Gazeteci Salaz: Kürt Özerkliğine karşı ciddi bir müdahale hazırlığı var

Gazeteci Necmettin Salaz işgalci Türk devletinin Başurê Kürdistan’a yönelik saldırılarını Irak’ın bilgisi dahilinde gerçekleştiğini ve Irak’ın Başur’da inşa edilen Kürt Özerkliğine karşı ciddi bir müdahale hazırlığında olduğunu belirtti.

İşgalci Türk devletinin Başurê Kürdistan’a yönelik saldırıları sürüyor. Saldırılarda siviller ve yerleşim alanları da hedef alınırken, Irak Hükümeti’nin saldırılara karşı sessizliği, bölgedeki partilerin ise pasif kalması halkların tepkisine yol açıyor.

Bölgede gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Necmettin Salaz ile işgalci Türk devletinin Başurê Kürdistan saldırıları amaçlarını, Irak hükümeti ve partilerin işgale yönelik yaklaşımlarını değerlendirdi.

Salaz, Türk devletinin Rojava ile başlayıp Başur ve Libya’ya işgal girişimlerinin sadece içerideki açmazlarını kapatmak, halkın gündemini değiştirmek amaçlı işler olarak ele almanın eksik olduğunu aktararak şunları dile getirdi: “Esasen gündeme aldıkları, amaç edindikleri yeni devlet yapılanmasına bakıldığında Yeni Osmanlıcılık, padişahlık tarzı yönetim, adım adım hilafete götüren uygulamalar, niyetlerini net biçimde ortaya koyuyor. Türk devleti geçmişte sınırları içinde bulunan Birinci Dünya Savaşı’nda kaybettiği Başurê Kürdistan, Musul ve Kerkük şehirlerini de topraklarına katma hayalleri kuruyor. Bu hayalleri gerçekleştirmek için dünyanın gözü önünde her türden kirli yönteme başvurmaktan geri durmuyor. Sivilleri öldürüyor, köyleri bombalıyor, yeni üsler kurarak asker sayısını hızla artırıyor.”

‘GÜVENLİ BÖLGE’ KÜRDİSTAN’I BÖLMEYE YÖNELİKTİR

Hükümet yetkililerinin Rojava ve Başur için dillendirdikleri “40 kilometre derinlikli güvenli bölge” söylemlerini Salaz, Kürdistanı tam anlamıyla bölmeye çalışmak olarak değerlendirdi.

“Güvenli Bölge” adı altında işgal edilen bölgelere çete ve ailelerinin yerleştirilerek demografik yapının değiştirilemeye çalışıldığını belirten Salaz, “Farklı etnik köken ve kültüre sahip insanlardan oluşan şehirler kasaba ve köyler oluşturuluyor. Zaman içinde de o bölgeleri kendi topraklarına katarak yeni bir harita çizmek istiyorlar. AKP-MHP faşizminin yakın dönemdeki bu uygulamalarının asıl hedefi budur” dedi.

İŞGAL SALDIRILARI DEVLETLERİN BİLGİSİ DAHİLİNDEDİR

Türk devletinin işgal saldırılarına ve Kürt halkına yönelik işlediği suçlara karşı uluslararası arenada sessiz kalınmasını Salaz şu ifadelerle değerlendirdi: “ABD, Avrupa, Irak, Arap dünyası ve İran ekipleri içinde Kürt dostu diyebileceğimiz bir yapı yok ne yazık ki. Bu adı geçenlerin hemen hepsinin Kürdistan’a dair hesabı kitabı farklı olan yapılar değil. Kürdistan coğrafyası doğudakiler için yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, ucuz işgücü, asimile ederek nüfus artırma politikasının bir parçası iken, batıdakiler için ise dönem dönem masalara yatırılan bir pazarlık unsuru ve sömürü kaynağından başka bir şey değil. Öyleyse bunların herhangi birinin diğerinden çok ayrık davranmasını beklemek saflık olur.”

Türk devletinin bölgede işlediği suçlara karşı ABD, İran ve Irak’ın tepkilerinin sadece kağıt üzerinde bazı açıklamalardan, protestolardan öteye geçmediğini belirten Salaz, “Türkiye’nin, batı dünyasının, İran ve Irak’ın da emelleri arasında olan Musul ve Kerkük gibi ciddi petrol ve gaz alanlarına müdahalesi olduğunda ve sorun çıkar çatışmasına dönüştüğünde farklı tavır ve müdahaleler ortaya çıkıyor.  Libya örneğinde olduğu gibi. Ancak bunun Kürtler açısından ne getirip ne götüreceğini şimdiden kestirmek mümkün görünmüyor. Sonuçta ne olursa olsun savaş, sivil alanların çektiği sıkıntılar, işgaller bizim coğrafyamızda oluyor. Eldeki tablo böyle olunca ve son saldırılardan birkaç gün önce MİT başkanının Bağdat’ta olduğu da tabloya eklenince bir anlaşmanın olmaması mümkün değil” dedi.

KDP, TC’DEN YANA DİĞER YAPILAR İŞGALE KARŞI ETKİSİZ POZİSYONDA

Türk devletinin saldırılara karşı KDP, GORAN, YNK ve Başurê Kürdistan’da bulunan partilerin rollerine yönelik Salaz şunları aktardı: “İki İslami partiden Yekgirtu partisi Türkiye’ye olan yakınlığıyla bilinir. Komala İslami partisine liberal demek mümkün. Goran hareketi hükümette olmak ve belli bir tabana sahip olmakla birlikte genel sorunlar karşısında etkili bir yapı değil. Daha çok Süleymaniye ve çevresinde etkili olan YNK bu sıralar Türkiye’nin ciddi baskısına maruz kalmış durumda. KDP ise Türkiye ile hem siyasi hem de ekonomik anlamda oldukça ‘iyi’ ilişkiler içinde. Birçok konuda ortaklık yapıyorlar. Türk devlet saldırıları sırasında KDP’nin olanakları ve coğrafyayı Türklere açtığı ve bu konudan kaynaklı halktan oldukça tepki aldığı biliniyor. KDP’nin TC’den yana tavır aldığı, diğer yapıların ise işgale karşı çok etkili bir pozisyonlarının olmadığını söylemek mümkün.”

‘KÜRT ÖZERKLİĞİNE KARŞI CİDDİ MÜDAHALELERE HAZIRLIK VAR’

İşgalci Türk devletinin on yıllardır sürdürdüğü sınır ötesi operasyonlarına karşı Irak Hükümeti’nin 30 yıl sonra ilk kez asker göndermesinin altında farklı şeylerin yatığına dikkat çeken Salaz şu ifadelerde bulundu: “Irak Hükümeti’nin hareketliliğini sadece işgale karşı olduğunu düşünmek şimdilik aceleci bir yaklaşım olur. Tabii ki Türk devletinin sadece Kürt coğrafyasında kalmama, Irak içlerine girme niyetini de kuşkusuz hesaba katıyor. Ancak ve esasen bu aralar Kürt özerkliğine karşı ciddi müdahalelere hazırlık var. Petrol musluklarının denetimini, gümrük kapılarının kontrolünü ve hava alanlarını istiyor. Buna karşılık ayda bir miktar Irak dinarı öneriyor. Bölge yönetimi ise talepleri yerine getirmeye hazır ama verilen parayı az buluyor. Yüzbinlerce Kürdün kanı pahasına ele geçirilmiş haklar referandumdan bu yana yavaş yavaş elden çıkarılıyor. Karşılığında tartışılan şey ise alınacak paranın miktarı.”

TEK YOL BİRLİK

Kürdistan için saldırıları boşa çıkarmanın tek yolunun tüm Kürt yapılarının bir araya gelmesi olduğunu belirten Salaz, “Bakur’da birlik sorunu yok, Rojava olumlu bir yola girdi. Ama birliği sağlayacak esas parça günümüz koşullarında Başur. Ana yapıların hepsinin merkezi burada. Burada oluşacak bir birlik tüm parçalar üzerinde etkili olacak. Ama ne yazık ki başta KDP olmak üzere bazı yapılar şimdilik birliğin önemini kavramış değiller. Özetle; birliğin önündeki engellerin aşılması, Kürt halkının içeride ve dışarıdaki tüm sorunlarını çözecek kilittir” dedi.

ANHA


Diğer Haberler