Efrîn’deki suçlar: Êzidî, Hristiyan ve Alevilere yönelik soykırım - 2

Efrîn’e yönelik saldırılarda işlenen suçlar, Türk devleti tarafından işlenmiş en vahşi suçlar oldu. İşgalci Türk devleti, terör örgütü listelerinde yer alan 30’dan fazla İslami, Selefi ve milliyetçi çete grubunu yanına alarak, tüm gücüyle sivil halka saldırdı. Bölgede her din ve inançtan insanlar, işgalci Türk devletinin işlediği savaş suçlarının kurbanı oldu.

İşgalci Türk devleti, ‘Alevi diktatör rejim’ bahanesiyle, vahşi çeteleri aracılığıyla uluslararası tüm sözleşmeler ve hukuku, insan haklarını çiğnedi; Suriye’de Alevi, Hristiyan, Dürzi, Müslüman Kürtler ve Araplara yönelik etnik-kültürel soykırım gerçekleştirdi. Çeşitli bahaneler öne sürerek Suriye’nin en huzurlu yeri olan Efrîn’de ve Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürtlere saldırdı. Bununla birlikte işgalci devlet, ‘bölge halkı topraklarına dönüyor’ adı altında bölgenin kadim halkını göç ettirerek yerlerine eğittiği çeteleri yerleştirdi. Türkiye bu uygulamalarını Efrîn öncesinde Girê Spî ve Serêkaniyê’de yapmak istedi.   

Efrîn ile Ezaz’da Êzidî ve Hristiyan ailelerin trajedisi

Efrîn Kantonu genelinde Êzidîler, kent merkezi ve 22 köyde yaşar durumdaydı. İşgal öncesi resmi olmayan sayımlara göre sayıları 25 bindi. Bölgede 15 adet türbe ve kutsal mekanları bulunuyordu. Bununla birlikte Özerk Yönetim tarafından açılan din eğitimi okulları da vardı.

Ermeni, Kürt, Süryani olmak üzerek her ulus ve mezhepten Hristiyanların bulunduğu Efrîn’de, kent merkezi ile Raco ve Mabata ilçeleri Hristiyanların en çok bulunduğu alanlardı. Bölgede 20 adet kilise ve tapınakları (manastır) bulunuyordu. Bu kiliselerden en büyüğü Rai Salih Kilisesi 2011 Nisan’ında ibadete açılmıştı. İşgalci Türk devletinin soykırım saldırıları öncesi 250’den fazla Hristiyan aile bulunuyordu.

Suriye krizi öncesi bölgenin en kadim halkları olan Efrînliler, tarihsel tüm değerlerini koruyabilmişti. Ancak Türkiye destekli terörist gruplar ve örgütlerin saldırılarına maruz kalan bölgede Êzidîler, Hristiyanlar ve Aleviler bu vahşi çete gruplarının ilk hedefleri oldu.

Çeteler, 2012 yılında Ezaz’ı işgal ettikten sonra ‘kafirlere karşı savaş’ diyerek Êzidî köylerine vahşet saldırıları gerçekleştirdi. 2013 yılının sonlarında Qetma ve Elaqeyno köylerini işgal eden çeteler, birçok sivili kaçırdı. Kalan sivilleri ise Qestel dağı üzerinden Efrîn kent merkezine kaçmak zorunda kaldı. Qestel dağı çevresindeki Êzidî köyleri, defalarca çete saldırılarına maruz kaldı.

Efrîn işgali ve Türk devletinin savaş suçları

İşgalci Türk devleti ve ‘Fırat kalkanı’, Türkistan İslam Partisi, DAİŞ artığı olan ‘muhacirler’ denilen yabancı uyruklu çeteler, Ehfad Resûl ve Firqet El-Hemzat çeteleri olmak üzere birçok çete grubu ile 20 Ocak 2018’de Efrîn’e yönelik soykırım saldırıları gerçekleştirdi. Saldırıların ardından yaşanan işgalle Efrîn halkına yönelik kültürel ve etnik soykırım yürütüldü. Bu soykırım politikaları halen devam ederken Êzidîler de inanç soykırımından kurtulamadı ve zorla Müslümanlaştırıldı.

İşgalcilerin Basûfan ve Qestel Cindo köylerinde cami yapması ardından halk, zorla İslami din eğitimlerine dahil edildi. Êzidî köyleri Burc Heyder ve Xezwa’da da aynı şeyler yaşandı. Diğer köylerde de yerli halkın yerine dışarıdan getirilenler yerleştirildi, bölgeden çıkarılan sivillerin evleri cami ve din eğitim yerlerine dönüştürüldü. Göç ettirilen sivillere ait eşyalar ‘savaş ganimeti’ olarak çeteler arasında bölüşüldü. Tüm bunlarla beraber Zerdeşt heykeli, Laleş kubbesi ve Êzidîler Birliği binası gibi Êzidîler için manevi ve kutsal değerde olan birçok öğe yıkıldı. Bahsi geçen bu inanç soykırımı uygulamaları en fazla Basûfan, Qetma, Qestelê, Burc Heyder ve Bafîlon köylerinde yaşandı.

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, Êzidîlere ait en büyük türbenin bulunduğu Berekat dağındaki türbeyi yıktı, Êzidîlik inancına ait tüm sembolleri kaldırarak yerine selefiliği barındıran sembolleri koydu ve askeri üsse dönüştürdü.

Türk devletine bağlı çeteler Êzidîleri köylerinden çıkararak yerlerine Suriye’nin başka bölgelerinden getirilen kişileri yerleştirdi. Diğer yandan Basûfan ve Baflon köylerinde kaçırılan 20 Êzidî, Cindirês’teki zindana konuldu. Qîbarê, Basûfan, Qestel Cindo ve Burc Heydar köylerinden kaçırılan onlarca Êzidî, Mari ve Ezaz’daki zindanlarda vahşi işkencelere uğradı, ailelerinden fidye istendi.

Qîbarê köyünden kaçırılan Ebdo Hemo adlı sivil gördüğü işkenceden dolayı katledilmişti. Yine aynı köyden Umer Memo Şemo da Müslüman olmayı kabul etmediği için katledildi.

Hristiyanlar göç ettirildi

İşgalci Türk ordusu ve çetelerinin 20 Ocak 2018’de başlayan saldırılarından dolayı Efrîn’deki Hristiyanların çoğu Halep’e geçti. Kent merkezi ve ilçelerinde yalnızca 250 Hristiyan aile kaldı.

2018’in Ocak ayında Türkiye işgalciliğine ait savaş uçakları, Raco ilçesinde Ermeni bir aileyi katletti. Katliamda anne ve oğlu yaşamını yitirdi, ailenin genç kızının ise ayağı koptu.

Hem bombardımanlar hem de çetelerin ‘kafirlerin kafasının kesilmesi’ tehdidi üzerine bölgede kalan 250 Hristiyan aile de göç ettirildi, kiliseler ve kutsal mekanları yerle bir edildi. Bununla birlikte savaş uçakları, Hristiyanların kutsal mekanları olan Qedîs Maron Şefî türbesi ve dünya üzerindeki en eski kiliselerden olan Jolyanos kilisesini bombaladı. Öte yandan Sultan Murad ve Ceyş El-Şerqiyê çeteleri, kutsal yerlerde talan gerçekleştirerek elde ettikleri ‘ganimetleri’ aralarında bölüştü.

Aleviler yersiz yurtsuz bırakıldı

Efrîn’in başlıca kadim bileşeni olan Alevilerin nüfusu yaklaşık 15 bin civarındaydı. Çoğu Mabata ilçesinde ikamet ediyordu. Kimi bölgenin yerlisi iken kimi de Dersim ve Kuzey Kürdistan’ın diğer bölgelerinde Osmanlı’nın katliamlarından kaçmak için yıllar önce Efrîn’e yerleşmişti. Efrîn genelinde Yağmur dede, Aslan dede, Meryem dede, Sultan Berbeuş ve Şêx Hemo ve Şêx Meyim adlı türbeleri ve kutsal kabul ettikleri yerleri bulunuyordu.

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, Efrîn’de gerçekleştirdiği saldırılarda Alevilerin kutsal yerlerini hedef aldı. Mabata ilçesindeki Yağmur dede türbesi çeteler tarafından harabeye çevrildi. Ehrar El-Şerqiya çeteleri, yine aynı ilçedeki Avgira türbesini yağmaladı, içindeki tüm değerli parçaları çaldı.

Efrîn’de şu an sadece fidye için kaçırılan Alevi, Êzidî ve Hristiyanlar kalmış durumda. Alevi, Êzidî ve Hristiyanlara ait evler ve kutsal mekanlar, Türk devletinin denetiminde talan edildi, harabeye çevrildi. Evleri gasp edilerek yerlerine yabancı uyruklu çeteler yerleştirildi. Mozaik yapısı, kültürel ve doğal zenginlikleriyle bilinen Efrîn, şimdi büyük bir zindana, ölüm, işkence ve talanların kol gezdiği bir alana döndü.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler