Eyn Îsa kampından kaçan DAİŞ’liler nerede?

İşgalci Türk devleti ve ona bağlı olan sözde Suriye Milli Ordusu (SMO) çeteleri 9 Ekim günü Kuzey Doğu Suriye’ye işgal saldırıları başlattı. 

İşgalci Türk devleti ve ona bağlı olan sözde Suriye Milli Ordusu (SMO) çeteleri 9 Ekim günü Kuzey Doğu Suriye’ye işgal saldırıları başlattı.  Saldırıların ilk hedefi olan kentler, Girê Spî ve Serêkaniyê’ydi. Cizrê ve Fırat bölgesi arasında bulunan her iki kentin işgal edilmesiyle, Kuzey Doğu Suriye’nin Cizrê ve Fırat bölgesi ayrıştırılacak, Cizrê bölgesinden Fırat bölgesine ardından Halep’e kadar uzanan ve M4 karayolu olarak da bilinen uluslararası kara yolu kontrol altına alınacaktı.

Türk ordusu bu bölgeleri işgal ederken işbirliği yaptığı çete güçlerine Suriye Milli Ordusu (SMO) adını vermişti. Bu askeri yapının ezici çoğunluğu Suriye’deki iç savaşta DAİŞ ve uzantılı örgütlerde yer almış unsurlardı. Nitekim bu güçlerin Rojava işgalinde yaptıkları açıklama ve uygulamalar, söylem ve pratiklerin hepsi DAİŞ’in sadece kılık değiştirip NATO ülkesi olan Türkiye’nin üniforması ve koruması altına girmiş olduğunu gösteriyordu.

Türkiye DAİŞ ve uzantılarından oluşturduğu bir orduyla Rojava Kürdistan’ını işgal ediyor, DAİŞ’ten yeni isimler altında devşirdiği bu çete yapılarına Kürdistan topraklarını vadediyordu. 9 Ekim saldırıları başladığı günden bu yana SMO adlı çetelerin saldırılarının tek motivasyonunun bu topraklar olmadığı anlaşılacaktı. ‘Hilafet sürüyor!’ sloganlarıyla işgale yürüyen çetelerin ve gerçek anlamda işgalci TC’nin hedefinde Rojava’nın çeşitli bölgelerinde tutuklu bulanan DAİŞ’lilerin ve kamplarda bulunan ailelerinin “kurtarılması” vardı. Bu gerçek Eyn İsa kampında kalan DAİŞ’li kadınlar tarafından da biliniyor. Gerçek olan ise, bu işgal yeniden hilafet için bir kurtuluş umudu olarak addediliyordu. Bu yüzden 9 Ekim’de operasyonun başlamasıyla birlikte Eyn İsa kampındaki olaylar durulmadı. Önce DAİŞ’li kadınların isyanları, defalarca kaçma girişimleri, kampı yakma çabaları, sonuçta 13 ekim günü yüzlerce aile firar etmeyi başardı.

Neden Eyn İsa?

Eyn Isa işte tam da Cizrê ve Fırat bölgelerini birbirine bağlayan stratejik M4 yolunun geçtiği güzergahta bulunuyor. Bu iki bölgenin bağlantısını koparmak için 9 Ekim günü başlayan işgal saldırılarıyla birlikte SMO, bu yolu kontrol altına almak için sürekli saldırılar gerçekleştirdi. İşgalci Türk devleti ve ona bağlı çete yapılanması olan SMO ile QSD savaşçıları arasında bu güzergahta günlerce şiddetli çatışmalar yaşandı. Yoğun çatışmaların devam ettiği kentin batısında ve Girê Spî’ye bağlı alanlarda işgalci Türk devleti ve ona bağlı SMO çeteleri ABD ve Türkiye, yine Rusya ve Türkiye arasında yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen saldırılarını sürdürdü.

15 bin 500 kişilik bir kamp: Eyn İsa

Eyn İsa’nın kuzey batı yakasında bulunan ve Eyn İsa’ya sadece birkaç km uzaklıkta bulunan Eyn İsa kampı, DAİŞ çetelerine yönelik koalisyon ve QSD güçlerinin Rakka hamlesine başladığı süreçte kurulmuş bir kamp. DAİŞ çetelerinden adım adım özgürleştirilen siviller ve DAİŞ’li kadınlar ve çocukları bu kampa yerleştirilmişti. Ama aynı zamanda Derazor’dan da DAİŞ zulmünden kaçan sivillerin sığındığı bir kamptı. Kuzey Doğu Suriye Özerk Meclisi’nin 2018 Aralık ayında açıklamış olduğu verilere göre, Eyn İsa kampında toplam 15 bin 500 göçmen bulunmaktaydı. Kampın güvenliğini özerk yönetime bağlı iç güvenlik güçleri sağlamaktaydı. Yabancı sivil toplum kuruluşlarının ve özerk yönetiminin desteğiyle insani yardımlar ve sağlık hizmetleri sağlanıyordu.

Rakka Demokratik Sivil Meclisi’nin elinde bulunan 2019 Temmuz ayı verilerine göre Eyn İsa kampında bulunan sayı şu şekilde: 

Uyruk ve kişi sayısı

12 bin 695 Suriyeli

479 Iraklı

800 yabancı.

Uyruk ve aile sayısı

2 bin 325 Suriyeli aile

118  Iraklı aile

301 Yabancı aile

Toplam kişi: 13992

Toplam aile: 2744

Kampa giriş: 115 Suriyeli aile, 30 kişi.

Kamptan çıkış: 146 Suriyeli aile, 32 kişi

Ölüm: 2 kişi, Suriyeli

Açılan çadırlar: 2800

6 tane karşılama salonu

Kampta doğan çocuk sayısı: 80

Özerk Yönetimden çağrı

13 Ekim’de yaptığı açıklamayla Eyn Îsa kampında bulunan DAİŞ’li kadınların ve çocuklarının bir kısmının kaçtığını duyuran Özerk Yönetim, “BM Güvenlik Konseyi’nde yer alan tüm devletler, DAİŞ’e karşı oluşturulan Uluslararası Koalisyon, Arap Birliği, Avrupa Birliği ve tüm insan hakları örgütleri bir krizin yaşanmaması için acil müdahalede bulunmalı” çağrısında bulunmuştu.

İnsani yardım kuruluşları çekildi

İşgal saldırılarının başlamasıyla birlikte, Kuzey ve Doğu Suriye’ye insani yardım amaçlı gelen birçok sivil toplum kuruluşu da çatışmaların yaratmış olduğu atmosferin çalışma şartlarını ortadan kaldırdığını gerekçe göstererek geri çekildiklerini duyurmuşlardı. Bu yardım kuruluşlarından biri de Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu olan, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) dı.  MSF, 9 Ekim günü başlayan işgal saldırılarından sonra 15 Ekim günü Eyn İsa, El Hol, Tıl Abyad, Tıl Temır, Tıl Koçer, Kobanê ve Raqa’daki saha projelerinde görevli uluslararası çalışanlarını bölgeden tahliye etmek durumunda kaldığını belirtmişti.

Kamp yönetiminin elindeki resmi verilere göre 895 DAİŞ’li kadın  Eyn İsa kampında bulunmaktaydı.

Kaçan DAİŞ’liler Türkiye’nin işgal ettiği bölgelere sığındı

13 Ekim günü Türk devleti ve ona bağlı SMO çetelerinin saldırıları ve havadan bombardımanının Eyn Isa kampı etrafına yoğunlaşmasıyla birlikte, kamp içerisinde bulunan DAİŞ’li kadınlar isyan çıkarıp kampı ateşe vermiş, SMO çetelerinin de yardımıyla denetimlerine giren Grê Spî bölgesine kaçırıldıklarını AFP dair birçok ajans duyurmuştu. Türk devletinin bombardımanlarından faydalanan DAİŞ çeteleri Eyn İsa’daki kampta isyan çıkararak kaçmıştı. Yerel kaynaklar, toplam 785 çete mensubunun kaçtığını, kaçanların bir kısmının işgalci Türk devleti ve ona bağlı SMO çetelerinin kontrolüne geçen Grê Spî’ye, bir kısmının da Türkiye’ye geçtiğini kaydetti. 

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu geçtiğimiz günlerde “YPG’lilerin Barış Pınarı Harekatını da bahane ederek DAİŞ’leri para karşılığında serbest bıraktığına dair duyumlar geliyor” diyerek, kaçan DAİŞ’lilerin Türk devleti ve ona bağlı SMO çetelerinin himayesinde olduğunu, bu kaçış faaliyetleri için destek sunduklarını gizlemeye çalıştı.

Özerk Yönetim ve QSD kontrolünde olan Kuzey ve Doğu Suriye’de toplam 46 ülkeden 2 bin 622 DAİŞ’li tutuklu bulunmakta. Yanı sıra 48 ülkeden DAİŞ üyesi ve komutanı olmak üzere toplam 790 tutuklu,  -tutuklular arasında Suriyeli DAİŞ’liler de var- mevcut.

ANHA


Diğer Haberler