Eski yanlışlar üzerine kurulan anayasa komitesi başarılı olur mu?

Suriye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana yapılan tüm anayasalarda ülkedeki tüm halk bileşenlerinin hakları yer almadı. Tekçi zihniyet, farklı halk ve inançlara dönük saldırıları ile demokratik bir ülkenin yaratılmasına engel oluşturdu. Suriye halk devrimi ile birlikte 1973 anayasasına mı dönülecek ya da sorunlar büyüyecek mi?

Birinci Dünya Savaşı’nın (11 Kasım 1918) sonlanmasının ardından Osmanlı imparatorluğunun bölgedeki işgali sona erdi. Suriye, 8 Mart 1920 tarihinde Genel Suriye Kongresini düzenledi ve bağımsızlığını ilan etti. O dönem Fransa’nın hakimiyeti altında bulunan Suriye Krallığı Federal Anayasası oluşturuldu. Devlet sisteminde o dönem yaşanan değişimlerle, Suriye Krallığı, Suriye Birliği oldu. Ardından Suriye devleti oldu ve 1925’te Şam ve Halep’i de kendi topraklarına kattı.

Halklar yönetti

Kürtler, 1924 yılında Suriye’nin Kuzey ve Doğusundaki bölgelerde bir Kürt devleti oluşturmak istedi. Türk devleti bu dönemde de Kürt ulus hakkının tanınmaması için Fransa’ya baskı uyguluyordu. Fırat’ın doğusundan Dêrik’e kadar olan bölge Fransa’ya ait belgelerde ‘Menqar El-Beta’ adıyla tanımlanıyordu. Bu bölge 1929’daki sınır anlaşmasına kadar, Kürt, Arap ve Süryani halklar tarafından yönetiliyordu. 1933 yılına kadar Türkiye ile Suriye arasındaki sınır sürekli değişiyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinin ardından bağımsızlık ayaklanması başladı ve 1946 yılında Suriye, genel olarak bağımsızlığını ilan etti. Suriye’deki tüm halk bileşenleri bu başkaldırıya dahil oldu. 1946 ile 1970 yıllara arasında ise ülkede art arda darbeler yaşandı.

Suriye anayasaları.. 1920 anayasası

Genel Suriye Kongresi, 8 Mart 1920’de “Suriye bağımsızlığı” ile Suriye Arap Krallığı ilan edildi ve kralı Faysal Ewel kral seçildi. Ancak ilan edilen krallık uluslararası taraflarca kabul görmedi. Bunun üzerine Kongre, anayasa hazırlanması için Haşim El Atassi liderliğinde bir komite kurdu. 12 bölümden oluşan anayasada, 147 madde yer alıyordu. Bu anayasadaki en önemli maddesi ise “Suriye parlamentosu sivil bir krallıktır, başkenti Şam ve dini İslam’dır” maddesi oldu.

Anayasada, ülkenin adem-i merkeziyetçi bir sistemle yönetilmesi ve her kantonun kendi parlamenter meclisini oluşturması, kendi özel hükümetini belirlemesi, kendi yargısını kurması ve kral tarafından görevlendirilmesi gerektiği belirtiliyordu. Ayrıca anayasada, ülkenin iç işlerine ve iradesine kimsenin karışmaması, genel konulardan merkezi hükümetin sorumlu olduğu yazılıyordu.

28 Temmuz 1922 tarihinde Suriye Birliği’nin Temel Anayasası oluşturuldu ve bu anayasanın kantonların birliği olduğu ve devletleri Şam, Halep ve Elewi olarak belirtildi. Suriye Birliği Meclisi’nde yapılan değişiklikle, 15 üye tarafından yönetilen Yüksek Anayasa İktidarı kuruldu. Her üç kantonun 5’er üye verdiği Yüksek Anayasa, 1 yıl görev süresi olan birlik başkanını seçiyordu. Değişiklikle Birlik Başkanının meclis onayı olmadan karar veremeyeceği, önerilerin her üç federal kantona gönderileceği ve değerlendirip onaylanması gerektiği kaydedildi. Birlik meclisinin, devletin genel bütçesi ile ceza yasasının belirlenmesinde payı olduğu da belirtildi.

1928 anayasası

14 Şubat 1928 tarihinde Tacüddin el Hasani devlet başkanı olarak göreve getirildi. El Hasani, Kurucu Meclisin belirlenmesi için çağrıda bulundu ve Nisan 1928’de seçimler yapıldı. Meclis ilk toplantısını 9 Mayıs 1928’te yaptı. Meclis başkanı Haşim Atassi, yardımcıları da Fewzî El-Xezî ve Fetullah Asyon seçildi.

9 Haziran 1928 tarihinde de İbrahim Henano liderliğindeki anayasa komitesi belirlendi. Komite tarafından yapılan 15 toplantının ardından 11 Ağustos 1928’de anayasa yazıldı ve kurulda onaylandı. Anayasa ile Suriye’de parlamenter sisteme geçilirken, başkentin Şam ve dininin İslam olduğu belirtildi. Suriye’nin Osmanlı devletinden ayrı ve parçalanmayacak bir siyasi ülke olduğu yazıldı.

1939 yılında Atassi’nin istifa etmesi ve 1941 yılına kadar devam eden İkinci Dünya Savaşı sebebiyle komitenin çalışmaları durdu. Seçimler yapılmadan Tacüddin El Hasani cumhurbaşkanı oldu. 1943 yılında seçimler yapıldı. Ulusal Blok (Ulusal Parti) seçimi kazandı ve Şükrü El Kuvvetli cumhurbaşkanı oldu. 1947 ve 1948 yıllarından anayasa tekrar değiştirildi ve Şükrü El Kuvvetli yeniden cumhurbaşkanı oldu. Hüsnü El Zaim 30 Mart 1949 yılında Şükrü El Kuvvetli hükümetine dönük darbe gerçekleştirdi ve anayasa çalışmaları durdu. Sami El Hinnawi de 1949 yılında Hüsnü El Zaim’e dönük bir darbe gerçekleştirdi ve ülkenin yeni anayasası için Kuruluş Meclisi oluşturuldu.

1950 Anayasası

1950 yılında ülkede “Bağımsız anayasa” adıyla da bilinen yeni bir anayasa oluşturuldu. 28 Ocak 1949’da oluşturulan anayasa komitesi, 15 Nisan 1950 yılında çalışmalarını tamamladı. 5 Eylül 1950 anayasa resmi olarak yürürlüğe girdi.

117 maddenin yer aldığı anayasa taslağı için yapılan tartışmalar sonucu içeriği dışarıya açıklanmayan 11 madde kaldırıldı. Anayasa taslağı en sonunda 166 madde olarak hazırlandı. Anayasada ülkenin İslam devleti olduğu ve resmi dilinin Arapça olduğu belirtildi. Bu anaya ile birlikte vatandaşlık sistemi ayaklar altına alındı ve kültür ve diller hedef alındı.

Anayasada ayrıca Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri de arttırıldı.

1950 anayasasındaki hukuk maddeleri geliştirildi ve 28 yeni madde eklendi. Bu maddelerden biri de hak ve özgürlüklerle alakalıydı. Darbe ile başkanlık görevine gelen Edib bin Hasan el-Çiçekli döneminde anayasa durduruldu. Suriye’nin Arap Cumhuriyeti’nin bir parçası olduğu 1958-1961 yılları arasında Arap Birliği Başkanı Cemal Abdülnasır tarafından geçici anayasa hazırlandı ve yürürlüğe girdi.

Parçalanmayla birlikte eski anayasa tekrardan yürürlüğe girdi. Ancak bu anayasada yapılan değişikliklerle Suriye Cumhuriyeti, Suriye Arap Cumhuriyeti (1963 yılına kadar) oldu ve ardından Baas Partisi darbe gerçekleştirdi.

1973 Anayasası

1963 darbesiyle birlikte Baas grupları 8 Mart’ta askeri darbe gerçekleştirdi. Bununla birlikte anayasa kaldırıldı ve yerine iktidar kendi yönetimi ve yargısını oluşturdu. Olağanüstü hal ilan edildi. İlk darbe 1966 yılında, ikinci darbede 1970 yılında Teshihi Hareketi tarafından gerçekleşti. 1973 yılında ülkede yeni anayasa oluşturuldu. Teshihi Hareketi Hafız Esad’ı iktidara götürdü. Baas Partisi’nin sistemi olan anayasa bugünkü iktidara kadar uygulandı.

Ardından Muhammed Fadıl liderliğinde “ülkenin daimi anayasası” adıyla bir komite oluşturuldu. 12 Mart’ta düzenlenen referandum sonrası 13 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ilan edildi. Baas partisinin fikirleri devlet üzerinde baskınlaştırıldı. Baas döneminde siyasi pratiği sonlandırılan çok sayıda yasa ilan edildi. Bunlardan biride 1969 yılında çıkan olağanüstü yasada yer alan yürüyüş ve gösteri yasağı oldu. 1950 anayasasında bu madde bulunmuyordu. Baas döneminde kararnameler ile sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması meşru görülmeye ve devlet güvenliğine ilişkin yargılanmalar yapılmaya başladı. 1980 yılında ise idam kararı getirildi.

2012 Anayasası

Suriye’de Baas rejimine karşı 2011 yılında başlayan halk ayaklanmalarında bölgedeki tüm halk ve etnik yapıların özgürlüğü ve hakları için çağrılar yapıldı. Krizle birlikte ülkenin tamamı talan edildi, binlerce sivil katledildi ve yaralandı. Milyonlarca kişi bölgeden göç etmek zorunda kaldı. Yine bölgesel ve uluslararası devletler, halkları birbirine düşürmek için planlar yaptı.

Beşar Esad, 15 Ekim 2011’de yeni anayasanın yazılması için kararname yayınladı.  Bu anayasa da 1973 anayasası gibi oldu. Anayasa komitesi, partisi temsilcileri, hukukçular ve bağımsız üyelerinin de olduğu 29 üyeden oluştu. Anayasa komitesi, 15 Şubat 2012 tarihinde anayasa taslağını Esad’a teslim etti. Ardından Esad bir kararname yayınlayarak, 26 Şubat’ta referanduma gidilmesi için çağrıda bulundu.

Suriye İçişleri Bakanlığı’na göre halkın %57’si referanduma katıldı ve katılanların %89,4’ü destek verdi. Bir gün sonra (27 Şubat) yeni anayasaya göre hareket edilmesi için bir kararname yayınlandı.

Halk talepleri dinlenmedi

Yayınlanan kararnamede anayasanın olduğu gibi kalması ve temel değişikliklerin olmaması belirtildi. Eleştirmenler anayasanın Baas rejiminin ölçülerine göre hazırlandığını belirtti. Bu anayasaya Suriye’deki tüm halk birleşenleri dahil edilmediği gibi ülke yönetimine ilişkin de değişikliğe gidilmedi. Bununla birlikte devrim çağrıları, halk ayaklanmaları ve Adem-i Merkeziyetçi ve Demokratik bir Suriye talebi kulak ardı edildi.

‘Anayasa halkın taleplerini yansıtmalıdır’

Hukuk uzmanı Seve İzoli, 1920, 1973 ve 2012 anayasalarına ilişkin şunları söyledi: “Bilinmelidir ki uluslararası hukuka göre tek bir anayasa şekli veya anayasa içeriğini hazırlama yöntemi yoktur. Çünkü anayasa, ülkelerin bağımsızlığının sembolüdür. Her ülkenin kendi anayasasını özgür ve dış müdahalelere maruz kalmadan hazırlamaya hakkı vardır. Ancak anayasanın demokrasi temeline dayalı olması ve belirli prensiplere uygun olması gerekir. En önemlisi de anayasanın halkların özgürlüklerini ve taleplerini temsil etmesidir. Anayasa halkın özgürlüklerini ve haklarını uluslararası hukuk ve sözleşmelere uygun bir şekilde güvence altına almalıdır.”

Astana… Rusya tarafından önerilen anayasa

Suriye krizine ilişkin Suriye halkları ve Suriye kriziyle ilişkisi olmayan taraflarca birtakım toplantılar yapıldı. Rusya, halkların görüşlerinin yer almadığı bir anayasayı kendince hazırladı. Bu da 2017 yılında Rusya, İran ve Türkiye arasında yapılan Astana görüşmeleriyle başladı.

Rusya tarafından yapılan anayasa taslağının, 12 Aralık 1993’deki Sovyetler Birliği anayasasına benzediği ortaya çıktı. Anayasa taslağı Rusya’nın çıkarları ve hakimiyetine göre hazırlandı. Fakat diyalog ve görüşmelerde herhangi bir sonuç alınamadı. Suriye rejimi ve muhalifler, Astana ve Soçi görüşmelerinde hazırlanan anayasa taslağını reddetti.

‘Anayasa uluslararası hukuk ve insan hakları ilkelerine göre olmalıdır’

Paris’teki hukuk uzmanı Seve İzoli, uluslararası kanunlara göre anayasanın oluşturulmasına ilişkin “Hiç şüphesiz ki Suriye’yi bu zamana kadar yöneten anayasalar demokrasiye ve uluslararası hukuka aykırıydı. Anayasanın demokratik ve meşru olması için hazırlanış şeklinin de demokratik olması gerekir. Anayasanın içeriği uluslararası hukuk ve sözleşmelerde geçen temel insan haklarına ilkelerine uygun olması gerekir. Bu nedenle komitenin esas alması gereken şey halkların iradesini esas almaktır. Yine komite bağımsız olmalı ve halkı esas almalıdır. Komite aynı zamanda bütün kesimleri temsil etmeli ve taleplerini yerine getirmelidir” dedi.

Oluşturulan anayasa komitesinin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına göre olmadığı eleştirisi yapılıyor.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin anayasa önerileri

Özerk Yönetim toplantısında, Demokratik Suriye Meclisi (MSD) ile Özerk Yönetim’in tüm halk ve inançların demokratik bir şekilde anayasa komitesine dahil edilmesi gerektiği önerisinde bulunduğu belirtildi.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) 28 Nisan 2013 yılında bir toplantı düzenlenmesi çağrısı yaptı. Demokratik Özerk Yönetimi’nin toplumsal sözleşmesinin yazılması için Rojava ve Kuzey Suriye bölgelerinden 48 akademisyen toplantıya katıldı. Toplantıda toplumsal sözleşmesi formu komitesi, gözlem komitesi ve basın komitesi oluşturuldu. Toplumsal sözleşme formu komitesi, 24 Temmuz 2013’de çalışmalarını tamamladı.

Toplumsal Sözleşme, çok renkli, demokratik ve adem-i merkeziyetçi bir Suriye çağrısı yapıyor. Sözleşmede ayrıca, çok renkli bir ortak yaşamın oluşturulması, özsavunma ve meşru savunma sisteminin kurulması ve anadilde eğitim için siyasi ve ahlaki bir metodun izlenmesi gerektiği belirtiliyor.

BM’nin kuruluşunu ilan ettiği ve Özerk Yönetim temsilcilerinin yer almadığı 150 kişiden oluşan anayasa komitesine ilişkin konuşan MSD Eşbaşkanlık Kurulu üyesi Sîhanok Dîbo, “Suriye krizine çözümüne ilişkin yaratıcı diyaloglar diyalektiği takip edilmelidir. Çünkü temel kriz siyasidir. Bunun gerçekleşmesi ile Suriye’deki tüm halk ve inançların katıldığı bir Suriye inşa edilir” dedi. Anayasa Komitesi’nde yer alan isimlerin anayasa ile hiçbir ilişkilerinin bulunmadığını görüleceğini vurgulayan Dîbo, “Bu isimler, bölge ve uluslararası devletlerin siyasi krizdeki yönelimleri arttırıyor. Bu plan kabul edilemez. ‘Garantörler’ başarı sağlamayacak. Çünkü bu komitenin ilk adımlar dahi başarısız olacağının göstergesidir” ifadelerini kullandı.

Sonuç

Suriye rejiminin dayatmaları ve görüşleri çerçevesinde yapılan anayasalar, beraberinde darbeler, iç krizler getirdi. Hakların tüm talep ve hakları hep görmezden gelindi. Bunun başlıca nedenlerinden biri de halkların ülkenin geleceğine dönük yapılan çalışmalara dahil edilmemesi ve halk iradesinin kulak ardı edilmesidir.

Eski yanlışlardan ders çıkarılmadığı müddetçe kriz derinleşecektir. Suriye halklarının demokratik ve hakların garanti altına aldığı yeni bir anayasa oluşturamaması, ülkeyi yeni krizlerin beklediğinin göstergesidir. Şu an Suriye anayasa formunun belirlenmesi için yeni bir şanstır. Bu da demokratik bir Suriye’nin oluşturulmasının engellenmesi ile sonuçlanmamalıdır.

(sa/eyl)

ANHA


Diğer Haberler