Hol Kampı her kes için tehlikedir -CİHAN BİLGİN

İç Güvenlik Güçleri’nin QSD, YPG ve YPJ’nin desteğiyle dünyanın en tehlikeli kampı olan Hol Kampı’nda başlattığı İnsani ve Güvenlik Hamlesi’nin ikinci aşaması 24 gün sürdü. Bu hamlede DAİŞ hücrelerine büyük darbe vuruldu. Hamleyi engellemek isteyen DAİŞ hücreleri ise harekete geçti. Çetelerin katliam girişimleri her ne kadar başarılı bir şekilde boşa çıkartılmış olsa da tehlike halen devam ediyor. DAİŞ’i yenen güçlerin mücadelesi bir yandan sürerken DAİŞ ise bir yandan aktif olmaya çalışıyor. Dahası DAİŞ’in yok olmasını istemeyen uluslararası güçlerin harekete geçmesi de dikkat çekici bir detay olarak karşımıza çıkıyor.

DAİŞ’in varlığı, hegemon devletlerin projelerinden birisi. Bu proje kapsamında Irak ve Suriye’nin işgali vardı, fakat asıl amaç Ortadoğu’nun tamamı. 2 veya 3 yıl içerisinde geliştirilen bu proje üzerinde on yıllar boyu çalışıldı. DAİŞ aracılığıyla Ortadoğu’ya egemen olmak istediler ve özellikle bu projeyi Rojava’daki Kürtlerin kazanımlarına karşı kullandılar. DAİŞ, El Nusra ve Ehrar El Şam çeteleri aracılığıyla harekete geçtiler. Rojavayê Kurdistan halkı ise direniş çizgisi ve Önder Abdullah Öcalan’ın paradigmasıyla saldırılara cevap verdi. Mevcut direniş, DAİŞ’in birçok bağlantısını ortaya çıkardı. Bu bağlantılardan birisi de şüphesiz Türk devleti-DAİŞ bağlantısıdır.

Erdoğan’ın “düştü düşecek” dediği şehir, DAİŞ-Türkiye bağlantısını gözler önüne serdi. Araçlarla çeteler gönderilmesine ve sınırda çeteler karşılanmasına rağmen Türk devleti halen yargılanmadı. Aksine bugün bile DAİŞ’e olan desteğini arttırıyor. Bağlantı sadece bununla da sınırlı değil. DAİŞ’in elindeki tüm silahlar Türkiye’nin aracılığıyla gönderildi ve çok sayıda NATO üyesi devlet de buna destek verdi.

YENİLGİNİN ARDINDAN STAREJİ DEĞİŞTİRDİLER

Devletlerin verdiği tüm desteğe rağmen DAİŞ, ilk darbesini Kobanê’de aldı ve son kalesi olan Baxoz’da da yenildi. Elbette bu zafer 12 binden fazla şehidin sayesinde kazanıldı. DAİŞ’in yenilgisi, tamamen ortadan kaldırıldığı anlamına gelmiyor. Bu bağlamda Kuzey ve Doğu Suriye’deki hücreler ile aşırılık yanlısı zihniyeti, halen canlılığını koruyor. DAİŞ, yenilginin ardından intihar saldırıları gibi strateji değişikliğine gitti. Paraların toplanması ve istihbarat için özellikle kadınları örgütledi. Daha önemlisi ise kendisini yok olmaktan kurtarmak için Hol Kampı’nı hedefi haline getirdi ve burasını ideolojisinin merkezi olarak kullanıyor.

Hol Kampı dünyanın en tehlikeli kampıdır. Kamp, 54 bin 390'dan fazla kişinin (Suriye vatandaşları, Iraklı mülteciler, DAİŞ çetelerinin çocukları ve eşleri) yerleştiği 9 ana bölümden oluşuyor. DAİŞ bu kampta yeniden toparlanmaya çalışıyor. Bunu hem gizli hücreler hem DAİŞ çetelerinin aileleri hem de ‘El Hesba’ adı verilen kadınlar yapacaktı. Hol Kampı’nda yeni bir DAİŞ gücü oluşturulacak, ardından talimatlara ve uygun zamanlara göre DAİŞ'in saldırı ve intikamının başladığı kara tarihe dönmeye başlayacaktı. Şimdi bile uluslararası güçler, DAİŞ’i yok olmaktan kurtarmak için kendi yurttaşlarını kamptan almıyor ve bu da DAİŞ’e büyük bir iyilik oluyor.

DAİŞ’İN HOL KAMPI PLANI

Hol Kampı’ndaki DAİŞ planında çocuklar özel eğitimle yetiştiriliyor. Bu çocuklar, özellikle El Hesba'nın (DAİŞ’in sağ kolu) kadınları tarafından yetiştiriliyor. ‘Eşbel El Xilafa’, Hol Kampı’nda kurulacaktı. Bu amaçla çocuk sayısı her geçen gün artırılacaktı. Bununla bir ordu kurulacaktı. Bu amaçla 5 yaşına gelen çocuklar hemen ʹEl Hesbaʹ kadınları tarafından eğitilmektedir. Başlangıçta şeriatın sembolünü, faşizmi ve katı dini materyalleri taşımayı öğrenirler. Sonra onlara katliam yapmayı, silah ve kılıç kullanmayı öğretiyorlar. Bu, her iki hamlede de görüntü ve fotoğraflarıyla ortaya çıktı. Çocukların oyun ekipmanları bile ya silah ya da el yapımı kılıçlardı. Bu çocukların geleceği düşünülmeden, kan dökülmesinin amacı hakkında beyinleri yıkanıyor. Bu çocukların geleceği, onları kabul etmeyen ve bu bilinçten kurtarmayan dünya tarafından onlardan çalınmaktadır.

Hol Kampı’nda son üç yılda bin 800 çocuk doğdu. Elbette bu bin 800 çocuk aşırılıkçı bir zihniyetle büyüyecek. Bununla, tehlikeli bir geleceğin hazırlandığı çok açıktır.

Sadece bu değil, aynı zamanda DAİŞ'in kendi kendini örgütlemesi, Kuzey ve Doğu Suriye’ye kapsamlı saldırılar gerçekleştirecek düzeye geldi. DAİŞ hücrelerinin bu planlarına karşı, İç Güvenlik Güçleri geçen yıl 28 Mart'ta Hol Kampı’nda İnsani ve Güvenlik Hamlesi’nin ilk aşamasını duyurdu. Bu hamle Türk devletinin hoşuna gitmedi. Çünkü kamp çeteler için bir okul haline gelmişti. Hamle sonucunda çok sayıda tünel, cephanelik, gizli hücrelerin eğitim merkezi, mahkeme ve çetelerin tutulduğu yer olarak kullandığı boş çadırlara el konuldu. Çok sayıda çete de tutuklandı. Ancak tehlike bitmedi, devam ediyor. Çünkü Özerk Yönetim ve QSD dışında kimse görevini yerine getirmiyor.

TÜM DAİŞ PLANLARINDA HOL KAMPI VAR

Bu yıl kampta çok sayıda cinayet işlendi. 2022’nin başından bu yana DAİŞ hücreleri 43 saldırı gerçekleştirerek aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 44 kişiyi öldürdü ve işledikleri suçların izlerini örtmek için cenazeleri kanalizasyona attı. Bu suçlarda susturucu başlıklı tabancalar ve keskin aletler kullanıldı. Türk devletinin saldırılarıyla birlikte Hol Kampı’nda huzursuzluklar yaşandı. DAİŞ’in Sinaa Cezaevi’ne yaptığı son saldırı, DAİŞ’in Hol Kampı’ndaki planını ortaya çıkardı. Saldırıya katılan çetelerin itiraflarında, bu saldırının Türkiye'nin işgali altındaki Serêkaniyê bölgesinde planlandığı ortaya çıktı. DAİŞ, Sinaa Cezaevi’nden Hol Kampı’na ulaşmak ve katliama başlamak istedi. Ancak güvenlik güçlerine yenildikleri için hayalleri ve planları gerçekleşmedi. Hücrelerin tüm planları arasında Hol Kampı’na saldırı ve DAİŞ çetelerinin ailelerinin kamptan kaçırılması yer alıyor.

GÜVENLİK GÜÇLERİ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI: 24 GÜN SÜREN İKİNCİ HAMLE

Güvenliğin sağlanması ve kampta yaşayanların talebi üzerine İç Güvenlik Güçleri, QSD ve YPJ'nin de desteğiyle İnsani ve Güvenlik Hamlesi’nin ikinci aşamasını başlattı. 25 Ağustos’ta başlatılan hamle 24 gün sürdü. Hamle sırasında gazetecilere, Heyva Sor a Kurd çalışanlarına ve hamleye katılan güçlere, kadınlar ve 4-5 yaşındaki çocuklar tarafından saldırılar oldu. Gizli hücreler, kadın ve çocukların üzerindeki hareketi durdurmaya çalışsalar da başarısız oldular. Öncü kuvvetler büyük bir dikkatle çadırları arıyorlardı ve kadınlara ve çocuklara karşı çok hassastı. Çünkü adımın ilk hedefi insani yaklaşımdı.

DAİŞ HÜCRELERİNİN SALDIRI GİRİŞİMLERİ

24 gün süren operasyon sonucunda 36'sı cinayete karışan olmak üzere 226 çete üyesi tutuklandı. 25 tünel bulundu, onlarca silah, ağır silah ve kişisel eşyalara el konuldu. Türk devlet askerlerinin kıyafetleri de bulundu. Hamle ile birlikte çetelerin birçok çabası boşa çıktı. Ancak tehlike kökünden sökülemedi. DAİŞ'in gizli hücreleri, karşı saldırılar gerçekleştirme çabalarını geliştirdi.

Bu saldırılardan;

*21 Eylül'de İç Güvenlik Güçleri, DAİŞ çetelerinin Hol Kampı’na iki bombalı araçla saldırma planını engelledi. Hücre çeteleriyle çıkan çatışmalarda 3 çete üyesi öldü, bir çete üyesi yaralandı.

*21 Eylül'de İç Güvenlik Güçleri, DAİŞ’in gizli hücrelerinin Hol Kampı’nın korunmasından sorumlu güvenlik güçlerine saldırmayı planladığını ancak güvenlik güçleri ile hücreler arasındaki çatışma nedeniyle planlarının başarısız olduğunu bildirdi. Sonuç olarak, çok sayıda çete öldürüldü ve bazıları tutuklandı.

* 22 Eylül'de İç Güvenlik Güçleri, Til Hemis ilçesine bağlı bir köyde DAİŞ çetelerine ait yaklaşık 200 kilo ağırlığındaki patlayıcı yüklü aracı etkisiz hale getirdi.

* 28 Eylül'de Qamişlo Kanton’una bağlı Til Hemis'in güneyindeki Qirwan köyünde 2019 yılında ele geçirilen Baxoz'daki depodan sonra DAİŞ'in ikinci büyük silah deposu ele geçirildi. Bununla birlikte, Hol kampına bir saldırı gerçekleştirmek için bir terörist planı ortaya çıktı. Cephanelikte sadece işgalci Türk devletinin kullandığı silahlar bulundu.

TÜRK İŞGALİ OLDUĞU SÜRECE DAİŞ TEHLİKESİ BİTMEYECEK

İşgal altındaki topraklar özgürleştirilinceye ve devletler Kuzey ve Doğu Suriye’deki DAİŞ’li vatandaşlarını geri almayıncaya kadar tehlike devam edecek. Aynı şekilde DAİŞ çetelerini suçun işlendiği bölgelerde yargılayacak uluslararası bir mahkeme kurulmadığı sürece sorun çözülmeyecek. Kuzey ve Doğu Suriye’deki MİT ve gizli hücreleri yok etmek için ortak bir çaba gösterilmeyene kadar DAİŞ tehlikesi devam edecek. Son olarak bölgenin statüsü tanınmayıncaya ve Şam hükümetinin bu hücrelere ve Türk devletine karşı tavrı gelişmeyene kadar da devam edecektir. Tehlikenin önündeki en önemli engel bölge halkının dayanışması, dikkati ve güvenidir. Fakat bu çeteler daha ne kadar Kuzey ve Doğu Suriye’de kalacak ve 19 Temmuz Devrimi'nin güçleri onları daha ne kadar durduracak? Tüm bölgesel güçler ve uluslararası güçler bu soruları yanıtlamalıdır.

ŞEHİT JİYAN, ZEYNEB VE MİHEMED

DAİŞ'in gizli hücrelerinin bu çaba ve planlarına ek olarak işgalci Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını artırdı. Özellikle DAİŞ'e karşı savaşan ve öncü olan kişiler hedef alınıyor. Öncülerden biri, İnsani ve Güvenlik Hamlesi’nin ilk aşamasının koordinatörü olan Şehit Jiyan Tolhildan'dı. Hamlenin ikinci aşamasının başlamasının ardından, işgalci Türk devletine ait bir SİHA saldırısı sonucu 28 Eylül'de Adalet ve İnfaz Dairesi Eş Başkanları Zeyneb Mihemed ve Yılmaz Şero şehit oldu. Şehit Zeyneb ve Şehit Yılmaz, DAİŞ’li çetelerin kaldığı cezaevlerini kontrol ederken hedef alındı. Bununla Türk devleti DAİŞ'in intikamını almaya çalıştı. Jiyan Tolhildan gibi hamlenin öncüsünü şehit ederek hamlenin intikamını almaya çalıştı. Ancak şehitlerinin yolunda yürüyen bu nesil işgalcilere bu fırsatı vermemekte ve çabaları bir bir boşa çıkarmaktadır. İşgalcilere karşı ilk silah, her zaman canlı kalacak mevcut paradigmadır. Bu nedenle Kuzey ve Doğu Suriye halkı, ne olursa olsun 2011'in öncesine geri dönmeyecek. Bu aynı zamanda işgalcilerin varlığı için bir kanser olacaktır.

(rr)  

ANHA