Fillerin tepişme alanı: ŞENGAL-ANALİZ

HALİT ERMİŞ

Misak-ı Milli sınırları Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana hiç gündemden düşürülmemiştir. Musul 1926 Ankara anlaşmasıyla Irak’a resmen bırakılmış olsa da yüz yıllık cumhuriyet tarihinin siyaset ekseninde hep yer almıştır.

2003 Irak müdahalesiyle Saddam Hüseyin diktatörlüğünün yıkılması ardından federal bir yapının ortaya çıkması Türk devletinde soğuk duş etkisi yaptı. DAİŞ’in ortaya çıkarak Irak’ta büyük yıkıma neden olması, Musul’u ele geçirmesi ve ardından DAİŞ karşıtı uluslararası koalisyonun oluşturulması ise, Musul’u alarak Misak-ı Milli sınırlarına varma umudunu yeniden canlandırdı. DAİŞ’e karşı geliştirilen Musul kurtarma operasyonuna ısrarla katılma dayatmaları tam da bunun için gelişti.

Aslında Türk devleti, bu operasyonun gelişeceğini, Musul’un bir oldubittiye getirilerek DAİŞ’e bırakılmayacağını biliyordu. Onun için de Başkiya çıkarma yaparak burada üs kurmuştu ve DAİŞ öncesi Musul valisi olan Esil Nuceyfi’yi paravan yaparak Haşdi Watani ismiyle bir çete oluşumuna gitmişti.

Sonrasında KDP’yi de bu amaçla kullanmış ve Irak hükümetinin tüm dayatmalarına, uluslararası girişimlerine rağmen Başika’dan çıkmamıştı. Ancak yine de hesapları tutmadı.

Türk devleti Musul operasyonuna katılamadı, Musul’a inemedi. Ama amaçlarından da vazgeçmedi. İlerleyen dönemde KDP ile ilişkilerini derinleştirdi. Kerkük’te Türkmen Cephesi üzerinden bölgeye daha fazla yerleşti. Bu kez hedefe Şengal’i koydu. Bahanesi ise DAİŞ saldırılarına karşı Şengal’i koruyarak daha büyük bir Ezidi trajedisini önleyen PKK’ydi. Ancak köprünün altından çok sular akmış, PKK DAİŞ karşısından geliştirdiği mücadele ile dünya halkları tarafından sahiplenilmişti.

Diğer yandan Rojava’da Kürtler bölge halklarıyla geliştirdikleri ortak mücadele cephesiyle DAİŞ’i büyük bir yenilgiye uğratmış ve Derazor’un Baxoz kasabasında efsanesine büyük bir darbe vurmuştu.

Bunu bilen Türk devleti ısrarla PKK karşıtlığı üzerinden Kürt düşmanlığına kılıf uydurarak, misak-ı milli sınırlarını da bu şekilde ele geçirme siyasetine yöneldi.

Bu siyasette Erdoğan Türkiyesinin en büyük destekçisi KDP oldu. Erdoğan’ın PKK üzerinden geliştirdiği Kürt düşmanlığı siyaseti ve misak-ı milli sınırları hayali ne ironiktir ki, Neçirvan Barzani’nin ‘’PKK Şengal’de işgalci bir güçtür’’ söylemine kadar vardırıldı.

Oysa ki söz konusu işgalin gerekçesi edilmeye çalışılan PKK, 2018 yılında güçlerini Şengal’den çektiğini ilan etmişti. Ancak Türk devletinin PKK düşmanlığı dışında elinde hiçbir gerekçesi yoktu. Şengal denetime alınarak Musul siyaseti canlı tutulmak isteniyorsa, yerel işbirlikçilik üzerinden PKK düşmanlığını körüklemek en temel geçer akçeydi.

Türk devletinin Şengal’i bu kadar hedeflemesindeki bir diğer amaç ise, Rojava devrimini tasfiye edilmesi planıydı.

Şengal’i işgal edebilirse, kendi sınırında kuşatmaya aldığı Rojava’yı bu kez Irak sınırından kuşatacaktı. Şengal’den Rabia sınır kapısına oradan Semalkaya kadar olan hattı denetime alarak Başur cephesini Rojavaya tümden kapatacaktı. Bu plan halen de devrededir. 

Buradan bakıldığında çete başı Nasır Heriri’nin bu dönemde Hewler’e gidişi de planın bir parçası olarak da okunabilir. Daha önce Bakur Kürdistan, Libya, Karabağ ve Yemen’e çete sevkiyatı yapan Türk devleti bu kez Heriri üzerinden bu hat boyunca çete sevkiyat yapmayı planlıyor olabilir. Kaldı ki sadece bu bölgeye de değil, tarihi bir yenilgi aldığı Garê ve Medya Savunma Alanları’nın başka bölgelerine de bu çete sevkiyatını gerçekleştirebilir. Ki daha önce ortaya çıkan kimi bilgilerden Heftanin’e yönelik böyle bir hazırlığın yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Tam da bu noktada 9 Ekim 2020’de gerçekleşen, bahanesi PKK yapılan anlaşmanın asıl amacı Şengal’in işgal edilmesiydi. Anlaşma Hewler-Bağdat ekseninde görünse de perde arkasında T.C vardı. Zira KDP’nin olan T.C’nin demekti. Küresel güçler, hem de birleşmiş milletler adıyla bu anlaşmanın yanında duruyordu.

T.C Musul vilayeti (ki bu tüm Başur Kurdistan demektir) ve misak-ı milli peşinde olsa da batılı güçler İran karşıtı politikaya Ezidileri kurban etmekten geri durmuyordu.

Ama İran bu gelişmeleri görüyordu. Irak’ın, üzerinden 4 ay geçmesine rağmen anlaşmayı ağırdan almasının arkasında Ezidilerin geliştirdiği direniş ve yarattıkları uluslararası kamuoyu kadar İran’ın da payı vardı.

Irak üzerinden alan daraltma tehlikesini gören İran büyük çoğunluğu kendisine bağlı Haşdi Şabi güçlerini Şengal’e doğru harekete geçirdi. Şengal her geçen gün kuşatmaya alındı. Son zamanlarda yaşanan gerilime karşı Türk devleti her ne kadar memnun görüntüsü verse de aslında ne Türk devleti ne de uluslararası güçlerin hiçbirinin ön gördüğü plan işlemedi ve İran’ın Haşdi Şabi üzerinden Şengal’e yerleşmesinden kesinlikle rahatsızdırlar. 

Suriye’de sıkıştırılan İran Şengal üzerinden nefes borusunu açık tutmaya çalışıyor. Zira Irak-Suriye sınırı açısından geçiş kapısı sayılan Şengal’in KDP, dolayısıyla da T.C’nin eline geçmesi demek, İran’ın Suriye’ye açılan bir nefes borusunun kapatılması demek olduğunu en iyi bilen yine İran’dır.

Filler tepişirken çimenler ezilir misali, bölgesel ve küresel güçlerin tepişmesinde ezilmek istenen yine Ezidi Kürtlerdir.

Irak üzerinden hamlesini yapan İran bir şekilde Ezidi Kürtleri teslim alarak bölgede tam hakimiyet kurmak istiyor. Bu şekilde bir yandan Suriye’ye ulaşmanın yolunu açık tutarken, Irak’ta kendi sahasının daraltılmasını engellemeye çalışıyor. Eğer İran Şengal’e Haşdi Şabi üzerinden yerleşebilirse, Türk devletinin Musul ve Tel Afer siyasetine de karşı durma imkanı bulacak. Aksi durumda Musul’da Sünni mezhepçiliği körükleyen Türk devleti Türkmen Cephesi üzerinden de Türkmenleri silahlandırarak şii merkezli harekete darbe vurabilir. Bu durumdan en fazla etkilenecek olan kuşku yok ki, ABD’nin mengenesinde sıkışan İran olacaktır. 

Şengal coğrafik olarak da bu güçler açısından stratejik önemdedir. Bir yanıyla Tikrit üzerinden Irak’ın iç kesimlerine uzanırken bir yanıyla Musul ve Kerkük’e bir yanıyla da Rojava’ya açılan kapıdır. Onun için tıpkı 2014’te DAİŞ’in yaptığı gibi herkes Şengal üzerinden Kuzey-Güney, Doğu-Batı genişleme hattını, alanın son derece stratejik ama en zayıf halkası olarak gördüğü Şengal üzerinden yapmak istemektedir.

Özcesi herkesin Ezidilerin yurdu Şengal’e yönelik bir planı var. Ne var ki, kimse dönüp bu toprakların gerçek sahiplerine, sizin planınız ne diye sormuyor. Ezidiler ise, tüm bu kirli ve kibirli güçlerin kirli planları arasında ayakta kalma mücadelesi veriyor.

ANHA


Diğer Haberler