​​​​​​​İmralı: Tecrit ve soykırım siyaseti-2 - Dilgeş ARYEN

Öcalan’ın barış ve uzlaşma çabaları, Türk devletinin tasfiye ve tecrit anlayışına takıldı. Kürt Özgürlük Hareketi 2004 yılında yeni bir kararla karşı karşıya kaldı.

Türk devleti, İmralı’da kurduğu rejimle tecrit ve izolasyonu hayata geçirmiştir. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barış ve uzlaşma önerilerini dinlemedi ve Kürt halkını yok etme politikasını sürdürdü. Kürt Özgürlük Hareketi 2004 yılında yeni bir kararın eşiğindeydi. HPG Komutanlık Konseyi, 28 Mayıs 2004 tarihinde 1 Eylül 1998'den beri yürürlükte olan ateşkes sürecinin artık sona erdiğini ve gerillaların 'pasif koruma'dan 'aktif meşru savunma'ya geçtiğini belirten bir açıklama yaptı.

1 HAZİRAN ATILIMIYLA BAŞLAYAN SÜREÇ

HPG'nin 1 Haziran 2004'te attığı bir adım olan Halk Kongresi 2. Kongresi, Kürt Özgürlük Hareketi'nin kararını resmen dünya kamuoyuna duyurdu. 1 Haziran 2004 adımı, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi tarihinde 'İkinci 15 Ağustos' olarak gerçekleşti.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da yeni bir model hazırlıyordu. Kürt Halk Önderi Demokratik Konfederalizm Projesi 21 Mart 2005'te Amed’deki Newroz kutlamaları sırasında açıklandı.

Halk Kongresi, 4 Mayıs-21 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği 3. Genel Topluluklar Toplantısında Demokratik Konfederasyon projesini ayrıntılı olarak tartıştı ve Kürdistan Topluluklar Grubu Anlaşması'na dönüştürdü.

KUŞ SESİNİ DAHİ DUYMASIN!

2008'de Türk devleti İmralı’da zoraki işkence yöntemlerini uygulamaya koydu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın saçları zorla kesildi, hücrenin etrafındaki ağaçlar kuşları uzak tutmak için kesildi.

2006'dan itibaren İmralı rejiminde 'beyaz işkence' olarak bilinen hücre cezası uygulaması rutin hale geldi.

MİLYONLARCA KİŞİ: ÖCALAN BENİM SİYASİ İRADEMDİR

Türk devletinin işkence rejiminin sona erdiği günlerde Kürtler, 10 ay süren tarihi kampanyasının ilk aşamasını tamamlıyordu. Özgür Yurttaş Hareketi'nin 2005-2006 yıllarında Türkiye ile Kürdistan arasında "Öcalan benim siyasi irademdir" adıyla başlattığı kampanyasının sonuçları 20 Ekim 2006'da Ankara'da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Yüz binlerce kampanya eylemcisi Türk polisi tarafından tutuklanmasına rağmen 2 milyon 243 bin kişi "Ben Kürdistanlıyım ve Abdullah Öcalan'ı Kürdistan'da siyasi temsilcim olarak görüyorum ve kabul ediyorum" diyerek imzaladı.

İmzalandığı günden bu yana 10 milyonu aşacak olan bu kampanya ilk değildi. Daha önce de çeşitli isimler altında İmralı’daki tecrit sistemini kırmak, Öcalan'ın sağlık ve yaşam koşullarını iyileştirmek ve en önemlisi de Öcalan’ın özgürleştirilmesi için kampanyalar düzenlenmişti.

YENİ YÖNTEMLER KULLANILDI

Önder Abdullah Öcalan’ın iradesinin her türlü işkence ve tecrit yöntemiyle kırılmamasının ardından etrafından milyonlarca insan toplandı ve Türk devleti İmralı’da yeni yöntemleri devreye koymaya başlayacaktı. Önder Öcalan’ın zehirlenmiş olabileceği ihtimali üzerine 2007 yılında saçından alınan numuneler İsveç ve İtalya’daki laboratuvarlarda incelendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın saçından alınan numuneler Önder Öcalan’ın sağlığı hakkında kesin bilgiler verecekti. Kürt halkının merakla beklediği açıklama 1 Mart 2007 tarihinde Kürt Halk Önderi’nin 66 gün kalmış olduğu İtalya’nın başkenti Roma’da yapıldı.

Uzman heyet tarafından imzalanan raporlara göre, Kürt Halk Önderi zehirlenmişti. Roma’daki basın toplantısının ardından Kürt kurumları art arda açıklamalar yaptı. Murat Karayılan, kamuoyuna yaptığı açıklamada, Kürt Halk Önderi’nin odasının boyanması sonucu zehirlenmiş olabileceğini, odanın boyanması için ihalenin MHP çevresinden kişilere verildiğini ve bu şirketin boyanın içine zehirli maddeler kattığına dair bilgilere sahip olduklarını söyledi.

ÖCALAN’IN SAĞILIĞI BİZİM SAĞLIĞIMIZDIR!

Bunun üzerine Kürdistan, Avrupa ve dünyada birçok ülkede yüzbinlerce insan sokaklara akarak, “Öcalan’ın sağlığı bizim sağlığımızdır” dedi. Önder Öcalan’ın zehirlenmesine karşı harekete geçmek istediler. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kürtlerin sivil itaatsizlik eylemlerini, yürüyüşlerini ve eylemlerini görmezden gelmesi üzerine 18 Kürt siyasetçi, 11 Nisan 2007 tarihinde Fransa’nın Strasbourg kentinde süresiz açlık grevi eylemini başlattı.

Yaklaşık 500 kişinin de dönüşümlü olarak destek verdiği bu açlık görevi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Yaşamla mücadele edin” mesajıyla 39’uncu günde sona erdi. 

KCK’NİN KURURLMASI

Kongra-Gel'in 17 Mayıs 2005’de Kürdistan’ın dört parçası ve Avrupa'dan 213 delegenin katılımıyla KKK adı Önder Abdullah Öcalan’ın çizdiği çerçevede Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) olarak değiştiriliyor. KCK, KKK’den farklı çatı kurumu olarak tüm parçaların temsilcilerini içine alarak faaliyet gösteriyor.

ARTIK YETER!

Bu arada İmralı’da art arda hücre cezaları veriliyordu. Öcalan’ın durumu ve sağlığı kötüleşiyordu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın gittikçe kötüleşen sağlık durumu ve üst üste verilen 5 hücre cezası KONGRA GEL’’in 11-16 Eylül 2007 tarihleri arasında gerçekleştirdiği kongresinin gündemindeydi.

Delegeler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki işkence ve tecride ilişkin şunları söyledi; ‘Artık yeter!’ Bu slogan kongreye damgasını vurdu. Böylece kongrede, “Artık yeter, “Önderlik yaşasın ve yaşat” şiarıyla kararı alındı ve milyonların sahiplendiği bir kampanya başlatıldı.

KCK OPERASYONLARI

14 Nisan 2009’de, “KCK Operasyonları” adıyla “siyasi soykırım operasyonları” süreci başlatıldı. DTP ve BDP yöneticileri, belediye başkanları, sendikacılar, öğrenciler, gazeteciler, akademisyenler ve insan hakları savunucuları gözaltına alınıp tutuklandı.

AMARA YÜRÜYÜŞÜ

On binlerce Kürt, Önderliğe bağlılıklarını göstermek için 2009’da Önder Öcalan’ın doğduğu yer olan Amara’ya yürüyüş gerçekleştirdi. Amara’ya yürüyenler devletin engellemeleriyle karşılaştı. Türk devlet güçleri, Mustafa Dağ ve Mahsum Karaoğlan adlı iki Kürt genci katledilirken, onlarca genç ise yaralandı.

İMRALI’DAN YOL HARİTASI

Kürt Halk Önderi Öcalan, Yol Haritası’nı 20 Ağustos 2009’da İmralı Cezaevi yönetimine teslim etti. Türk devleti soruna 10 maddede çözüm bulan yol haritasına el koydu. Bir buçuk yıl sonra yol haritası kamuoyuna ulaştı.

HABUR’DAN GELEN BARIŞ GRUBU

Kürt Halk Önderi, İmralı’ya giden devlet heyetiyle yaptığı görüşmenin ardından siyasetin tıkandığını belirterek, sürecin önünü açmak için Barış Grupları’nın Türkiye’ye gelmesi istedi. Bu çağrının ardından 19 Ekim 2009’da Kandil ve Mahmur Mülteci Kampı’dan 4’ü çocuk 34 kişilik Barış ve Demokrasi Çözüm Grubu Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. Barış gruplarını Habur’da yüzbinler karşıladı, barış grubu Diyarbakır’a ulaştığında tarihi sahneler oluştu.

2011’DEN SONRA AVUKAT GÖRÜŞMELERİ

Önder Öcalan üzerindeki tecrit 2011 yılının ortalarından itibaren daha da ağırlaşarak ve yeni bir boyuta ulaştı. 27 Temmuz 2011’den sonra Önder Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmedi. Ayrıca 2010 ve 2011 yıllarında Önder Öcalan ile görüşen avukatların çoğu 22 Kasım 2011 tarihinde gözaltına alındı, bunlardan 36’sı tutuklandı.

İMRALI KAPISI DİRENİŞLE KIRILDI

Türk devleti Temmuz 2011’de İmralı kapılarını avukatlara kapattı ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi en üst düzeye çıkardı. Bu Kürtlerin öfkesini artırdı. Kürdistan, Türkiye ve Avrupa’da direniş yeniden başladı.

1 MART 2012’DE BAŞLAYAN DİRENİŞ

Kürt Özgürlük Hareketi, savaş cephesiyle birlikte hem diplomasi hem de diaspora da tecridin kırılması için eylemler için karar aldı. Aralarında siyasetçi, avukat ve gazetecilerin de bulunduğu Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nin 15 üyesi 1 Mart 2012’dE Fransa’nın Strasbourg kentinde St. Maurice Kilisesi önünde Önder Öcalan’a özgürlük talebiyle süresiz dönüşümsüz ve dönüşümlü açlık grevine başladı.

Kürtlerin direnişi Strasbourg’daki direnişle sınırlı kalmadı. 25 Haziran 2012’de Avrupa Konseyi önünde uzun süreli bir eylem başlattılar. “Özgürlük Eylemi” adı verilen bu eylem halen devam ediyor ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan özgür kalan kadar sürdürülmesi planlanıyor. Avrupa’da en uzun süren eylem olarak kayıtlara geçen Özgürlük Nöbeti, Avrupa’nın dört tarafından Kürtlerin katılımıyla devam ediyor.

12 EYLÜL’DE BAŞLAYAN DİRENİŞ

12 Eylül’de başlayan direniş, büyüdü ve İmralı kapılarına bir darbe vurarak kırdı. Türkiye hapishanelerinde bulunan bir grup siyasi tutsak, Öcalan’ın sağlığını, güvenliğini ve özgürlüğünü talep ederek bedenlerini açlığa yatırdıklarını ilan ettiler. Protestoya zaman geçtikçe PKK ve PAJK’lı tutsaklar da eyleme katıldı ve buna paralel olarak Kürdistan’ın dört parçasında, Türkiye ve Avrupa’da büyük protestolar başladı.

69 günlük açlık grevi ve direniş süreci, Önder Abdullah Öcalan’ın, “Eylem amacına ulaşmıştır” mesajıyla sona erdi ve İmralı’da çözüm masası yeniden kuruldu. Aynı yılın sonunda devletin üst yetkililerinin açıklamasıyla İmralı’daki resmi görüşme trafiği kamuoyuyla paylaşıldı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Aralık 2012’de TRT’deki konuşmasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın adını vermeden, “Biz İmralı ile görüşüyoruz” dedi.

İmralı: Tecrit ve Soykırım Siyaseti-1 - Dilgeş ARYEN

ANHA


Diğer Haberler