​​​​​​​Erdoğan’ın ‘Neo Osmanlı’ hayali

Suriyeli muhalif Firas Qesas, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler kriterlerine ve uluslararası insan haklarına saygı duymadan, "Neo Osmanlı" projesini yürütmeye çalıştığını söyledi.

Türk devletinin, ‘Neo Osmanlı’ projesi altında Ortadoğu üzerindeki planları devam ederken, özellikle Suriye ve Irak üzerindeki saldırıları artıyor.

Neo Osmanlı projesi, Ortadoğu zenginlikleri için tehlikeli tehdit oluşturuyor. Projenin amacı, halkın mallarını yağmalamak ve komşu devletleri işgal etmenin yanı sıra Osmanlı hayallerini canlandırmaya çalışmak.

Suriyeli muhtelif ve Suriye Çağdaş ve Demokrat Partisi lideri Firas Qesas bu konular çerçevesinde sorduğumuz soruları ANHA için yanıtladı.

Osmanlı projesinin gerçeği nedir?

Neo Osmanlı projesi, AKP hükümetinin Birinci Dünya Savaşı'nın bitiminden önce var olan Osmanlı İmparatorluğu'nu canlandırmayı amaçlayan stratejik politikasının merkezinde yer alıyor.

Bu proje, Osmanlı devletinin çöküşüne yol açan jeopolitik gerçekleri dikkate almıyor. Bu gerçekleri kendi lehlerine kullanmaya ve daha önce Osmanlı devletinin bir parçası olan devletler üzerindeki Türk egemenliğine alternatif aramaya çalışıyorlar.

Osmanlı hayali kendi içindeki derin ilişkilerden kaynaklı Uluslararası sistemin etrafında coğrafi gerçekleri yansıtıyor. Etrafında döndüğü modern ulus-devleti mekanizmasında ve bileşiminde en önemli yapı olarak görmüyor. Bu durum, BM standartlarının ve uluslararası hukukun tehlikeli bir ihlalidir olarak görünüyor.

Neo Osmanlıcılık kavramı nereden geldi?

Yeni Osmanlı İmparatorluğu, nostalji kavramına (geçmişi unutma) dayanır ve siyasi kuruntuları pekiştiriyor. Türk devletinin mevcut durumunu ikna etmeyen siyasi sınıfın güçlü bir altyapısını ve bilgi birikimini inşa etme arayışıdır. Bilimsel değerlere ve modern demokrasiye de inanmaz. Geçmişinde büyük bir öneme sahiptir.

20 yıldır Türkiye'deki siyasi durumu kontrol eden AKP ve Erdoğan, bu Türk siyasi vizyonunun ana kahramanlarıdır. BM kriterlerine ve insan haklarının uluslararası meşruiyetine bakmadan, halklarının ve ülkelerinin çıkarlarına bakmadan hedeflerine ulaşmak için her şeyi yapmaya hazırlar.

Neo Osmanlı İmparatorluğu ekonomik üstünlük açısından ne anlama geliyor?

Mali üstünlük açısından Neo Osmanlı projesi, uluslararası sınırları değiştirmeyi amaçlıyor. I. Dünya Savaşı'ndan sonraki tüm uluslararası anlaşmaları ortadan kaldırıp, özellikle 1923 Lozan Antlaşması maddelerini yok sayıp statükoya geri döndürmek istiyor. Türkiye'nin Mısır, Sudan, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün'de gördüğü devlet hakimiyetini yeniden elde etmek istiyor. Bulgaristan ve Yunanistan ile sınırlarını belirlemeye zorlanması ve  Boğazların uluslararası trafiğe açık olduğu kabul edilir. Türkiye üzerinden herhangi bir vergi almaz.

Erdoğan, egemenliğini genişletmeye, uluslararası standartları, dünya gerçeklerini ve uluslararası toplumu baltalamaya çalışarak bu maddeleri yok etmek istiyor.

Neo Osmanlı projesinin ittihat terakki ile ilişkisi nedir?

Yeni Osmanlı'nın ittihat terakki grubuyla ilişkisi, milliyetçilik ve radikal İslam  hedeflerine ulaşmak için dış ve iç krizlerle karşılaşabilecek temel bir hazırlık vardır.

Aynı zamanda sadece Ortadoğu ve Avrupa için değil, bilim, statü gibi belirli konularda ideolojik ve sosyal kazanımları olan Türk devleti ve siyasi camiası için de bir tehdit oluşturmaktadır. İktidarın yayılması ve seçimler ve modern değerlerle ilgili bazı demokratik çizgiler gibi vardır.

Bu politikalar tarih boyunca nasıl gelişti?

Başından beri Yeni Osmanlı hayallerini ana hedef olarak gören işgalci Türk devletinin politikası birçok aşamadan geçmiştir. Bölgeye bir açılım oluşturmuş ve sorunları çözülmüş, iç sorunları ortadan kaldırmaya çalışmış ve kararlılığını sürdürmüştür. Türkiye'deki siyasi değerlere, özellikle Atatürk'e karşı mücadele etmiştir. Ayrıca ekonomik kazanımlarını artırmak ve çevresini dış ve iç desteklerle güçlendirmek istedi. Ancak amacına ulaştıktan sonra Neo Osmanlı’nın gerçek yüzü ortaya çıktı.

Erdoğan'ın, Birinci Dünya Savaşı'nda karşılaştığı yenilgi zihniyetinden kurtulamadığı ortaya çıktı. Önder ve ulusal siyasetçi Abdullah Öcalan'ın başlattığı müzakereler reddedilerek, Türk yasal ve dini kurumlarının örgütlenmesini değiştirdi ve kadınların kazanımlarını baltaladı. Ayrıca Türkiye'nin siyasi sistemini parlamenter sistemden başkanlık sistemine dönüştürdü.

Suriye krizi bağlamında Türk devleti, Suriye halkının faşizme karşı iradesini desteklemek yerine siyasal İslam güçlerini desteklemiştir. Her halükarda savaş, Özerk Yönetim ve onun demokratik güçlerinin deneyimini temsil ederek, Suriye devriminin kazanımlarını temsil ediyordu. Özerk Yönetim ve güçleri, Suriye'nin birliğine, ülkenin çeşitliliğine ve demokratikleşmesine inanıyor.

Özerk Yönetim’in kazanımlarına düşmanlık Suriye topraklarını işgal etmesi Türk devlet politikasının temel amacıdır.

Sonunda Türk devletinin ve Erdoğan'ın gerçek yüzü ortaya çıktı. Erdoğan'ın içeride pek çok şeyi kendine göre düzenledi. Bu durum siyasi ve sosyal oyunun temellerini değiştirmesinden ve bölgedeki birçok devlete müdahale etme Suriye'nin birçok alanını işgal etme fırsatı vermesinden sonra da oldu.

Erdoğan'ın ana politikası, kendi hegemonyasını dayatmak, bölgeyi işgal etmek, uluslararası normları ve yasaları ihlal etmektir. Böylece bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışı baltalamak isteyen yeni Osmanlı projesi rahatlıkla can bulacaktır.

ANHA

Haberin Röportajını Oku

Diğer Haberler