​​​​​​​Efrînli kadın bir yıl boyunca gördüğü işkenceyi anlattı: Vahşet

3 yaşındaki kızı ve eşiyle birlikte, işgalci Türk devleti ve çeteleri tarafından bir yıl önce kaçırılan Efrînli kadın, işkenceyle geçen günleri ve işgalcilerin vahşetini anlattı.

İşgalci Türk devleti ve çeteleri, işgal ettikleri bölgelerde insanlık dışı suçlar işlemeye devam ediyor. Efrîn’in işgal edildiği 18 Mart 2018’den beri demografik yapıyı değiştirme, sivilleri yerinden etme ve insan kaçırmayla sık sık gündeme gelen Türk devleti ve çetelerinin zindanlarda esir tuttukları kadınlara uyguladıkları ağır işkenceler de bir bir ortaya çıkıyor.

Türk devleti ve çeteleri tarafından işkencehaneye dönüştürülen ve kaçırılanların götürüldüğü Efrîn Ticaret Okulu’nda, kadınlar başta olmak üzere yüzlerce kişi ağır işkenceye maruz kalıyor. Uygulanan işkencelerin hatırlanmaması için ise uyuşturucu madde verilirken, onlarca kişi işkence nedeniyle yaşamını yitirdi.

KÜÇÜK KIZIYLA KAÇIRILDI, EŞİNİN AKIBETİ BİLİNMİYOR

Türk devleti tarafından kaçırılan ve ağır işkenceye maruz bırakılan binlerce kişiden biri olan Efrînli E.A, bir hafta önce ödenen fidye karşılığında, 3 yaşındaki kızıyla beraber işkenceden kurtulabildi. Bir yıl boyunca Türk devletinin çeteleri tarafından işkenceye maruz kalan E.A yaşadıklarını ve yapılan işkenceleri anlattı.

Türk devleti tarafından Efrîn işgal edildikten sonra, ilk olarak E.A’nın eşi W.M Özerk Yönetimle ilişkili olduğu bahanesiyle yaşadığı evinden kaçırılır. Ardından 23 Haziran 2019 günü 27 yaşındaki E.A ve 3 yaşındaki kızı, çeteler tarafından kaçırılır. YPG-YPJ ile ilişkili olması gerekçesiyle işkencehaneye dönüştürülen Efrîn Ticaret Okulu’na götürülen E.A, burada her türlü ağır işkenceye maruz kalır. E.A’ya ve zindandaki diğer kadınlara, kendilerine yapılan işkenceleri hatırlamamaları için uyuşturucu maddeler verilir.

FİDYE KARŞILIĞINDA SERBEST BIRAKILDI

Bir yıl boyunca kızını ve torununu Türk devleti ve çetelerinin vahşi işkencesinden kurtarmak için çabalayan E.A’nın babası, fidye olarak 17 milyon Suriye lirası verir. Böylece 3 yaşındaki kızıyla birlikte esir tutulan ve ağır işkencelere maruz kalan E.A serbest kalır.  E.A ile küçük kızı, annesi ve babasıyla birlikte bir hafta önce Efrîn’den ayrılarak Şehba’ya geçerken eşi W.M’nin ise akıbeti bilinmiyor.

‘SU HORTUMUYLA İŞKENCE ETTİLER’

E.A esir edildiği süre boyunca yaşadıklarını şu ifadelerle dile getiriyor: “Çeteler, sebebini bilmediğim bir nedenle beni evimden alarak kaçırdılar. Daha sonra beni Ticaret Okulu’na götürdüler. Burada su hortumuyla dövdüler. Küfürler ettiler ve hakaretlerde bulundular. Beni her dövdüklerinde YPG ile ilişkimin olduğunu ve onlara bilgi verdiğimi söylüyorlardı.”

‘TECAVÜZ VE KIZIMI ÖLDÜRMEKTE TEHDİT ETTİLER’

E.A, Türk devleti ve çetelerinin kadınlara dönük sorgulama ve işkence yöntemlerine ilişkin ise şöyle anlatıyor: “Ebu Haydar isimli çete, beni işkenceyle sorguluyordu. Bana durmadan YPG’yi, onlara ne bilgi verdiğimi soruyordu. Ben bir ilişkim olmadığını ve bilgi vermediğimi söyledikçe ya kızımı öldürmekle ya da ona uyuşturucu madde vermekle tehdit ediyordu.”

‘KADINLARA UYGULADIKLARI VAHŞİ İŞKENCELERİ İZLETTİLER’

Ebu Haydar isimli çetenin kendisine uyguladığı işkencelere ilişkin E.A, şunları söylüyor: “Ebu Haydar sürekli beni tehdit ediyordu. Eğer kendilerine bilgi vermezsem kızımı öldüreceğini, bana tecavüz edeceğini, görüntü çekeceğini ve herkesle paylaşacağını söylüyordu. Kadınlara vahşice işkence ettiğinde zorla bana izletiyordu. Kadınlara elektrik veriyordu ve su hortumuyla döverek işkence ediyordu. Kadınlara uygulanan işkenceler o kadar vahşiydi ki izlediklerimden sonra hastalandım.”

‘İŞKENCENİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İÇİN UYUŞTURCU VERİYORLARDI’

E.A kaçırıldıktan bir ay sonra zindanın, Kürt ve Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınlarla dolduğunu ifade etti. Esir alınan kadınların maruz kaldıkları işkenceden dolayı psikolojik sorunlar yaşamaya ve hastalanmaya başladığını söyleyen E.A şunları, yaşadıklarına anlatmaya şu sözlerle devam ediyor: “Tutulduğumuz yerler çok kirliydi. Bu yüzden birçok hastalık yayıldı. Uyguladıkları işkencelerin açığa çıkmaması ve kendilerine ne yapıldığını bilmemeleri için kadınlara uyuşturucu hap veriyor ya da iğne yapıyorlardı. Hap ve iğnelerden kaynaklı da birçok kadın ciddi şekilde hastalandı.”

Hapishanede hamile kadınların da bulunduğunu ve o ortamda çocuklarını doğurmak zorunda kaldıklarını dile getiren E.A, “Hiçbir sağlık ihtiyacımızı gideremiyorduk. Yeni doğmuş çocukların kıyafet ve süt ihtiyaçları dahi verilmiyordu” dedi.

‘İŞKENCEYLE KATLEDİLDİLER, KURTULANLAR İSE…’

Ağır işkencelerden dolayı birçok kişinin yaşamını yitirdiğine dikkat çeken, E.A, “Katledilmekten kurtulanlar ise ağır işkenceden dolayı psikolojik sorunlar yaşıyordu. Aynı zamanda çoğu kadın için de idam kararı aldılar” dedi.

Bir yıl boyunca yüzlerce kadınla beraber ağır işkence altında yaşadığını vurgulayan E.A, kadınların Özerk Yönetim’e, YPG ve YPJ’ye, işgalci Türk devleti ve çetelerinin vahşetine ve zulmüne son vermek çağrı yaptığını söyledi.

OKUL İŞKENCEHANEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Sivillere dönük acımasız uygulamalarıyla tanınan Ebu Haydar, Ebu Arap, Ebu Ziyad ve Ebu Sayir isimli çeteler Türk devletine bağlı çetelerin ‘askeri polis’ adlı yapısında işkence ve katliam yapmakla görevli. Bu çeteler sorgulamak üzere kaçırdıkları sivillere ve kadınlara Efrîn’deki Ticaret Okulu’nda ağır işkenceler uyguluyor. Yine bu çetelerden Ebu Haydar ve Ebu Arap, Kürt halkı başta olmak üzere Suriye halklarına yönelik katliam, işkenceyle dolu karanlık bir geçmişe sahip.

Kaçırılarak hapishanelerde esir tutulan kadınlar, Türk devleti ve bu çeteler tarafından elektrik, su borusu ile dayak, hakaret ve taciz gibi birçok işkence yöntemine maruz kalıyor.

(şo/cj)

ANHA


Diğer Haberler