‘HPG’ye karşı Türk devletiyle iş birliği yapmak Kürtlere hizmet etmiyor’

Başur Kürdistan Hükümeti’nin Türk devletinin saldırıları karşısındaki savunmasını eleştiren siyasi gözlemci Kawe Nadir Qadir, “HPG’ye karşı Türk devletiyle işbirliği yapmak milli bir duruş değildir ve Kürt halkına hizmet etmiyor” dedi.

İşgalci Türk devletine  ait savaş uçakları  15 Haziran’da Şengal, Mahmur ve Medya Savunma Alanları’nı bombaladı. Yapılan saldırılara Kürtlerden büyük tepki yükselirken Başur Kürdistan Hükümeti saldırıları meşrulaştırmaya çalışan açıklamalarda bulundu. Başur Kürdistan Hükümeti’nin saldırılar karşısındaki tutumunu eleştiren siyasi gözlemci Kawe Nadir Qadir, yaşanan gelişmeleri ANHA’ya değerlendirdi.

*İşgalci Türk devleti Başur Kürdistan’a yönelik saldırılarına devam ediyor. Başur Kürdistan Hükümeti şu ana kadar saldırılara karşı ciddi bir tutum ortaya koymadı. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim görüşüme göre Kürdistan’ı seven her yurtsever Kürdistan’a yönelik saldırılara karşı büyük bir emek vererek çalışmalıdır. Bunu yapmak yerine bir partiyi parçalamak için enerjisini sarf etmek, sonuçsuz bir çaba içerisine girmek Kürt halkına hizmet etmeyecektir. Türk devleti, Kürtlere karşı ‘böl parçala yönet’ siyaseti uyguluyor. Bu nedenle her Kürdün görevi saldırılara nasıl cevap vereceğini düşünmektir. Ülkemize Türk devleti tarafından yapılan saldırılara gözümüzü kapatmak olmaz.

Bu saldırılara gözünü kapatanlar Kürt halkına karşı görevini yerine getirmemiş demektir. Bu tür kişilikler tutumlarını parti ve kişisel çıkarlarına göre belirlerler. Bu tutum aynı zamanda tarihe düşülüyor. Yurtseverlik az da olsa kimse bunu tartışamaz fakat Türkiye’nin saldırılarına karşı sessiz kalmamak, sesini yükseltmek bir görevdir. Bu saldırıların Kürdistan’daki tek hedefi HPG değildir.

Kürt düşmanları ve işgalciler Kürtlerin bu parçalanmışlığından hep faydalandı. Tehlikenin büyük olmasının nedeni yurtseverliğin az olması değildir. Türk silahlı güçleriyle işbirliği yapmak en büyük ihanettir. Bir ulusa yapılmış bir ihanettir. Bunun kabul edilmesi mümkün değildir. Kürdistan halkları ve tarih bunu affetmez.

*İşgalci Türk devleti Şêladizê ve Süleymaniye’de sivilleri hedef aldı. Türkiye’nin sivillere yönelik saldırıların amacı nedir, kime ne mesaj verilmek isteniyor?

Kürdistan’ın dört parçasına Türkiye tarafından yapılan şovenist saldırıların temel nedeni Türkiye’deki ‘en iyi Kürt ölü Kürt’tür’ siyasetidir. Türkiye’nin öne sürdüğü Misak-ı Milli’ye göre Başur Kürdistan, Türkiye’nin bir parçasıdır. Türkiye, bu topraklarda yaşayan her Kürdü kendine potansiyel bir tehlike olarak görüyor. Bu nedenle Türkiye’nin savaşı sadece PKK ile değil tüm Kürtlerledir.

Aslında Türk devleti kendi kimliğini eksik görüyor. Türklerin Ortadoğu’daki varlığı küçük bir kabile ile başladı. Şiddet ve işgal sonucu 1220 yılından sonra Ortadoğu’yu işgal etmeye başladı. Burada kurdukları devlet dışında devlet istemiyorlar.

Sivillere yönelik saldırıların nedeni buradaki halkı Başur Kürdistan hükümeti ve PKK’ye karşı kışkırtmaktır. Bu şekilde peşmerge ile PKK’yi savaştırabileceklerini düşündüler. Türklerin bu planı ters tepti. Kürdistan’a ve Kürtlere atılan her mermi Kürtlerin HPG gerillalarına olan sempatisini arttırdı.

*PKK Yürütme Komitesi Üyesi Murat Karayılan, Başur Kürdistan’da bulunan siyasi partileri seslerini yeterince yükseltmediği için eleştirdi. Diğer yandan KDP ile Türk devleti arasında işbirliği olduğunu ileri sürdü. Bu noktada siyasi partilerden ve bölge halklarından beklenen nedir?

HPG’ye karşı Türk devleti ile işbirliği yapmak milli bir duruş değildir ve Kürt halkına hizmet etmemektedir. Bununla birlikte KDP yetkililerinin Türk devletinin saldırıları karşısındaki tutumunu değiştirmesini umuyoruz. Sayın Mesud Barzani ve Başur Kürdistan Hükümet Başkanı yapılan saldırılar karşısında sessizliğini henüz bozmadı. Kimileri bu sessizliği saldırıları onaylamak olarak değerlendiriyor. Kimileri de bu sessizliğin durumu daha ciddi ele alacakları olarak yorumluyor. Her iki durum da yeni sorunlara gebe.

*2017 yılında Başur Kürdistan’da bağımsızlık referandumu yapıldı. Erdoğan, bu referandum için ‘Türkiye’nin 2003’teki Kürdistan karşısındaki tutumu çok yanlıştı bunun tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz’ açıklamasını yapmıştı. Buna rağmen Başur Kürdistan ve Türkiye ilişkilerinin sürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her şeyden önce Türkiye’nin Kürtlerle ilişkisi olmadığını bilmek gerekiyor. Kürtlerin varlığını kabul etmeyen Türk devletinin bir Kürt gücüyle ilişki kurmasını onu kabul etmesini söylemek mümkün değildir. Burada Türkiye’nin oluşturduğu özel bir konsept var. Bu konseptin amacı bir verip üç almaktır. Başur Kürdistan’la ilişki kuran Türk devletinin amacı bölgeyi siyasi ve ekonomik olarak ele geçirmektir.

Daha önce de söylediğim gibi Türk devletinin Kürtlere karşı felsefesi bellidir. Bir Kürt onların ajanı dahi olsa onlar için düşmandır ve teröristtir. Bu tür Kürtlerin sonu Hasan Hayri gibi olur. Hasan Hayri, yaptığı hizmetlere rağmen Kürt olduğu için Mustafa Kemal tarafından idam edilmişti.

Başur Kürdistan'daki siyasi partilerin sessizliği o partileri bağlar. Çünkü Türkiye'nin amacını biliyorlar. Özellikle ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin desteğini almak için uğraşıyorlar. Çünkü ABD ve diğer uluslararası güçler Türkiye'nin bu yaklaşımlara devam etmesine izin verirse, Başur Kürdistan'ı işgal edecek ve Kürt hükümetini ortadan kaldıracaktır.

(rr)

ANHA


Diğer Haberler