Gazeteci Altan: Türk devleti ve KDP Xakûrkê’yi insansızlaştırmak istiyor

Gazeteci Erdoğan Altan, Türk devleti  ve KDP’nin Güney Kürdistan’ın belli bir bölgesini insansızlaştırmak istediğini ve bu temelde savaş uçaklarının bombardımanları ve KDP’nin işbirliğiyle Güney Kürdistan’daki 280 köyün boşaltıldığını belirtti.

İşgalci Türk ordusunun 27 Mayıs’ta ‘Pençe’ adı altında Güney Kürdistan’ın Bradost bölgesinde başlattığı işgal saldırıları, hava bombardımanlarıyla devam ediyor. Sivillerin doğrudan hedef alındığı saldırılarla beraber işgalci Türk devletinin, bölgeyi kadim halkından boşaltma girişimleri de sürüyor.

Güney Kürdistan’daki gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Erdoğan Altan, işgal saldırıları, köy boşaltmaları ve MİT’in Güney Kürdistan politikalarına ilişkin ANHA’ya konuştu.

 ‘Askeri üsler bölge yönetimi tarafından kuruldu’

Türk devletinin işgal saldırılarındaki esas amacının ‘Misak-ı Milli’ sınırları içinde ‘Osmanlı toprakları’ hayalini gerçekleştirmek olduğunu söyleyen Gazeteci Altan, şöyle konuştu:

“Misak-ı Milli’yi gerçekleştirme planı, Halep’ten başlayıp Kerkük ve Musul’u da kapsayan bir plan. Bu plan doğrultusunda 1994’ten bu yana Güney Kürdistan bölgesi sınırları içinde 20 askeri üs ve istihbarat merkezi kuruldu. Hewlêr, Zaxo, Süleymaniye, Duhok, Diyana, Batufa, Bamerne, Amediye ve Kanimasi’de kurulan bu üs ve merkezler, Federe Kürdistan bölge yönetiminin eliyle inşa edildi.”

‘Irak topraklarında hakimiyet sağlanmak amaçlanıyor’

Altan, Türk devletinin son dönemdeki işgal saldırıları öncesi petrol sahaları ve Kürdistan bölgesinde adım adım kontrolü ele geçirmek için operasyon yaptığını kaydederek, söz konusu operasyonlar önündeki engelin PKK olduğunu söyledi. Altan, “Bu yüzden bölge yönetimine ‘Bu operasyon ya da geniş kapsamlı saldırılar size karşı değil’ diyerek PKK karşıtlığını kullanıyor. Geniş kapsamlı bu saldırıların amacı, Irak toprakları üzerinde hakimiyet sağlamak” dedi.

Erdoğan Altan, Türk ordusunun Güney Kürdistan-Kuzey Kürdistan sınırındaki hazırlıklarına ilişkin ise şunları söyledi: “Türk Sağlık Bakanlığı tarafından tüm sağlık kurumlarına ‘kırmızı alarm’ koduyla talimat gönderildi. Talimata göre çalışanların bütün izinleri iptal edildi, sınır hattı boyunca seyyar sağlık noktaları oluşturulması söylendi. Öte yandan valilikler tarafından bölgede yaylalara çıkış yasaklandı. Bölge halkı hayvanlarını sınır bölgesinde otlatamıyor. Ayrıca Kızılay tarafından da kan depolanıyor.”

MİT ve Roj peşmergeleri hareketliliği

Altan, Güney Kürdistan’da Roj peşmergeleri ve MİT’in hareketliliğine ilişkin ise şu bilgileri verdi:

“Federal Kürdistan bölgesi sınırları içinde Roj peşmergeleri mensubu çok sayıda kişi, Başika kampında Türk subaylar tarafından eğitim gördü ve Zaxo’dan Berwariya, Bamernî, Şêladizê ve Soran ilçesinin Goşînê bölgesi yakınlarındaki üçgene kadarlık alan konuşlandırıldı. MİT üyeleri, tüm imkanlarıyla PKK’nin kara propagandası için, gerillanın itibarını düşürmek için çalışıyor. Bununla birlikte MİT üyeleri, köylerin boşaltılması için peşmergeleri halkla toplantı yapmaya, çeşitli yöntemlerle tehdit etmeye yönlendiriyor. PKK karşıtı eylemlerin yapılması için halka baskı uygulanıyor.”

‘KDP, MİT’çilerle birlikte, YNK de ondan farklı değil’

Altan, PKK’nin tasfiyesi için uygulanan konseptte KDP’nin de yer aldığını belirterek,

“KDP, Türkiye’nin bölgeyi işgalini kolaylaştırmak için MİT üyeleriyle ortak faaliyet içinde. Bu kapsamda MİT’in Hewlêr, Dihok, Zaxo ve Amediyê’de şubeleri bulunuyor; Süleymaniye, Halepçe ve Germiyan’da da üyeleri bulunuyor ve özel şirketler aracılığıyla faaliyet yürütüyor. Bölgede 390’dan fazla Türk şirketi bulunuyor, bunların bazıları paravan şirketler ve doğrudan MİT’le çalışıyor. YNK’nin de KDP’den arda kalır bir yanı yok. YNK şu an ikiye bölünmüş durumda; bir kısım Türk devletiyle birlikte hareket ediyor ve her türlü desteği sunuyor. Karşılığında ise şahsi, ailesel ve maddi çıkardan tutalım iktidar çıkarına kadar bir pay alma çabası var” diye konuştu.

‘280’den fazla köy boşaltıldı’

Erdoğan Altan, işgalci Türk ordusunun hava saldırıları yüzünden şimdiye kadar 280 köyün boşaldığını söyledi ve Türk devletinin bölgeyi insansızlaştırma politikalarına ilişkin şöyle konuştu: “Hiç şüphesiz ki köylerin boşaltılmasındaki amaç halk ve PKK’yi birbirinden ayırmak, koparmak, köyleri insansızlaştırmak. İkinci bir amaç ise Türk devletinin tampon bölge sınırlarını Soran bölgesine kadar genişletmek ve kalıcılaştırmaktır. Bölgeyi yöneten KDP de ABD de Irak merkezi hükümeti ve İran da Türkiye’nin esas amaçlarından haberdar. Ancak dönemsel çıkarlar nedeniyle sessiz kalıyorlar.”

Barzani’nin paralarına el konuldu!

Söz konusu güçlerin sessizliği ve KDP’nin Türk devletiyle işbirliğinin gerçek kaynağını ‘gizli ambargo’yu kaldırmaktan aldığını kaydeden Altan, değerlendirmelerine şu sözlerle devam etti:

“Güney Kürdistan için 25 Eylül 2017’de gerçekleştirilen bağımsızlık referandumu sonrası Türk devletinin Kürdistan bölgesi için gizli bir ambargo uyguladığı ortaya çıktı. Türk devleti de içinde bulunduğu ekonomik krizi ortadan kaldırmak için bu ambargoyu kullanmak istiyor. KDP ile bu çerçevede anlaşmalar sağlandı. Edindiğimiz bilgilere göre Türkiye, ambargo öncesi Barzani ailesinin Türkiye’deki Garanti Bankası’nda bulunan paralarına el koymuştu.”

‘Xinêrê, Xakûrke ve Sîdekan üçgeni tutulmak isteniyor’

Gazeteci Erdoğan Altan, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırıları hakkında şu önemli bilgileri paylaştı: “Türk devleti, Hakkari’nin Şemzinan ilçesine bağlı Rûbarok (Derecik) beldesine yoğun askeri sevkiyat yaptı; Xakûrke bölgesinde, özellikle Lelîkan’nın 3 tepesinde konuşlu askerlerinin nöbet değişimini yaptı. Bir grup asker, Hewlêr’in Soran ilçesine kadar uzanan Barzan bölgesi hazırlandı. Buradaki amaç Xinêrê, Xakûrke ve Sîdêkan üçgenini tutarak ya da Goşînê dağına tamamen yerleşerek gerilla birlikleri arasındaki bağlantıyı koparmak. Tüm bunlarla beraber Türk devletine ait savaş uçakları aralıksız bir şekilde sivil yerleşim yerlerini de bombalıyor.”

(cj)

ANHA


Diğer Haberler