Erdoğan’ın ‘selefi kemer’ hayali

Türk devleti ve çetelerinin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarının altında yatan temel amaç, 1962’de Suriye rejimi tarafından bölgeyi Kürtsüzleştirmek için oluşturulan ‘Arap Kemeri’nin devamı. Erdoğan ve çeteleri ‘Türk selefi kemeri’ ile adım adım yeni bir demografik değişimi hedefliyor.

9 Ekim’de başlayan Türk devleti ve çetelerinin saldırılarının asıl hedefi, bölgenin demografik yapısını değiştirmek. Erdoğan rejiminin Kuzey ve Doğu Suriye’yi işgal süreci ve Trump yönetiminin bölgeden ABD askerlerini çekme kararı Kürtler ve Kürtlerle birlikte mücadele yürüten Araplar, Ermeniler ve Süryaniler için bir etnik temizlik, soykırım tehlikesini açığa çıkardı.

Kuzey ve Doğu Suriye’de bir “selefi kemeri” kurmak amacıyla yapılan obüs, top ve hava saldırıları sonucu, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) verilerine göre 14 Ekim itibariyle en az 128 sivil şehit düştü. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Ciwan Mustafa, 5 gün kuşatmada kalan Serêkaniyê’ye yönelik saldırılarda 22’si çocuk 235 sivilin şehit düştüğünü, 677 sivilin de yaralandığını açıkladı.

BM’ye göre saldırıların başladığı ilk 3 gün içinde 200 bine yakın sivil evlerini terk etti. İşgal saldırıları devam ettikçe iç-dış göç ve buna bağlı olarak mevcut insani krizin daha da büyüyeceği yönünde endişeler artıyor.

Ayrıca Erdoğan rejimine bağlı ‘Suriye Milli Ordusu’ adıyla  bir araya getirilen çetelerin savaş suçu işledikleri, sivilleri esir aldıkları ve savaşçıları infaz ettikleri görüntüler sosyal medyada yayınlandı. Savaş suçlarının belgesi niteliğindeki söz konusu görüntüler, uluslararası kamuoyunda Türk devletinin Kürtlere yönelik etnik temizlik ve katliamları olarak yansıdı.

Suriye iç savaşının başladığı günden bu yana yeni Osmanlı hayalleriyle hareket eden Erdoğan rejiminin bölgede yapmak istediği etnik temizlik, uluslararası güçlerin de desteği ile 9 Ekim’de başlamıştı.

Bölgedeki bu gelişmeler ve Erdoğan’ın söylemleri, Rojava bölgesinin Suriye rejimi tarafından demografik yapısının değiştirilmesi için 57 yıl önce başlayan ‘Arap Kemeri’ projesinin Erdoğan tarafından güncellenip ‘Türk selefi kemeri’ne dönüştürülmek istendiğine işaret ediyor.

Suriye rejimi 5 Ekim 1962’de Rojava’da nüfus sayımı yaparak, 1945'ten önce Suriye'de olduğunu ispat etmeyen Kürtler 'ecanib' (yabancılar) sayıldı. Sayıma katılmayanlar da 'maktumin' (kayıt dışı) olarak kaydedildi. Bu şekilde 120 bin Kürt, vatandaşlık hakkından mahrum bırakıldı.

1969'da toprak reformu çerçevesinde Suriye genelinde 1 milyon 374 bin hektar arazi kamulaştırılırken uygulamadan en fazla Kürt bölgeleri etkilendi. Serêkaniyê'den Dêrik’e kadar 280 kilometrelik şeritte, 10-15 km derinliğinde bir alanda 332 köyde yaşayan 140 bin Kürt'ün bölgeden çıkarılması ve yerlerine Arapların yerleştirilmesi öngörülmüştü.

Tebqa Barajı'nın inşasının ardından 1973'ten 1975'e kadar söz konusu şeritte 41 model çiftlik (köy) inşa edildi. Reqa taraflarında da 15 köy kuruldu.

Toprakları baraj sularının altında kalan 4 bin Arap aile bu iki bölgedeki çiftliklere yerleştirildi. Çiftliklerden her birinde 150-200 ev bulunuyordu. Halep, Minbic ve Bab'da sulama projeleriyle yerinden olan Araplar da ev, silah, tohum ve gübre yardımları eşliğinde Cizre bölgesine yerleşmeye teşvik edildi.

Cizre bölgesine yerleştirilen Arap ailelerin toplam sayısı 7 bini buldu. Cizre’yi Araplaştırma planı Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından 1976'da durduruldu.

‘Arap Kemeri’nin yerine ‘Türk selefi kemeri’ni oluşturmak için Suriye’deki iç savaşla birlikte emperyal hayaller kuran Türk devleti ve Erdoğan, arkasına aldığı çetelerle bu bölgedeki demografik yapıyı değiştirme ve işgal amacını her fırsatta dile getirdi.

Türk devletinin Kürtlere yönelik etnik temizlik komplosunun başlangıç tarihi 9 Ekim 1998’e dayanıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkış tarihi olan 9 Ekim’de işgal saldırılarının Türk devleti tarafından başlatılması tesadüfen seçilmiş bir tarih değil. Öcalan, avukatları ile yaptığı görüşmelerde defalarca; “Türk devleti uluslararası güçlerle anlaşarak komployu başlattı, ben bu komployu boşa çıkarmaya çalıştım. Ama komplo tüm Kürtler için devam ediyor” uyarısında bulunmuştu.

Ağustos 2016’ta ‘Fırat Kalkanı’ adıyla Suriye topraklarına yönelik başlattığı ilk işgal girişimi bu etnik temizliğin ilk adımıydı. Şehba hattında, Cerablus-Bab hattını DAİŞ ortaklığında savaşsız teslim aldı. Yüzde 60’ı Kürt, yüzde 5’i Hıristiyan olan bölgede, Kürt nüfusun büyük bir bölümünün göçe zorlandığı biliniyor.

İkinci aşamada ise bu kez Efrîn’e yönelik ‘Zeytin Dalı’ adı altında 20 Ocak 2018 günü Türk işgal güçleri ve çeteleri, Efrin’e işgal saldırısı başlattı. Yüzde 80’i Kürt olan Efrin’de işgalle birlikte kentteki Kürt ve diğer halkların büyük bir çoğunluğu göç etmek zorunda kaldı. İşgal sonrası Türk devletinin bölgede açtığı Türkçe okullar asıl amacın ne olduğunu açık bir şekilde gösteriyordu.

Son olarak BM Genel Kurulunda, elinde Kuzey ve Doğu Suriye haritası ile işgal ve etnik temizlik bölgesini tüm dünyaya duyuran Erdoğan, bölgede Minbic dahil Fırat'tan Güney Kürdistan sınırına kadar uzanan 32 kilometre derinliğindeki bölgede 5 bin nüfuslu 140 adet köy ile 30 bin nüfuslu 10 ilçe yapacağını söyledi.

9 Ekim itibari ile başlayan işgal saldırılarında adım adım Kürtlere ve bölgedeki halklara yönelik etnik temizliğine BM dahil tüm uluslararası güçleri dahil etti.

İşte Erdoğan rejiminin ‘Türk selefi kemeri’ oluşturmak ve etnik temizlik yapmak istediği Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinden bazılarının nüfus dağılımı şöyle;

Serêkaniyê (Ras'ul Ayn): Serekaniye'nin yüzde 60’a yakını Kürtler, yüzde 35 civarı Araplardan oluşmakta. Kentte Ermeni, Süryani ve 19'uncu yüzyılda Kafkasya'dan sürülmüş Çeçenler de yaşıyor.

Girê Spi (Tel Abyad): Nüfusu yaklaşık 100 bin civarında olan kentte Kürtler ve Arapların oranı eşit. Yüzde 10-15 civarı Türkmenler ve az sayıda Ermeni’de kentte yaşıyor.

Dirbesiyê: Nüfusunun çoğunluğu Kürtlerden oluşuyor. Arap kemeri sonrası bölgeye yerleştirilen Arap nüfusu ve Ermeniler de kentte yaşıyor.

Kobanê: Yüzde 90’ı Kürtlerden oluşan kentte Araplar ve Ermeniler de yaşıyor.

Qamişlo: Cizre bölgesinin en önemli merkezlerinden biri olan kentin nüfusu 500 binden fazla. Nüfusunun yüzde 62'si Kürt, yüzde 33'ü Arap ve Hıristiyanlardan oluşuyor.

Amûdê: Yüzde 90’ını Kürtlerin oluşturduğu kentte Araplar ve Süryaniler de yaşıyor.

Dêrik: Kürtlerin çoğunlukta olduğu Derik’te, Süryaniler ve Arapların yanı sıra az sayıda Ermeni bulunuyor.

Rakamlar neden değişken?

Nüfus dağılımında 2004 rakamları bugünü yansıtmakta yetersiz. Özellikle Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bünyesinde oluşan istikrar nedeniyle ülkenin diğer yerlerinde göç eden yüzbinlerce insan bu bölgelere yerleşti.


Diğer Haberler