İdlib’de Suriye devlet güçleri neden hedef alındı?

Rusya ile Türk devleti arasındaki 5 Mart Moskova anlaşmasına rağmen İdlib’de çatışmalar durmadı. Türk devleti Tahrir El Şam (eski adıyla El Nusra) çeteleriyle birlikte işgal ettiği bölgelere sürekli olarak ağır silahların yanında cephane ve asker sevk etmeye devam ediyor.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in 5 Mart’ta yaptıkları anlaşmanın ardından çatışmaların durdurulması kararı çıkmasına rağmen İdlib’de silah ve bomba sesleri neredeyse hiç durmadı. Çatışmaların durması bir yana, Tahrir El Şam çeteleriyle birlikte işgal ettiği bölgeyi adeta baştanbaşa cephaneye çevirirken, on binlerce askerini de bölgeye konuşlandırmış durumda.

Oysa Moskova anlaşmasına göre uluslararası alanda terör örgütü olarak tanınan Tahrir El Şam çeteleri Türk devleti tarafından kontrol altına alınacak ve İdlib’in tamamında askeri faaliyetleri durdurularak Rus ve TC askerleri birlikte M-4 uluslararası karayolunda ortak devriyeler gerçekleştirecekti.

Yine çatışmaların yoğun olarak yaşandığı İdlib’den sivillerin çıkması için koridorun açılması da taraflar arasında varılan anlaşmanın bir parçasıydı. Hatırlanacağı üzere bu anlaşma İdlib’de 36 Türk askerinin öldürülmesinin ardından gelmişti.

TÜRK DEVLETİNİN İDLİB’DE 59 ASKERİ ÜSSÜ BULUNUYOR

Astana’da Türkiye, İran ve Rusya arasında varılan anlaşma kapsamında Türk devleti, gözlem noktası adı altında İdlib’de askeri üs kurmaya başladı. İşgalci Türk ordusu son olarak 19 Nisan’da İdlib’de bir askeri üs daha kurdu. Türkiye’nin İdlib’deki askeri üs sayısı böylece 59 oldu. Türk devletinin İdlib’in Salva, Seman kalesi, Şeyh Ekil, El İs tepesi, Tokan tepesi, Serman, Enedan dağı, Zeytune, Mork, Güney Raşidin, Şer Mihar ve İştebrik bölgelerinde üsleri bulunuyordu. Bu üslerin ardından Enedan, Raşiden, Meir Hetat, Serakib, Terneb, Neyrab, Miher, Kimenas, Sermin, Teftenaz havaalanı, Maaret Nesan, Maaret Mesrin, Cine, Kefer Kermin, Tevame, 111. Tugay, Mestuma, Termanin, Etarib, Darit İzza, Berdekli, Nehliya, Muterim, Besinkul, Nebi Eyüp, Bizabor, Batibo, Kefer Noran, Ebzemo, Ram Hemdan, Mişerfa, Til Hetab, Bidama, Naciye, Zeyeniye, Hesaniye, Kifer, Birnas, Bidama, Eriha ve Cennet El Kura’da da üsler kuruldu.

Astana görüşmelerinde ortaya çıkan bir diğer karar ise, Türk devletinin bu noktalarda çeteler ile Suriye devleti arasındaki ateşkesi gözetleyecek olması idi. Ne var ki buda hiçbir zaman sahada karşılık bulmadı. Suriye’nin BM Temsilcisi Beşar El Caferi’nin açıklamaları da bunu doğruluyor. Caferi, BM Güvenlik Konseyi toplantısında Türk devletinin bu üslerde çetelere silah verdiğini ve Suriye devleti ile savaştırdığını söylemişti.

TÜRKİYE BİNLERCE ASKERİ ARACI İDLİB’E SEVK ETTİ

Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin  (SOHR) açıkladığı verilere göre Türk devletinin İdlib’de 3 bin 215 askeri aracı ve binlerce askeri bulunuyor. Her türlü savunma ve saldırı aracını İdlib’e getiren Türkiye, uluslararası bugüne dek sahada hiçbir anlaşmanın da gereklerini yerine getirmedi. Aksine sahadaki uygulamalarıyla giderek bölgeyi sistemli bir şekilde içinden çıkılmaz bir kaosa sürükledi.

ÇETELERİN SALDIRILARI ARTTI

Türk devletinin desteğini arkasına alan çete grupları, İdlib’de, Suriye hükümet güçlerine yönelik saldırılarını arttırdı. Huras El Din çeteleri Gab ovasında hükümet güçlerine yaptığı saldırıların ardından Tencera köyünü aldı. Saldırıda 36 Suriye askeri öldürüldü. 11 Mayıs’ta Suriye devlet güçleri çetelere yönelik kapsamlı bir operasyon başlattı ve operasyonda 19 çete öldürüldü. Tencera köyü çetelerden geri alındı. Bu çatışmalar Moskova anlaşmasından sonra en ağır kayıpların yaşandığı çatışma oldu.

RUSYA-SURİYE GERİLİMİ Mi?

Türk devletinin İdlib’de çete örgütleriyle ilişkileri her geçen gün derinleşirken, son dönemlerde bölgede en çok konuşulan ve direkt olarak İdlib’teki çıkmazı da etkileyen bir diğer gelişme Rusya’nın Esat’ı düşürmek istediğine dönük ortaya atılan söylemler ve yorumlar oldu.

Esat’ın düşürüleceğine dair yorumların, yazıların en fazla da Rus basının da yer bulması, hatta ilk olarak oradan dillendirilmesi, Rus hükümeti tarafından şimdiye kadar resmi olarak bir açıklama yapılmamış olsa da hayli dikkat çekici. 

Yine en fazla gündeme oturan bir diğer konu ise, ABD ve Rusya’nın anlaşmalı bir şekilde İran’ı bölgeden çıkarma planı yaptığı yönünde. İdlib’de Türk devletinin Moskova anlaşmasını baypas eden uygulamalarına Rusya’nın sessiz kalması, yapılan bu yorumların olabilirliğini güçlendiriyor.

Bu olasılıklar; analistler ve siyasal gözlemciler tarafından, idlib’de yaşanan gerilimin bir tarafında yer alan Suriye rejimi tarafından bilerek tırmandırıldığı, bu şekilde Moskova anlaşmasının boşa düşürülmeye çalışıldığı yorumlarına neden oluyor. Kimi gözlemcilere göre Suriye devleti de bölgede sivilleri hedef alıyor. Türk devletinin Moskova anlaşmasına rağmen bölgede bulunan onlarca çete örgütüne sürekli olarak askeri sevkiyatla yardım göndermesine, on binlerce askerini bölgeye konuşlandırmasına karşın, Suriye rejiminin tahriki tırmandırmak ve çatışmalı ortamı yeniden yaratmak amaçlı saldırılarını sürdürdüğü yorumlarını getiriyor.

‘SALDIRILAR ANLAŞMALIYDI’

Ancak tüm bu tartışma ve olası senaryolara bakıldığında, Suriye rejimi üzerinden geliştirilen yönelimin asıl ucunda bulunanın ise İran olduğuna işaret eden çokça yoruma rastlamak mümkün.

Akademisyen Dr. Semire El Mebid, “Bu gerginlik, rejim askerlerinin Rusya ve Türkiye arasında, gerilimi düşürmek için varılan anlaşmayı ihlal ederek bitirmesi amacıyla yapılan saldırılar sonrası geldi. Suriye devleti İdlib’i tamamen kontrol etmek ve milyonlarca sivile yönelik katliam girişiminde bulunmak istiyor. Rusya’nın son açıklamaları Suriye devletinin İran ve çete gruplarıyla olan ittifakından rahatsızlık duyduğunu gösteriyor” şeklinde konuştu.

Esad’ın İran’ın kararlarına göre hareket ettiğini belirten Semire, “Rusya, taraflarla yaptığı anlaşmalar çerçevesinde gerginliği düşürmeyi amaçlarken Esad, müttefiki İran ile birlikte bu anlaşmaları ihlal ediyor. Rusya’nın verdiği işaretlere baktığımızda İran’ın Esad’ın iktidarda kalmasını istediğini görebiliriz. İran, Suriye’ye girmenin tek kapısı olarak Esad’ı görüyor. ABD’nin bahsettiği tüm güçlerin Suriye’den çıkması demek Esad’ın da iktidardan inmesi anlamına geliyor. Esad’ın Suriye’de kalması İran’ın kalmasından farksızdır” ifadelerini kullandı.

(rr/cj)

ANHA


Diğer Haberler