İnsanlığın en büyük gücü YPG

Rojava’da halkın hak ve özgürlük talebi ile birlikte yarattığı demokratik ulus projesini savunma temelinde kurulan YPG ve YPJ, kısa süre içerisinde tüm dünyayı DAİŞ gibi insanlık dışı çete gruplarına karşı koruyan evrensel bir insanlık gücüne dönüştü.

Kürdistan’ı dört parçaya bölgen egemen sömürgeci sistem, Kürt halkını yıllar boyunca talan, katliam ve asimilasyon politikalarından geçirdi. Özgürlük ve onuru için direniş gösteren Kürtler, işgalci devletlerin saldırıların yanı sıra uluslararası komplolara maruz bırakıldı.

Rojava’da da Kürtler, işgalci devletler arasında Kürt katliamı üzerine imzalanan anlaşmaların kurbanı oldu. Bu anlaşmaların en iyi örneklerinden biri olan Adana mutabakatı ile Kürtler bir kez daha katliam ve komplolarla karşı karşıya kaldı. Türkiye ve Suriye rejimi arasında imzalanan anlaşma ile Kürtlerin dili, kültürü ve varlığı yok edilmek istendi. Qamişlo’da 2004 yılında yaşanan başkaldırı ile birlikte egemen devletler, Kürtleri başka bir halkın eliyle katletmek istedi.

HALKLAR FAŞİZME BAŞKALDIRDI

Suriye’de 2011 yılında halklar, faşist rejime karşı başkaldırdı. Adalet, özgürlük ve hak talebiyle alanlar çıkan halk, rejim tarafından bastırılmak istenirken; Libya, Mısır ve Tunus gibi ülkelerde halk kazanımlarını İhvancılar eliyle engellemek isteyen Türkiye, Suriye’deki halk ayaklanmasına da yöneldi. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, halkların taleplerini Osmanlı’yı yeniden inşa hayalleri çerçevesinde kullanmak istedi ve İhvancılar ile birlikte hareket etti.

KÜRTLER İKİ DİKTATÖR REJİME KARŞI DİRENDİ

Rojava’da yaşayan Kürtler ise bir yandan diktatör rejime başkaldırırken, bir yandan da Türk devleti ve desteklediği çetelerinin saldırılarına maruz kalıyordu. Kürtlerin karşı karşıya kaldığı her iki taraf da yüzyıllardır Kürt soykırımı çerçevesinde bir ortaklık içerisindeydi.

DEMOKRATİK ULUS PROJESİ HEDEF ALINDI

Bu çerçevede Rojava’daki Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) öncülüğünde halklar demokratik ulus projesini esas aldı. Bu projeye göre, halkları katliamlardan geçiren iktidar sisteminden uzak ve tüm halk ve inançların hak ve taleplerinin garanti altına alındığı ortak bir yaşam hedeflendi. Buna göre her bölgenin özel yapısına göre Özerk Yönetimler kurulacaktı.

Özerk Yönetim çatısı altında demokratik ulus projesini hayata geçiren Kürt halkı, yaşam alanlarını da saldırılara karşı korudu.

YPG DEMOKRATİK SİSTEMİ KORUMA ÜZERİNE KURULDU

Halkların tüm hak ve talepleri ile ortak bir yaşam sürdürmesini bir tehdit olarak gören başta Türk devleti olmak üzere egemen sistem, örgütledikleri çete gruplarını Rojava’ya saldırdı. Bunun üzerine YPG, bölge halkları ve demokratik sistemlerini korumak üzere 2011 yılında resmi olarak ilan edildi. YPG, kısa süre içerisinde bölgenin tamamında örgütlenerek etkin direnişe geçti.

BÜTÜN HALKLARI ÇATISI ALTINA ALDI

İlan edilen bu güç, kısa zaman içerisinde itibar kazandı, büyüdü ve bütün halkların çatı savunma gücü oldu. Çünkü halkın kendini savunmasını sağladı ve demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü fikri kendine esas alıyordu. Bu esas üzerine de farksızın yurdunu ve topraklarını savundu.

Görevini tamamlamasının ardından Rojava halklarının güvenini kazanan YPG’ye, Kürt, Arap, Süryani ve Êzidi halkları katılmaya başladı.

Halk Savunma Birlikleri’nin 4 Nisan 2013 yılında yarattığı güç ile halk arasında özgüven kazandırarak, Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) ilan edildi ve genel çalışmalar dışında özgün kadın çalışmaları başladı.

ROJAVA GENELİNDE VARLIĞINI İSPATLADI

YPG ve YPJ kısa bir süre içerisinde Rojava genelinde varlığını ispatladı. Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinin çoğunu El Nusra ve Ehrar El Şam gibi çete gruplarından özgürleştirdi.

YPG ve YPJ, geçen 8 yıl içerisinde birçok savaşla ve direnişle karşı karşıya kaldı, bunların bir kısmı QSD çatısı altında savaşarak Rojava ile Çiyayê Şengal (Şengal Dağı) arasında insani koridor açtı. DAİŞ’in katliam yaptığı Şengal’de, 300 bin sivili çetelerden özgürleştirerek Rojava’ya güvenli bölgeye aldı. Fakat bu uğurda 150 savaşçı şahadete ulaştı.

Bunun yanı sıra dünyada direnişin sembolü olan Kobanê’de, Türkiye’nin desteklediği DAİŞ çetelerini yenilgiye uğrattı. 15 Eylül 2014’ten Haziran 2015’e kadar, Kuzey ve Doğu Suriye ve Güney Rojava’nın birçok alanını özgürleştirdi. Tilhemîs, Tilbirak, Ceza, Hol, Kezwan dağı, Sirîn, Girê Spî, Eyn Îsa ve Minbic’ten oluşan bu alanları çetelerden özgürleştirirken, çetelerin yönü Reqa ve Dêrazor’a kaydı.

2014 yılının kış mevsiminde, YPG ve YPJ Koalisyon güçlerinin koordinesiyle DAİŞ çetelerine karşı mücadele yürüttü ve böylece Koalisyon güçleriyle ortak mücadele devam etti.

YPG-YPJ, QSD’NİN ALTYAPISINI OLUŞTURDU

Halk Savunma Birlikleri’nin ilk ilanı sırasında Kürtler öncü rolü oynarken, Demokratik Ulus Projesi’nin kuruluşuyla beraber farklı bileşenlerde çetelere karşı mücadelede yer aldı.

Halk Savunma Birlikleri Örgütü, devletin askeri örgütü değil toplumsallığı, bütün bileşenlere hitap eden bir öz savunma örgütüdür.

Son olarak askeri güç rolünü ve görevini iyi yaptığı için birçok kazanımlar elde etti. Suriye halklarının umudu oldu, bu esas üzerine birçok farklı askeri güç ilan edildi. Bunlar içinde ise 15 Ekim 2015’te kurulan (Demokratik Suriye Güçleri) QSD’nin altyapı inşası oldu.

ANHA


Diğer Haberler