istediler” dedi.

‘AĞIR İŞKENCE UYGULADILAR’

Türk devletinin açtığı cezaevlerinin Ebu Garip cezaevinden daha kötü şartlara sahip olduğuna dikkat çeken İ.H. sözlerini şöyle sürdürdü: “Elektrik verip, tırnaklarımızı söküyorlardı. Tırnaklarımıza iğne geçiriyorlardı. Bizi aç bırakıyorlardı. Ya da kuru ekmek ve birkaç zeytin atıyorlardı. Tüm sorgular MİT’in kontrolü altında gerçekleşiyordu. Beni bir ay boyunca baş aşağı astılar. Sopalarla vurdular. Banyo yapmamıza izin vermiyorlardı. Birkaç ayda bir sadece su ile temizlenmemize izin veriyorlardı. Tutukluların hepsi bitleniyordu. Çoğu da bulaşıcı hastalıklar yüzünden yaşamını yitiriyordu. Cezaevinin yöneticileri uyuşturucu kullanıyordu. Bir yıl 2 ay buradaki cezaevinde kaldım.”

‘KÜRTLERE HAKARET EDİYORLARDI’

Cezaevinde kaldığı süre zarfında yaşamını yitirenlerin olduğunu dile getiren İ.H. sözlerini şöyle bitirdi: “Dargir köyünden olan Kürtçe öğretmeni Kawa Omer, Dargir köyünden olan ve görme engelli olan Mihemed Omer ile karşılaştım. Kawa Omer’e ağır işkenceler yapıyorlardı. Doktorların müdahale etmesine de izin vermiyorlardı. Sürekli Kürtlere hakaret ediyorlardı. Uyguladıkları işkencelerle insanların yavaş yavaş ölmesini istiyorlardı. Bu işkenceye dayanamayan bazı tutsaklar intihar etti. Ehmed Bebaka işkencelere dayanamayıp intihar etti.”

İ.H. 2 buçuk yıl cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakıldı. İ.H. serbest bırakıldıktan sonra Şehba’ya kaçtı.

(cno/rr)

ANHA


Diğer Haberler