Girê Spî halkı direnişte ısrarcı

Türk devletinin yıllardır saldırdığı Girê Spî’de evlatlarını kaybeden halk, olası işgal saldırılarında da daha önce olduğu gibi direnişten asla taviz vermeyeceklerini vurguladı.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Girê Spî kentinde halk, Osmanlı işgalciliğinin ardından kurulan devlet rejimlerinin yoğun saldırılarına uğradı. Suriye Baas rejiminin baskılarına boyun eğmeyen kent halkı, DAİŞ ve benzeri çete gruplarının işgaline maruz kaldı. Girê Spî halkı, DAİŞ çetelerinin vahşetinden YPG savaşçılarının direnişiyle kurtuldu. Şimdi ise Türk devletinin işgal tehditlerine karşı direnişte ısrarlı.

Kentin sınırına yoğun askeri sevkiyat yapan Türk devleti, bir yandan işgal tehditlerinin sürdürürken bir yandan da kentteki sivilleri defalarca doğrudan hedef alarak katletti, yaraladı. Kent halkının yaşadığı zulüm ve acılara karşı cevabı da direnişini sürdürmek oldu.

‘Türk devleti çocukları da acımasızca katlediyor’

Türk askerlerinin 1 Kasım 2018 tarihinde Girê Spî’nin sınır köyü Til Finder’de doğrudan hedef alarak açtığı ateş sonucu Sara Mustafa isimli 6 yaşındaki kız çocuğu şehit düştü. Kızının henüz ilkokul öğrencisiyken Türk askerlerince katledildiğini söyleyen Sara’nın annesi Fatma Şex Mıhemed, şöyle konuştu:

“İşgalci Türk devleti bizim topraklarımıza gelip ne yapacak? Kızım, sınırdaki Türk askerlerinin attığı kurşun ile katledildi. Kızım ne yapmıştı? Küçük yaştaki masum kızımı katlettiler. Kızım Türk devletine ne yaptı ki? Onlara karşı savaş mı açtı? Silah mı kaldırdı, ne yaptı? Erdoğan bir teröristtir. Çocukları acımasızca katlediyorlar.”

Çocuğu zehirli mermi ile katledildi

Türk askerlerinin 15 Eylül 2015 tarihinde sınır hattındaki tarlasında çalışırken vurduğu Şamil Mustafa Ahmed’in babası Mustafa Ahmet El Mustafa, oğlunun yaralanması üzerine resmi yollarla Kuzey Kürdistan’ın Akçakale ilçesindeki hastanede tedavi altına alındığını ve 2 gün sonra taburcu edildiklerini söyledi.

Doktorların oğlunun hiçbir sağlık probleminin kalmadığını belirterek taburcu ettiğini ve tekrardan Girê Spî’ye döndüklerini belirten Mustafa, “Aynı gece oğlumun bedeninde morarmalar ve ağrılar oldu. Acilen Şehit Xebat Hastanesi’ne kaldırdık ve oğlum burada vefat etti. Hastanede yaptıkları muayene ve otopsi raporlarının sonucu doktorlar, beline isabet eden merminin zehirli olduğunu söylediler” dedi.

‘Artık yeter’

Mustafa, işgalci Türk devletine olan öfkesini şu sözlerle dile getirdi: “Her gün ölüm, işkence, talan ve göç yaşıyoruz. Artık yeter. Bundan sonra savaşsız ve huzurlu bir şekilde kendi topraklarımızda yaşamak istiyoruz. Türk devleti çocuklarımızı neden katlediyor?”  

‘İnsanlığı koruduk’

İnsanlık değerlerini korumak adına direndiklerini söyleyen Mustafa, “Biz ne ABD ne Rusya, ne İran ne de Türkiye’yi bu topraklarda istemiyoruz. Biz sadece Suriye’nin Suriyelilere kalmasını; kimsenin müdahalesi olmadan Suriye’de yaşanan krizi kendi içimizde çözmek istiyoruz. Suriye’de verdiğimiz mücadeleyle tüm dünyayı teröre karşı koruduk. Bu savaşta kendi çocuklarımızı feda ederek insanlığı koruduk” şeklinde konuştu.

‘Gazeteci olduğumuz bilindiği halde hedef alındık’

Girê Spî sınırındaki saldırılarında sınır tanımayan Türk devleti, gazetecileri de hedef alıyor. ANHA muhabiri Gulistan Mıhemed Ali ve İbrahim Ehmed, 2 Kasım 2018’de Türk devletinin kente yönelik top atışlarıyla gerçekleştirdiği saldırılara ilişkin haber takibi yaparken hedef alındı.

Gülistan Ehmed yaralandıkları anı şu sözlerle anlattı: “Sınırdaki hareketliliği takip ettiğimiz esnada işgalci Türk ordusu tarafından ateş açılması sonucu ben ve çalışma arkadaşım İbrahim, sınıra yaklaşık 500 metre mesafede yaralandık. Ben, yüzüme isabet eden şarapnel parçası ile yaralanırken, İbrahim de eline isabet eden parçalardan dolayı yaralandı. Türk askerleri, elimizde fotoğraf makinesi ve kamera olmasına rağmen, gazeteci olduğumuzu bile bile bizi hedef aldı.”

‘Gerçekler gizlenmek isteniliyor’

İşgalci Türk devletinin gazetecileri hedef alarak sınır bölgelerinde yaşananları gizlemek istediğini söyleyen Gulistan Ehmed, “Kuzey Kürdistan’da da halka yönelik yaptığı baskı, işkence, katliam ve inkâr politikalarını gizlemek amacıyla birçok gazeteciyi tutukladı; birçok basın kurumu da kapatıldı. Türk devleti, gerçekleri gizleyebilmek için insanlık dışı her türlü uygulamaya başvuruyor” şeklinde konuştu.

Gülistan Ehmed, tüm baskı ve tehditlere rağmen bir gazeteci olarak yaşanan gerçeklikleri ve hakikati gün yüzüne çıkarmak için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğini vurguladı.

(eyl)

ANHA


Diğer Haberler