ENKS ve MİT 16 defa buluştu: İşte o görüşmelerin detayları

KDP’nin girişimiyle 2011 yılında Güney Kürdistan’da kurulan ENKS’nin Türk devleti, KDP ve ABD’li yetkililerle gerçekleştirdikleri 16 toplantıya ait ele geçen gizli belgeler, bu oluşumun kuruluş amaçlarını açık şekilde gözler önüne seriyor.

ENKS kuruluşundan bu yana, sürekli olarak Rojava devrimi karşıtlığı ve Türk devletiyle organik ilişkileri üzerinden hiç gündemden düşmedi. Öyle ki, Türk devletiyle (MİT) gerçekleştirdiği 16, KDP ile 12, ABD’li yetkililerle gerçekleştirdiği 4 toplantının bazılarına ait ele geçen kimi belgeler ENKS’nin özellikle gizlenmeye çalışılan gerçek yüzünü net bir şekilde ortaya koyuyor.

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) 26 Ekim 2011’de KDP öncülüğünde Kürt milliyetçiliği iddiasıyla, ancak talimatlarını sürekli Türk devletinden alan bir yapı olarak kuruldu. ENKS’nin bu gerçeğini Antep, Ankara ve İstanbul’da Türk devlet yetkilileri ve özellikle Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ile yapılan gizli-açık toplantılar net bir şekilde ortaya koyuyor. Benzer toplantılar Güney Kürdistan’da KDP ile de gerçekleştirildi.

Elimize geçen belgeler bu toplantıların amacını, ENKS’nin finans kaynaklarını, Efrîn’e yönelik politikalarını, PYD-YPG-YPJ karşıtı çalışmalarını, yayın kuruluşlarında “Roj Peşmergeleri”nin Rojava’ya geçirilmesine dair propagandalarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Belgelerde ortaya çıkan gerçekler ENKS’nin emir ve talimatlarını KDP ve MİT’ten aldığını gösteriyor.

15 partiden 4 partiye eriyen ENKS

11 partiyle kurulan ENKS, 2012 yılında bünyesindeki parti sayısını 15’e çıkarsa da mevcut durumda ENKS çatısı altında 4 parti bulunuyor. Bu partilerden Kürdistan Demokrat Partisi’nin başkanlığını Ebdulkerim Beşar yapsa da şimdilerde başkanlığını Sıud Mele yapıyor. Diğer 3 parti ise şöyle; Kürdistan Birlik Partisi (Başkanı İbrahim Bıro), Kürdistan Birliği (Başkanı Ebdulbasit Hemo), Suriye Özgürlük Partisi (Başkanı Mıstefa Oso) 

TC’nin gizli ajandasının payandası

ENKS kuruluşundan bugüne dek, Suriye’de bulunan Kürtler adına hiçbir çalışma yürütmedi. Kürtler adına hiçbir şey yapmayan ENKS daha sonra sözde ulusal meclis ile Suriye Ulusal Koalisyonu içinde yer almaya başladı ki, bu yapılar tamamen Suriye’de Türk devletinin gizli ajandasını uygulamakla mükelleftirler.

Türk tezinin sesi ENKS: Kürtçe eğitim dili olmaz

ENKS, Rojava devriminin başından itibaren, Kürt örgütleri arasında yapılmış tüm anlaşmaları yok saymaya başladı. Bununla da yetinmeyen ENKS, yaptığı açıklamalarla Kürtlerin ve halkların büyük mücadeleyle elde ettiği tüm kazanımları karalamaya başladı. Edindiği tek amaç ise, Türk devleti ve Müslüman kardeşlerin bölgeye dönük gizli ve kirli ajandalarını hayata geçirmeye çalışmak oldu. Öyle ki, ENKS, İstanbul’da MİT ile gerçekleştirdiği toplantıdan hemen sonra, Kürtçenin Kuzey Suriye’de eğitim dili olmasına karşı geliştirdiği propaganda ile, “Suriye’de Kürtçe değil, Arapça eğitim olmalı, öyle ki, Suriye’de Kürtlere gerekli olan Arapça ile eğitim diploması almış olmaktır” tezini işlemeye çalıştı. ENKS’nin bu tezini bizzat üstlenen dönemin ENKS başkanı İbrahim Bıro, Türkiye ve Güney Kürdistan’daki televizyonları kanal kanal dolaşarak, halkın Rojava ve Kuzey Suriye’de geliştirilen sisteme karşı çıkmasını salık veriyordu.

ENKS’nin, Türk devletinin anti Kürt tezi kapsamında çalıştığının bir başka kanıtı da Efrîn’in işgalinde üstlendiği rol oldu. Kendisini her ne kadar Kürt bir oluşum olarak gösterse de ENKS yetkililerinin yaptıkları açıklamalar ve içine girdikleri pratikler her geçen gün kendilerinin yalanlayan nitelik taşıyor. Zira ortaya çıkan belgeler Türk devletiyle tescilli ortaklıklarını ifşa ediyor. 

MİT-ENKS 16 kez ortak toplantıda bir araya geliyor

Hewlêr’den ajansımıza bilgi veren güvenilir bir kaynağa göre özellikle Rojava dışında bulunan İbrahim Bıro, Kamuran Haco, Evdilhekim Beşar, Siyamend Haco, Evdılbasit Hemo gibi ENKS yöneticileri 2016 yılından bu yana 16 kez MİT ile Antep, Ankara ve İstanbul’da, 12 kez Hewlêr’de KDP’ye bağlı istihbarat teşkilatı Parastinla,  ABD’li yetkililerle de 4 kez, toplantı gerçekleştirdi. Bu toplantılarda Türk devletinin Musul ve Batufa alanlarında özel eğitilen “Roj peşmergeleri”nin Rojava’ya geçirilmesi özel bir gündem olarak masaya yatırıldı.

Toplantıların sonuçları ENKS merkezine ve Parastin’a rapor edildi

Kaynakların verdiği bilgi ve belgelerin en önemlisi de ENKS yöneticilerinin katıldığı 8 toplantının sonuçlarının KDP istihbaratı Parastin ve ENKS merkezine rapor edilmesi. Raporlara göre toplantılarda en çok temsil Türk devletine ait olurken, katılanların isimleri ise MİT’in Lübnan ve Suriye sorumluları Barış Ulusoy, Burcu Tuncer, Sinan Alhan, Sedat Önal ve Abdulkadir Kara olarak geçiyor.

29 Şubat 2016’da Türkiye cumhurbaşkanlığı Suriye’den sorumlu yetkililer ile Evdilhekîm Beşar ve Kamîran Haco arasında gerçekleşen toplantının sonuçları şu şekilde rapor edilmiş; “Bizden Kürt Ulusal Meclisi olarak, Bağımsız Kürt Birliği (Bu örgüt İstanbul’da Türk yetkililer tarafından kuruldu) toplantısına katılmamızı istediler. Görünen o ki Türklerin onlarla güçlü ve sıcak ilişkileri var. Anladığımız kadarıyla Türkler, bu büyük oluşumla geniş katılımlı bir duyuru ve çok sayıda kişinin hazır bulunmasıyla uluslararası ve bölgesel güçlere bir mesaj vermek istiyor. Hedefleri ise Kürtlerin temsilcisinin PYD değil kendilerinin olduğu ve bizim destekçimiz olduklarını göstermek.

Şartlarına karşılık şunları söyledik; ‘Toplantının yerinin değişmesi ve gidiş-gelişlerimizin rahat olması için Hewlêr’de gerçekleşmesini söyledik. Bu toplantının hazırlıklarını ENKS’nin yapması gerektiğini ve Bağımsız Kürt Birliği ile birlikte organize edeceğini belirttik. Ayrıca toplantıya katılımın geniş çaplı olması gerektiğini, toplantıda sadece iki tarafın olmaması gerektiğini kaydettik. Böylece bu birliğin ENKS kadar olmadığını göstermek istedik.

Türkler toplantı yerinin değişmesinden yana olmadılar. Çünkü toplantının Türkiye’de olması çok önemliydi. Bununla birlikte Türkler hem ilişkiler konseyinin hem de ENKS meclisinin taleplerini yerine getirmek için hazır olduklarını belirttiler.

Türkler, Rojava peşmergelerinin eğitimi için Güney hükümetiyle ilişkide olduklarını söylediler.

Bize ENKS’nin Brüksel’de büro açması için para vereceklerini, Kürt öğrencilerin Türkiye’de okumaları için gerekli koşulları hazırlayacaklarını söylediler.

Biz de Türklere, Güney hükümetiyle irtibat halinde olacağımızı belirttik.”

Türkiye’den, ENKS üyelerine 20 bin dolar

4 Ekim 2016’da yine Evdilhekîm Beşar ve Kamîran Haco, Türk devletinden yetkili aynı kişilerle toplantı yapıyor ve söz konusu toplantının sonuçları şu şekilde rapor ediliyor; “Türklere, Muhalifler Yüksek Konseyi’nin bize gönderdiği mektubu kabul etmediğimizi söyledik. Özellikle birinci maddeyi kabul etmediğimizi belirttik. Çünkü onlar Suriye’nin kimliğini Arap ve İslam olarak belirtmişti.

Türk tarafı bu şeylerin ilerleyen dönemde düzeltileceğini söyledi. Onlarla Muhalefet Yüksek Konseyi’nin anlaşması iyi bir pratik ortaya çıkaracak. Biz de Kürt Meclisi (ENKS) ile muhalifler arasında güven oluşturmak için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Tekrardan Kürt meclisinin Suriye’deki Kürt halkının meşru temsilcisi olduğunu belirttiler. Ve bizden, Kürt meclisi olarak bir heyetimizin Türk başbakanı ya da dışişleri bakanıyla görüşmesini istediler.

Fırat kalkanı operasyonunda amaçlarının DAİŞ’i temizlemek olduğu, böylece PYD’nin Fırat’ın batısına ulaşmasını önlemek olduğunu ve başka bir amaçlarının olmadığını söylediler.

Türklere bize daha önce söyledikleri gibi Suriye’nin kuzey sınırının, özellikle Kürt bölgelerinin Rojava peşmergeleri tarafından kontrol edileceğine inanıp inanmadıklarını sorduk. Bu inançta olduklarını, peşmergenin varlığından ve bölgeye geçmesinden yana olduklarını söylediler.

Türkler, ellerine ulaşan bilgiye göre Suriye rejiminin 2017 başında PYD ile şeklî bir savaşa gireceği ve Hesekê’den çıkacağını ifade ettiler. Bu savaşın amacı, PYD’yi muhalif olarak gösterip Cenevre toplantılarında yer almalarını sağlamak. Bununla birlikte, meclisin kendini koruması için yardım etmeye hazır olduklarını söylediler. 15 ila 100 kişiyi askeri eğitimden geçirebileceklerini belirttiler. Son olarak ENKS üyelerine 20 bin dolar verdiler.”

 ‘Televizyon açma masraflarımızı vereceklerini söylediler’

21 Aralık 2016’da, İstanbul’da düzenlenen toplantıya ENKS adına İbrahim Biro ve Kamîran Haco katıldı. Toplantı raporlarına göre görüşme, Güney Kürdistan hükümetinin talebiyle gerçekleşti ve MİT yöneticileri, ENKS’lilerden televizyon kanalı açmalarını isteyerek masraflarını karşılayacaklarını belirtti. Biro ve Haco, toplantı sonuç raporlarında şu ifadeleri kullandı;

“Türkiye’nin Suriye sorumlusuyla görüşme yaptık ve görüşmemizin Güney hükümetinin isteğiyle olduğunu söyledik.

Güney hükümetine karşı yaklaşımları nasıl ise bize de öyle yaklaşacaklarını belirttiler. Basın yoluyla ENKS’ye ve Rojava peşmergelerine destek olacaklarını, bize maddi yardımda bulunacaklarını söylediler. Televizyon kanalı açmamız için acil bir şekilde projemizi sunmamızı istediler. Yaklaşımları ciddiydi ve biz de onlara yardımcı olacağımızın sözünü verdik. PYD’nin, kendileri için ulusal bir tehlike olduğunu ve izole edilmesi gerektiğini, bunun için de Güney hükümeti ve bizim ortak çalışma yapmamız gerektiğini belirttiler. Bize ENKS’nin, Rojava’nın meşru temsilcisi olduğunu söylediler. Rojava peşmergelerinden bahsettik ancak bir şey demediler.

Anladığımız kadarıyla Türkler, daha çok Rusya’ya ihtimam gösteriyor. Bize, PYD’nin Suriye’nin geleceğinde hiçbir rolü olmaması gerektiğini Rusya’ya söylediklerini belirttiler. 

Son olarak her birimize 20 bin dolar yardım verdiler. Biz de onlara bu meblağdan daha fazlasına ihtiyacımız olduğunu ilettik.”

‘Roj peşmergeleri üzerinden bizi eleştirdiler’

İbrahim Biro ve Kamîran Haco, 24 Temmuz 2017’de yine aynı Türk yetkililerle toplantı gerçekleştirdi. Sonuç raporlarına göre toplantıda Suriye muhalefeti ve Roj peşmergelerinin Rojava’ya geçişi konuları ön plana çıkartıldı ve şunlar belirtildi;

“Toplantıda Türkler bizi eleştirdi ve meclisin bazı yöneticilerinin, Suriye muhalifleriyle yapılan toplantılarda bazen PYD’ye yakın sözler söylediğini belirttiler. Bize, PYD’nin uluslararası alanda yerinin olmasını kabul etmeyeceklerini söylediler.

Türkler PYD’nin Qamişlo, Hewlêr ve Süleymaniye’de bizimle gizli görüşmeler yaptığımızı söylediler. Bunu kabul etmediğimizi, bu bilgilerin yanlış olduğunu söyledik. Türkler, ABD’nin, PYD’nin projelerine destek vermesinden endişe duyduklarını söylediler. Roj peşmergelerinin neden hala Rojava’ya geçmediğini sordular.

Peşmergelerin geçişi konusunda Türklerin umutları büyük oranda kırıldı ama umutlarını kesmeyecekler. Bize televizyon kanalı açacaklarını söylediler. 

Yine toplantıda Türkler bize şikayetlerde bulundu. Muhalefet başkanlığı seçimlerinde kendilerinin Xalid Xoca’yı desteklediğini ve bizim de Riyad’ı desteklediğimizi ve Riyad’ın kazandığını söylediler. Yine, açıklamalarımızda Türkleri eleştirdiğimizi belirttiler.

Bu sebeplerden dolayı Türklerin, Kürt meclisine yaptığı maddi destek kesildi. Türkler, ABD’nin muhaliflere yaptığı destek ve yardımları kestiğini, bunun olumsuz etki yaratacağını söyledi.

Ve bize Güney referandumu için koşulların uygun olmadığını, elimizdeki kazanımları kaybedeceğimizi veya zarar vereceğimizi söylediler.”

‘MİT’e PYD’ye ilişkin belge verdik’

Biro ve Haco, MİT yetkilileri Sedat Önal ve Abdulkerim Kara ile 23 Temmuz 2017 tarihinde KDP ile ilişkileri, Roj peşmergelerinin bölgeye gönderilmesi ve PYD’nin çalışmalarına ilişkin hazırladıkları rapora ilişkin gerçekleştirdikleri toplantının sonuçlarına dikkat çekti. Raporda şunlar belirtiliyor:

“Toplantıda MİT yetkilisi Abdulkadir bize, ‘Son toplantımızdan bu yana siyasi yönetim için çalışma yürüttük. Yine meclisin kurulması ve size destek için çalıştık. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştük, başbakanımıza danıştık ve dışişleri bakanımızın da görüşlerini aldık. Bu görüşmeler neticesinde meclisine destek verme kanaatine vardık. Siyasi, maddi ve basın alanlarında size destek vereceğiz’ dedi.

ENKS olarak PYD’nin uygulamalarına ilişkin Türklere belge verdik. Onlar da bu belgeye ulaştıkları için çok mutlu oldu ve ‘fotoğraf ve videolar daha kullanışlı. Bunları da bulabilirseniz iyi olur’ dediler. Biz de bunlara ulaşabilmek için Hewlêr’deki takip kurumumuzdan Rojava’dan bunları temin etmelerini istedik. Yine Suriye muhalefetinde yer alan arkadaşlardan da varsa bu tarz fotoğraf ve videoları bize göndermelerini istedik. Türklere, ENKS içerisindeki esas partilerin Demokratik Parti ve Birlik Partisi olduğunu (PDKS ve Partiya Yekitî) söyledik. Onlar da ‘Doğrudur. Diğerleri sizden biraz farklı’ dedi.

Türklere, Güney Kürdistan hükümetinin siyasi merci olarak gördüğümüzü, onlardan güç ve destek aldığımızı ve onlardan habersiz hiçbir stratejik karar alamayacağımızı ilettik. Yine bu hükümetin varlığının biz ve onlar arasındaki ilişkileri de kolaylaştırdığını belirttik. Roj peşmergeleri meselesine ilişkin ise, tamamen Güney Kürdistan hükümetine bağlı olmaları ve onlarla da ilişkide olması gerektiğini ifade ettik. Türkler de bu konu ile direkt ilgilenen bir gruplarının olduğunu söyledi. Bu grup da Güney Kürdistan’da bulunuyor. Yine Güney Kürdistan hükümeti ile direkt ilişkileri bulunuyor. Türkler, bizden istedikleri şeylerin daha çok pratik isteyen işler olduğunu ve temel taleplerinin ise Roj peşmergelerinin Rojava’ya geçişi olduğunu aktardı. Bize, Suriye muhalefetinin ENKS’yi iyi tanımadığını söylediler. Türkler, Suriye muhalefeti ile ilişkilerimizi güçlendirmemiz gerektiğini söylediler.

Türkler, Riyad’da gerçekleştirilecek toplantıya dönük tutumumuzun ne olduğunu sordu. Körfez ülkeleri arasındaki çelişkilerin muhalefeti de etkilediğini belirttik. Her iki taraf da muhalefeti kendi kontrolüne almak istiyor. O toplantıda yer almamızın Türkiye’nin desteklediği tarafa yeni bir destek kanalı anlamına geleceğini belirttik. Türkler, bizleri siyasi bir irade olarak kabul etmedikleri için Moskova ve Kahire’deki toplantılardan hoşnut olmadıklarını söyledi. Türkler, ‘Bunlar sizden bazılarını şahsi olarak toplantıya katıyor. Bu da (PYD’yi kastederek) başkalarının bu şekilde bu toplantılarda yer almasının önünü açıyor’ dedi.

Sedat Önal’a daha önceki toplantımızda konuştuğumuz konuları Erdoğan ile paylaşıp paylaşmadığını sorduk. Her şeyi harfi harfine aktardığını söyledi. Sedat, ‘ABD, PYD’ye siyasi destek veriyor. Bunun bir bedeli olabilir’ dedi. Biz de bunun farkında olduğumuzu ifade etti. ABD’nin, PYD’nin Suriye’nin bir parçası olamayacağının farkında olduğunu ve bu yüzden bu dosyanın da Pentagon’un elinden çıkıp Washington’u ilgilendirdiğini belirttik. Bölgede savaş azaldıkça Washington’un da bölgedeki tesiri artacak ve bu PYD’yi rahatsız edecek. ABD, artık Avrupa’dan daha fazla destek görmeye başlayacak. Suriye konusunda Hollanda ve İtalya da harekete geçecek. Bu temelde biz de iyi hazırlanmalıyız. Yine Türklere, Suriye’deki Kürt topraklarının mimar ve mühendislerinin kendileri olduğunu ve bu yüzden kendileriyle çalışmak istediğimizi belirttik. Reqa gibi Arap toprakları için PYD gibi davranmayacağız ve oraları Araplara bırakarak Kürt topraklarına çekileceğiz.

Türklerden ayrıca maddi ve basın alanında destek talebinde bulunduk. Bize, bölgeyi yöneten gücün şu an PYD olduğunu ve bu durumda verilecek maddi desteğin de boşuna olacağını söylediler. Bu desteğin sonuçsuz kalacağını söylediler. Bize Rojava’daki kazanımlarını koruyamayacağımızı çünkü PYD’nin askeri gücünün bulunduğunu söylediler. Biz Roj peşmergelerinden çok umutluyduk. Halen umutluyuz. Biz de ENKS’ye para vermemeleri halinde mevcut kazanımların da yok olacağını belirttik. PYD yönetimi güçlüdür. Bizim de içeride büro açıp üyelerimize maddi destek sunmamız gerekiyor. Sedat da bu söylediklerimizin doğru olduğunu ve kendi aralarında bu konuyu tartışacaklarını söyledi. Sedat ayrıca bir televizyon kurulması için de çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Sedat, televizyon için teknik destek sunacaklarını ancak çalışan kadrolarını bizim ayarlamamız gerektiğini söyledi. Sedat ayrıca bir sonraki görüşmede PYD’nin güçlenip güçlenmediği konusunda kendilerine bilgi vermemizi istedi.

Sedat, ayrıca Arap aşiretlerin hangilerinin PYD’nin yanında durduğunu, hangilerinin karşısında durduğunu ve hangi aşiretlerin bağımsız kaldığına dönük kendilerine acil olarak bilgi vermemizi istedi. Sedat, PYD ve aşiretlerin güçlü ilişki yakaladıklarını duyduklarını söyledi. Sedat’ın konuşmasından MİT’in PYD ile savaşmaları için Arap aşiretlere destek vermek istediğini anladık.

Suriye rejimi her geçen gün güçleniyor. Beşar Esad’ın iktidarda kalması herkesin işine geliyor. Burada ise Suriye’nin tek parça kalacağı ya da bölüneceği soruları ön plana çıktı. Fırat’ın doğusunda Kürt ve Araplar ortak bir yönetim kurabilecek mi yoksa Kürtler kendi topraklarına, Araplar da kendi topraklarına mı hakim olacak?

Sedat, ‘ABD’ye güveniyoruz. Darbenin arkasında ABD’nin olduğunu hissediyoruz. ABD’den YPG’ye karşı pratik adımlar atmasını bekliyoruz. Siz de ABD’ye gittiğinizde Türklerin kendilerinden ciddi adımlar beklediğini aktarın’ dedi.

Sedat son olarak kısa sürede televizyon kurulması ve Riyad’daki toplantıya katılmamız için çalışacaklarını vurguladı.

‘İlişkilerimiz stratejiktir'

Efrîn’in işgal edilmesinin ardından (23 Mart 2018) Haco, Biro ve Hewas Egit (Sadun) Ankara’da Türkiye dışişleri müsteşarı Sedat Önal, dışişleri bakanlığına bağlı Suriye dosyası sorumlusu ve ‘Kaplan’ adlı bir kişi ile bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda ENKS ile Türk devleti arasındaki ilişkiler gündeme alındı. Toplantının sonuçları ise böyle rapor ediliyor:

“ENKS olarak ilişkilerimizin stratejik ve uzun süreli olduğunu Türklere belirttik. Her ne yanlışlık olursa da bu ilişkilerimizin geleceğinde etkili olmayacaktır. Efrîn’de yaşanan ihlaller ve kötü olayların ENKS, ÖSO ve Türkiye üzerinde olumsuz etkiler yarattığını aktardık. Efrîn’in yönetiminin nasıl olacağını ve ENKS’nin buna katılımının ne boyutta olacağını sorduk. Rojava peşmergelerinin az sayıda olsa bile Efrîn’de ilk başta rol oynayıp oynayamayacağını sorduk. Yine Fırat’ın doğusu için görüşlerinin ne olduğunu sorduk.

Efrîn’de şahısların değil ENKS Kürt Meclis iradesinin esas alınmasını söyledik. ÖSO’nun disiplinli olmadığını ve kontrol edilemediğini belirttik. Bu durumun kendilerinin çalışmalarını da etkilediğini dile getirdik.

Devletlerle bütün görüşmelerimizde rolümüzün ve PYD’nin faaliyetlerinin ne olduğunu aktardığımızı Türklere söyledik. 5 yıldır başlayan ilişkilerimize rağmen verdikleri askeri ve maddi sözlerin yerine getirilmediğini, sadece uluslararası alanda Suriye’ye ilişkin konularda desteklendiğimizi belirttik.

Ardından Türklerden imkan varsa Suriye’de yeni anayasa komisyonuna Kürt temsilcilerin de katılmasının sağlanmasını istedik.

Aynı zamanda polisler tarafından ruhsatı olmadığı için kapanan Urfa büromuzun da tekrardan açılmasını istedik.

Türkler bize şunları söyledi: Terörist olmadığınız için meclisini destekledik. Siz Suriyeli Kürtlerin temsilcisiniz. Ancak Efrîn konusundaki açıklamalarınızdan PYD’yi desteklediğiniz mesajı ortaya çıkıyordu. Bu durum eğer Efrîn’in savunması ve halkı içinse ayrı, PYD’yi destekliyorsanız ayrı. Viyana’da da bunları size ilettik. İlişkilerimiz sağlam olmadığı görülüyor. Önümüzde uzun bir gelecek ve ortaklığımızın, ilişkilerimizin devam etmesine ihtiyaç var. Böyle bir ortaklık olmazsa bu durum gelecekteki ilişkilerimize yansıyacaktır.

Avrupa basını ‘Zeytin Dalı’ operasyonunu tahrik ediyor. Şimdiye kadar da Birleşmiş Milletler (BM) Efrîn ve Doğu Guta arasında yaşananlar arasında fark koydu. Guta ve Efrîn aradındaki fark büyük ve netti. Biz sizden konuşmalarınızda teröre destek vermeden Kürtlerden ve Kürtlükten bahsetmenizi istiyoruz. Kürtlerle ilgili endişeleriniz bir aşamaya kadar uygundur ancak üslup ve hitabet tarzınız daha önemlidir. 

Türkler, Efrîn ve Fırat’ın batısı ile doğusu başta olmak üzere Suriye siyasetinde daha iyi misyon yüklenmemizi tavsiye ettiklerini söyledi. Sadece Efrîn değil, Fırat’ın doğusuna da istikrar ve huzur getirmek için çalıştıklarını, burada ENKS meclisini muhtemel ortak olarak gördüklerini ve bu ortaklık çerçevesinde ENKS meclisine rol düştüğünü, destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

Bize şunları söylediler: “PYD ile ilişkilerinizi kesip ciddi olursanız sizi yerel ve meşru bir yönetim olarak görmeye hazırız. Görüşmelerimiz devam ederse size dönük görüşlerimizi daha net belirteceğiz. Anayasa komisyonu için İran ve Rusya ağır hareket ediyor. Rejimden komisyona katılacakların isimleri netleşmedi. Usul olarak De Mistura’nın uygun isimleri belirlemesi gerekiyor. Biz listemizi sunduk. ENKS olarak bir hafta içerisinde isim listenizi göndermenizi bekliyoruz. 5 ile 10 hukukçunun ismini anayasa komisyonuna sunacağız. Rojava peşmergelerinin Efrîn’e girmeleri konusunu tartışacağız.”

‘Türkler ENKS’nin Efrîn açıklamalarından rahatsız oldu’

İbrahim Biro ve Kamiran Haco 11 Mayıs 2018 tarihinde Ankara’da MİT sorumluları Barış Ulusoy, Burcu Tuncer ve Sinan Alhan ile görüştü. Görüşmelerde özellikle ENKS’nin Türk devletine bağlı ÖSO çetelerini terörist olarak tanımladığı açıklamaların durdurulması konusu ele alındı. Biro ve Haco, toplantının sonuçlarını Parastin ve ENKS merkezine şöyle rapor etti:

“Başlangıçta Türk taraflar konuştu ve en çok konuşan da Barış Ulusoy oldu. ENKS meclisinin 28 Nisan’daki açıklamalarından duydukları rahatsızlığı ve tepkilerini dile getirdiler, bu açıklamalardaki üslubun sadece PYD’ye hizmet ettiğini belirttiler. Ancak telefonla Suriye muhaliflerine verdikleri mesajda ise memnuniyetlerini dile getirmişlerdi. Sonuç olarak telefon görüşmesi ve yazılı mesaj da olumlu idi. Israrla PYD’yi destekleyen 28 Nisan’daki gibi açıklamaların yapılmasının ilişkilerimize etkisi olacağını söyledi. ENKS’nin Suriye Kürtlerinin meşru temsilcisi olduğunu dile getirdi.

Barış şöyle sordu; Suriye muhaliflerine gönderdiğiniz meclis üyelerinin tepkisi ve tutumu neydi?

Muhalifler ile telefon üzerinde konuştuğumuz konuları kısaca onlara aktardık. Türklere meclisimiz içinde ve dışında var olan bazı sorunlardan dolayı zorlandığımızı belirttik. PYD’nin üzerimizdeki baskısının azalması için bir şeyler yapmamız gerektiğinin önemine değindik. Onlara şimdiye kadarki görüşmelerimizde meclisimizin güçlendirilmesi ve kendini ispat etmesi için destek sunmadıklarını söyledik. Meclis ve partilerimizin Efrîn’de çalışabilmesi için koşulların oluşturulması talebinde bulunduk. Daha önceki toplantıda talep ettiklerimizi tekrardan istedik. Taleplerimize hala bir yanıt verilmiş değil.

Fırat’ın doğusunu dönük ne planlar yapıldığını sorduk ve bizim bu planları bilmediğimizi ilettik. ABD ile ittifaklarının ne olduğunu, Fırat’ın doğusunun da Efrîn gibi olması durumunda meclisimizin gelecekte hiçbir rolü olmayacağı anlamına geleceği ve bunun da ilişkilerimizi etkileyeceğini belirttik.

Türkler şöyle söyledi; “28 Nisan’daki gibi sert açıklamalarınızın tekrarlanmaması, hiç kimsenin ve hiçbir kurumun bu tarz açıklama yapmasına izin verilmemeli. Aramızda güven ilişkisi oluşturmalıyız. Burada diplomat gibi konuşuyoruz ancak devlet kurumları bu açıklamalardan çok rahatsız. Bu havayı yumuşaklaştırmaya çalışıyoruz. Devlet kurumlarımızın karşısına utanarak çıkıyoruz. PYD’nin sizin üzerinizdeki baskısının büyük olduğunu biliyoruz. Nasıl sizi destekleyebiliriz. Size maddi destek sağlarsak PYD’den kurtulabilir misiniz?”

Desteklerinin bizim için çok iyi olacağını söyledik. Askeri, maddi ve basın-yayın konusunda çok güçlü olan PYD’ye karşı mücadele ettiğimizi ve hala onların karşısında ayakta kalabilmemizin bile bir mucize olduğunu belirttik.

Türklere Güney Kürdistan’daki referanduma ilişkin tutumlarının Güney Kürdistan’la ilişkilerimizi olumsuz etkiler yarattığını belirttik, temel desteğimizi Güney Kürdistan olduğunu söyledik. Türklerle Güney Kürdistan ilişkilerin iyileştirilmesinin meclisin durumuna olumlu etki oluşturacağını bildirdik.

Onlar da bize, Suriye meselesinde sorumluları olduklarını belirttiler ve isteklerimizi not alarak ilgili taraflara ileteceklerini söylediler.”

ANHA


Diğer Haberler