HDP Kongresi coşkuyla sürüyor: İmralı kapıları mutlaka açılacak

HDP’nin 4'üncü Olağan Kongresi’nde konuşan Eş Genel Başkan Pervin Buldan, “İmralı’nın kapısı barışa ve demokratik çözüme mutlaka ama mutlaka açılacaktır. Demokrasi ve hukuk mücadelesiyle, tecrit mücadelesini birleştirdiğimizde bu çözümsüzlük siyaseti mutlaka aşılacaktır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4’üncü Olağan Kongresi, Ankara Spor Salonu’nda (Arena) gerçekleştiriliyor. Kongre öncesi Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanından binler 600 büyük otobüsle Ankara’ya yola çıktı. 28 farklı ülkeden temsilcinin de yer aldığı kongrede, katılım 30 bini aştı.

Büyük bir coşkunun hakim olduğu kongre konuşmalar ile devam ediyor.

Halkların Demokratik Partisi’nin Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, 4’üncü Büyük Kongresi’nde veda konuşması yaptı. Görevi Mithat Sancar’a devredecek olan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, “ İki yıl önce başladığımız bu yolda ben Sezai Temelli idim, sizler sayesinde Heval Sezai oldum. Bu onurlu halkın hizmetinde olmaya devam edeceğim" dedi.

‘SESİNİZ İMRALI’YA ULAŞTI’

 Temelli, şöyle devam etti: “Bu coşku bu heyecan ulaşması gereken her yere çoktan ulaşmıştır. İnanın ki sizin bu coşkunuz İmralı’ya ulaşmıştır, Öcalan’a ulaşmıştır. Yoldaşlarım arkadaşlarım, adaletsizlik eşitsizlik ve sömürü düzeni olan kapitalizm büyük bir kriz içinde. Otoriter liderler her yerde krizi aşmak için savaşı dayatıyorlar. Bu zalimler insanlığın beşiğinde insanlığı boğmak istiyorlar. Üçüncü dünya savaşını halklara ölüm acı ve yoksulluk olarak dayatıyorlar. Ama zulmün büyüğü her yerde direniş de büyüyor. Bu saldırılara karşı dünyanın her yerinde halklar direniyor. Bu direnişlerin en ön saflarında işçiler yoksullar köylüler ve kadınlar var. Rojava Kadın Devrimi var. AKP’nin yaratmak istediği tekçi asimilasyoncu politikalara karşı Türkiye’de elbette HDP var, siz varsınız. Değerli kadın yoldaşların savaşın yoksulluğun krizin yükünü ise en çok sizler hissediyorsunuz. Yani kadının özgürlüğü var olma hakkı ortadan kaldırılmak isteniyor. HDP olarak kadınların haklı taleplerini bastırmaya çalışan AKP’ye kadın yoldaşlar öncülüğünde cevap vereceğiz.

 ‘GERİ ADIM ATMADI’

 11 Şubat 2018’den beri yürüttüğümüz mücadelemizde, Kürtlere karşı çöktürme hareketi başlatmış olan otoriter iktidarla mücadele etmeye çalıştık. Beraber yürüdüğümüz tüm il ve ilçe örgütlerimize teşekkür ediyorum. Vekil arkadaşlarıma, birlikte emek veren tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Vekili olmaktan gurur duyduğumu Van şehrinin değerli halkına, il ilçe yönetimlerine teşekkür ediyorum. Her zaman ve her yerde bizimle beraber çalışan Amed il yönetimimize de teşekkür ediyorum. Ve tabi mücadele ruhunu hiç yitirmeyen güneşin çocuklarına Cizre’ye de teşekkür ediyorum. Büyük bir direniş ile geçirdiğimiz bu yıllarda gördük devlet ve iktidar Kürt halkına geri adım atmadı, attıramayacak. 21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılı olacak.”

PERVİN BULDAN: YÖNETMEYE GELİYORUZ

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin 4’üncü Olağan Kongresi’nde konuştu. Uzun süre alkışlanan Buldan, salonu dolduran on binleri Kürtçe ve Türkçe selamladı. Tutuklu siyasetçileri selamlayarak devam eden Buldan, “Bedenleri zindanlarda olsa da, yüreğiyle bilinciyle burada bizlerle olan Selahattin Demirtaş’a, Figen Yüksekdağ’a, Sebahat Tuncel’e Abdullah Zeydan’a, Selma Irmak’a, İdris Baluken’e, Aysel Tuğluk’a, Gülser Yıldırım’a, Çağlar Demirel’e, Gültan Kışanak’a, Nurhayat Altun’a, Selçuk Mızraklı’ya, Bekir Kaya’ya ve isimlerini burada sayamadığım bütün yoldaşlarımıza yürek dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum. HDP fikriyatının büyük emektarı Sayın Abdullah Öcalan’a buradan selam ve saygılarımızı gönderiyorum. Demokrasi mücadelesinde kaybettiğimiz tüm değerlerimizi huzurlarınızda saygıyla, minnetle anıyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyorum” ifadelerini kullandı.

'DENİZLERİN, MEHMETLERİN YOLDAŞLARI VAR'

 Buldan, yaptığı açıklamalar şöyle: “Evet, bugün burada; Denizlerin, Mahirlerin, Mazlumların, Kemallerin, Mehmet Tunçların genç yoldaşları var. Ehmedê Xanî’nin, Saidî Kurdî’nin, Şems-i Tebrizi’nin yaydığı bilgelik ışığı var. Leyla Qasımların, Seyit Rızaların, Şeyh Saitlerin, Pir Sultanların asırlık direniş mirası var. Hrant Dink’in, Musa Anter’in, Orhan Doğan’ın barışa ve kardeşliğe hasretliği var. Sakinelerin, Sevelerin, Hevrîn Xeleflerin kadın özgürlüğüne adanmış direniş destanları var. Cumartesi Annelerinin, Beyaz Leçekli Barış Annelerinin hakikat ve adalet arayışı var. Bozlağımız var. Horonumuz var. Zeybeğimiz var. Govendimiz var. Semahlarımız var. Büyük insanlık yürüyüşümüz var. HDP’yi duymayanlar işte bu salondan yükselen barış seslerini duysun, değişimin sesini duysun. HDP’yi görmeyenler işte bu demokrasi salonuna baksın. Engellenemeyen halk iradesini görsün.

‘DEMOKRATİK GELECEK HDP İLE KURULABİLİR’

 Değerli halkımız, kıymetli misafirler, Ortadoğu’da ve Türkiye’de yaşanacak değişimin arifesinde büyük bir iddiayla ve mücadele kararlılığıyla kongremizi gerçekleştiriyoruz. Elbette bugünlere kolay gelmedik. Direne direne geldik. Binlerce arkadaşımız rehin alındı ama biz milyonlar olduk. Tasfiye ve çökertme planlarıyla HDP’yi yıkamadılar. Yıkmalarına izin vermedik. HDP, bileşenleriyle, ittifaklarıyla, içinden çıktığı Halkların Demokratik Kongresi’yle, diğer yandan Demokratik Toplum Kongresi gibi köklü toplumsal örgütlenmelerle öyle güçlü bir yapıdır ki, bu kale düşürülemedi, düşürülmesine izin vermedik. Tek seslilik istediler, bunu bozduk. Çok sesliliği var ettik. Seçimlerde önümüze türlü engeller koydular ama bizler o barajları yıka yıka geldik. Bize karşı kurdukları tüm tuzakları halkımızla birlikte birer birer boşa çıkardık. Demokratik geleceğin ancak HDP’yle kurulabileceğini herkese gösterdik. Evet, tekçi iktidarla hem sandıkta mücadele ettik, hem de meydanlarda, alanlarda direndik.

‘ÖCALAN YÜZYILIN PROJESİNİ GELİŞTİRDİ’

 İnsanlık suçu olan, ağırlaştırılmış İmralı tecridine karşı Leyla Güven arkadaşımızın gerçekleştirdiği 200 günlük açlık grevi demokrasi ve insanlık tarihine geçti. Bu süreçte cezaevlerinde yaşamını sonlandıran değerli yoldaşlarımızı saygıyla anıyorum. Tecrit hepimize, insanlığa yönelen bir tehdittir. Demokrasiye ve barış taleplerine tecrittir. AKP-MHP çözümsüzlük ittifakı Türkiye ve Ortadoğu halklarının geleceğini İmralı’da 13 metrekareye sıkıştırarak karartmak isterken, Sayın Öcalan ise 13 metrekarede tüm bu kadim toprakların kaderini değiştirecek yüzyılın barış ve demokratik çözüm projesini geliştirdi. Sayın Öcalan, ‘Sadece halklarımızı değil, bütün bölgeyi ve insanlığı demokrasi güneşi altında toplamak bizim kendi ellerimizdedir’ demişti.

‘YÖNETMEYE GELİYORUZ’

İşte, bu çözüm ve barış iradesinden korktukları için iktidar masayı devirdi. Halklarla diyalog yerine Ortadoğu’nun JİTEM’i olan IŞİD’le, çetelerle, baskıcı devletlerle ittifak kurdular. Barışla yaşayabileceğimiz bu toprakları ölüm coğrafyasına dönüştürdüler. Halklarımıza ağır bedeller ödettiler. Suriye barışını, Kürtlerin demokratik Suriye’deki temsiliyetini engellemek için Kuzey Suriye’ye girdiler, Efrin’e girdiler. Her yeri talan ettiler. Suriye topraklarına tankla topla girerken, halkımızın bin bir emekle kazandığı belediyelere de kayyımlarıyla girdiler. 38 belediyemizi gasp ettiler. Siyasi hırsızlığı yol bildiler. ‘Kürtler seçemez, Kürtler yönetemez’ dediler. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar; Kürtler seçmeye de, kendi kentlerini yönetmeye de devam edecektir. Sadece kentleri değil,  bizler, artık bu  ülkeyi yöneteceğiz ve yönetmeye geliyoruz diyoruz. Halkımız darağaçlarında, katliamlarda, zindan vahşetlerinde diz çökmedi. Bundan sonra da asla diz çökmeyecektir.

‘İMRALI KAPISI MUTLAKA AÇILACAKTIR’

Halklarımız demokrasi baharını mutlaka yaşayacaktır. İmralı’nın kapısı barışa ve demokratik çözüme mutlaka ama mutlaka açılacaktır. Demokrasi ve hukuk mücadelesiyle, tecrit mücadelesini birleştirdiğimizde bu çözümsüzlük siyaseti mutlaka aşılacaktır. Dolmabahçe mutabakatı aynı zamanda toplumsal barış mutabakatıdır. Bugün İdlip’de bataklığa gömülen Türkiye’nin tek çıkış yolu Dolmabahçe Mutabakatı’na dönüştür. Toplum olarak barış mutabakatını koruduğumuz sürece AKP-MHP çözümsüzlük ittifakı amacına ulaşamayacaktır. Çözümü de, barışı da, demokrasiyi de halkların barış mutabakatı getirecektir. Halkların iradesi AKP’den de, tek adamdan da büyüktür.

KÜRT HALKI STATÜSÜZLÜĞÜ KABUL ETMEYECEK’

İnanın ki; girdikleri Suriye topraklarından bir gece ansızın çıkacaklardır. Yapılacak ilk seçimlerde de iktidardan gidecekler. Hırsız kayyımları da AKP’yle beraber teker teker gidecektir. Evet, Türkiye’de, Suriye’de, Ortadoğu’da, taşlar yerinden oynamıştır. Kürtlerin iradesi dikkate alınmadan bu taşlar yerine oturtulamayacaktır. Taşları ancak ve ancak büyük demokrasi gücü olan Kürt halkı ve birlikte yaşadığı halklar yerine oturtacaktır. Kürt halkı, kendisine dayatılan statüsüzlüğü tarih boyunca kabul etmedi, bundan sonra da kabul etmeyecektir. Ektiğiniz ret ve inkâr politikalarının tohumları bizim topraklarımızda hiçbir zaman yeşermeyecektir. Şunu iyi bilsinler ki; biz bu topraklara başka yerlerden gelmedik. Tarih öncesi de buradaydık tarih sonrası da. Ve dilimizle, kültürümüzle hep burada olmaya devam edeceğiz.

Kürtlerin kendi içinde birlik olmasının artık zamanıdır. Parçalı duruş değil, ulusal demokratik duruş kazandıracaktır. Kürt halkının, ulus devletlerin yok edici kuşatılmışlığından, baskı ve şiddetten kurtulmasının tek yolu birliktir. Ölümsüz şairimiz Cegerxwîn’in dediği gibi; Kurdino, bibin yek. Eger hun nebin yek hun ê herin yek bi yek. Em jî dibêjin yekîtiya me hebûna me ye. Yekîtiya me azadiya me ye.

DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAŞ MESAJ GÖNDERDİ

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, partinin 4’üncü Olağan Kongresi’ne ortak mesaj gönderdi.

 Yüksekdağ ve Demirtaş’ın “Yolun açık, rüzgarın bol olsun Halkların Demokratik Partisi!” başlıklı mesajı şöyle: 

“Partimizin Dördüncü Olağan Büyük Kongresi Divanını, değerli delege arkadaşlarımızı, yurtiçinden ve yurtdışından dayanışma duygularıyla katılan saygıdeğer konukları, elçiliklerin ve basının değerli temsilcilerini ve sevgili halkımızı yüreğimizin olanca sıcaklığıyla selamlıyor, kongremizin başarılı geçmesini diliyoruz.

 Partimiz HDP, kurulduğu günden bu yana Türkiye halklarının, ezilenlerinin büyüyen umudu haline geldi. Ortadoğu’ya yönelik emperyal müdahalelerle derinleşen mezhep, din ve kimlik çatışmaları… Savaşların ve işgallerin yarattığı yıkım... Sınırsız sömürünün yol açtığı açlık ve yoksulluk; evsiz, yurtsuz kalıp mülteci durumuna düşen on milyonlar... Acıyla yoğrulmuş bir coğrafya... Giderek katmerleşen umutsuzluk, çaresizlik... Paramparça edilmiş bir toplum ve kapkaranlık bir gelecek…

 İşte böylesi kaotik bir ortamda bütün ışıltısıyla yeşerdi HDP’nin görkemli ağacı. Her bir dalında farklı bir sesin, farklı bir rengin tınısı, her bir yaprağında umudun, direnişin, zaferin müjdesi. Kasırganın, selin, tufanın ortasında ayakta kalmış bir ‘NUH’UN GEMİSİ’. Bu gemi şimdi, yeryüzünün bütün renklerini bağrında taşıyan yolcularıyla birlikte yeni yaşamı kurmak üzere ağır ağır yanaşıyor limana.

 Biliyoruz, yolculuk çok çetin geçti, gemimiz ağır darbeler aldı. Kaptanlarımız tutuklandı, deneyimli mürettebatımızla birlikte. Ama bilmezler ki her bir yolcusu birbirinden dirençli, her biri birbirinden kuvvetli bu geminin. Ne kaptan köşkü boş kaldı ne de makine dairesi. Milyonları durdurmaya gücü yetmeyen Nemrut’un partisi daha şimdiden üç parçaya bölündü ama NUH’UN GEMİSİ dimdik ayakta yek vücut bir şekilde menziline süzülüyor kararlılıkla.

Bu gemiyi inşa edene de yürütene de aşk olsun. Bu uğurda toprağa düşene de esir düşene de selam olsun. Bu gemi limana varacak demiştik, evvel Allah sözümüz söz olsun. Şimdi hedef halkın iktidarını kurmaktır artık, hepimizin yolu açık olsun.

Zindandayız şimdi, ama bilin ki yüreğimiz yangın yeri. Biz direnmeyi sizden öğrendik gençler. Dik durmayı sizlerden kadınlar, analar. Umudu gözlerinizde gördük, isyan seslerinin yankılandığı meydanlarda. İlle de sevdik sizi ve çok çok özledik hepinizi.

Yüreğimiz, ruhumuz sizlerle. Sözümüz, kalemimiz, dualarımız sizinle. Her birinize ayrı ayrı, kucak dolusu selamlarımızı, sevgilerimizi gönderiyoruz. Eşbaşkanlarımızı, tüm parti yönetimini kutluyor, dayanışma dileklerimizi iletiyoruz.

Yolun açık, rüzgarın bol olsun Halkların Demokratik Partisi!

Rêya te vekirî, bayê te gur be Partiya Demokratîk a Gelan!

An serkeftin an serkeftin.”

Kongre konuşmalarla devam ediyor.

ANHA


Diğer Haberler