​​​​​​​Efrîn’deki işgalin iki yıllık bilançosu

Efrîn’i iki yıldır işgal altında tutan Türk devleti ve çeteleri, asimilasyon,  talan, kaçırma ve katletme gibi insanlık dışı uygulamaları aralıksız sürdürüyor.

İşgalci Türk devleti ve DAİŞ artığı çetelerü 20 Ocak 2018’de Efrîn’e işgal saldırıları başlattı. Vahşi saldırılar sonucunda yüzlerce sivil katledildi, binlercesi de zorunlu göçe tabi tutuldu. Saldırılar uluslararası kamuoyunun Türk devletinin tehditleri karşısındaki sessizliği ve Rusya’nın hava sahasını açmasıyla başladı.

İşgalciler özellikle yaşam alanlarını hedef alarak halkın yaşam kaynaklarını kesmeye çalıştı. Stratejik ve tarihi tüm mekanları yağmalayan çeteler, bölgenin tarihini ve kültürünü yok etmeyei temel siyaset edindi. 

İKİ YILDA 563 KİŞİ KAYIP

Türk devletinin saldırılarına karşı Efrîn halkları 58 gün tarihi bir direniş gerçekleştirdi. 58 günlük direnişte Türk devleti tarafından 498 sivil vahşice katledilirken 690 kişi de yaralandı.

Efrîn Kantonunun işgal edilmesinin ardından sivillere yönelik ihlalleri son bulmadı.

Efrîn İnsan Hakları Örgütü verilerine göre, son iki yılda Efrîn ve Şehba’da 563 sivil katledildi. Bu 563 kişinin 55’i işkenceyle katledildi. Son iki yılda Efrîn’de 6 bin 398 sivil kaçırılırken, bunların 3 bin 400’ünün akıbeti ise halen bilinmiyor. Sivilleri kaçıran çeteler, serbest bırakma karşılığında çoğu kez fidye istedi. Kaçırılan sivillerin 690’ı yaralı halde bulundu. Bu yaralılardan 303’ü'nün çocuk olması ise dikkat çekti. 

İşgalin ardından da Efrîn ve Şehba’ya yönelik katliam saldırıları devam etti. 2 Aralık 2019’da Til Rifat’ta yaşanan katliamda 8’i çocuk 10 sivil katledildi. 25 Şubat 2020’de Aqîbê köyüne yönelik bir katliam gerçekleşti. Aqîbê köyünde aynı aileden 3 kişi katledildi.

EFRÎN’İN YEŞİL DOĞASI ÇÖLE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Türk devleti ve çetelerinin halka dönük vahşi saldırılarının yanı sıra Efrin'in yeşil doğası da katledildi. Efrîn’de 225 binden fazla zeytin ağacı kesildi. 300  fazla zeytin ağacı kesilerek keresteleri Türkiye’ye kaçırıldı. Efrîn’de bulunan 10 binden fazla meşe ağacı da kesilirken, 11 bin hektardan fazla tarım arazisi de ateşe verildi.

‘SAVAŞ SUÇU İŞLENDİ’

Efrîn İnsan Hakları Örgütü Sözcüsü Ibrahîm Şêxo, “Türk devleti ve çeteleri Efrîn’de savaş suçu sayılan suçlar işledi. Efrîn’de siviller kaçırıldı, işkence edildi, karşılığında fidye istendi. Türk devleti ve çetelerinin saldırıları nedeniyle 300 binden fazla sivil Şehba Kantonuna göç etti. Sivilleri göç ettiren çeteler Efrîn’de demografik yapıyı değiştirme politikalarına başladı. Efrîn’de resmi olmayan gizli cezaevleri bulunuyor. Kaçırılan sivillere bu cezaevlerinde işkence ediliyor. Bütün bunlar uluslararası insan hakları örgütlerinin gözü önünde yaşanıyor ancak seslerini çıkarmıyorlar. Türk devletinin vahşetinden kaçan siviller iki yıldır kamplarda zor koşullarda yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor” dedi.

KADINLARA YÖNELİK İHLALLER

Türk ordusu ve çeteler, işgal ettiği tüm yerlerde kadınlara yönelik işlediği suçları Efrîn’de de işliyor. Efrînli kadınlar şiddetten en fazla payını alan kesim oldu. Kadınlara yönelik fiziki ve psikolojik şiddet yapılıyor. Kadınlara çarşaf giyme zorunluluğu getiren çeteler, kadınlara yönelik kişisel özgürlük haklarını dahi ayaklar altına aldı. Özerk Yönetimle birlikte kazandığı tüm hakları kadınların elinden alan çeteler, kadınlara yönelik kaçırma, öldürme gibi suçları işledi. Efrîn İnsan Hakları Örgütü verilerine göre, Efrîn’de bin 200 kadın çetelerin çeşitli ihlallere maruz kaldı. 40 kadın katledildi ve bin kadın kaçırıldı. 100 kadına yönelik cinsel saldırı suçu işlenirken, 60 kadına yönelik de cinsel suçlar işlendi. Psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar arasında intihar oranı arttı. Çetelerin ihlallerinden dolayı 5 kadın intihar etti.

TARİHİ MEKANLARA YÖNELİK İŞLENEN SUÇLAR

Efrîn Tarihi Mekanlar Müdürlüğü tarafından belgelenen suçlar, Türk devletinin bölgenin tarihini nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor. Êndara Tepesi’nde bulunan tarihi mekanlar yüzde 60 oranında tahrip edildi. El Hemza isimli çete grubu, tepede bulunan tarihi heykelleri çaldı. Bazalt taşından yapılan büyük aslan heykeli halen kayıp. Cebheta El Wataniye ya Tehrîrî isimli çete grubu da tepeyi askeri üs haline getirdi.

Lîwa Siqûr El Şeman isimli çete grubu da Nebî Hûrî tarihi bölgesinde büyük kazılar yaptı. Kazılar da çıkarılan ve nadir bulunan mozaik tablonun akıbeti halen bilinmiyor.

Reco ilçesine bağlı Albîskê köyünde bulunan Gulê Harabeleri çeteler tarafından tahrip edilip, bulunan tarihi eserler Suriye’nin dışına kaçırıldı. El Emşat isimli çete grubu da Şiyê ilçesine bağlı Tirmişa köyünde bulunan Riza Harabelerini talan etti. Riza Harabelerinde bulunan tarihi mozaik tablo kaçırıldı. El Hemzat ve Sultan Murad çete grupları da Şêrawa’da tarihi mekanları kazdı.

Cindirês’de El Hemza ve Ehrar El Şerqiye çeteleri Cindirês Tepesi’ni talan ederek askeri üs haline getirdi. Çeteler Şeran ilçesinde bulunan Hilubiye Tepesi’ni, Meydankê ilçesinde bulunan Duderî Tepesi’ni, Cindirês ilçesinin Dêr Balûtê köyünde bulunan Caciyê Tepesi’ni, Şêrawa ilçesinde bulunan Birc Abdalo Tepesini, Cindirêsê ilçesinde bulunan Sindiyangê Tepesini, Bilbilê ilçesinde bulunan Ibêdan Tepesini, Şera ilçesinin Kefer Rumê köyünde bulunan Balsirqê Tepesi’ni, Şera ilçesinde bulunan Şorbe Tepesi ve Laq Tepesi’ni kazarak tarihi eserleri tahrip etti. Çeteler, buldukları tarihi eserleri de çaldılar.

Kutsal mekanlar da vahşi saldırılardan nasibini aldı. Dini anlamda kutsal sayılan mezarlar çeteler tarafından bombalandı. Şera’da bulunan Henan, Barsa Xatûn, Şêx Hemîd, Qere Cirnê ve Cilxane Mezarları, Efrîn’deki Şêx Zêd Mezarı, Cindirêsê ilçesindeki Şêx Cinêd ve Şêx Mihemed Mezarları, Raco ilçesindeki Şêx Mus Mezarı ve Şiyê ilçesindeki Ali Dada Mezarı çeteler tarafından tahrip ve talan edildi.

Efrîn Müzeler ve Tarihi Mekanlar Müdürlüğü yetkilisi Esmahan Ehmed, “Türk devleti ve çeteleri işgale başladığı günden bu yana tarihi ve kutsal mekanlara saldırıyor. Yüz yıllara dayanan tarihi eserleri yok ettiler. Tarihi mekanlara yapılan saldırıların amacı Kürt halkının kültürünü ve tarihini yok etmektir. Tarihi mekanlara yapılan saldırıları görüntüleriyle birlikte belgeledik. Bu suçların hesaplarını soracağız” ifadelerini kullandı.

DEMOGRAFİK YAPININ DEĞİŞTİRİLMESİ

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasındaki anlaşmanın neticesinde Türk devleti, Suriye’nin çeşitli yerlerinden getirdiği çete ailelerini Efrîn’e yerleştirdi. Efrîn İnsan Hakları Örgütü verilerine göre İdlib’deki savaşın başlamasının ardından Türk devleti çeteleri Efrîn’e yerleştirme uygulamalarına hız verdi. Getirilen kişiler sınır hattındaki Şera ve Bilbilê ilçelerine yoğun olarak yerleştirildi. İşgalci çeteler, yabancı kişileri yerleştirerek işgallerini kalıcı hale getirmeye çalışıyor.

Türk ordusu Bilbilê’den Raco’ya kadar olan yerde beton duvarlar ördü. Bu iki ilçeyi Suriye topraklarından koparmaya çalışan işgalci ordu, Şubat ayı sonunda duvar uzunluğunu 400 metreye kadar çıkardı. Suriye devleti tarafından İdlib’e operasyon başlatılmasının ardından onlarca çete ailesi Efrîn’e yerleştirildi.

Diğer yandan işgalci ordu, Efrîn’deki sokak ve yer isimlerini Türkçeleştiriyor. Qesetê Miqdad köyünün adı ‘Selçuk Obası’ olarak değiştirildi. Kontelê köyünün ismi ‘Zafir Obası’ ve Kirzêlê köyünün ismi de ‘Cafer Obası’ olarak değiştirildi. Efrîn’de bulunan Milli Meydan’ın ismi de ‘Erdoğan Meydanı’ olarak değiştirilip meydanda Türk bayrağı ve Erdoğan’ın dev posteri asıldı. Efrîn’e Türk devletinin bir iliymiş muamelesi yapılıyor.

TÜRKÇE ÖĞRENMEK ZORUNLU KILINIYOR

Efrîn’e işgal saldırılarına başladığı günden bu yana işgalci Türk ordusu okulları da hedef alıyor. Birçok okulu askeri üs haline getiren çeteler, eğitim sistemini de değiştirdi. İşgalden önce Efrîn’de 318 ilkokul, ortaokul ve lise bulunuyordu. Bunların yanında Efrîn Üniversitesi ve Viyan Aram Akademisi  de faaliyet yürütüyordu. İşgalle birlikte okulların yüzde 60’ı talan edildi. Anadili hedef alan işgalciler, Türk dilini dayatmaya başladı. Türkçe materyalleri okullara dağıtan işgalciler, Türkçeyi temel ders haline getirdi.

Asimilasyon ve demografik yapıyı değiştirme çerçevesindeki bir diğer uygulama da alışverişlerde Türk lirasının kullanılmasının zorunlu kılınması oldu. Bölgede yaşayan halkların kimliğini ve tarihini yok etmeye çalışan işgalciler, buna direnen kişileri işkenceden geçirdi.

Türk istihbaratı Azhar Efrîn Okulu’nu işkence merkezi haline getirdi. El Keramê Okulu da cezaevine dönüştürüldü. Bunun gibi birçok okulun işkence merkezi ve cezaevine dönüştürüldüğü bilgisi mevcut olsa da okulların isimleri netleştirilemedi.

SALDIRILAR SÜRÜYOR

Türk devletinin vahşetinden kaçarak Şehba’ya yerleşen Efrînliler, burada da Türk devletinin saldırılarından kurtulamadı. Her gün Şehba Kantonu ve Şêrawa’ya saldıran Türk devleti ve çeteleri, sivilleri katletmeye devam ediyor.

Demokratik Toplum Eğitim Komitesi Yöneticisi Gulistan Ebdo, “İşgalci Türk devleti ve çeteleri bilinçli bir şekilde Efrîn’deki okulları bombaladı. Birçok okulu askeri üs haline getirirken bazı okullar da işkence merkezi ve cezaevine dönüştürüldü. Türk devleti çeteleri okullarda Türkçe eğitimi zorunlu kılıyor. Okulların girişlerine Türk bayrakları asılmış durumda. Her türlü saldırıya rağmen Efrîn halklarının direnişi de sürüyor. Zor koşullara rağmen Şehba Kantonunda bulunan kamplarda çocukların eğitimden mahrum kalmamaları için okullar açtık” şeklinde konuştu.

ANHA


Diğer Haberler