İdlib’de ne oldu, ne olacak?

Gazeteci Aziz Köylüoğlu, Türk devletinin Morek beldesinden çıkmasıyla Suriye’den de çıkmaya başlayacağını belirterek, “Rusya, İdlib’de Türk devletini tasfiye ederken Kürtlerle anlaşmanın zeminini arıyor” dedi.

Gazeteci Aziz Köylüoğlu İdlib’de son durum, yapılan ve yapılması muhtemelen anlaşmalar, bölgede yaşanan son gelişmelere ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*İdlib’deki krizin asıl sebebi mevcut anlaşmalar mı? Anlaşmalar krize cevap olmuyor mu? Bu anlaşmalardan İdlib’deki krizin çözümüne ilişkin bir sonuca neden ulaşılamıyor?

Rusya ile Türk devleti arasında İdlib’e ilişkin Soçi anlaşması oldu. Bu anlaşmada üç temel nokta öne çıktı; silahsız bölge oluşturulması, M4-M5 yolunun açılması ve radikal grupların tasfiyesi. Bu anlaşma yapıldığında herkes uygulamaya konulmayacağını biliyordu. O zaman Rusya İdlib için zaman kazanmaya çalışıyordu, diğer yandan Türk devletinin de Suriye’ye ilişkin politikalarını değiştirmek için zamana ihtiyacı vardı. Söz konusu nedenlerden dolayı bu anlaşma ölü bir anlaşmaydı. Şimdi de anlaşmanın sonuna gelindi.

İdilb’de yaşanan Soçi’nin ihlali

İdlib’de yaşananlar aslında Soçi anlaşmasının sona ermesinin sonucudur. Soçi maddelerini Türk devleti uygulayamadı. Rusya Türkiye’den sesini çıkarmamasını, saldırı olmamasını, gözlem noktalarının bulunduğu bölgelerde rol oynayarak radikal güçleri tasfiyesini umuyordu. Türk devleti bunları yerine getirmedi ve getirmek de istemedi. Aksine İdlib’de radikalizm arttı. Türk devleti bu süre zarfında çok sayıda çete üyesini eğitti ve bölgeye sevk etti. İdlib’e ilişkin politikalar göz önüne getirilirse sadece Türk devleti değil Avrupa da İdlib’de bu şekilde kalınmasından yanaydı. Ayrıca ABD’de de İdlib’in mevcut haliyle kalmasını ve kentin coğrafik olarak değişmemesini istiyordu.

Sınır güvenliği görüşmeleri Rusya’da rahatsızlık oluşturdu

Rusya’nın Türk devleti üzerindeki siyasi hedefleri gerçekleşmedi. Bu yüzden tavrı da çok sertti. Özellikle son görüşmelerle -ki ben “sınır güvenliği çerçevesinde” olarak nitelendiriyorum bu görüşmeleri- Türk devletinin ABD’ye yakınlaşması, Rusya için rahatsızlık oluşturdu. Han Şeyhun’a yönelik son saldırılar, bölgeyi ve çevresini ele geçirme, bu bağlamda gerçekleşti.

Uzun bir zaman sonra ilk kez Suriye rejimi, Rusya, İran ve Hizbullah arasında bu konuda görüşme oldu. Zaten bahsi geçen güçler arasında bir süredir anlaşmazlık vardı. İran ve Hizbullah, İdlib’e yönelik saldırılara destek vermiyordu. Rusya ve Suriye rejimi yaklaşık 3 ay boyunca saldırı gerçekleştirdi fakat saldırılar sonuç vermedi. Son günlerde İran ve Hizbullah devreye girdi ve sahada ilerlemeler oldu. Bu da izlenen siyasette bir yenilik. Acaba Suriye rejimi ve müttefiki Rusya, İran ve Hizbullah bu saldırılarına devam edecek mi?

Eğer devam ederlerse Suriye siyasetinde yeni bir değişim olur. Eğer Han Şeyhun’da kalıp bölgenin kontrolünü zafer gibi göstererek burada kalırlar ise bu da yine yeni bir anlaşma olduğu anlamına gelir. Mevcut durumda görünen o ki anlaşmalar biraz bozulmuş. Türk devletinin gözlem noktası Morek’teydi ve şimdi bu noktadan çıkacağı söyleniyor. Yani geri adım atacak. Bu da yeni bir gelişmedir.

*5 Ağustos’ta İdlib’de ateşkes ilan edildi. Ancak sonuç alıcı olmadı ve devam etmedi. Bu ateşkesin sonuçsuz kalmasının nedeni neydi? 5 Ağustos’tan sonra neler yaşandı?

Türk devletinin Suriye’deki varlığı Rusya’nın izni çerçevesindedir. Türk devleti, çete gruplarının destekçisi ve işbirlikçisidir. Mevcut anlaşmalar geçicidir. Suriye için izlenen politikanın asıl amacı, Suriye rejiminin özellikle ülkenin kuzeybatısında hakimiyeti sağlaması içindir. Mevcut durumda Suriye siyaseti, başta İdlib konusu üzerinden yürütülüyor. Rusya, Suriye konusunda Türkiye’ye bazı tavizlerde bulundu, Türkiye de bu tavizler zafermiş gibi gösterdi. Rusya’nın amacı Türk devleti ile NATO arasında güçlü çelişkiler oluşturmak. Rusya’nın siyasetinde başarı yok. Sizin de bildiğiniz gibi S-400 satışı yapıldı ve satışla ABD ile Türk devleti arasında büyük bir kriz oluşacağı zannedildi. Ancak iki taraf da G-20 zirvesinde anlaşmıştı. O zirvede S-400’lerin büyük bir krize dönüşmeyeceği söylendi. Böylece Rusya’nın S-400 politikası boşa çıktı.

Rusya’nın planları gerçekleşmedi, ateşkes stratejik değildi

Türk devleti Kuzey ve Doğu Suriye bölgesi için Rusya’yla pazarlık yaptı. Kuzey ve Doğu Suriye’ye saldırı yapacak, Rusya ve Suriye rejimi sessiz kalacaktı. Böylece Türk devletiyle ABD arasındaki ilişki yeni bir krize dönüşecekti. Hatta Türk devletiyle Rusya arasında, bu konuda anlaşma da oldu. Türk devleti İdlib’i bıraksaydı Bab, Cerablus, Ezaz ve Efrîn’de bulunan Türk devletine bağlı çeteler çekilecek, kalanlara da Rusya saldıracaktı. Bu şekilde bir anlaşma vardı. Fakat Türk devleti bu anlaşmayı, 6-7-8 Ağustos’ta ABD ile yapılan görüşmelerle bozdu, Kuzey ve Doğu Suriye üzerine ABD’yle anlaşmaya vardı. Böylece Rusya’nın planları bozuldu ve İdlib’i yine devreye sokarak saldırdı. Türk devletine karşı Rusya’nın elinde İdlib dışında başka bir koz kalmadı. Türk devleti halihazırda Avrupa ve ABD’nin desteğiyle İdlib’deki varlığını sürdürüyor. Rusya, Türkiye’yi rahatça Suriye’den nasıl çıkaracağını düşünüyor. Bu, Rusya için büyük bir yanılgıdır. Türk devletinin Suriye’ye girişi Rusya’nın onayıyla oldu, doğru. Ama çıkışı ne Rusya onayıyla olur ne de kolay olur. Bu nedenle İdlib’deki ateşkesler stratejik değil, zaman kazanmak için. Zaman kazanmaktaki amaç da bazı güçler arasında anlaşma sağlamak. İdlib’de ateşkes politikası her zaman olacaktır. Önümüzdeki günlerde 5 gün ya da 2 aylık bir ateşkes olacağı ihtimali var. Fakat dediğim gibi bu ateşkesler stratejik değil. 

*19 Ağustos’ta Suriye rejim uçakları, Hama’nın kuzeyindeki Morek’e giden Türkiye konvoyunu bombaladı. Bu olayla Türk devletine ne mesaj verildi?

Olay, Rusya’nın onayı olmadan gerçekleşmedi. Saldırıyı yapan uçakların Suriye rejimi değil de Rus uçakları olabileceği ihtimali de var. Burada Türk devletine açıkça, “Çok fazla ileri gitme, belirlediğim sınırlarda hareket et, eğer bu sınırlardan çıkarsan seni vururuz” mesajı verilmiştir. Ciddi bir mesaj verildi. Dikkat çeken nokta ise Türk devletinin bu duruma karşı tavrı çok sert oluşuydu. Bu da İdlib’de, Türk devleti ile Rusya arasında büyük bir kriz olacağı anlamına geliyor. Sizin de bildiğiniz gibi birkaç gün önce Rusya’ya ait savaş uçağını düşürdüler. Birçok kesim uçağın Suriye rejimine ait olduğunu söylüyor ancak bu söylem çok da yerini tutmuyor. Çünkü Suriye hava sahası Rusya’nın elinde.

*Türk devleti İdlib’in güneyinde bulunan Morek’teki gözlem noktasını 7 Nisan 2018’de kurdu. Şimdi ise bu nokta rejim güçlerinin kuşatması altında. Burada Türk devleti ile Suriye rejimi arasında savaş çıkması ihtimali var mı?

Gözlem noktaları, olası bir savaşın önünü almak için kuruldu. Ama şimdi bir anlamı kalmadı. Rusya şimdi Türk devletinin Morek’ten, çatışmasız bir şekilde kendi denetiminde çıkmasını istiyor. Fakat Türk devleti “Çıkmıyorum” diyor. Gizli anlaşmalarda iki taraf da birbirinin boğazına sarılmış durumda. Türk devleti Morek’ten çıkarsa eğer artık Suriye’deki varlığı tartışılmaya başlanacak. Yani Türk devletinin Suriye’den çıkışı başlayacak. Eğer çıkmazsa, Irak’ın elindeki Başika gibi, Haşdi Şabi’nin kuşatmasındaki noktası gibi buradan da çıkmayacak. Irak, Türkiye’yi zorla çıkarmaya cesaret edemiyor. Türk devleti, bu şekilde Irak’taki varlığını sürdürüyor. Türk devleti aynı politikayı İdlib’de de devam ettirmek istiyor. İdlib’deki varlığını sürdürmesinin hiçbir anlamı kalmasa da gözlem noktalarını koruyacak. Bu yüzden de savaş ihtimali var. Bunun için büyük bir provokasyon zemini de var.

*Suriye rejiminin İdlib’de ilerleyişi ve Türk devletine ait gözlem noktalarının kuşatmada olması ne gibi sonuçlar doğuracak?

İdlib, şu an Cenevre anlaşmasının devam etmesi için korunuyor. İdlib’in varlığı Cenevre çerçevesindeydi. Çünkü “muhaliflerin” elindeki bir yer olarak tanınan yer İdlib’di. Cenevre’deki pazarlıklar, İdlib etrafında döndü. İdlib’de çete gruplarının varlığı sürerse Cenevre de sürecek. Çete grupları bölgeden çıkarılırsa Cenevre’nin bir anlamı kalmaz. Bu da Suriye siyasetinde yeni bir gelişmeyi beraberinde getirir.

Rusya, Kürtlerle anlaşmanın zeminini arıyor

Türk devleti İdlib’de tasfiye edilirse Efrîn, Bab, Cerablus ve Ezaz tartışmaya açılacak. Rusya şimdi adım adım bu siyaseti oluşturuyor. Bu karşın NATO, Türk devleti üzerinden Suriye’deki varlığını 2 yönlü sürdürüyor;

-Birincisi; CENTCOM’la DAİŞ karşı uluslararası koalisyon ile Kuzey ve Doğu Suriye’de varlığını devam ettiriyor.

-İkincisi; Cerablus’tan İdlib’e kadar Türk devleti aracılığıyla varlığını sürdürüyor. Suriye’nin kuzeyinin tamamı, doğu ve batıdan da bazı bölgeler bu şekilde NATO’nun elinde. Rusya, bunun sona ermesini istiyor. Şimdi burada en zayıf halka, İdlib. Rusya, İdlib’de sonuç almak istiyor ve bu yöndeki siyasetini adım adım geliştiriyor. Bununla birlikte Kürtlerle anlaşmanın zeminini arıyor.

*Putin ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 19 Ağustos’ta bir araya geldi. Görüşmede Putin, Türk devletinin teröristleri desteklediği ve İdlib’deki teröristleri dünyaya yaydığı yönünde açıklama yaptı. Bu görüşmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? İdlib’i nasıl etkiler?

Türk devleti iki taraftan çalışıyor;

-Selefi grupları eğitiyor ve silahlandırıyor. Bunu da Rusya’nın onayı ve siyasetinin sonuçlarıyla yapıyor. Rusya’nın izlediği politika Suriye’yi parçaladı. Bu siyasetin değişmesi gerek.

-Diğer yandan Türk devleti bugün sadece Suriye’de değil; Libya, Afganistan ve Mısır’da da savaşıyor. Avrupa’ya karşı çete gruplarını kullanıyor. Erdoğan ne zaman Avrupa ülkelerine tehditte bulunsa bu ülkelerde patlamalar, saldırılar oluyordu. Türk devleti bu çete gruplarını, herkesi tehdit edebileceği bir araç olarak kullanıyor.

Putin İtalya liderini gördüğünde şunu demişti: “İdlib’deki teröristler dünyanın dört bir yanına gönderiliyor, özellikle de Libya’ya.” Türk devletine bağlı Suriye’deki binlerce çete, Libya’da Hafter güçlerine karşı savaşıyor. Tüm dünya bunu bildiği halde Türk devletine göz yumuyor. Kapalı kapılar ardında, gizli toplantılarda bu durum tartışılıyor olabilir fakat açıktan bir şey söylenmiyor. Putin bir noktayı dile getiriyor ancak karşılığında ne yapacağı, tavrının ne olacağı belli değil. Bu da Rusya’nın ikiyüzlü siyasetinin bir parçası.

*Son olarak, yaşanan son gelişmeler göz önüne alındığında yeni bir Soçi mutabakatından bahsedebilir miyiz?

Soçi, 18 Eylül 2018’de gerçekleşti, şimdi bir anlamı kalmadı ve kırıldı. Başka bir Soçi gerçekleşirse eğer, bu yıl Eylül ayında Putin, Ruhani ve Erdoğan arasında yapılacak görüşmede gerçekleşir. Şimdi birbiriyle savaş halinde olan bu güçlerin o görüşmede savaşın dozajını yükseltme kararı vermesi ihtimali de var.

(cj)

ANHA


Diğer Haberler